Ölen Türk Oyuncular

Sponsorlu Bağlantılar
ahmet ama becerikli bilal inci ediz hun fatma girik hadi hayat hic hulya kocyigit kartal tibet kendi millet oyuncu sinema tarihi tiyatro turk turkan soray ya yandi Ölen Türk Oyuncular Ölen Türk Sanatçılar ölen sinema sanatçılarımız ölen türk oyuncular öle..

Türk Sinema Tarihi Ve Vefasizlik

Türk insan’i gercekten cok vafasiz, kendi sinemasina ve kendi oyuncularina, vatan millet sakarya denildimi mangalda kul birakmayiz ama, is unutmamaya ve unutturmamaya gelince gercekten hafizamiz balik hafizasini gecmiyor… Bir Turkan Soray filmini izlerken, yada ne biliyim, Fatma Girik, Hulya Kocyigit, Ediz Hun, Kartal Tibet, ve bunlar gibi bir cok taninmis simalari televizyon ekraninda izlerken sadece bu oyuncularla filmi hatirlariz, ve vefasizlikta bundan sonra baslar, peki ya bu oyunculara hayat veren kisileri oyuncu yapan karakterleri; hadi figuran diyelim biz bunlara, bunlar hic akliniza gelirmi… cevabini ben vereyim; malesef HAYIR.. “Dönüs” filmini hatirlarsiniz turk sinema tarihinin en acikli ve en güzel filmidir, zaten filmin müzigini dinleyen kolay kolay etkisinden kurtulamiyor “Hasretinle yandi gönlüm”.. ama filmi ana karakterlerinden Bilal inci dersem bir cok kimsenin aklina gelmez, o filmde en az Kadir inanir en az Türkan soray kadar önemli bir oyuncuydu… Fatma girik ve Kadir inanirin bas rollerini oynadigi “Yilanlarin öcü” filminde ise Kötü muhtar rolünde İhsan Yüce.. ve daha bir cogu… Bu yaziyi yazma nedenim bir nebze’de olsa bu karakterleri yad edelim, sizde bir kac satirda olsa, sevdiginiz karakter oyunculari oynadiklari filmlerle hatirlayin istedim hadi bakalim basliyalim…

Ahmet Tarık Tekçe

İstanbulda doğan oyuncu Galatasaray Lisesi ni bitirdi. Sinemaya geçmeden önce Camialtı Tersanesi nde ve Fener Nüfus Memurluğu nda çalıştı. Tiyatro sanatçısı Nezihe Becerikli ile evlenip ayrıldı. Sinemaya 1948 de Tuzak filmiyle girdi. Vahşi Arzu filminde kötü adam tiplemesiyle ün yaptı ve hemen hemen tüm filmlerinde bu tiplemesini sürdürdü. Türk sinemasının belirli bir döneminde en başarılı yardımcı erkek oyuncularından biri oldu. Yankesici Kız filminin galasına giderken Karabük yakınlarında geçirdiği trafik kazasında öldü. Üçyüzün üzerinde filmde rol aldı.


Ali Uyandıran

Bursa doğumlu olan oyuncu Hukuk tahsil ederken bir özel kuruluşun (LCC) son dönem tiyatro kurslarına devam etti. 1970 yılında Bakırköy Halkevinde “Hamlet 70″ oyunuyla profesyonel oldu. 1972 yılında başladığı sinema 1986 yılında daha iyi yerini buldu. Daha sonra da dizi çalışmaları ve reklam çalışmaları oldu. Halen devam ediyor.


Aliye Rona

1921′de Suriye’de dünyaya gelen Aliye Rona, yüzlerce filmde rol aldı. Uzun süre tiyatro oyunculuğu yaptı. 1947 yılında “Kerim’in Çilesi” adlı filmle sinemaya geçti. Türk Sineması’nda her rolü ustalıkla başardı. Genellikle çocuklarına kol kanat geren, onları ve yaşamını herkesten korumaya yönelik üstlendiği rolleri onu, sinemanın kötü kadını ilan etti. Bu üstlendiği rollerde yıllarca çok başarı oldu ve yeri hiçbir zaman doldurulamadı. Aliye Rona her rolü başarı ile oynayabilen gerçek bir oyuncuydu. Rona, 27 Ağustos 1996 yılında aramızdan ayrıldı


Cengiz Sezici

1971-72 tiyatro sezonu ile tiyatroya başladı. 1978”de “Selvi Boylum Al Yazmalım” ile sinemaya başladı. Sinema her zaman başarıyla sürdürdü. Araba kullanmayı, ata binmeyi, yüzmeyi, motorsiklet kullanmayı çok seven Sezici’nin ödüleri: 33. Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu


Coşkun Göğen

1946 doğumlu olan sanatçı, 1962 yılından beri sinemanın içerisindedir. Türk sinemasında 400 aşkın filmde oynayan sanatçıya, oynadığı rollerde çok başarılı olmasından dolayı sinema severler, “Tecavüzcü Coşkun” adını takmışlardır. Sinemanın dışında televizyon programları ve dizilerinde de yer almıştır. 3 kızı olan sanatçı Antalya’da yaşamaktadır.


Danyal Topatan

1916 yılında doğan Ahmet Danyal Topatan sinemaya 1953 yılında çekilen Drakula İstanbul’da filmi ile giriş yaptı.Ortaokul 1. sınıftan ayrılıp seçimini Yeşilçam’dan yana yapan oyuncu, yüzlerce filmde rol aldı. Topatan, 26.9.1975 yılında vefat etti.


Hulusi Kentmen

1912 yılında Tirnova (Bulgaristan)’da doğdu. Deniz Astsubay Okulu’ndan mezun oldu. Uzun süre orduda kaldı, daha sonra emekli olarak sanat yaş. atıldı. İlk olarak “Hisse-i Şaiya” oyunuyla profesyonel oldu. 1940′da “Sürtük” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1967′de Hüseyin Baradan ve Şahin Tek’le daha sonra da Atıf Kaptan ile topluluk kurarak Anadolu turnelerine çıktı. Türk sinemasında çoğunlukla baba rollerinde gözükerek, babacan tavrıyla popüler oldu. 1980′de İzmir Fuarı’nda sahneye çıkarak, keman çalıp, fıkralar anlattı. Birçok TV reklamında ve “Parkta Bir Sonbahar Günüydü” adlı televizyon dizisinde oynadı. 500′ün üzerinde filmde rol aldı. Kentmen, 20.12.1993 tarihinde İstanbul’da aramızdan ayrıldı.

Ve

Yadigar Ejder

”herhangi biri. ya da çok özel biri.

yüzleri çok tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde. varlıkları sadece başkalarının varlığını güçlendirmekle tanımlanan insanlar vardır. herhangi birileri, falanca ya da filanca. adı, soyadı hiç önemli değil. başkalarının statüleri uğruna aşağılanan, itilen, hırpalanan gerektiğinde ölümlere gidip gelen insanlar.

ya da figüranlar diyelim biz bunlara.

perdenin hazin yüzleri.

adları sinema afişlerine yazılmayanlar. yüzleri tanıdık, isimleri bilinmeyen insanlar. belki de kahvedekilere en çok benzeyenler. yeşilçamda da kahvede oturmazlar mı iş beklemek için? inşaat işçilerine ne çok benzerler. bir yapımcının kahveye girip de iş dağıtmasını beklemek.

makyajsızlar…

senaryoyu okuma ihtiyacı olmayanlar. filmin bir yerinden girip, öylece yok olanlar. dayak yiyip, ölüp, çay dağıtıp, durakta bekleyip filmden kopup gidenler. hayatın ıssız sokaklarında gezip, filmin ayrıntı karelerinde yer bulanlar. makyaja ihtiyaç duymayan figüranlar.

onlardan biriydi yadigar…

iri gövdeli, uzun boylu, seyrek dişli, çirkin bir adam. kötüler hep çirkin olmalıdır değil mi?

filmlerde eşşek sudan gelinceye kadar dayak yerken tanıdık bu iri adamı. bazen cüneyt arkın dövüyordu bazen de kemal sunal. şabandan dayak yemesi ne kadar da trajiktir. eğer günlük hayatta olsa hepsini dövebilecek niteliktedir yadigar. gel gör ki dayak yemek için para almaktadır. o da dayağın en iyisini yer.

o dayak yerdi biz gülerdik. kahramanımız gözümüzde büyürdü ona dayak atarken. o kadar iri bir adamı dövebilmesine hayran olurduk kahramanımızın. o ise sesini çıkarmadan içtenlikle yerdi dayağı. hep kötü bir babanın adamıydı yadigar. iyi insanlara saldırır, kötülüğe hizmet eder, haince kahkahalarla gülümserdi.

sahiden o kadar kötü olabilir miydi?

diğer figüranlar onun kadar iri olmadığı için onun dayak yemesinin ayrı bir anlamı olurdu. işi daha önemli hale getirirdi. en son o dayak yerdi. final döğüşü olurdu. onu dövmenin önemi hepsinden çoktu. çünkü en dövülemez olanı oydu.

bu sahneler hiç değişmedi. yani onun bir kez olsun dövebildiğini ve böylece filmin bittiğini görmedik. senaristler hiç sürpriz yapmadılar bu iri adama. günlük hayatın akışı, kaderin tecellisi hiç değişmedi. ismi anılmayanlar, makyajsızlar hiç finalde tutunamadılar. filmin acı karelerine malzeme olup, yitip gittiler öylece.

yeşilçamın figüranlar kahvesinin kasvetli havası sinmişti yadigarın üzerine. gülümsemiyordu koca adam. günler boyu iş beklemek sonra filme girip bir ton dayak yiyip çekip gitmek. yediremiyordu kendine ama ekmek parası işte. emekçisi olmuştu sinemanın. öyle bar köşelerinde değil filmin içinde emeğini konuşturuyordu yadigar. Türk sinemasının binlerce karesine görüntü vermişti. varsın ismi de bilinmesindi.

gerçi hayat zordu. iki film yapıp imaj yapanlar, soyunanlar, dünkü çocuklar parayla oynarken yılların sinema emekçisinin karnı günlük doyuyordu.

bugün doyuyor yarını bekliyordu koca adam.

son zamanlarda işleri iyi değildi yadigar’ın. parasızlık çekiyordu. birileri ün, para, imaj peşinde koşarken yadigarın durumu gitgide kötüleşiyordu.

hey gidi koca adam.

her yanını utanç kaplamıştı. dayak yemekten büyük bir utanç. iyice parasız kalmış karnını doyurmakta güçlük çekiyordu. kirasını ödemeyeli çok zaman olmuştu. tek göz bir odaydı kaldığı. buna rağmen kira parası bulmakta güçlük çekiyordu.

bir gün evinden çıkardılar yadigar’ı. kimi kimsesi yoktu istanbul’da. buz gibi soğuk bir gece vakti taksim’e çıktı birkaç parça eşyasıyla.

havada hain bir soğuk kol geziyordu. kimsecikler yoktu koca meydanda.

buralarda ne kadar çok dolaşmıştı.

bir banka uzandı. ellerini bacaklarının arasında ısıtmaya çalıştı.

öksürüyordu epeydir koca adam. uyku girmedi önce gözlerine. yarını düşünüyordu.

sonra yorgunluk çöktü. ağır ağır kapandı gözleri.

bir uyudu, bir daha uyanmadı.

bir uyudu, bir daha dayak yemedi kimseden.

bir uyudu, kimseler bilmedi ismini.

bir öldü, yalnız taksim meydanı ağladı koca adama. sokak köpekleri tuttu yasını.

yaşamın son karesini asillere yakışır bir onurla oynadı adam.

bir figüran gibi öldü; kimsesiz, yalnız, gözyaşı dökmeden….”

Etiketler:ölen sinema sanatçılarımız ölen türk oyuncular ölen türk sanatçılar ölen türk sanatcilar ölen türk aktörler ölen türk sineması oyuncuları türk sinemasında ölenler türk sineması figüranları ölen türk sinema sanatçıları BÜTÜN ÖLEN TÜRK SİNEMA SANATÇILARIMIZIN FOTO eski Türk film artistleri olen turk sanatcilar eski sinema sanatçılarından ölenler ölen sanatçılarımız türk türk sinemasının ölen aktörleri olen sinema sanatcilari ölen türk şarkıcılar türk sineması oyuncuları Ölen Türk film oyuncuları
Olena Krasovska: Olena Krasovska (kızlık soyadı Ovçarova, Ukraynaca: Олена Красовська, d. 17 Ağustos 1976), 100 metre engellide yarışan Ukraynalı atlet.
Olena Ustymenko: Olena Ustymenko (d. 10 Kasım 1986, Kiev - Ukrayna) doğumlu voleybolcu. 1.92 boyunda 74 kilo ağırlığında olup smaçör mevki de oynamaktadır.
Ölen Galyalı: Ölen Galyalı (İtalyanca: Galata Morente) MÖ 230-220 yılları arasında Pergamon kralı I. Attalos tarafından Anadolu’da Kelt asıllı Galatlara karşı kazandığı zaferi kutlamak amacıyla yaptırılmış olduğu düşünülen heykelin Roma döneminde yapılan mermerden kopyasına verilen isimdir. Eserin kimin tarafından yapıldığı bilinmemekle beraber Pergamon sarayının heykeltıraşı Epigonus tarafından yapılmış olma ihtimali yüksektir.
Türkiye: Türkiye veya resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti (), başkenti Ankara olan ve Eski Dünya karaları denilen Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı noktada bulunan ülke.
Türkiye'nin köyleri: Türkiye'nin köyleri, Türkiye'de kırsal nüfusun yaşadığı yerleşme birimlerinden köy kanununun uygulandığı ve köy olarak tarif edilen sayısı 2010 verilerine göre 34.247'dir.
Karasal iklim: Karasal iklim: Kıtaların orta kesimlerinde deniz etkisinden uzak yerlerde, ve Kuzey Yarımküre'de etkili olan iklim çeşitidir.
Türkiye'de Karadeniz iklimi: Karadeniz iklimi (Okyanusal İklim veya Ilıman Deniz İklimi) asıl olarak Karadeniz Bölgesi'nde ve Marmara Bölgesi'nde Karadeniz kıyılarında ve Kuzey Anadolu Dağları'nın Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür.
Türkler: Türkler veya Türkiye Türkleri, çoğunlukla Türkiye ve Osmanlı İmparatorluğu'nun eski topraklarında yaşayan, Türk halkıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir