Okulda Ve Sınıfta Huzurlu Mutlu Ve Başarılı Olmak İçin Olması Gereken Kurallar

Sponsorlu Bağlantılar
ama belli bunun mutlu Okulda Ve Sınıfta Huzurlu Mutlu Ve Başarılı Olmak İçin Olması Gereken Kurallar Öğrencide Bulunması Gereken Özellikler okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak ..

Bir Öğrencinin Başarılı Olması İçin Gereken Kurallar

1 – Hedefinizi (amacınızı ) tespit edin

Başarı için, öğrencinin hayattan ne beklediğini amacının ne
olduğunu bilmesi gerekir.

Başarılı olmanın tek ve mutlak ölçüsü iyi bir üniversiteye girmek,
herkesin gıpta ettiği bir mesleğe sahip olmak değildir.
Elbette önemlidir ama İnsan, yetenekli olduğu çok değişik
alanlarda, severek yapabileceği çeşitli işlerde kendini
ortaya koyabilmişse, yaşamdan zevk alan biri ise,
başarılı olmuş demektir. Hayatta en büyük amaç mutlu olmaktır.
Her şey bunun uğruna yapılmaktadır. Ancak herkesin mutlu
olmak için kullandığı araçlar farklıdır.

Çalışmanızın yönünün belirlemek ve çalışma isteğinizi sürekli
tutmak için yapmanız gereken en önemli şey, sizi ilerde umutlu
edecek yolu belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığınızı bilmeniz gerekir.

2- Planlı ve Programlı Çalışın

Amacınıza ulaşmak için hangi dersi ne kadar çalışacağınızı,
ne zaman çalışabileceğinizi, ne kadar gayret göstermeniz gerektiğini bilmelisiniz.

Zamanı israf etmemek, en sağlıklı şekilde değerlendirmek
için, her etkinliği planlayarak yapmak gerekir. En kullanışlı
çalışma planı, haftalık olandır. Haftalık çalışma planı yaparken,
her gün, hangi saatlerde hangi etkinliği yaptığınızı düşünerek,
her etkinlik için belli zamanlar ayırın. Dersi en verimli çalışabilmeniz i
çin yapmanız gereken şey, dersinizi engelleyecek etkenlerin en az olduğu
saatleri çalışmaya ayırmaktır.

Bunu saptadıktan sonra yapacağınız şey ise, çalışmanız gereken dersleri,
belirlediğiniz saatlere dengeli olarak dağıtmaktır.

A. Planlı Çalışmanın Yararları

a. Her işe daha rahat zaman ayırmanızı ve yapmak istediğiniz şeyleri
daha huzurlu yapmanızı sağlar.

Hangi dersi çalışacağınıza karar vermemekten dolayı zaman kaybetmenizi,
bir dersi bırakıp diğerine geçmenizi önler.
Her derse yeterince zaman ayırmanın verdiği bir güven sağlar.
Günü gününe çalışma nedeniyle,sınav öncesi çalışma süresini kısaltır,
sınav paniğini önler ve çalışma verimini yükseltir.
Öğrenilecek konunun kısa bir zamana sıkıştırılması yerine, uzun zamana
yayılarak daha kalıcı ve etkili olmasını sağlar.
Anne-babanız ile aranızda ders çalışma konusunda çıkabilecek anlaşmazlıkları önler.
Bilinçli bir plan yapmanız, derse kendinizi daha kolay vermenizi sağlar.
B- Plan Yaparken Nelere Dikkat Etmeniz Gerekir?

a. Derslerin planını dengeli olarak yapın, belli derslere ağırlık vererek,
çalışılması gereken diğer dersleri ihmal etmeniz, amacınıza ulaşmanızı güçleştirir.

Günde kaç saat çalışılması gerektiği, öğrenciden öğrenciye değişmektedir.
Günlük çalışma süresi, öğrencinin öğrenme kapasitesine, temel bilgisine,
derslerdeki eksiğine göre değişir. Bugüne kadar hiç çalışma alışkanlığı
edinmemiş bir öğrenci, başlangıçta daha az bir çalışma ile başlayıp,
gittikçe arttırabilir. Günlük ortalama çalışma süresi olarak 4-5 saat
verilebilir. Bu ihtiyaca göre azalır ya da artabilir.
Ara vermeden yapılan uzun süreli çalışma da, sık aralarla, uzun dinlenmeli
olarak yapılan kısa çalışma da verimsiz olur. En uygunu, 40-50 dakikalık
çalışma sonunda 5-10 dakika bir ara vererek derse devam etmektir. Farklı
özellikteki derslere geçerken verilen ara biraz daha uzun olabilir.
Planınızda derslere vereceğiniz çalışma sürelerini, öğreneceğiniz dersin özelliğine
ve sizin o dersteki başarı durumunuza göre ayarlamanız gerekir.
Aynı tür çalışma gerektiren derslerin ard arda gelmesi yerine, değişik çalışma
gerektiren derslerin ard yarda gelmesine çalışın. Örneğin problem çözme
gerektiren bir dersin arkasına okuma, anlatma, yazma gerektiren derslerin
gelmesi uygun olabilir.
Zor dersleri en rahat anlayabileceğiniz saatlere yerleştirin. Araştırmalar, en
verimli çalışma saatlerinin sabahın erken saatleri, öğleden sonra 14-16 arası
olduğunu ayrıca, yatmadan önce yapılan tekrarların yararlı olduğunu ortaya
koymakla birlikte, verimli çalışma saatleri öğrenciden öğrenciye değişmektedir.
Tekrar için ayırdığınız saatler, genellikle dersin sınıfta öğrenildiği zamana
yakın saatler olmalıdır. Çünkü dersin sınıfta işlendiği gün tekrar edilmesi
unutma olasılığını azaltır, öğrenmeyi pekiştirir. Ayrıca derse gitmeden önce
hazırlık yapılması da öğrenmeyi kolaylaştırır, dersi daha iyi izlemeye yardımcı olur.
Çalışma planınızda, derslerinizi mümkün olduğunca günün aynı saatlerine
yerleştirmeniz yararlı olur. Böylece her gün o saatlerde derse kendinizi
daha kolay verebilirsiniz.
Planınızda ilk çalışacağınız saate sevdiğiniz bir dersi koymanız, yine planınızı
daha kolay uygulamanıza, kendinizi derse daha kolay vermenize yardımcı olacaktır.
Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlamayıp, yemekten yaklaşık yarım
saat kadar sonra derse oturmanız daha yararlı olacaktır.
Planınızda, televizyon, müzik, arkadaşlık, kitap okuma gibi etkinliklerle ders
çalışma saatlerini birbirinden ayırarak, bu etkinliklere de belli süreler vermeniz,
çalışma saatlerinde aklınızın diğer etkinliklere takılmasını önleyecektir.
Şunu da önemle belirtmek gerekir ki, yeterince uykuya, dinlenmeye, rahatlatıcı,
keyif verici etkinliklere zaman ayırmadan çalışmaya gereğinden fazla zaman ayırmak,
bir süre sonra bıkkınlığa neden olabilir. Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken şey,
çalışmaya çok fazla yer verip, bunun bir bölümünü verimsiz geçirmek yerine, çalışma
sürelerini en verimli şekilde kullanma yollarını bilmektir. Bu durum da, çalışma için
daha az süre yeterli olur.

Ders çalışmaya başlayabilme davranışı “karar vermeyi” gerektirir. Çalışmaya başlamak
için karar verebilmemiz ise ders çalışmaya yönelik olarak bildiklerimiz ile
inandıklarımız arasındaki uyuma bağlıdır.

Programlı bir çalışmanın temelinde yatan en önemli unsur “zaman denetimi”dir.
Bizler zamanımızı planlayarak geleceğimizi bugüne taşırız. Aslında her öğrenci
için zaman aynıdır. Her öğrenci için bir gün 24 saat, bir hafta 7 gündür. Önemli
olan bu zamanı saptadığımız hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanmamızdır.

Hedeflerimizi belirleyebilmemiz için şöyle bir liste yapabiliriz.

Hayat Amaçları (Uzun Vadeli), Bir yıllık amaçlar ( Orta vadeli ), Bir aylık amaçlar
(Kısa vadeli)

10 yıl sonra neleri 1 yıl sonra neleri 1 ay sonra neleri başarmış olmayı başarmış
olmayı isterdiniz?

Benim gibi emlakçı olsaydınız Emlak (gayrimenkul ) alanın bir numara olmayı,
isterdiniz değil mi ?

Görüldüğü gibi bu hedeflerin hepsi birbirini tamamlayan ve biri olmazsa diğerinin de
olamayacağı türdeki hedeflerdir.

Belirlediğimiz amaçlara ulaşabilmemiz için günlük faaliyetlerimizi “öncelik sırasına”
almamız gerekir.

*Bir gün içinde yapılabilecek faaliyetleri yan yana yazalım.

TV seyretmek , Arkadaşlarla buluşmak , Ders çalışmak , Müzik dinlemek , Yemek , Uyku.

*Şimdi de her faaliyetin önem derecesini belirleyelim.

A- En yüksek öncelik (önem) derecesine sahip (olmazsa olmaz grubu)

B- Orta derecede öneme sahip (olmalı grubu)

C- Düşük önem (öncelik) derecesine sahip (olsa da olur olmazsa da grubu)

TV seyretmek , Arkadaşlarla buluşmak , Müzik dinlemek, Yemek , Uyku , Ders çalışmak

Planlama yapabilmemiz için kuralımız, A grubu faaliyetleri bitmeden B; B grubu faaliyetleri
bitmeden, C grubu faaliyetlerine geçmemek.

Bizler programlı çalışarak daha önce belirlediğimiz önceliklere göre hareket etmiş oluruz.
Böylece ilk önce sosyal faaliyetlere evet, derse hayır demek yerine; ders çalışmaya evet
demeyi, sosyal faaliyetleri de ödül olarak almayı başarabiliriz.

Çalışma programı, zamanımızı kontrol altına almamız konusunda bize yardım ederken,
aynı zamanda ”hangi dersin hangi konusundan” çalışmaya başlayacağımızı da tespit eder.
Planlamamızı yapıp, hedeflerimizi belirledikten sonra, bizi hedefimize ulaştıracak olan
çalışma programı hazırlayabiliriz.

“Ders Çalışacağım “ düşüncesiyle giden bir öğrenci bu dersin hangi konusundan
çalışmaya başlayacağını düşünerek zaman kaybedecektir. Oysa
“Ben bugün Matematik dersinin Sayılar konusunu çalışacağım
.” Derse, daha sağlıklı bir yol izlemiş olacaktır.

Çalışma programı denince aklımıza gelen şey “tekrar programı” olmalıdır.
Sadece belirli saatlerde derse oturulan, belirli saatlerde mola alınan bir çizelge
akla gelmemelidir.

Programımız günlük tekrarı mutlaka içermelidir. Unutmayın ki
öğrendiklerimizin %40’ını ilk 20 dakikada, % 55’ini 1 saatte,
%65’ini 9 saatte, %80’ini 24 saatte unuturuz. Günlük yaşamda kontrol
altına alamadığımız durumlarla karşılaşılabileceği dikkate alınmalıdır.

Programımız günlük ya da haftalık olarak düşünülmeli, her programın ybir
amacının olması sağlanmalıdır.

Programı derslere verdiğimiz önemli bir randevu gibi düşünebilir, çalışmaya daha
kolay başlayabiliriz.

Programımızı oluştururken dikkat edeceğimiz noktalar arasında konuları bilme
oranımız ve amacımıza göre hangi konulara öncelik vereceğimizin belirlenmesi gerekir.

Programlı çalışma size bir pusula görevi görecek ve hedefinize ulaşmada size yardım edecektir.

Günlük çalışma programı,

O gün öğrenilen konuların tekrarı ve test çözümü,
Ödevlerin tamamlanması,
Bir gün sonra işlenecek konuların ön hazırlığını içermelidir.

Öyleyse; Program

Zamanı etkin şekilde kullanmanızı,
Neye, nereden başlayacağınıza karar vermenizi,
Bilgilerinizi ne kadar özümsediğinizi görmenizi,
Ne zaman dinlenip, ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi,
Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştıran çok önemli bir araçtır.

Planınızı Uygulamakta Güçlük Çekiyorsanız:
Tüm bu sıraladığımız özelliklere dikkat ederek plan yaptığınız halde kendinizi derse
veremiyorsanız; temel bilgi eksikliği nedeniyle ya da dersi anlayamadığınızdan çalışmayı
istemiyor olabilirsiniz. Bu durumda “Sosyal Dersleri Çalışırken” ve “Matematik-Fen Derslerine
Çalışırken” bölümlerini inceleyin ve yazılanları uygulamaya çalışın.

Böyle bir durum söz konusu değil de güvensizlik, kazanamama korkusu vb. olumsuz duygu
ve düşüncelerle kendinizi derse veremiyorsanız öncelikle bundan kurtulmaya çalışın.
Bu durumda, elinizdeki kitapçığın “Sınav Kaygısı” bölümünü dikkatlice okuyun, önerileri
uygulamaya çalışın.

3-Belirli Bir Çalışma Odası yada Köşesi Düzenleyin

Evin değişik yerlerini değil, belli bir yerini çalışma yeri olarak hazırlayın. Hep aynı yerde
çalışmak, çalışacağınız yere geldiğinizde kendinizi derse daha kolay vermenizi sağlar.
Çalışma davranışı için uyarıcı bir rol oynar.

En uygun çalışma ortamı şöyle olmalıdır:

Üzerinde çalışmak için tüm araç ve gereçlerin (kitap, defter, kalem, kağıt, silgi vb.)
Oda ısısı ne çok soğuk, ne çok sıcak olmamalıdır.
Oda sık sık havalandırılmalı, düzenli ve temiz olmalıdır.
Çalışma ortamında radyo, teyp, televizyon gibi dikkat dağıtabilecek nitelikte fazla resim,
fotoğraf, afiş, poster gibi uyarıcılar olmamalıdır.
Çalışma masası ve odası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır.

4- Masa Başında Oturarak Çalışın

Uzanarak ya da yatarak çalışmak yerine masa başında oturarak çalışmak, dikkatin daha
uzun süreli derste kalmasını kolaylaştırır. Uzanarak, yatarak, masanın üzerine abanarak ya
da sandalyede geriye yaslanarak çalışmak, çalışırken kısa sürede dikkatin dağılmasına,
hemen gevşemeye ve uykuya neden olan davranışlardır.

Çalışma masanızda, ders dışı faaliyetlerde (mektup yazmak, kitap okumak, hayal kurmak,
günlük yazmak, şiir yazmak vb.) bulunmayın.

5- Dersi Ezberlemeden Öğrenmeye Çalışın

Öğrenmeye çalıştığınız konuyu ezberlemekten kaçının. Ezberleyen öğrencide yorum yapma,
bağlantı kurma, sebep-sonuç ilişkisini görme, ana fikir bulma gibi yetenekler gelişmez. Ayrıca
ezberlenen bilgi ile sınav soruları arasında bağlantı kurmak zor olur. Bu nedenle mutlaka
çalışılan konularla ilgili bol ve değişik soru örnekleri çözmek gerekir. Çözülemeyen sorular
mutlaka tekrar edilmelidir.

Sosyal Bilimler Derslerini Çalışırken:

Sosyal dersler, amaçsız okunduğu zaman, kısa sürede sıkıcı hale gelir, uyku getirir ve derse
istek azalır. Bu nedenle çalışmanız gereken konuyu, mutlaka hangi amaçla okuduğunuzu,
size gerekli bilgilerin neler olduğunu belirleyerek okuyunuz. Böylece, hem amacınıza ulaşmak
için daha yoğun dikkat harcadığınız için uyanık kalacaksınız, bu sıkılmanızı önleyecek, hem
de okuduğunuz bölümlerde size gerekli bilgileri ararken, gereksiz ayrıntıları ezberlemekten
uzaklaşacaksınız.

Sosyal dersleri çalışırken şu sırayı takip edebilirsiniz:

Önce konuyu, geriye dönüşler yapmadan, duraklamadan süratle bir kez okuyun
.(Çok kısa bir zaman alır.)
Tekrar başa dönerek ara başlıklardan, ana başlıklardan koyu yazılmış yerlerden
yararlanarak konunun size ne kazandıracağını, hangi amaçla okuyacağınızı belirtmek
üzere sorular çıkarın, varsa başka kaynaklardan konu ile ilgili soruları ekleyin.
Böylece, konunun size hangi soruların cevabını vereceğini belirlemiş olursunuz.
Sorularınız, konudaki bilgilerin özelliğine göre; tanımlarla, benzerlik ve ayrılıklarla ilgili ne,
nasıl nerede, ne zaman şeklinde, örneklerle ilgili sorular olabilir.
Çıkardığınız soruların cevabını bulmaya çalışarak konuyu daha dikkatli olarak tekrar
okuyun. Böylece ayrıntıları daha kolay atarsınız, bir sorunun cevabını aradığınız için daha
dikkatli okursunuz ve daha az sıkılırsınız.
Bulduğunuz cevapları, daha önce çıkardığınız soruların karşısına yazın.
Tema haline getirilebilecek bölümleri tema haline getirin.
Çıkardığınız soru ve cevaplarla, varsa şemaya bakarak konuyu bir kez anlatın.
Son kez parçalar, sorular arasında bağlantı kurmaya çalışarak konuyu bütünleştirip,
hafızadan tekrarlayın.
Hatırlayamadığınız bölümleri tekrar ele alın.
Bu şekilde çalışma, bir konuyu uzun süre çalışıp zaman kaybetmenizi, ezberlemenizi,
gereksiz ayrıntıları yüklenmenizi önleyecek, aynı zamanda elinizde konu ile ilgili önemli
notların olması da, sınav
öncesi tekrarlarda size zaman kazandıracaktır.

6- Çalışmanızı Değerlendirin

Çalışmanızın sonunda, kendinizi değişik sorularla, problemlerle değerlendirin.

Cevaplayamadığınız soruların ait olduğu konuları tekrar ele alın.

Özellikle, ara ve deneme sınavları sonunda, boş bıraktığınız, yanlış yaptığınız sorular
üzerinde durarak, bu konuları tekrar çalışın. Çalışırken şunlara dikkat edin.

Soruların hangi konudan ve konunun hangi bölümünden çıkarıldığını belirleyin.
Tuttuğunuz notlardan, kaynak kitaplardan, ders kitaplarından o bölümü inceleyin.
Soruları çözmekte yine güçlük çekiyorsanız, önceki yıllardan konu ile ilgili temel
bilgi eksikliğiniz olup olmadığını inceleyin. Eksiğiniz varsa Lise-1 ve Lise-2 kitaplarından da
ilgili bölümleri tekrar gözden geçirin.
Anlama gücünüzü geliştirin. Öğrenme anlamaktır. Öğrenmekte olduğunuz konu ile
ilgili bilgileri nerede ve nasıl uygulayabileceğinizi kendinize sorun.
Yine anlamakta güçlük çekiyorsanız. İlgili ders öğretmenine sorun.
7- Kaynaklardan Yararlanma

Çalıştığınız dersle ilgili, anlamakta güçlük çektiğiniz konu olduğunda, değişik
kaynaklardan yararlanın. Elinizin altında test kitapları, yardımcı kitaplar, ders kitapları,
sözlük, ansiklopedi gibi kaynaklar bulunsun.

8-Zorlandığınız Dersi Bir Kenara Bırakmayın

Özellikle Matematik ve bazı Fen derslerinde zorlanan öğrencilerin, o dersleri tamamen
bırakıp hiç çalışmadıklarını görüyoruz.

Bu öğrenciler, bu derslerin içinde mutlaka kolay anlayabilecekleri konular olduğu bilmelidir.

Çok zorlandığınız bir dersin, tüm konularını öğrenmeye çalışıp, güveninizi yitirerek
dersten uzaklaşmak yerine, anlayabileceğiniz konulardan çıkabilecek soruları çözerek,
kazanma şansınızı arttırabilirsiniz.

9- Kendinizi Çalışmaya Zorlayın

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız verimli ve etkili ders çalışma yöntemlerini
uygulamak, tamamen bir irade ve iç disiplin olayıdır.

Ders çalışmak için iyi bir nedeniniz varsa, kendinizi biraz zorlayarak, çalışma
sırasındaki güçlükleri tek tek ortadan kaldırmanız zor olmaz.
Yeter ki ne istediğinizi bilin, çalışmak için kendinize iyi bir zemin
hazırlayın ve öğrenmeyi isteyin. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

Fizik Egzersizinin Öğrenmeye Etkisi

Yapılan araştırmalar, düzenli bir fizik egzersizinin, öğrenme üzerinde çok olumlu
etkiler yaptığını göstermektedir.

Uzmanlar fizik egzersizinin yararlarını şu şekilde sıralamaktadırlar:

Kas gevşetmesi
Zihinsel gevşeme
Yapılan işte etkinliğin artması
Enerjide artış
Duygusal boşalma ve rahatlık
Daha iyi uyku
Kendine güven artışı
Endişelerde azalma
Daha iyi sağlık
Bel ve sırt ağrılarından korunma
Kalp hastalığı riskinin azalması
Özellikle yoğun sınav stresi yaşayan öğrenciler için fizik egzersizlerinin önemi büyüktür.
Gerginlik, damarlarda daralmaya sebep olduğu için, hücrelerin kanla beslenmesini zorlaştırır.
Gerginlik sırasında vücutta fazla
miktarda adrenalin salgılanır ve bu da öğrenme için gerekli protein zincirinin kurulmasını
güçleştirir. Düzenli fizik egzersiz,
adrenalinin kullanılarak kaygının azalmasına ve rahatlamaya sebep olur. Ayrıca düzenli
fizik egzersizleri sonunda vücutta,
serotonin denilen bir madde salgılanır. Bu madde kişide huzur, rahatlama
duygusu yaratan bir maddedir.

Öğrenmeyi engelleyen stres, kaygı ve endişelerden kurtulmaya
yardımcı olması bakımından, her sabah 10-15 dakika beden
hareketleri yapmak yararlıdır. Ancak bu hareketleri yaparken aşırıya
kaçmamak gerekir. Yani fizik egzersizleri sonunda kendini daha yorgun hissetmek,
bir yanlışlık yapıldığını gösterir. Uygulanan egzersiz programı sonucunda kişi kendini
dinlenmiş huzurlu hissetmelidir.

En Etkili Öğrenme Sınıf İçinde Oluşur

Eğitim-öğretim olayı bir bütün olarak ele alınır, ayrı ayrı düşünülemez.
İleri gitmiş toplumlarda da devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır.
Fert ve toplumu esas alır. Bu nedenle de fert ve toplum için çok önemlidir.
Bilimsel olarak yapılır. Bilimsel olmayan eğitim-öğretim etkinlikleri fertlere de,
topluma da istenen yararı sağlamaz.
Aksine zararlı olabilir.

Eğitim-öğretim olayının ele alan, bilimsel araştırmalar yapan eğitim biliminin bulguları sonunda
en etkili öğrenmenin sınıf içinde, karşılıklı tartışarak, öğrencilerin öğrenme olayının içine
aktif olarak girmeleriyle, yaparak
ve yaşayarak oluştuğu ortaya çıkmıştır. Sınıfta öğretmenin gözetiminde konuların ele alınması,
irdelenmesi, tartışılması,
öğrencilerin konu ile ilgili görüşlerini rahatça söyleyerek düşüncelerini savunabilmeleri,
eksik kalabilecek noktaların

çok kişi tarafından daha kolay sezilebilmesi, sorularla bu eksikliklerin de giderilebileceği
dikkate alındığında öğrenmenin
sınıf içinde daha verimli oluştuğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kısaca öğrenme olayı
iki kişinin karşılıklı direkt iletişimi ile değil,
sınıf içinde, doğrular yanlışlar tartışıldığında dolaylı olarak en iyi biçimde oluşmaktadır.

Öğrenme Zihinsel Yorgunluk Yaratmaz

İnsan vücudundaki hücrelerin önemli bir özelliği arka arkaya gelen uyarılara cevap
verme sürelerindeki faklılıktır. Kas hücrelerinde bu süre, sinir hücresine oranla çok
uzundur. Kas hücresi bir uyaranı
aldıktan hemen sonra ikinci bir uyarana cevap veremez ve bu süreye “cevapsızlık
süresi” denir. Eğer kas hücresine uyarıcılar
arka arkaya gelir ve kas hücresi buna cevap vermezse yorgunluk meydana gelir.

Buna karşılık sinir hücresinin cevapsızlık süresi, kas hücresine göre çok daha kısadır.
Yani sinir hücresi arka arkaya gelen uyaranlara cevap verebilir ve kas hücresi gibi yorulmaz.
Bu nedenle “çok öğrendim
yoruldum” duygusu yanlıştır. Yorgunluk varsa kas yorgunluğudur, zihni yorgunluk değildir.
Ancak öğrenme için gerekli
protein zincirinin iyi kurulması için, sürekli değil aralıklı ders çalışmak gerekir.

Sponsorlu Bağlantılar
  • okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için ne olması gerekir
  • okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için olması gereken kurallar
  • okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için gereken kurallar
  • okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için ne olması gerekir kurallar listesi
  • okulda ve sınıfta mutlu ve başarılı olmak için olması gereken kurallar

Diğer Notlar

Etiketler:okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için olması gereken kurallar listesi okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için olması gereken kurallar öğrencide bulunması gereken özellikler bir öğrenci nasıl başarılı olur lıse ogrencılerının bılmesı gekrektıgı şeyler bir öğrencide bulunması gereken özellikler okulda sınıfta huzurlu ve mutlu olmak için neler yapmalıyız okulda mutlu huzurlu ve başarılı olmak için kuralar başarılı bir öğrencinin özellikleri iyi bir öğrencide bulunması gereken özellikler başarılı öğrencilerde olması gereken şartlar okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için ne olması gerekir ile ilgili resimler 7. sınıfa giden bir öğrencinin bilmesi gerekenler resimli okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için gerekli kurallar öğrencisi hayatının nasıl olması gerekenler müzik dinlerken müzik yaparken uyulması gereken kurallar 8. sınıf ögrencisi derslerde başarılı olabilmesi icin gerekenler okulda başarılı olmak için gereken kurallar okulda ve sınıfta huzurlu mutlu ve başarılı olmak için ne olması gerekir kuralar listesi
Okulda şiddet: Okulda şiddet, eğitimde ve özellikle okulda karşılaşılan şiddete işaret eder. Öğretmenlerin, okul idaracilerinin kullandığı şiddet, ayrıca öğrencilerin birbirleri arasında ve okul görevlilerine karşı uyguladığı şiddet bu kapsamda ele alınır.
Okul: Okul, eğitim-öğretim verilen kurum ve bu faaliyetlerin gerçekleştirildiği tesisler. Okul sözcüğü çocuk ve gençlerin devam ettiği örgün eğitim kurumlarının yanısıra tek bir alanda eğitim veren kurumlar ve bazı yüksek eğitim kurumları için de kullanılır: dans okulu, gazetecilik okulu, meslek yüksek okulu vb.
Mutluluk: Mutluluk, TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.
Mutlu Topçu: Mutlu Topçu, (d. 16 Kasım 1970 Bursa), sol kanatta oynayan eski millî futbolcu, halen Bursaspor'da teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın yardımcı antrenörlüğünü yapmaktadır.
Mutluluk (film): Mutluluk, Zülfü Livaneli'nin eserinden uyarlanan, 2007 yapımı bir Abdullah Oğuz filmi. Film, 2007 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin ulusal uzun metrajlı film yarışmasında aday gösterildi.
Mutlu Günler (oyun): Mutlu Günler (İngilizce: Happy Days), Samuel Beckett tarafından İngilizce yazılmış, iki perdelik tiyatro oyunu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir