Nazilerin İşkenceleri

Sponsorlu Bağlantılar
banyo dr caligari eline etnik fabrikalar fritz lang fritz lang metropolis hadi joseph goebbels leni riefenstahl mimar murnau nosferatu olma olmpia politika robert wiene sabun sular temizlik topla Nazilerin İşkenceleri Hitler İşkenceleri nazi işkenceleri nazilerin işkenceleri hitler işke..

İlginç Bir Nazi İşkencesi

Bu olay nazi kamplarında yaşanmıştır.

Kapı açılıyor ve bir nöbetçi asirlere hazırlanın banyo yapmaya gidiyorsunuz diyor. Baba oğluna hadi gidelim bak banyo yapacakmışız diyor ama biliyor ki gaz odalarına götürülüyorlar. Odaya girerken herkesin eline bir sabun veriyorlar kapıyı kapatıyorlar. Millet tavandaki deliklerden gaz gelmesini beklerken gerçekten de su gelmeye başlıyor.
Fakat çocuk bir köşede oturmuş bekliyor.
Babası hadi gel bak banyo yapıyoruz diyor.
Çocuk: İyi de baba. Bu sular nereden çıkacak..

Nazi Belgeleri

Nürmberg Davalarında Sunulan Nazi Belgeleri
1945-46, Almanya

1918′de gaz yüzünden bir süre gözleri görmeyen Hitler eğer gözleri iyileşirse mimar olma planlarını bırakıp politikacı olmaya kendi kendine söz verdi. Görme yetisini tekrar kazandığında Almanya’yı bulunduğu umutsuz durumdan kurtarıp ait olduğu yere yükseltmek için ant içti. Ama daha sonra planda bir değişiklik yaptı.

Tarihin önceki delilerden daha da deliydi ve 20. yüzyılın en büyük demogoguydu. Yaptığı işlerin kaydını çok sıkı tutturuyordu. Gelecek nesillerin bunlardan faydalanmasını istiyordu.

Hitler ve propaganda bakanı Joseph Goebbels ise kayıtlardan fazlasıyla ilgileniyordu. Almanya o sırada film yapımında uluslararası bir merkezdi. Babelsburg’daki stüdyolarda bugün klasik olan yönetmenler çalışırdı; Fritz Lang (Metropolis, M), F.W. Murnau (Nosferatu) ve Robert Wiene (Dr. Caligari’nin Dolabı) bunlardan bazıları. Dahası yetenekli kadın belgeselci Leni Riefenstahl Olmpia ve Azmin Gücü adlı destansı filmleriyle Nazi propagandasına destek olmuştu. Hitler ve bakanlarına bu da yetmedi ve “Bin Yıl Boyunca Reich” filmini çektirdiler.

Film ve resim karelerine savaşla ilgili her tür sahne kaydedildi. Fabrikalar, eğitim kampları, göreve gönderilen askerler, Berlin’in tekrar inşası, sanat ve politika. Etnik temizlik de tüm planın bir parçası olduğundan toplama kampları da filmde yer alıyordu. Naziler tam anlamıyla “şecaat arz ederken sirkatini söylüyordu.” Ne kadar kahraman olduklarını anlatmak için gerçekleştirdikleri etnik temizliği kanıt olarak gösteriyorlardı.

Almanya savaşı kaybedip Hitler intihar ettiğinde Nazi savaş suçlularını yargılamak üzere uluslararası bir mahkeme kuruldu. Mahkeme 20 Kasım 1945′de Almanya’nın Nürmberg şehrinde başladı. ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği’nden gelen hakimlerin oluşturduğu bir kurul mahkemeyi yönetiyordu.

Nazi savaş suçluları, görgü tanıklarının ve işkence kurbanlarının ifadeleri alınarak yargılandı. Yargıçlar delillerin sadece konuşulanlardan ibaret olacağından korkuyordu. Dahası olayların boyutlarının ne olduğu sürekli sorgulanıyordu. Ölüm ve acı savaşın normal bir parçası kabul ediliyordu. Nazilerin çizgiyi geçtiğini ispat eden herhangi bir delil var mıydı?

O sıralarda CIA’nin başında olan ve “vahşi” lakabıyla anılan Bili Donovan sayesinde farklı arşivlerden belgeler mahkemeye akmaya başladı. Bunların arasında Nazilerin yönetim birimlerinin yazışmaları da vardı. Bu belgelere dayanarak da yargılananlar mahkum edildi.

Hitler ve Goebbels’in sinemaya ilgileri sayesinde, Nazilerin yaptıkları ve toplama kampları filmlerinde delil olabilecek birçok unsur ortaya çıktı. Nazilerin ne kadar korkunç olduklarını hayal gücüne bırakmayan belgelerdi bunlar.

Hitler çok iyi biliyordu ki bir resim bin söze bedeldi.

Duruşmaların sonunda yirmi bir Nazi subayı çeşitli savaş suçlarından hüküm giydi. On ikisi ölüme mahkum edildi, gerisi hapse gönderildi. Daha ah düzeydeki askerler ve gardiyanların davalarından da 24 idam 128 hapis kararı çıktı.

Bu dava için daha sonra özür dileyenler oldu. İçinde bulundukları koşullardan dolayı kişilerin suç olarak görmedikleri eylemleri yaptıkları için cezalandırılamayacağı söylendi. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı Robert Jackson bireyin bilinci dahilinde yaptığı her davranıştan sorumlu olduğunu savunan fikirleri kabul gördü.

Savaş suçları konusunda fazla anlaşmazlık yoktu. İşlenen suçlar gelecek kuşaklara ibret olması için kayıtlara geçti.

Çin İşkencesi

İNSANLIK OLDUĞU MÜDDETÇE İŞKENCE DE SÜRECEK. ABD’NİN IRAKLI ASKERLERE YAPTIĞI İŞKENCE GÖRÜNTÜLERİ ZİHNİMİZDEN SİLİNMEDEN BİR YENİSİ DAHA GELDİ.


BU GÖRÜNTÜLER UZAKDOĞU’DAN… ÇİN POLİSİNİN YAPTIĞI İŞKENCELER… ÜSTELİK GÖRÜNTÜLER DE BİR İNTERNET SİTESİNDE YAYINLANMIŞ.


HABERVİTRİNİ SİTESİNİN ULAŞTIĞI GÖRÜNTÜLERDE KABA DAYAKTAN DAHA ÇOK DAYANIKLILIK İŞKENCESİ YAPILIYOR.


Dünyanın En Cani Kadınları !

Elizabeth Bathory

Doğum: 1560, Ölüm: 1614
Elizabeth Bathory Macar bir kontesti. Hayatının büyük bölümünü Slovakya’daki Csejte şatosunda geçirmişti. O, “Kanlı leydi” diye anılıyordu. Kontes Bathory, dünyanın en tanınan kadın katiliydi. Suç ortağı olduğu iddia edilen dört kişiyle birlikte düzinelerce genç kızı ve kadını işkence ederek öldürmüştü. Bathory’nin ilk kurbanları şatoda hizmetçi olarak çalışmaya gelen köylü kızlardı. Daha sonra, saray hayatını öğrenmek için kendisine gönderilen üst sınıf ailelerin kızlarını da öldürmeye başladı. Pek çok kişiyi de kaçırtıp öldürmüştü.

Bathory kurbanlarını uzun bir süre boyunca acımasızca dövüyor ve onlar ölene kadar karşılarına geçip izliyordu. Ellerini, yüzlerini ve cinsel organlarını yakıyor veya sakatlıyordu. Kollarını ısırarak etlerini koparıp açlığa terk ediyordu. ***8249;ğnelerle işkence yaptığı, kışın kızlar donana kadar üzerlerine soğuk su döktürdüğü, kızları dikenli kafeslere hapsettiği, makasla parmaklarını kestiği de söylentiler arasındaydı. Kontes 1585 ile 1610 yılları arasında en az 650 kadını işkenceden geçirip öldürmüştü. Bathory kurbanların kanlarıyla yıkanmak gibi sapık bir zevke de sahipti. Bu şekilde sonsuza kadar genç kalacağına inanıyor ve bakire kızların kanlarını da içiyordu.

1610′da dedikoduları duyan Kral Matthias, Bathory’yi sorgulamaları için adamlarını gönderdi. Bu adamlar biri öldürüldü. Diğeri de kaçıp canını kurtardığında şatoda ölmekte olan iki kız ve odalara kilitlenmiş sayısız yaralı kız gördüğünü anlatmıştı. Bathory 1611′de kendi kalesine hapsedildi. Asil kanından dolayı mahkemeye çıkarılıp yargılanmadı. Şatosunun etrafı tuğlalarla kapatılmıştı. Yemek verilmesi için küçük bir deliği olan bir odaya hapsedildi ve üç yıl sonra açlıktan öldü.

Irma Grese

Doğum: 1923, Ölüm: 1945
Irma Grese Ravensbrück, Auschwitz ve Bergen toplama kamplarında çalışmıştı. Kötü ve sapkın davranışlarıyla Grese, Nazi savaş suçlularının en bilinenlerindendi. Mart 1943′te kadın nöbetçi olarak Auschwitz’e adım attığında kamptaki en yüksek mertebeli ikinci kadın görevliydi. 30 bin Yahudi mahkumdan sorumluydu.

1945′te İngilizler tarafından tutuklandığında aleyhindeki suçlamalar kamptaki esirlere silahla vurarak ve kırbaçla döverek işkence etmek üzerineydi. Hayatta kalanlar Grese’nin Auschwitz’teki suçlarını, cinayetlerini, gaddarlığını ve cinsel istismarlarını ayrıntılı olarak anlattılar. Sadist eylemlerini, esirleri nasıl dövdüğünü, eğitimli ve aç bırakılmış köpekleri insanların üzerine saldığını ve gaz odasına gidecek olanları nasıl seçtiğini ayrıntılarıyla tanıklıklarında belirttiler. Grese’nin her zaman çok büyük asker botları giyip, elinde bir kırbaç ve silah taşıdığı anlatıldı. Esirlere hem fiziksel hem psikolojik yönden işkence eden ve ucunda sivri demirler bulunan kırbacıyla döven Grese, birçok mahkumu da soğukkanlılıkla öldürmüştü.

Binlerce insanın gaz odalarına gönderilmesinden sorumlu tutulan ve güzelliğinden dolayı “Ölüm meleği” diye anılan Nazi kasabı, toplama kampları davasında beraber yargılandığı 11 kişiyle 13 Aralık 1945′te asıldı. İngiliz kanununda yargıç kararıyla öldürülen en genç kadındı. Grese’nin ölmeden önce celladına söylediği tek söz ise “Çabuk!” oldu.

Ilse Koch

Doğum: 1906, Ölüm: 1967
Ilse Koch 1937-1941 yılları arasında Buchenwald’ın, 1941-1943 yılları arasında da Majdanek toplama kampının amiri olan Karl Koch’un karısıydı. Özellikle dövmeli vücutlara düşkünlüğü ile tanınan Ilse öldürttüğü esirlerin derilerindeki dövmeleri kesip biriktirmesiyle ünlüydü. Kamplarda atıyla dolaşıp canının istediğini kamçıdan geçiriyordu. Mahkumlara karşı sadist davranışları ve acımasızlığı nedeniyle “Buchenwald cadısı” olarak da biliniyordu.

1937′de Buchenwald’da görevli olan kocasının sahip olduğu iktidardan etkilenerek kampın esirlerine işkence etmeye başladı. 1940 yılında bir spor tesisi kurdurdu. Bu tesisin 250 bin marktan fazla tutan masrafının büyük bölümü mahkumların parasından alınmıştı. 1941′de kampta görev yapan az sayıda kadın nöbetçinin şefi oldu. Ilse o kadar ileri gitmişti ki Naziler tarafından bile fark edilip ağır para cezasına çarptırılmıştı. Savaşın bitiminden sonra ise müebbet hapse mahkum edildi. 135 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Koch, 1 Eylül 1967′de Aichach kadınlar hapishanesinde kendini astı.

Katherine Knight

Doğum: 1956
Katherine Knight ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ilk Avustralyalıydı. Ekim 2001′de, ayrılmış olmalarına rağmen boşanma davası devam eden kocası John Charles Thomas Price’ı öldürmekten tutuklandı. Knight bir mezbahada çalışıyordu. Kocası ise sık sık şiddete maruz kalıyordu. Kadın eski kocalarından birinin çenesini kırmış, bir başkasının da gözlerinin önünde sekiz haftalık yavru köpeğinin boğazını kesmişti.

29 Şubat 2000 günü Knight ve Price tartışmaya başladılar. Kadın boşanma davasından dolayı çılgına dönmüştü. Kasap bıçağıyla kocasını öldürdü. Otopside adamın vücudunda 37 bıçak izi tespit edildi. Yaraların çoğu çok derindi ve bıçak tüm hayati organlara saplanmıştı. Fakat dehşet daha yeni başlıyordu.

Knight kocasını öldürdükten sonra derisini soymuş ve deriyi oturma odalarındaki kapıya taktığı bir et çengeline asmıştı. Sonra adamın cesedini parçalamış, kafasını bir tencereye koyup pişirmeye başlamış ve kalçalarından aldığı eti fırına atmıştı. Yanına da hazırladığı sebzelerle birlikte çocuklarına yedirmeye çalışmıştı. Çocuklar eve gelmeden önce ise polis yetişip kadını tutukladı. Mahkemede kadının ilk vahşet gösterisinin bu olmadığı ortaya çıktı. Knight’ın davası 2006′ya kadar sürdü ve sonunda ölüm cezasına çarptırılarak hapishaneye yollandı.

kadın milletinden korkulur :hehehe:

İşkencenin Tarihi

İşkence insanlık tarihiyle başlayan ve insanın tarihten bu yana getirdiği kültür öğesidir. İlk insanlardan günümüze kadar süre gelen işkence farklı toplumlarda farklı metotlar kullanılarak ve farklı nedenlerle uygulanmaktaydı. İlk olarak kutsal nedenlere bağlanan işkence kimi kavimler tarafından tanrıya kurban verme tanrı tarafından kutsanma için yapılırdı ve bu işkencelerin sonu genelde ölümle biterdi. Örneğin Aztek kültüründe kutsal mekânlarda bulunan sunak üzerine kurban edilecek olan kişinin yatırılarak karın boşluğundan çakıl taşından yapılmış bir kesici tören aletiyle kesilirdi. Bu kesik içerinden kurban henüz canlıyken din görevlisi elini kalbe doğrusu sokup kalbi avucuyla kavrayıp koparırdı. Kopan kalp çok hızlı bir işlemle koparıldığı için tarihi kaynaklara göre henüz atıyor olurdu ve bir kap içinde tanrıya sunulurdu. Bu tören toplu bir törendi yaklaşık 4 kurban görevlisinin gerçekleştirdiği törende de öldürme 2 dakika sürerdi ve bini aşkın insan bir defada bu şekilde kurban edilirdi öyle ki tarihi metinlere göre kalbi alınan kurban merdivenlerden yuvarlanır ve yerine yenisi yatırıldı, Aztek tapınaklarının merdivenlerinin günlerce kırmızı kaldığı ve kan kokusunun km.lerce öteden duyulduğu tarihi bulgularla saptanmıştır.

Yunan ve roma döneminde özellikle efendilerin kölelerine yaptığı işkenceler herhangi kutsal bir anlam içermiyordu ve birer hak olarak görülüyordu. Bu dönemlerde ev köleleri bahçe köleleri gibi farlı işlere bakan köleler vardı ve bir köle işini iyi yapmaz ise ya da efendisine kusur işler ise akıl almaz cezalara çarptırılıyordu. Örneğin yunan döneminde evde yaşayan ev kölelerinden okuyucu köleler bir metni iyi okuyamadığı zaman gözleri balmumu ile kör ediliyordu. Yahut yaşı elliyi aşkın efendiler farklı zevkleri yaşamak için genç kölelere işkence ederek birlikte oluyorlardı. Kölelere yapılan bu işkenceler birer haktı ve asla işkence olarak görülmüyordu.

Genel olarak işkence farklı dönemlerde pagan dinlerde tanrıya kurban vermek, efendiye hizmeti sağlatmak, insanları konuşturmak özellikle Ortaçağda insanların içindeki şeytandan insanları kurtarmak gibi farklı nedenlerle yapılmıştır.

İşkence tarihi çok geniş ve kapsamlı bir konudur. Fakat tarihe genel olarak baktığımızda adını tarihe kanla yazdırmış liderleri sıralayacak olursak;
Roma imparatorlarından Neron, Commodus, ve en acımazsız olanı Caligula bu imparatorlar işkenceyi bir sanat haline dönüştüren imparatorlardır ölümlerinden sonra senato kararıyla tarihten silme kanunuyla bunların ve insanların üzerindeki etkilerinin silinmesi için bıraktıkları tüm yapıtlar heykelleri tüm izleri silinerek tüm tarihten var oldukları gerçeği unutturulmaya çalışarak silinmiştir

Bazı toplumlardan işkence örnekleri (Elimden geldiğince derlemeye çalıştım)

Dogu Turkmenistan’da muslumanlara yapilan iskenceler:
1. Mazlumun başına madeni bir başlık geçirilerek buna elektrik verilir. Böylece cereyanın etkisiyle gözler dışarı fırlar.
2. Baş ve ayaklar iki ayrı makineye bağlanır ve aksi istikamette hareket ettirilir.
3. Eller bağlı olduğu halde sırta ağır kayalar(taşlar) konur.
4. Ellerden tavana asılarak saatlerce, hatta günlerce bu halde tutulur.
5. Çivi sopalarla dövülür.
6. Vücut kızarıncaya kadar kamçılanır ve kızaran yerler bıçakla kesilir.
7. Vücudun herhangi bir yerinde bir delik açılır. Delikten düğümlü ip geçirilir. Yara kabuk bağlayıncaya kadar bekletilir. Daha sonra yaranın içindeki düğümlü ip testere gibi ileri geri hareket ettirilir.
8. El ve ayak parmakları telle veya iplikle birbirlerine yapışık şekilde dikilir.
9. Mümkün olduğu kadar ayakta kalmasını sağlamak için kulaklardan duvara çivilenir.
10. Bir cesedin yanına bağlayarak bir gün bekletilir.
11. Kışın buz bloklar üstüne yatırılır.
12. Kışın içi su dolu fıçılarda günlerce bekletilir.
13. Günlerce ayakta ve susuz bırakılır.
14. Kızgın kömür parçalarının üzerinde yürütülür.
15. Kadın ve erkek ayırt etmeden çıplak halde buzlu tahta dolaplarda hapsedilir.
16. Kadın yada erkek çıplak halde çuvallara sokulur ve bu çuvallar ağaçlara asılır.
17. Kızgın demirlerle vücudun çeşitli yerleri dağlanır.
18. Dağlanmış vücut üzerine kızgın yağ dökülür.
19. Tel kamçılarla kırbaçlanır.
20. Demir kızaklar üzerine oturtulur.
21. Tırnakların arasına çivi çakılır.
22. Sivri uçlu demir taraklarla vücut taranır.
23. Vücudun çeşitli yerlerine demir ve çiviler çakılır.
24. Başın ve vücudun derileri yüzülür.
25. Ağız ve buruna kostik veya diğer asitler dökülür.
26. Buruna kırmızı biber çektirilir.
27. Hayvan yerine yüklü arabalara koşulur.
28. Meydanlarda müslüman ailelerin genç kız ve kadınlarına sarkıntılık edilir.
29. Cinsiyet uzuvlarına domuz kılı sokulur.
30. Serçe kızgın demir çubuk sokulur.
31. Kadınları çırılçıplak soyup memelerine vurarak acı verilir.
32. Avrat mahallerine elektrik verilir.
33. Hamile kadınların karnına çıkıp tepilinir.
34. Mazlum, hayvan gibi kafeslere konularak cadde ve sokaklarda teşhir edilir.
35. Ellerinden yüksek yere asarak parmaklara ve el bileklerine demir çubuklar ve kazma sopalarla vurularak parmak ve bilekler kırılır.
36. Diz kapaklarına kazma sapı ile vurarak, diz kapakları kırılır.
37. Mao’nun heykeli veya resmi önünde her sabah işe gitmeden önce diz çökmek suretiyle heykelden=resimden iş izni aldırılır.
38. Mahkumu yerde yüzü koyun yatırarak, parmaklarına basılır.
39. Mahkumun tüm dişleri kırılıncaya kadar bir boksör tarafından dövülür.
40. Mahkumlara ahlakdışı ve yüzkızartıcı adlarla hitap edilir.
41. Kışın mahkumları kar üstüne oturtarak üzerlerine hortumla su sıkılır.

Osmanlıda işkence

1- osmanlı döneminde idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanır ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılır.Kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırılır.Sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilir…

2- Suçlunun derisini yüzüp denize atılır…(acıyı tahmin edin artık)

3- Suçlu güneşin altına ellerinden bağlı bi şekilde yatırılır…suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilir…deve derisi güneşte küçülüp suçlunun kafasına yapışır ve adamın bütün derisi yukarıya dogru çekilir..

4- Suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilir…dışkısını da o çukura yapmak zorunda kalan adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölür…

5- Zina yapan erkekler için:testisleri dipten kopartılır,içi açılıp iki yumurtalık mahkuma çiğ çiğ yedirilir.

6- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş…bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş…ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış…tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış…

7- Suclunun vücudunda yara acilir ve yaranin üstüne tuz dökülerek hayvanlara yalatilir.

8- Suclunun gözlerine mim cekilmesi.

9- Kurbanlarını kuyulara doldurup boğarak katleder. Daha sonra kurbanlardan tepeler oluşturur. ( Kuyucu Murat )

10- Mahkunlari magaralara doldurmak, mağaraya hapsedip içine duman salarak boğduruyor. Yöngüç Paşa 1426 Amasya

11- İstanbul’da Eminönü’nün ilerisindeki Odun Kapısı İskelesi civarında bulunan “Çengel” kalın kalaslardan yapılmış, kuleye benzer ahşap bir çatıdır. Üzerinde bir sıra değişik uzunlukta ve uçları yukarı doğru kıvrık çengeller vardır. Kurbanın adı ve işlediği “suç” önceden tellallar aracılığıyla halka duyurulurdu. Anadan doğma soyulan kurbanın elleri ve ayakları sıkıca bağlanır, cellatlar mahkumu makaralı iplerle çatıya kadar çeker ve bir anda çengellerin üzerine bırakırlardı. Kurban düşme şekline göre başından, boynundan, gövdesinden, karnından, bacağından birinin veya bir kaçının üzerine saplanır kalırdı. Bazen derhal ölür, bazen de saatlerce veya günlerce feryat ettikten sonra can verirdi. Çengel yüzyıllar boyunca Osmanlı’da işkence ve idam aleti olarak kullanılmıştır

12- Insanın tüm kemiklerini ezip topa oturtup, topu ateslemek.

Çinde işkence

Bu Cinlilerin en buyuk suclarda 1920 lı yıllara kadar uyguladıgı ıskencesıdır.
Tepkı gelıcegını dusundugum ıcın tek bır resım koyucam,bu buyuk suclar bırcok kısıyı oldurmek,kucuk yastakı cocuga tecavuz gibi….
Iskence su sekılde(Hatta ıskence yanlıs bu adamların cezası) yapılıyor:
Cezalandırma 3 gun suruyor…
Suclu toplam 1000 kere kucuk parcalar halınde kesılıcek(gunde 350 cıvarı)
Eger suclu cezası dolmadan olurse gerı kalan sayı 1000 e ulasana kadar kesılmeye devam edılıcek…..
Kesımde kullanılan bıldıgımız pıde ,borek kesmede kullanılan kasatura seklındekı bıcaklar…..
Kesıkler ılk once buyuk kaslarda(Gogus,bacak vb..)baslıyor ve daha kucuk kasların oldugu bolgeleden sonra genıtal bolgeler ve ıc organlara kadar devam edıyor….
Isın en ıgrenc tarafı ıskence devam ederken sucluya her saat bası uyusmasını saglayan ıcı uyusturucu dolu olan buyuk bır kabda sıvı ıcırtıyorlar boylece resımdede fark edecegınız gıbı kısının canı yanmıyor hatta yuzunde gulumseme benzerı bır ıfade olusuyor…….

Nazi işkencesi
Kristal Gecesi’nin ardından, önce Almanya ve Avusturya’daki, sonra da-II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte-Alman işgali altındaki ülkelerdeki Yahudiler aşamalı olarak toplama kamplarına sürülmüşlerdir. Ancak yalnızca Yahudiler değil, Çingeneler, Slavlar, Rus savaş esirleri gibi farklı etnik ve dini kimliğe sahip insanlar Auschwitz, Majdanek, Sobibor, Treblinka, Belzec, Chelmno gibi çoğu Polonya’da yer alan kamplarda toplanmış ve çok kötü şartlarda Alman savaş endüstrisinde köle işçi olarak kullanılmışlardır.
Ancak Nazi zulmü, insanları köle işçi olarak çalıştırmaktan çok daha ileri gitmiştir. Auschwitz’e ve diğer toplama kamplarına götürülen Yahudiler ve diğer tutsaklar, yük trenlerine kilitlenerek günler boyu taşınmış, bazı yaşlı ve zayıf insanlar bu trenlerde açlık, susuzluk ve kabalalık nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Trenlerden indirilen insanlara adeta birer hayvan gibi muamele edilmiş, aileler bölünmüş, en ufak bir direniş gösterenler tereddütsüz ve belki de çocuklarının veya ailesinin gözleri önünde idam edilmiştir.
Bu kamplarda çalıştırılan insanlara hiç bir acıma ve merhamet gösterilmemiş, sadist Nazi subaylarının keyfi hakaretleri, tehditleri, işkenceleri altında yıllarca köle hayatı sürmüşlerdir.
Bu mazlum insanlara, adeta birer hayvan gibi davranılmıştır. Örneğin Auschwitz’in ünlü cani doktoru Mengele tarafından kamp tutsakları arasından “kobay” olarak seçilen yetişkinler ve çocuklar üzerinde, insan vücudunun acıya veya soğuğa ne kadar dayanabildiğini anlamak için korkunç denemeler yapılmıştır. Soğuk kış gününde buz dolu sulara zorla sokulup bekletilen insanların, donmadan önce kaç dakika yaşayabildikleri test edilmiştir. Mengele’nin denekleri üzerinde hiç bir anestezi yapmadan cerrahi operasyonlar yürüttüğü, örneğin insanların kollarını, bacaklarını veya midelerini canlı canlı kestiği bilinmektedir. Mengele’nin en zalim deneyleri ise, kampa gelen ikiz çocuklar üzerinde olmuştur. Mengele kampa gelen tüm ikizleri diğer tutsaklardan ayırmış ve üzerinde farklı denemeler yaparak kalıtımsal faktörlerin etkisini ölçmüştür. Ancak kullandığı metodlar inanılmaz derecede zalimdir. İkizlerin kanını birbirine enjekte ederek tepkiyi ölçmüş, çoğunda ikizlerin biri veya ikisi şiddetli ağrılar ve yüksek ateş yaşamıştır. Mengele göz renginin kalıtsal olarak değiştirilip değiştirilmeyeceğini ölçmek istemiş ve bu amaçla ikizlerin gözlerine mavi mürekkep enjekte etmiştir. Çoğu denek büyük acılar çekmiş ve bir kısmı kör olmuştur. Küçük çocuklara çeşitli hastalıkların mikropları enjekte edilmiş ve bu hastalıklara ne kadar dayanabildikleri ölçülmüştür. Pek çok masum çocuk, Mengele adlı bu Nazi canavarının elinde işkence çekmiş, sakat kalmış veya ölmüştür.

İsrail ve İşkence

Israil’in; Nablus, Ramalla, Hebron ve Gazze’deki hapishanelerinde, Kudüs’teki Rus sitesi ya da Moskoviya olarak bilinen sorgu ve gözalti merkezinde ve Yona, Ramle, Sarafand, Nafha gibi özel askeri hapishanelerde inanilmaz iskenceler uygulaniyordu. Sistemli dayak disinda, Israillilerin kullandigi iskence türleri arasinda; cinsel organlara elektrik verme, tutukluyu çirilçiplak buzlu suya sokma, gözleri baglanmis olan tutuklunun üzerine özel egitilmis köpekleri saldirtma, vücudun degisik yerlerinde sigara söndürme, arkadan tecavüz, tirnaklarin ve saglam dislerin sökülmesi gibi yöntemler vardi. Bazi tutuklularin kizlari da tutuklanmis ve bunlara babalarinin gözü önünde tecavüz edilmis, sonra da tutuklu kendi kiziyla cinsel iliskiye girmesi için zorlanmisti. Bazi erkek tutuklularin cinsel organlarina ince cam çubuklar sokulmus ve sonra da bu çubuklar organin içindeyken iskenceciler tarafindan kirilmisti. Erkek tutuklularin hayalarinin sikistirilmasi da çok kullanilan yöntemlerin biriydi. Bu iskenceler sonucunda çok sayida Filistinli tutukluda kalici sakatliklar meydana geldi. Çogunun cinsel fonksiyonlari sona erdi, görme ve isitme duyularini ve akli dengelerini yitirenler oldu. Bu fiziki iskencelerin yaninda psikolojik yöntemler de vardi. Siyasi tutuklular, kasten, Israil ordusuna çizme, kamuflaj agi, vb. malzeme imal etme islerine kosuluyorlar, reddettiklerinde fiziki yöntemlere basvuruluyordu.
Türkiye ve İşkence

* Tecavüz ve cinsel işkence: Anal işkence ile ilgili en çok bildirilen aletler cop, şişeler, hortum ve idrar sondası gibi fiziksel hasar ihtimali az olan hortumlar. Erkeklerde haya burma.

* Soğuğa maruz bırakma: Soğuk hücrede, dışarıda ya da vantilatör karşısında tutma ya da uzun süreli çıplak ve ıslak bekletme. Basınçlı soğuk su sıkma, buz üzerinde yatırma.

* Yakma ve sigara söndürme işkencesi: Sıcak bir cisimle ciltte yanık oluşturan işkenceler tüm dünyada oldukça yaygın kullanılır.

* Askı: Bazı durumlarda elektrik şoku, boğma ve kaba dayakla birlikte uygulanabilir ya da ayaklara ağırlık bağlanarak şiddeti artırılabilir.

* Kaba Dayak: İşkence gören kişilerin büyük çoğunluğu kaba dayağa maruz kalmaktadır. Kaba dayak yöntemleri ise şunlar, “Tokat, yumruk, tekme, cop, değnek, sopa, odun, kalas, metal çubuk, hortum gibi sert cisimlerle vurma, kamçılama, ayak altında çiğneme, yere ve duvara fırlatma, kafasını duvara ve yere çarpma…”

İşte utanç yöntemleri

1- Buz üstünde yatırma.
2- El üstünde sigara söndürme işkencesi.
3- Köpek saldırtma.
4-Tekerlek işkencesi. Kaba dayakla uygulanır.
5- Kafes ya da kutu içinde uzun süre hareketsiz tutma işkencesi.
6- Filistin askısı işkencesi.

Yapabileceğim yorumlar ne kadar çok ve ne kadar da kısıtlı. Belki biraz uzun oldu ama farklı ülke ve topluluklardan örnekler vermek istedim. Daha pekçoğu varken bunlarla yetindim. Aslında işkenceyi insana karşı işlenmiş en büyük suç olarak görmekten öte bu konuda bir bilinç oluşturulması için insanın insana SAYGI temelinde gerçekten olgunlaşması lazım.

Etiketler:nazi işkenceleri nazilerin işkenceleri hitler işkenceleri hitlerin işkenceleri nazi işkencesi nazi kamplarındaki işkenceler naziişkenceleri naziler işkenceleri hitlerişkenceleri hitlerin işkencesi hitlerin yaptiklari iskenceler nazi kamplarında yaşanan olaylar hitlerin yaptığı işkenceler nazi işkence nazi iskenceleri naziişkenceleri kaç yıl sürmüştür hitler işkencesi hit hitleri yaptığı işkenceler naziişkence nazilerin iskencesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir