Mucizevi Olaylar

Sponsorlu Bağlantılar
amca annesi bana cami dona dua elimi esrarengiz olaylar gece kenti manzara nurdan olay suda taksi tam bu topu yapan yemek yok Mucizevi Olaylar Dünyadaki Mucizevi Olaylar mucize olaylar mucizevi olaylar dünyadaki mucizevi..

1999 Deprminde Görülen 5 Mucize

valla o anda sölenenler
1999 Gölcük depreminden sonra ortalıkta bir sürü esrarengiz olaylar anlatılmakta. Ne kadar doğru bu söylenenler bilinmez ama hayret edilmeyecek türden de değil bu anlatılanlar…(Buradan 1999 Gölcük depreminde hayatını kaybeden insanlarımıza YÜCE MEVLAMDAN rahmet diliyorum.)

OLAY-1=> O gece bayanın birisi doğum için eşiyle beraber bir taksiyle hastahaneye gidiyorlarmış.Taksi tam Eyüp şehitliğinden geçerken doğum sancıları tutan bayan kafasını sağa sola çevirmeye başlamış.İşte tam bu sırada bayanın gözü şehitliğe ilişmiş.Bayan gördüğü manzara karşısında dona kalmış.Bütün şehitler kabirlerinden kalkmış elleri semada dua ediyorlarmış.

OLAY-2=> Aynı saatlerde Eyüp Sultan Camisinin önünde taksicilik yapan bazı kişilerin anlattıklarıda insanı hayretler içerisinde bırakıyor.
-Taksinin içerisinde oturmuş müşteri bekliyordum.Gözüm birden Cami’nin duvarına ilişti.Duvarları nurdan varlıklar kaplamış tutuyorlardı.Mezarlıklarda yatanlar kalkmış hep beraber dua ediyorlardı.

OLAY-3=> Enkazdan 4 gün donra çıkan bir çocuğa su ikram etmişler.Çocuk;
-Su ve yemek ihtiyacım yok.Yaşlı bir amca bana suda yemekte verdi.

OLAY-4=> Denizden çok büyük bir ateş topu yükselmiş.

OLAY-5=> O gece yıldızlar bir başkaymış.Çoğu insanın anlattığı – sanki elimi uzatsam yıldızları tutacak gibiydim.

Herkes Bu Mucize Kadını Konuşuyor!


Karla’nın ağzına bir tüfekten ateşlenen bomba saplanmış. ..

Meksika’da “mucize kadın” olarak anılmaya başlayan Karla Flores’in başından geçenleri dinleyenler, duyduklarının gerçek olduğuna inanmakta zorlanıyor.
Üç çocuk annesi Karla, uyuşturucu kartellerinin en yoğun olduğu Sinaloa eyaletinde kimsenin aklına gelmeyecek bir şiddet olayının mağduru oldu.

Culiacán kentinde sokakta yemek satarak geçinen 32 yaşındaki Karla, bir patlama sesi duyduktan birkaç saniye sonra kendini yerde buldu. Suratına bir cismin çarptığını anlayan kadın, elini ağzına götürdüğünde kanlar aktığını gördü.

Nefes almakta zorlanan talihsiz kadın, olduğu yerde bayılırken, yardımına koşanlar gördüklerine inanamadı. Karla’nın ağzına bir tüfekten ateşlenen bomba saplanmıştı.

Hemen hastaneye kaldırılan Karla kendine geldiğinde doktorlar ağzına saplanan cismin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. X-ray ve tomografi çekildikten sonra, talihsiz kadının ağzına her an patlamaya hazır bir bombanın olduğu anlaşıldı.

Karla, gerçek anlaşıldığı zaman yere düşmeden önce duyduğu sesin bir bomba atardan geldiğini anladı. Doktorlar, patlaması halinde 10 metre mesafedeki herkesi öldürebilecek bomba nedeniyle hastaneyi boşalttı.

Dahası, doktorların çoğu Karla’yı ameliyat etmek istemedi. Sonunda, Dr. Gaxiola Meza, ameliyatı yapmayı kabul etti ve kendisine yardımcı olacak gönüllüler istedi.

Anestezi uzmanı Felipe Ortiz ve Cristina Soto, hemşire Rodrigo Aredondo ve cerrah Lidia Soto gönüllü oldu.

AÇIK ALANA GÖTÜRÜLDÜ

Meksika ordusu, yardım etmeleri için patlayıcı uzmanları gönderdikten sonra, doktorlar tüm ameliyat malzemelerini alarak Karla’yı boş bir araziye götürüldü.

Lokal anestezi uygulanan Karla’nın nefes alabilmesi için boğazında delik açılırken, doktorlar askerlerin yönlendirmesiyle kadının suratına saplanan bombayı çıkardı.

Gece yarısına doğru ameliyat sona erdi. Karla, dişlerinin yarısını kaybetti ve sağ yanağında dev bir ameliyat izi kaldı. Doktorlar mucize kadının sağlığına tamamen kavuşması için daha üç sene ameliyat olması gerektiğini belirti.

Polis, Karla’nın neredeyse ölümüne neden olayın sorumlularını arıyor.

İnşaat Kazasından Mucize Kurtuluş [+15]

Dünyanın en kalabalık ülkesinde gerçekleşen bir inşaat kazasında mucize bir kurtuluş yaşandı.

43 yaşındaki marangoz Lui Jian, Sichuan bölgesinde çalıştığı inşaatta dengesini kaybedince bir demirin üzerine düştü.
Boynunun hemen altından giren demir çubuk, omuriliğinin altından geçti ve iç organlarına zarar vermeden karaciğerinin altından dışarı çıktı. Hemen hastaneye kaldırılan adam mucize eseri kurtarıldı.




Sudaki Mucizevi Olaylar…!!!

İnsanın yüzde 70’i su. Suyun da duyguları var. Ona kötü şeyler söylediğinizde üzülüyor, iltifat ettiğinizde seviniyor. Yanında dua ettiğinizde güzelleşiyor. Üstelik bunlar suyun yüzüne, fotoğraflara yansıyor!

Güzel bir söz duymak hepimizin hoşuna gider. Suyun da hoşuna gidiyor. Su, aynı bizler gibi, hatta bizden daha da hassas bir şekilde, etrafında olup biten her şeye tepki veriyor.

Gürül gürül çağladığı bir şelaledeyken çok mutlu; klorlanmış bir şekilde musluk içinde akarken mutsuz. Sevgi sözcüklerine olumlu tepki veriyor; nefret sözcüklerine olumsuz. Dua edilmesi suyu güzelleştiriyor, berraklaştırıyor. Dinletilen müzik türlerine tepki veriyor.

Bütün bunları nasıl biliyoruz? Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto’nun çektiği fotoğraflardan. Emoto, topladığı su numunelerini dondurup eksi beş derecede fotoğraflarını çekti. İnsan eliyle müdahale edilmemiş suların olağanüstü güzellikte kristaller oluşturduğunu gördü. Kirli su kaynaklarından veya musluk suyundan aldığı örneklerse, kristalleşemedi veya deforme olmuş kristaller oluşturdu.

Suya müzik dinletildiğinde veya su şişesinin üzerine bazı kelimeler yazıldığında alınan sonuç da son derece etkileyici. “Teşekkürler”, “sevgi ve şükran (en üstteki fotoğraf), “melek” yazılı kağıtlarla sarılan şişelerde bulunan su kristalleri dantel gibi ince motiflerle süslü. “Beni hasta ediyorsun. Seni geberteceğim.” yazan şişedeki su ise kristal oluşturmuyor. “Şeytan” yazılı kağıtla çevirili şişedeki su, kapkaranlık bir delik görünümü veriyor. Su, kelimeler kadar, manzara resimlerine de tepki veriyor.

Heavy metal türü müzik dinletilen su örnekleri kristal oluşturmazken, klasik müzik veya halk ezgileri dinletilen su yumuşak şekilli, güzel kristaller haline geldi.

Dua etmenin de olumlu etkisi olduğunu gözlemleyen Emoto, bir gölün dua etmeden önce ve duadan sonra su örneklerini fotoğrafladı. Duadan sonra su kristali daha berrak ve net bir şekil aldı.

Mikrodalga fırın – şeytan benzerliği

Emoto, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, mikrodalga fırın gibi elektromanyetik dalgaların suya verdiği zararı da çektiği fotoğraflarla belgeledi. Çektiği fotoğraflarda çok şaşırtıcı bir benzerlikle karşılaştı. Suyun Gizli Mesajı’nda yazdığı gibi bu benzerlik şöyle: “Mikrodalga fırında ısıtılan damıtılmış su, “şeytan” sözcüğü karşısında elde edilene benzer bir kristal oluşturdu.”

Su insan vücudunun da parçası

Emoto, “Suyun Gizli Mesajı” kitabında, su ile yaptığı çalışmanın insan dünyasına da ışık tuttuğunu şu sözlerle ifade ediyor: “İnsan bedeninin ortalama yüzde yetmişi sudan oluşur… Başka bir deyişle bizler büyük kısmı sudan oluşmuş varlıklarız….

İnsanın mutlu ve sağlıklı bir hayat sürmesinin yolu bedeninde bulunan yüzde yetmiş oranında suyun saflaştırılmasından geçer…. Sürgit devinim halinde olan akarsular nispeten saf kalmayı başarmıştır. Durgun su ölüdür. Hasta bir bedende suyun – ya da kanın – dolaşımı genellikle durağan hale geçmiştir.

Peki ama bedenimizdeki kan akışı neden durağan hale gelir? Bu durumun duygularımızın durağanlaşmasıyla doğrudan ilişkisi var. Bilimsel araştırmalar ruh halimizin ya da zihinsel durumumuzun bedenimizi doğrudan etkilediğini uzun zaman önce ortaya koydu. İçiniz yaşama sevinciyle doluyken, hayattan zevk alırken kendinizi fiziksel olarak da çok iyi hissedersiniz ama üzüntülü ya da kederli olduğunuzda bedeniniz bunu bilir.”

“Hastalıklar toplumun yozlaşmasıyla bağlantılı”

Gene kitaptaki ifadelere göre, yaşadığımız ruhsal veya bedensel hastalıklar, içinde yaşadığımız toplumla bağlantılı. Aynı, okyanus içindeki bir damla suyun, bütün okyanusu hissetmesi gibi… Emoto’nun sözleriyle: “ Bedenleri ve ruhları yaralanmış insanlarla karşılaştıkça, hastalık dediğimizin aslında kişisel bir şey değil de, bütün bur toplumun yozlaşmasıyla doğrudan bağlantılı bir durum olduğuna giderek daha fazla ikna oluyorum.

Bozulan dünyamız için bir şeyler yapmayıp yaralı ruhlarımızı iyileştirmediğimiz sürece fiziksel hastalıklar yüzünden acı çeken insanların sayısında hiçbir azalma olmayacaktır. …. Dünyadaki bozulma aslında ruhun bozulmasıdır ve bu darbe, etkisini bütün evrende gösterir.”

Su kaynağına yakın olmak önemli

Şehir koşullarında tertemiz bir pınar suyu bulup içmek hayal gibi. Pınarlardan gelen sular plastik kaplarda giriyor evimizden içeri. Bu sorun kitapta şöyle ifade ediliyor: “ Suyun başka maddeleri çözündürüp taşıyıcılık yapmak gibi eşsiz bir özelliği de vardır.

Ne kadar çok maddenin suyun içinde çözünebildiğini bir düşünün; tabii suya yeniden o ilk ve saf halini kazandırmanın da ne denli güç olduğunu da düşünün. Yarı iletken teknolojisinde ve kimyasal fabrikalarda, suyu mümkün olduğunca saf, özgün haline dönüştürebilmek için kullanılan özel su arıtıcılarının ne kadar işe yaradığı tartışmalı bir konudur.

Buralarda arıtılan su, her koşulda suda çözünecek katışıklı yabancı maddeleri barındıran plastik (ya da farklı maddelerden yapılmış) depolarda tutulur. … Tertemiz görünen içme sularıyla kaynak sularının pek çok katkı maddesi ve mineraller barındırdığını öğrenmek sizi şaşırtmayacaktır.”

Yazılanlar gerçekten düşündürücü. Saf su, ancak su kaynağından içilebiliyor. Belki toprak, tahta veya cam kaplarda taşınması da sağlıklı ama çoğu evde satın alınan plastik damacanalar ve pet şişeler su taşımak için uygun malzemeler değil. Su kaynağına yakın olmanın önemini yabancı şirketler çoktan anlamış olacaklar ki, uluslararası gıda üreticileri ülkemizde bulunan su kaynaklarını birer birer satın alıyorlar.

Dünya Ticaret Örgütü de yirminci yüzyılın petrol savaşlarıyla başladığını ancak yirmi birinci yüzyılın su savaşlarına sahne olacağını iddia etmişti.

“Kirlilik önce bilincimizde başladı”

Emoto, yağmur sularının dahi kirlendiği bir dünyada yaşadığımızdan bahsediyor: “Aslında kirlilik öncelikle kendi bilincimizde ortaya çıktı. Neye mal olursa olsun konforlu bir yaşam tarzı istediğimizi düşünmeye başladık. Bu bencilliğin bizi çevre kirliliğine götürdüğü aşikardı aka durmak bilmedik ve şimdi en ücra köşesi bile zehrimizden nasibini almış bir gezegende yaşıyoruz.

Belki de artık insanı kötücül, şeytansı bir varlık olarak görmekten vazgeçmemizin zamanı gelmiştir. Bana kalırsa içimizdeki o eşsiz yetenekleri fena halde azımsıyoruz.

Çevre sorunlarının nasıl bu hale geldiğini, insanların neden böylesine karmaşa içinde yaşadıklarını ve uygarlığımızın bizi nasıl bir sona sürüklediğini düşünmeye başladığımdan beri bu projeyi hayata geçirmek istiyordum. Bütün bunların müsebbibinin öncelikle bilim çevrelerindeki çürüme ve yozlaşma olduğunu düşünüyorum; ayrıca otoritelerin bilinçli olarak böyle bir toplum biçimlendirmekte olduklarını da düşünüyorum.”

“Suyun mesajı sevmek ve şükretmektir” diyor Emoto. “Sürgit tekrarladığım gibi, sevgi ve şükran duygularının ışığından sapmamayı öğrenmek zorundayız. Şükretmek, sevgiyle dolu bir yürek yaratır. Sevmekse, şükran duygusunu doğru hedefe yöneltmemizi sağlar. Su kristallerinin açıkça gösterdiği gibi, sevmek ve şükretmek bütün dünyaya yayılabilir.

Biz insanların çok önemli bir vazifesi var: suyu yeniden tertemiz hale getirip yaşamaya değer, sağlıklı bir dünya yaratmalıyız. Bunun için de ilk önce kendi ruhumuzu temizlediğimizden emin olmalıyız.”

Suya hiç bu kadar hayrna kalmamıştım dogrusu….Meger bize basit gibi gelen şeylerın altında ne muaazam sırlar yatıyormuş

saygılar…

Kıbrıs Harekatında Yaşanan Esrarengiz Olay

Yaşanmış bir olay:

1974;teki Kıbrıs çıkarmasına katılan bir asker anlatıyor:

“Çok şiddetli bir taarruz vardı. Mermiler kulağımızın dibinden geçiyordu. Siperde daha önce hiç görmediğim bir asker yanıma yaklaştı. Belli ki bizim birlikten değildi. Bir zarf çıkardı ve:
-”Memlekete dönünce bu zarfı, üzerindeki adrese bırakır mısın?”
-”İkimiz de döneriz inşallah” dedim.

Israrla kendisinin dönemeyeceğini, benim ise memleketime ve aileme kavuşacağımı söylüyordu. Biraz isteksiz de olsa zarfı aldım. Ancak o çatışma sırasında birbirimizi kaybettik. Taarruz bitip memlekete döndüğümden bir-iki yıl sonra eski eşyaları karıştırırken o zarfı buldum. Unuttuğum görevi, geç te olsa yerine getirmek için İstanbul;a gittim. Üzerindeki adres, Aksaray;da eski bir eve götürdü beni. Kapıyı yaşlı bir amca açtı.

-”Merhaba amca. Ben Kıbrıs;ta savaşan oğlunuzdan bir mektup getirdim. Belki kendisi de gelmiştir.”
-”Bizim Kıbrıs;ta savaşan bir oğlumuz yoktu”

Beni içeri davet ettiler. Eşi, bir fotoğraf albümü ile geldi. Fotoğrafları gösterip:

-”Sana zarfı bu genç mi verdi?”
-”Evet. Çok iyi hatırlıyorum. Buydu.” ve işte o an beni şok eden ve hala aklımı başımdan alan şu cevabı verdi:

-”Bu çocuk benim oğlumdu. Fakat onu 15 sene önce Kore harbinde şehit verdik…” “

Etiketler:mucize olaylar mucizevi olaylar dünyadaki mucizevi olaylar mucizeli olaylar dünyada görülen mucizeler mucıze olaylar mücizevi olaylar muciz olaylar dünyada mucizevi olaylar mucizeolaylar mücize olaylar dünyanın en mucizevi olayı MUCİZEVİ OLAYLAR MUCİZELİOLAYLAR allahın esrarengiz mucizeleri mucızevi olaylar mucuzevi olaylar dunyanin 8 mucuzesi perili köşk mucize olaylar 1999 mu
"Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı": İletişim Yayınları tarafından İslam Çupi'nin yazılarından derlenerek oluşturulan serinin ikinci kitabı.
Olayların dili (spiritüalizmde): Birçok kimsenin farklı anlamlarda kullandığı “olayların dili” ifadesi, neo-spiritüalist terminolojideki temel terimlerden biridir.
Uluslararası İlişkilerde Olaylar ve Yorumlar: Uluslararası İlişkilerde Olaylar ve Yorumlar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerinin çıkardığı süreli yerel bir uluslararası ilişkiler dergisidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir