Murada Ermek İçin Dua

bana hediye insana kabul namaz rabbi ya Murada Ermek İçin Dua Sevgiliye Kavuşma Duası murada ermek için okunacak dua murada ermek için d..

Murada Kavuşmak İçin Okunacak Dua…

“Fetavai kari-ül-hidaye”de diyor ki:
Dileği olan kimse yatacağı zaman abdest almalı temiz bir örtü üzerinde oturup üç defa salevât okumalı sonra herbirine Besmele çekerek on Fâtiha ve sonra onbir İhlâs okumalı sonra üç salevât okumalı sonra sağ yanı üzere yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl olacağını biiznillah rü’yâda görür.
“Mekatib-i şerife” kitabında buyuruldu ki: Hacetlere dileklere kavuşmak için iki rekat namaz kılıp sevabını silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli bunların hürmeti için diyerek duâ etmelidir. Mesela “Ya Rabbi filan yere sağ sâlim gidip gelmek nasib eyle filan sıkıntıdan beni kurtar.” gibi duâ ettikten sonra “Bu duâmı silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle” demelidir!
Âmâ bir zat gelip “Ya Resûlallah! Allahü teâlâya duâ et gözlerim açılsın” dedi. Peygamber efendimiz de “Kusursuz bir abdest al! Sonra ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi bu yüce Peygamberi bana şefaatçı eyle! Onun hürmetine duâmı kabul et” duâsını okumasını söyledi. O da abdest alıp duâ etti. Hemen gözleri açıldı.
Bu duâyı müslümanlar her zaman okumuşlar ve maksatlarına kavuşmuşlardır. Ancak namaz kılmıyanın haram işliyenin ve kalbi gafil olan ettiği duâdan tam netice alamaz.Ehl-i sünnet itikadında olmıyanın okuması faide vermez. Hak teâlâ herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Bir şeye kavuşmak istiyen o şeyin sebebine yapışmalıdır. Rabbimiz insana sıhhat şifa vermek için duâ etmeyi sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayı sebep yapmıştır.

Murada Kavuşma Duası

“Fetavai kari-ül-hidaye”de diyor ki:
Dilegi olan kimse, yatacagi zaman abdest almali, temiz bir örtü üzerinde oturup, üç defa salevât okumali, sonra herbirine Besmele çekerek on Fâtiha ve sonra onbir Ihlâs okumali, sonra üç salevât okumali, sonra sag yani üzere, yüzü kibleye karsi olarak ve sag elini sag yanagi altina koyarak yatip uyumalidir. Niyet ettigi seyin nasil olacagini, biiznillah rü’yâda görür.

“Mekatib-i serife” kitabinda buyuruldu ki: Hacetlere, dileklere kavusmak için, iki rekat namaz kilip, sevabini silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunlarin hürmeti için diyerek duâ etmelidir. Mesela, “Ya Rabbi, filan yere sag sâlim gidip gelmek nasib eyle, filan sikintidan beni kurtar.” gibi duâ ettikten sonra, “Bu duâmi silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle” demelidir!

Âmâ, bir zat gelip, “Ya Resûlallah! Allahü teâlâya duâ et, gözlerim açilsin” dedi. Peygamber efendimiz de, “Kusursuz bir abdest al! Sonra, ya Rabbi! Sana yalvariyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselami araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdigim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvariyorum. Senin hatirin için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana sefaatçi eyle! Onun hürmetine duâmi kabul et” duâsini okumasini söyledi. O da, abdest alip duâ etti. Hemen gözleri açildi.

Bu duâyi müslümanlar, her zaman okumuslar ve maksatlarina kavusmuslardir. Ancak, namaz kilmiyanin, haram isliyenin ve kalbi gafil olan ettigi duâdan tam netice alamaz.Ehl-i sünnet itikadinda olmiyanin okumasi faide vermez. Hak teâlâ, herseyi bir sebep ile yaratmaktadir. Bir seye kavusmak istiyen, o seyin sebebine yapismalidir. Rabbimiz, insana sihhat, sifa vermek için, duâ etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayi sebep yapmistir.

Sabırla Murada Ermek!

Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz, fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı.

Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı,
Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havale ettim.

Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleri atıldı,
Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketi doldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yani kısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiç yağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türlerini yiyorduk.

Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerde çalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklı gerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı, sadece bir din olarak görmüyorlardı.

İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunan insanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumda bulunuyorlardı.

Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahür edecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artık arkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmak mümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle, tarikata balıklama atlamış gibiydi.

İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisiz bulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yükü üzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmış görünüyordu.

Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktan sakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetini yakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak, Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum, bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dan getireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konuda yardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dosta haber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalım deyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumları yoktu.

Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu, yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmek tamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti ve kira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden, eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı bir şekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasına müsait hale getirecektim.

Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşıma aniden bir bayan çıktı.

Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada, bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı, beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan bir elbiseyi giymiş bulunuyordu.

Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etek uzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşıma aniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bu güzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdim buyurun dedi.

Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerek beni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarak işlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşuma gitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdarip bırakıyordu.

Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten ev sahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi bir şekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek ikna etmiştim.

Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemek yönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamı cami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapının anahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımı önceleyen nisaymış.

Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükarda razıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatini biliyordum.

Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde ki duyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kimin vesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetle ifa edendi.

Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamı için edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenk içinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiyle bitiyordu.

Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksun olan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyet bütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.

Etiketler:murada ermek için okunacak dua murada ermek için dua sevgiliye kavuşma duası muradına ermek için okunacak dua sevgiliye kavuşmak için okunacak dua sevgiliye kavuşmak için dua muradına ermek için dua 41 defa okunan dua fetava-i karı-ül-hidaye fetava-i karı-ül-hidaye nedir 41 kere okunan dua uzaktaki sevgiliye kavuşma duası muradına ermek için dualar kavuşmak için dualar kavuşmak için okunacak dua muradina ermek icin dua çok çok etkili sevgiliye kavuşma duası murada ermek için dualar murada ve di 41 kere okunacak dua
İçindeki Yabancı: İçindeki Yabancı 2007 ABD-Avustralya ortak yapımı filmdir. Özgün adı The Brave One dır. Senaryosunu Roderick Taylor ve Bruce A.
İçinde Aşk Var: İçinde Aşk Var, Işın Karaca'nın ikinci solo albümü. 19 Aralık 2004'te piyasaya çıktı. 1 tane de kendi bestesisin bulunduğu albümde Sezen Aksu, Aysel Gürel, Suat Suna, Ümit Sayın gibi isimlerin beste ve sözleri bulunmaktadır.
Drizzt Do'Urden: Drizzt Do'Urden Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) kurulumunda yer alan hayali bir kahramandır. Irkı olan drow'ların şeytan ve kötülük dolu adetlerini reddederek Karanlıkaltı'ndan (Underdark) ayrılmış ve yeryüzünde yaşamaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir