Peygamberimizin Dedelerinin Adı

aile allah bu diye eden geldi hali hediye hz muhammed ilk ishak ismail kabri mekke peygamber siyer soyu soyun tane ya vs..

Peygamberimizin Soy Şeceresini Tanimada Ölçü

PEYGAMBERİMİZİN SOY ŞECERESİNİ TANIMADA ÖLÇÜ
Şecere-i Âdem’in en değerli semeresi bulunan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şeceresini tanımak, her müslüman için bir vazifedir. Resûlullah (s.a.v.), peygamberzâde peygamber Hz. İsmail’in soyun-dandır. Bu hususu muhtasaran açıklamak istiyoruz.

Hz. İbrahim’in dört evliliği olmuş ve bu izdivaçlardan ön üç evladı dünyaya gelmiştir. Şöyle ki: ilk evliliği Hz.Sâre ile olmuştur. Yaşı ilerlediği halde uzun müddet çocuğu olmamıştı. Aile içindeki bu boşluğu doldurmasını Cenâb-ı Hakk’a yaptığı “Rabbim! Bana sâlihlerden (bir çocuk hibe et” (1) duası ile niyaz etmiş idi.

Refika-i hayatı Hz. Sâre bu eksikliğin telafisi için, câriyesi bulunan Hâcer’i Hz. İbrahim’e hediye ederek bir asalet örneği göstermişti. Bu izdivacın meyvesi ve Hz. İbrahim’in ilk evladı bulunan Hz. İsmail, Hali-lullah Hazretlerininin doksandokuz yaşında bulunduğu sırada dünyaya geldi

İbrahim aleyhisselâm yüz on iki yaşında bulunurken Cenâb-ı Hak Hz.Sâre yolu ile İshak ismindeki oğlunu ihsan etti (3). İbrahim aleyhisselâm, iki tane oğlan evladına nâil olunca Allah Teâlâ’ya “Bana (şu) ihtiyarlığ (ım) a rağmen İsmail ve İshak’ı bahş eden Allah’a hamdolsun” (4), diye arz-ı şükranda bulundu.

Hz.İsmaiI, ergenlik çağına ulaşınca, Cürhümî’lerden bir kızla evlendi ve on iki evladı oldu. Bunlardan en büyüğü Nabit ismindeki oğludur. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şerefli soyu, bu oğlu vasıtası ile Hz.İsmail’e ulaşmaktadır. Tarihçei hayatları siyer kitaplarında tafsilâtı ile açıklanan Hz. Hâcer, doksan yaşında iken Mekke’de vefat etti ve Kâbe-i muazzama’nın Hicr kısmına defn olundu. Hz. İsmail, annesinin vefat ettiği sırada yirmi yaşında bulunuyordu. Hz. İbrahim’den sonra, yaşının yüz otuz yediye ulaştığı sırada İsmail aleyhisselâm da âlem-i cemâle göç etti ve annesinin kabri yanına defn olundu (5).

Hz. İshak, babasının hayatında iken Şam halkına peygamber olarak gönderildi. Altmış yaşında iken vefat eden bu yüce Peygamber Halilürrahman kasabasında defn olundu. Annesi Hz. Sâre, 127 yaşında vefat etti ve oğlunun medfûn bulunduğu yere defn olundu (6).

İbrahim aleyhisselâm, üçüncü evliliğini Kenan’lılardan Kantûra adında bir kadınla yapmış ve bu zevcesinden dört oğlu olmuştur. Dördüncü izdivacını da Hacûnî denilen bir hanımla yapmış ve ondan da yedi oğlu olmuştu (7).

Ülülazim peygamberlerden bulunan Hz. İbrahim, “Halilüllah” rütbesine nâil oldu. Tevhid inancının yayılması için ömrü boyunca çalışan İbrahim aleyhisselâm 175 yaşında iken (diğer bir rivayette 200 yaşında bulunduğu sırada) ebedî hayata göç etmiş ve Halillürrahman kasabasında defn olmuştur.

ismail aleyhisselâm ile Peygamberimizin 20. batında dedesi bulunan Adnan arasında kırk tane ata (dede) vardır. Biz, siyer ve nesep bilginlerinin ittifak ettikleri Adnan’dan başlayarak Resûl-i Ekrem’e kadar olan ecdadını sıra ile ele alıp açıklamak istiyoruz. Bu beyanda Peygamber (s.a.v.)’in dedelerinin isimlerini tamamen büyük harflerle, onların kardeşleri bulunan şahısların adlarını ise normal yazılış ile göstermek istiyoruz.

ADNAN’ın iki oğlu olmuştur. Onlar: MAAD ve Âk’tır. Bu şahsın dört oğlu vardır:

NİZAR, Kudâa, Kunus ve İyâd. Bu kimsenin de üç oğlu olmuştur. İsimleri:

MUDAR, Rabia ve Enmâr’dır. Mudar’ın iki oğlu vardır. Bunlar:

İLYAS ve Aylân’dır Bu zâtın üç oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:

MÜDRİKE, Tabîha ve Kamaa’dır. Bu şahsın iki oğiu olmuştur. Ad-ları: ‘ * ‘.

HUZEYME ve Hüzeyl’dir. Bu zâtın da dört oğlu olmuştur: Onlar:

KİNANE, Esed, Esede ve Hûn’dur. Kinâne ismindeki dedesinin dört oğlu vardır:

NADR, Mâlik, Abdi Menâf ve Milkân. Nadr’ın iki oğlu olmuştur. İsimleri:

MÂLİK ve Yahlud’tur. Bu zâtın tek oğlu vardır. O da

FİHR’dir. Bu zâtın dört oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:

GÂLİB, Muhârib, Hâris ve Esed’tir. Galib’in iki oğlu olmuştur. On-lar:

LÜEYY ve Teym’dir. Bu zâtın dört oğlu bulunmaktadır. Adları:

KA’B, Âmir, Sâme ve Avf’tır. Bu şahsın üç oğlu dünyaya gelmiştir. Onlar:

MÜRRE, Adiy, Husayn’dır. Mürre’nin üç oğlu bulunmaktadır. İsimleri:

KİLÂB, Teym ve Yakaza’dır. Bu zâtın iki oğlu vardır:

KUSAY, Zühre: Bu zâtın dört oğlu iki kızı vardır. İsimleri:

ABDİ MENÂF, Abdüddâr, Abdül-uzzâ, Abdi Kusay. Kızları: Tahmür, Berre’dir. Abdi Menâf’ın’dört oğlu dünyaya gelmiştir. Adları:

HÂŞİM, Abdüşşems, Muttalib ve Nevfel’dir. Hâşim’in dört oğlu ve beş tane kızı vardır. İsimleri:

ABDÜLMUTTALİB (ŞEYBE), Esed, Ebû Sayfî. Kızları: Şifâ, Hâlide, Zaife, Rukayye ve Hayye’dir.Peygamberimizin dedesi Abdül-Muttalib’in on oğlu ve altı kızı bulunmaktadır. Bu çocukların hepsi bir anneden olmadığı için onları annelerine göre sıralandırmak istiyoruz:

ABDULLAH, Ebû Tâlib, Zübeyr; Ümmü Hakim Beyzâ, Atika, Ervâ, Berre. Bunların anneleri Fâtıma’dır. Abbâs, Dırâr. Bu iki oğlunun annesi Nüteyle’dir. Hamza, Mukavvim, HacI adlı oğulları ile Safiyye adındaki kızlarının annesi ise Hâle’dir. Hâris adındaki oğlunun annesi Semrâ’dır.Ebû Leheb (Abdül-uzza). Bunun annesi Lübni’dir.

Hz. Âmine’nin annesi Berre, onun annesi ise Ümmü Habib’tiba tarafına gelince, Haz. Âmine’nin babası Vehb, onun pederi Abdi Menâf, onun babası da Zühre’dir. Hz. Abdullah’ın baba şeceresi açıklanmış bulunmaktadır. Annesi Fâtıma, onun vâlidesi Sahre, onun annesi Tahmür’dür. Her ikisinin soyu KİLAB’da birleşmektedir.

(1) Sûre-i Sâffât, 100.
(2) Tefsir-i Kurtubî, c. 9, sh. 375.
(3) Tefsir-i Kadî, c. 1, sh. 639.
(4) Sûr-i ibrahim, 39.
(5) Büyük islâm İlmihâli Siyer kitâbî: madde: 27, 29
(6) Büyük islâm İlmihâli Siyer kitabı: madde: 27, 29
(7) Tabakât-i İbni Sâd, c. 1, sh. 48.
__________________

Mustafa Kemal Atatürk’ün Soyağacı

Mustafa Kemal Atatürk’ün Soyağacı

Cumhuriyetimizin Kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeceresi
Sultan Murat Hüdavengidar zamanında başlamak üzere, bütün Türk Devleti padişahlık döneminde, Rumeli’yi Balkanlar’ı ve Avrupa’yı Türkleştirmek için soyunda ve sopunda hiçbir karışım olmayan Türk ailelerinden oluşan özel güçleri buralara göndermişlerdir. Bu göçlerin büyük çoğunluğu Oğuz Türkleri, Müslüman Oğuzların Yörük Türkmen boylarından gönderilen aileler teşkil ermektedir.

SOY AĞACI

Müslüman Oğuzların, Tanrıdağı ve Karagöz Yörüklerinden olup, Konya ve Aydın yöresine yerleşmiş bulunan isimler, teker teker yazılı bulunmaktadır. Buradaki, 950 tarih ve 82 numaralı l yazıcı defteri ile 1051 tarih ve 469 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu’dan Rumeli’ye geçen Türk boy ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır. Bunların Müslüman Oğuz Türk’ü Yörük Türkmen boylarından oluşan ailelerinin kimler olduğunu kayıtlarda belirtmektedir. İşte bu kayıtlarda, Ulu Önder Atatürk’ün atalarının, Anadolu’dan Konya ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır. Atatürk’ün dedeleri; Anadolu’dan Rumeli’ye gidip, Yunanistan’da Manastır Vilayeti’nin derbei bala sancağına bağlı bulunan

Kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Alüş Efendi derlerdi.Kocacık Nahiyesinin tamamen Türk’tür. Atatürk kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Efendi’nin torunudur. Hafız Ahmet Efendi’nin saçları kırmızı olduğu için adına ;Kırmızı Hafız Efendi; derlerdi. Ulu Önder Atatürk’ün dedesi kırmızı Hafız Efendi kocacık Nahiyesinde ilkokul eğitmenliği yapmakta idi. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi de bu kocacık nahiyesinde dünyaya geldi.

Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendiye Alüş Efendi derlerdi. Kocacık nahiyesi tamamen Türk’tü. Burada yerleşenlerin çoğu Aydın ve Konya yöresinden gelen Türklerdir. Hatta bu aileler Yörük Türkmenleridir. Bu Yörük Türkmenlerinin Tanrıdağı ve Karagöz olduğu yukarıda adı geçen il yazıcı defterinde kayıtlı bulunmaktadır. Keza yine belgelerde Aktan ve naldöken Yörüklerinde buralarda bulunduğu yazılmaktadır.

Fetihnamelerde, buralardaki Konya Türklerine hudut gazileri ünvanı verildiği yazılmaktadır. Bu Türklere miri, Yörülen Türkmenlerden denilmekteydi. Ulu Önder Atatürk özbe öz Türk olup, Konya ve aydın yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde

Hanımefendi’nin babası aydından Selanik’e gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi’nin babası Aydınlıdır.

·Bu bilgiler Başbakanlık Eski Müşaviri Şecaattin Zenginoğlu’nun ;Bilgi Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen Sesi-1999; isimli kitabından

alınmıştır.

ATATÜRK’ÜN KENDİSİNİ TANIMLAMASI:

Benim hayatta yegane fahrim (onurum), servetim, Türklükten başka bir şey değildir.

Bana, insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya gelmemdir.

Bir İngiliz’in;siz hangi asil ailedensiniz? sorusuna verdiği yanıt:

Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Teodoz, İtalya Yarımadasına inmek isteyen Türk Atilla’ya barış görüşmesinden önce sormuş: ‘Siz hangi asil ailedensiniz?’ Atilla’da ona cevap vermiş: ‘Ben asil bir milletin evladıyım!’ işte benim cevabımda size budur!

Türk, Türk olduğu için asildir… çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız.

Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın buluruz.Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım .Millî mevcudiyetimize düşman olanlarla dost olmayalım.

Böylelerine karşı…’Türk’üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!’

Diyelim Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır… Atatürk kendisini böyle tanımlıyor. Ben bir Türk’üm diyor ve bundan gurur duyuyorum diyor. Kişi, hissettiği milletten olduğuna göre bu sözler üzerine daha denecek bir şey yoktur. M. Kemal, bir Türk’tür ve koca bir Türk’tür, Türk’ün Atası’dır. Türk milletine, unuttuğu milli kimliğini tekrar kazandıran, ümmetten Türk milletine dönmesini sağlayan bir Türk’tür.

Hiç gerek olmadığı halde, konuya tam açıklık getirmek için, ana ve baba soyunu da irdeleyeceğiz. Kimdir, kimlerdendir ona bakacağız

MUSTAFA KEMAL’İN ANNESİ YÖRÜK TÜRKMEN’ DİR

Zübeyde Hanım’ın soyu Yörük’tür. Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliği’nin yıkılmasından sonra (1466), Balkanlar’da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir. Konya bölgesinden geldikleri için bunlar, ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve böyle anılmıştır.

Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilir. Zübeyde’nin babası Sofi-zade Seyfullah Ağa, Selanik yakınlarındaki Lankaza’ya göçer ve bir çiftlik sahibi olur. Ve Zübeyde

Hanım 1857′de burada doğar. Annesi, babasının üçüncü eşi Ayşe Hanım’dır

Zübeyde Hanım’ın soyunu birde anlatılanlardan görelim.M. Kemal’in kız kardeşi Makbule

Hanım (1885-1956)Annemden sık sık şunları dinlemişimdir. Bizim esas soyumuz Yörük’tür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişi diyor ve atalarından bazılarının da sonradan

tekrar Konya’ya geri döndüğünü de şöyle açıklıyor: Dedem Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş, Mevlevi dergahına girmiş, orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş

olacak.Makbule Hanım Yörüklük için şunları söylüyor Annem her zaman Yörük olmakla

iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e Yörük nedir?diye sordum. Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.Yörük ile Türkmen eş anlamlıdır. Atatürk, soyunu açıklarken bunu da vurgular:

Benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenler’dendir.Zübeyde Hanım’ın babasını, kocası Ali Rıza Efendi’yi ve Ali Rıza’nın babası Kızıl Hafız Ahmet Bey’i de tanıyan Selanik doğumlu Aydın Milletvekili Hasan Tahsin San (1865-1951)şu bilgileri verir: Atatürk’ün validesi, Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Fethullah Ağa’nın kızıdır. Selanik’te doğmuştur. Bu aile bundan 130 sene evvel (1800′lü yılların başı oluyor.)

Sarıgöl’den Selanik’e gelmişlerdir. Vodina sancağının batısında Sarıgöl nahiyesinde onaltı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve Teselya’nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı hükümetinin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara

kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.

Bir yabancı yazar da Atatürk’ün annesi hakkında edindiği bilgileri şöyle aktarıyor:Mustafa’nın babası Ali Rıza Efendi, anası da Zübeyde Hanım’dı. Zübeyde Hanım… sarışındı; düzgün, beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik’in batısında

Arnavutluk’a doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden

geliyordu. Burası, Türklerin Makedonya’yı ve Teselya’yı almalarından sonra Anadolu’nun

göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım, damarlarında ilk

göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hala Toros Dağlarında özgür yaşamlarını sürdüren sarışın Yörükler’in kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı. Mustafa da annesine çekmişti; saçları onun gibi sarı, gözleri onun gibi maviydi.Zübeyde Hanım’ın kendi ifadesi; oğlunun, kızının, kendisini tanıyanların ve de konu üzerinde çalışanların ortak ifadesi; Zübeyde

Hanım’ın Yörük-Türkmen olduğudur. Yani Zübeyde Türk’tür.

Kaynak: (1)Bilgiler Başbakanlık Eski Müşaviri Şecaattin Zenginoğlu’nun ;Bilgi Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen Sesi-1999; isimli kitabından

Resimin orjinal boyutu için tıklayınız. Bu resim 785×725 boyutundadır.

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: peygamberimizin dedeleri peygamberimizin dedelerinin adları peygamberimizin dedelerinin isimleri PEYGAMBERİMİZİN ŞECERESİ peygamberimizin en büyük dedesinin ismi
Etiketler:peygamberimizin şeceresi peygamberimizin dedelerinin adı peygamber seceresi peygamberler seceresi peygamberler şeceresi hz muhammed seceresi Peygamberlerin şeceresi peygamberimizin kızlarının isimleri hz ibrahimin evliliği abdi menaf kızları hz. muhammedin dedelerinin isimleri peygamberin seceresi peygamberim soy hz. adnanın validesi peygamberimizin seceresi peygamberimizin soy seceresi hz ibrahim as kandura ile evliligi hz ibrahimin kızı peygamber efendimizin dedelerinin isimleri peygamberimizin annesinin adı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir