Nüfus Dağılışı

amerika avrupa burada eden hoang ingiltere kare ki kiang sahada tibet vs..

Dünyada Ki Nüfusun Dağılımı

Dünyada ki Nüfusun Dağılımı

Nüfusun ekümen saha içinde dağılışı
Nüfus dağılışını gösteren bir haritaya dikkat edilirse, dünya nüfusunun bilhassa üç bölgede çok sık olarak yaşamakta olduğu görülür.1- Doğu ve Güney Asya 2- Batı ve Orta Avrupa 3- Kuzey Amerikanın doğu tarafları. Filhakika buraları dünya nüfusunun % 80 ini
toplamıştır. Asyada yaşayanlar dünya nüfusunun yarısını, Avrupa’da yaşayanlar dörtte birini Kuzey Amerikanın doğusundakiler on beşte birini meydana getirmektedir.

Asya da yaşayan bu büyük kitle esas itibariyle iki bölgede toplanmıştır. Biri kıtanın doğusunda diğeri güneyinde. Bu kalabalık yerler dışında yaşayan insanların sayısı çok azdır. Sık nüfuslu yerler Avrupa’da , batıda İngiltere’den başlayıp doğuda Urallara kadar devam eden bir şerit halinde uzanmaktadır. Kuzey Amerika da ise Birleşik Devletlerin kuzeydoğusundan batıya doğru uzanmakta kuraklığın arttığı yerlere doğru önemi azalarak devam etmektedir. Ekümen saha içinde nüfusun nasıl dağıldığını anlayabilmek için kıt’ların durumlarını kısaca gözden geçirelim.
ASYA :
Ayanın doğu ve güneyinde yaşayan insanlar esas itibariyle geçimlerini topraktan sağlarlar. Temel besin pirinçtir. Bu yüzden zengin toprakların bulunduğu ovalara ve nehir kenarlarına yerleşmişlerdir. Bu sebeple en kalabalık bölgeler içinde bulunan ve sulamaya elverişli olmayan yamaçlar dikkati çekecek derecede tenhadır.
Çin
Doğu Asyanın hatta dünyanın en çok nüfuslu ülkesidir. Fakat her tarafı aynı derecede kalabalık değildir. Batıda Batı Türkseli, Tibet,Moğolistan da yaşayanların sayısı 30 milyondan azdır. Doğuda asıl Çin adı verilen ve 4 milyon kilometre kare kadar bir yer kaplayan sahada yaşayanların miktarı ise çok fazladır. Burada bilhassa Sarı ırmak ( Hoang-Ho) Gök ırmak (Yangçe-Kiang) ve Kırmızı ırmak (Si-Kiang) nehirlerinin deltaları ve alüvyonlu ovaları çok kalabalıktır. Nüfus sıklığı pek çok yerde 800 ün üstünde bazı yerlerde ise 1500 ün yakınındadır. Kalabalık yerler bu nehirlere karışan ikinci derecedeki akarsuların etrafında uzanan ovalar boyunca ilerleyerek ağaç gövdesini andırır bir görünüş kazanmıştır. Ancak kıyılarda bilhassa güneye doğru kalabalık bir diğer alan ortaya çıkar. Burası engebeli, tepelik fakat çay, şekerkamışı, baharat, pirinç vs… yetiştirilen ipekböceği beslenen, denizden fazlaca faydalanılan bir bölgedir. Bu çeşitli kaynaklar buralarda çok sayıda insanın toplanmasına sebebiyet vermiştir.
Japonya
Japonya’da yaşayan halkın büyük bir kısmı iklimi yumuşak olan güney kısmında (37 derece kuzey paralelinin güneyinde ) toplanmıştır. Buralarda halkın %50 si şehirlerde yaşamakta ve geçimini endüstri sahasında çalışarak sağlamakta, geri kalanı alüvyonlu ovalara ve deniz kıyılarına yerleşmiş bulunmaktadır. Deniz ürünleri, Japonların besinleri arasında pirinç, çay kadar önemli bir yer işgal eder. Ülkenin kuzey kısımları ve dağlık yerler tenhadır.
Hindistan ve Pakistan
Bu ülkelerde nüfus dağılışını akarsular boyunca uzanan alüvyonlu ovalar ile yağış miktarına bağlı olduğu görülmektedir. Filhakika bu ülkelerin en kalabalık yerleri Ganj ve İndus vadileri üzerinde bulunmakta aynı kalabalık saha Himalayaların güneyinde Brahmaputra vadisi boyunca kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır. Buralarda km kareye düşen insan sayısı 1000 i aşmaktadır. Ancak, Ganj ve Brahmaputra deltası ıslah edilmemiş olduğu için kısmen bataklıklar kısmense içine girilmesi güç ormanlarla kaplıdır. Bu sebeple oldukça tenha durumdadır. Hindistan da kuzeydeki bu kalabalık saha dışında yarımadanın doğu kıyılarındaki ovalık alanlarla, batı kıyılarındaki çok yağış alan yerler nüfus yoğunluğu yüksek yerlerdir. Bu ülkede de dağılış esas itibariyle tarım imkanına bağlı olarak gelişmiştir.

Avrupa
Avrupa da nüfus dağılışının gayrı muntazam olduğunu görüyoruz. Ancak bu kıtada kalabalık nüfuslu sahaların sınırı Asya da ki gibi keskin değildir. Keşif bölgelerden az nüfuslu yerlere doğru 50 inci kuzey paraleli boyunca hemen hemen kesintisiz olarak Urallara kadar uzanmaktadır. Bunun dışında birkaç yerde az veya çok geniş sahalar kaplayan keşif nüveler mevcuttur. Yüksek sıradağlar nüfus dağılış haritasında beyaz şeritler halinde görülmekte 60. kuzey paralelinin kuzeyinde kalan sahalar kutba doğru ilerledikçe tenhalaşmaktadır.

Kalabalık nüfuslu şeridin başlangıcı İngiltere’nin ortasında penin sıradağlarının iki tarafında bulunur. Buralarda zengin kömür yatakları mevcuttur. Bu sebeple bu bölge Avrupa’nın endüstrileşmeye ilk başlayan sahası olmuş bu günde bu sahanın en ileri yerleri olmak vasfını kaybetmemiştir. Penin bölgesinde demir çelik endüstrisinin hemen her kolu yünlü ve pamuklu dokuma endüstrisi en fazla göze çarpan endüstri kollarıdır. Bu sahada yaşayan insanların % 90 ı şehirlerde toplanmış ve geçimini endüstri ve ticarete bağlamıştır. Nüfus yoğunluğu 1500 i bulan yerler vardır
.
Penin bölgesindeki kalabalık nüfus sahası bir taraftan güneybatıya doğru uzanır.Bristol kanalının kuzey kıyılarındaki endüstri sahasını kaplar.Diğer taraftan güneydoğuya doğru ilerleyerek Londra havzasına ulaşır.Londra havzasının kalabalık bölgesi,güneyde Manş denizi kıyılarına kadar yayılır.Bu havza,bilhassa kömüre ve diğer hammaddelere ihtiyacı az olan daha çok bilgi ve yüksek teknik ile fazla değerlendirilen maddelere istinat eden endüstri kollarına sahiptir.Kimya ve elektrikle işleyen aletler endüstrileri gibi.Ayrıca Londra,İngiltere de ticaretin en fazla gelişmiş olduğu bir şehir,büyük bir antrepo limanı,siyasi ve kültürel bir merkezdir.Bütün bu sebepler Londra havzasına çok sayıda insanın toplanmasına sebep olmuştur.

İngiltere de demir ve kömür çıkarılan ve maden endüstrisinin geliştiği New Castle çevresi ile İskoçya’da Lowlandbler orta İngiltere derecesinde kalabalık yerlerdir.
İngiltere’den başlayan kalabalık saha,Manş denizi üzerinden Avrupa’ya geçer,Fransa’nın kuzeyini Belçika ve Hollanda’yı kaplar.Buralar,yer altı zenginliği önemli,tarım ve hayvancılığı ileri,endüstri ve ticareti gelişmiş sahalardır.Ortalama nüfus yoğunluğu 320 civarındadır.
Kalabalık saha daha doğuda Almayanın Ruhr havzasına ulaşır.Burası,bu ülkenin en Kalabalık yeridir.kilometre kareye isabet eden sayısının 1200 ü bulduğu Ruhr havzasında nüfusu 100.000 i aşan büyük endüstri şehirleri kısa mesafede yan yana sıralanmışlardır.

Ruhr havzasından sonra kalabalık sahanın ikiye ayrıldığı görülür.Biri Ren nehri boyunca güneye uzanır.İsviçre yaylasını kaplar ve Ren nehrini takip ederek Fransa ya geçer.Gittikçe incelmek ve yoğunluğu azalmak suretiyle Akdeniz kıyılarına ulaşır.”Buralarda Avrupa’nın belli başlı endüstri sahalarıdır.Diğeri orta Almanya üzerinden geçerek Silezya ve Çekoslavakyadaki Bohemya hazasına,Güney Polonya üzerinden doğuya doğru ilerleyerek Karpatların kuzeyinden Ukrayna ya ulaşır.Bu saha çeşitli madenler çıkarılan,endüstri bakımından gelişmiş,zengin toprakların mevcudiyeti ve tatbik edilen metotların mükemmel oluşu gibi sebeplerle tarımında çok ilerlemiş olduğu yerlerdir.bütün bu sebeplerle buralara toplanmış olan insanlar nüfus yoğunluğunun 100 ün üstüne çıkmasına sebep olmuştur.

Nüfusun Dağılışını Etkileyen Faktörler

Nüfusun Dağılışını Etkileyen Faktörler

Ödev: Nüfusun Dağılışını Etkileyen Faktörler Nelerdir ?

NÜFUSUN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Nüfusun dağılışıyla ilgili faktörleri iki grupta toplamak mümkündür: (1) Doğal çevrenin verimi ve yerleşmeye uygunluğu ile ilişkili faktörler: İklim, su kaynaklan, toprak, yüzey şekli ve maden zenginlikleri; (2)Beşeri faktörler. İnsanların coğrafi çevreye uyum sağlama yetenekleriyle ilgili faktörler, top*lumsal ve ekonomik örgütlenme, teknolojik durum, coğrafi konum, tarihsel faktörler. Beşeri faktörleri bazı araştırıcıların “tarihsel faktörler” adı altında da topladıklarına rastlanmaktadır.
Doğal çevre faktörleri: Bunlar arasında nüfus dağılışını açık bir seçik etkileyen iki faktör iklim ve yüzey şekilleri- dikkati çekmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak onda dokuzunun ova ve benzeri düzlüklerde yaşayabilinmektedir. Diğer yandan, yeryüzü karalarının kabaca dörtte biri de yüksek sıcaklık ve az ya da düzensiz yağış koşullarının bir arada neden olduğu kuraklık yüzünden seyrek olarak nüfuslanmıştır.
Fiziki coğrafya koşullarının, yeryüzünde nüfusun dağılış ve büyüklüğü*nün şekillenmesinde genelde egemen olduğu kesindir. Bununla birlikte, çev*reci determinist görüşün en güçlü savunucularının da kabul ettiği gibi, çevre elemanlarının (iklim, yer şekilleri, su, toprak, madenler, bitki örtüsü) ne tek ne de bütün olarak ve birbirleriyle uyum halinde nüfus sayısını ya da öteki demografik özellikleri kesin olarak belirlemediği de açıktır. Aslında dünya nüfus dağılışıyla ilişkili olarak belirtilmesi gereken belki de en önemli özel*lik, söz konusu dağılışın kolay açıklanamadığıdır. Nüfusun yoğun olduğu alanlarla seyrek olduğu alanlar arasında açık çelişkiler vardır. Merkezi ve Batı Avrupa’da ılıman iklim koşullarının yer aldığı kesimlerde tarım dışı ekonomik faaliyetlere bağlı yoğun nüfus topluluklarını değişik tarım sistem*lerinin uygulandığı yerlerde de görmek mümkündür. Örneğin geçim türü ta*rım faaliyetlerinin geniş çapta egemen olduğu Çin ve Hindistan’da olduğu gibi, tarım faaliyetlerinin ileri bir teknikle entansif olarak yapıldığı Batı Av*rupa ülkelerinde de yoğun nüfus toplulukları vardır. Her ne kadar topograf*ya, doğal bitki örtüsünün çeşitliliğinin belirginleştirdiği toprak cinsi ve başka fiziksel elemanlar yerleşme koşullarında bölgesel ve yerel farklılıklar yaratı*yorsa da, yeryüzünde yerleşme potansiyelini gösteren bir harita yapmak, kuşkusuz, hem güçtür hem de Pierre George’un l959) sözleriyle “biraz key*fi bir iş olur”. Aslında böyle bir harita gerçek nüfus dağılışı-yerleşme harita*sından çok farklı olacaktır. Yerleşmeye elverişli alanlar içinde nüfusun dağı*lışı, yerleşmeye elverişsizlik özelliğiyle gerçek yerleşme arasındaki gözle görünür zıtlıklarıyla ve eşitsizlikleriyle şaşırtıcıdır. Yeryüzünde nüfusun yer*leşmesi sürekli değildir ve yerleşme açısından düşük potansiyelli ya da po*tansiyel olmayan bölgelerin yarattığı nispi boşluklarla ayrılmış yoğun nüfus*lu bölgelerden oluşur.
İnsanın özellikleriyle çevresel faktörler arasında dünya çapında bazı iliş*kiler olduğu hâlâ kabul edilmekle birlikte, yakın zamanlarda, insanın özellik*lerinin daha çok kültürel faktörlerle şekillendiği görüşü güçlenmiştir. Kuşku*suz, insanların yeryüzündeki dağılışını kısıtlayan bir faktör olarak iklim baş*ta gelir. İnsan fizyonomisi dikkat çeker derecede fiziki çevreye uyum sağla*yabilecek yapıdadır. Daha M.S.1500 yıllarında bile. yani insanın çevreye uyum sağlamak için birçok yeni teknik geliştirmeye başladığı ve yeni yeni ekonomik devrimlerin meydana geldiği devrede bile. insanın “ekümen”ı ya da “yerleşilebilir dünyası” şaşılacak derecede genişti ve büyük kısmı da şu yi da bu devrede ilkel grupların herhangi biri tarafından kullanılmıştı Gerçekten de, en dağınık biçimde de olsa, yüzeyin çok dik, drenajın kötü olduğu ya da çok kurak yerler dışında kalan, buzla kaplı olmayan her alan yerleşmiş durumdaydı. Aslında o zamanlardan beri yerleşmelerin yayılma alanlarında çok az genişleme olmuştur: Grönland kıyıları, Avrupa’da Alpler Kaliforniya ve Avustralya’nın kurak kesimleri gibi alanlarda devamlı yerleşmenin sınırları genişlemiş; Şili’nin kuzeyi, Alaska, Büyük Sahra’nın bazı kısımları ve Basra Körfezi’nin kurak kıyı kesimleri gibi yaşanması güç yerlerde madencilik faaliyetleri yüzünden yerleşmeler kurulmuştur. Ekümemn geniş*lemesini sağlayan insanların Izyolojik yapılarındaki esneklik deniz seviye sinden 5000 m’ye kadar olan alanlarda yaşayabilmesine de olanak sağlamak*tadır. İnsanlar için en acil fizyolojik ihtiyaç oksijen olduğundan, daha üst sı*nırlarda, kısa süreli bile olsa, yaşayabilmek için özel bir eğitim ve oksijen tak*viyesi gereklidir.
İnsan yaşamı için diğer ihtiyaç yeterli derecede sıcaklıktır. Giyim ve barı*nak olmaksızın insan -5°C’de bir süre kaldığında ölür. Oldukça yüksek sı*caklıklara kısa bir süre dayanabilirse de, 40°C ve daha yüksek sıcaklık biraz uzun sürerse -nemlilik, rüzgâr ve gölgeye bağlı olarak- yine ölümle karşı karşıya kalınır. En uygun sıcaklıklar 10°C ile 30°C arasıdır. Kritik bir derece olan -50°C orta ve yukarı enlemler ile yüksek seviyelerde gerçekleşir. Gün ortası sıcaklığı ve yoğun güneş, birçok subtropikal alanda insanın dayanabileceğinin ötesindedir. Bununla birlikte, yaşama izin vermeyen sıcaklıklar dünyanın buzla kaplı olmayan hemen her yerinde bütün yıl boyunca vuku bulmazlar. Yaşamını sürdürmek için acil ihtiyaçları arasında içilebilir su ve gıda maddeleri de bulunmakla birlikte, insanın beslenme bakımından büyük bir dayanıklılığı vardır ve mutlak çöller dışında, insan, hemen her yerde da*yanabilmektedir.
Buzullar, yürüyen kumullar, bazı bataklık türleri ve çok kayalık yüzeyler vb. araziler, özellikle teknik olanaklardan yoksun insanlar için yaşanılamayacak ortamlar olabilirler. Fakat bu yeryüzünün yalnızca küçük bir kısmı için söz konusudur. Ancak, buralar da bazı yeni tür faaliyetlerin (turizm ve rekreasyon) gelişmesine ortam oluşturabilmektedirler. Nüfus dağılışı üzerin*de toprak türlerinin de etkisi olduğu öteden beri dikkati çekmiştir. Alüviyal topraklar ve delta toprakları genellikle tarım faaliyetlerine çok uygun olduk*ları için yoğun nüfus toplanmalarına sahne olurken, tarıma az elverişli olan podzol ve lateritlerin bulunduğu alanlar genellikle seyrek nüfusludurlar. An*cak, tarımsal teknolojideki gelişmeler, tarım-fiziksel koşullar ilişkisinde ta*rım lehine değişikliklere yol açmaktadırlar.
Dünya nüfus dağılışı, birçok yerde maden ve enerji kaynaklarının lokasyonundan da büyük ölçüde etkilenmektedir. Örneğin Batı Avrupa’nın nüfus dağılışı haritası, madun kömürü havzaları ve buna bağlı sanayi faaliyetinin yarattığı nüfus toplanma alanlarının dağılışını da yansıtmaktadır. Bir-k durumda bu eski madencilik merkezleri km:’de 1000 kişinin üzerinde yoğunluklara sahiptir. Güney Afrika’nın Rand kesimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Appalaş kömür havzaları, Ukrayna’nın Doneç Havzası ve baş-ı. birçok alan yerel maden yataklarının işletilmesiyle bağlantılı nüfus top*lanma alanlarına örneklerdir. Kuzey Kanada ve Avustralya’nın iç kesimleri gibi yerlerde madenlerin bulunuşu ekümenin sınırlarının çok ötesinde, küçük de olsa, yerleşme yerlerinin oluşmasına yol açmıştır. Ancak, bu etki pazarın talebi, sermaye, işgücünün elde edilebilirliği, ulaşım, üretim maliyeti gibi birbirine bağlı bir dizi faktöre dayandığından, söz konusu yerleşmelerin var*oluşları da bu faktörler tarafından belirlenecektir. Yukarıda özetlenen fizik*sel etkilerin, bu bakımdan, söz konusu alanın ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullarıyla ilişkili olarak değerlendirilmesi gerekir.
(2)Beşeri Faktörler: Büyük sanayi ve ilişkili ekonomik faaliyetler ortaya çıkana kadar iklim ve diğer fiziki coğrafya koşullarının etkisi altındaki tarım faaliyetleri nüfus dağılışının sınırlarını çiziyordu. Böylece, belirli bir alanda*ki nüfus dağılışını etkileyen beşeri faktörlerin başında o alandaki ekonomik faaliyetin türü ve ölçeğinin geldiği söylenebilir. Teknolojik ve ekonomik ilerlemelerle birlikte, ekonomik faaliyetin türü ve ölçeği nüfus yoğunluk ve dağılışının zaman içindeki değişiminin de sorumlusu olmuştur. Sanayi Dev*rimi öncesinde oldukça düzenli dağılmış olan tarımsal nüfus, sanayileşmeyle birlikte kömür havzaları, enerji kaynakları, ulaşım, haberleşme hatları ve li*manlar tarafından kendilerine çekilmiştir. Sanayi Devrimiyle, yüzyıllar bo*yunca oluşmuş nüfus kalıbının yerini yoğun nüfus toplanmalarının yarattığı bir dağılış kalıbı alınıştır. Ekonomik faaliyetlerin daha da farklılaşması ve gittikçe karmaşıklaşmasının nüfus dağılışını da daha düzensizleştirdiği ve eşitsizleştirdiğini söylemek doğru olacaktır.
Nüfus dağılışı üzerinde insanla ilgili faktörlerden göçlerin de büyük etkisi olduğu daha önce belirtilmişti. Özellikle kitlesel büyüklükte uluslararası göç*ler ve ülkelerin içinde gerçekleşen iç göçler bazen nüfusun yeniden dağılışı*na kadar götürebilmektedir. Tarihsel süreçler de, göçler gibi, nüfus dağılışı*nın oluşmasında etkilidirler. Yeni yerleşme alanlarında yerleşme tarihi nüfus dağılışının bugünkü durumunu belirlemiştir. Örneğin Avustralya’da yerleş*menin dünyanın diğer yerlerine göre yeni oluşu, nüfusun birikerek yoğunlaş*masına (yoğunluk km2′de yalnızca 2.3′dür) ve ülkede nispeten düzenli bir ka*lıp oluşabilmesine olanak sağlamamıştır. Buna karşılık, Hindistan’daki yük*sek nüfus yoğunluğu, burasının uzun bir uygarlık geçmişine sahip ve binler*ce yıldır kullanılan bir alan olmasının da kısmen bir sonucudur. Ancak, uzun yerleşme tarihinin mutlaka yüksek nüfus yoğunluklarına sahip olunacağı an*lamına gelmediğini de vurgulamak gerekir. Geçmişte dünyanın yoğun nüfuslu zengin olan bazı kesimlerinin şimdi çok seyrek nüfuslu alanlar oldukları da gözlemlenmektedir: Kuzey Afrika’nın bazı kısımları Mezopotamya ve Yukatan Yarımadası ve Doğu Sirilanka bunlara birkaç örnektir.

Ülkemizde Ekonomik Faaliyetler Nelerdir?

Ülkemizde ekonomik faaliyetler nelerdir?

1)nüfus ve yerleşmenin ekonomiye etkisi nedir öğrenmek istiyorum.
2)türkiyedeki tarımı öğrenmek istiyorum.
3)türkiyede hayvancılık nedir öğrenmek istiyorum.
4)türkiyedeki madenciliği öğrenmek istiyorum.
5)türkiyede sanayi nedir öğrenmek istiyorum.
6)türkiyede ormancılık nedir öğrenmek istiyorum.
lütfen yazar mısınız?

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: dünyada nüfus dağılışı vikipedi dünyanın nüfus dağılış haritası
Etiketler:dünyada nüfus dağılışı ve ekonomik faaliyetler nüfus dağılışı nüfusun dağılışı dünyanın sık nüfuslu yerleri dünyada nüfus dağılımı nüfus dağılımı dünyada nüfus dağılışı dünyada seyrek nüfuslu yerler dünyada nüfusun dağılışı dünyada nüfus dünyada nüfus dağılışı ve ekonomik faaliyetler nelerdir asyanin nufusu dünyada en fazla nüfusu olan yerler dünyada nüfus ve nüfus dağılımı vikipedi dünya nüfusunun dağılışı dünya üzerindeki nüfusun dağılışı ile yazılar ülkemizde nüfus dagılımı dünya nüfusun dağılışı dünyada nüfus dağılışı nelere göredir dünya haritası üzerinde nüfusu çok olan yerler ve sebepleri
Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu, herhangi bir elle tutulur nesne için kullanılabilir, ancak genelde yaşayan organizmalar için kullanılmaktadır.
Nüfus sayımı: Nüfus sayımı, ev, meslek, eğitim düzeyi, çocuk sayısı gibi alanları kapsayan özellikleriyle ülke nüfusunun nicel ve nitel durumunu belirlemek amacıyla belirli aralıklarla yapılan sayım.
Nüfuslarına göre ülkeler listesi: {|class="wikitable sortable" style="text-align:right" width="100%"
Türkiye'nin illeri: Türkiye, idari ve coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak çeşitli idari

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir