Progestan Ne İşe Yarar

belli beyin bir adet dahi doruk gebelik gibi gnrh halk hemen hipotalamus hormon fsh hormonlar ilk olgun pik piki taraf temel yeni bir vs..

Adet Döngüsünde Gerçekleşen Olaylar

Adet döngüsünde beyinde gerçekleşen olaylar

Adet kanamasının ilk günü yeni bir adet döngüsünün başlangıcıdır. Bu aşamada beyin dokusunun derinlerinde yer alan hipotalamus adlı bölgeden salgılanan GnRH adı verilen hormon, hipotalamusa yakın yerleşimli hipofiz adı verilen salgı bezinden folikül uyarıcı hormon (FSH) salgısını başlatır. FSH hormonu etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir yumurta hücresi folikül adı verilen bir kesecik içinde olgunlaşmaya başlar. Bu olgunlaşma süreci tamamlandığında, olgun folikül içinde üretilen yüksek miktarlarda östrojen hormonu etkisiyle bir yandan rahim iç tabakası gelişmeye başlar, öte yandan hipofiz bezinden LH adı verilen başka bir hormon salgılanır. LH hormonu yumurta hücresini barındıran folikülü “çatlatır” ve yumurta hücresini serbest bırakır. Yumurta hücresinin serbest kalmasına yumurtlama (ovulasyon) adı verilir.

Üstteki şekli ortadan ayıran kesikli çizgi yumurtlamanın oluştuğu anı, eğriler ise LH ve FSH hormonlarının kan seviyesini göstermektedir. Hemen yumurtlama öncesinde LH hormonunun ne kadar keskin bir yükselme gösterdiğine dikkat ediniz. Bu ani yükselmeye LH piki (pik, ingilizcede doruk anlamına gelen peak kelimesinden dilimize uyarlanmıştır) adı verilmektedir. LH pikinin oluşamadığı durumlarda folikül olgunlaşsa dahi, yumurtlama gerçekleşemez. Halk arasında “çatlatıcı iğne” olarak bilinen ilaçlar LH hormonu içerirler.
Yumurtlama olduktan sonra gebelik oluşursa salgılanan hormonlar beyindeki hormonların işlevlerini durdururlar ve böylece gebelik döneminde ve lohusalık döneminde yumurtlama ve adet kanaması geçici olarak durur.
Gebelik gerçekleşmediğinde belli bir süre sonra oluşan adet kanaması sonrasında beyindeki hormonlar yeni bir adet döngüsünü başlatmak amacıyla yeniden salgılanırlar.
Görüldüğü gibi yumurtlama ve adet kanaması temel olarak beyin tarafından yönetilen işlevlerdir. Bu işlevin merkezi olan hipotalamus beyin dokusunun duygulanımlarla ilgili olan bölümleriyle çok yakın komşuluktadır. Bu yakın komşuluk nedeniyle ruhsal kaynaklı stres kadında yumurtlama işlevinin olumsuz etkilenmesine ve bu da adet kanamasının zamansal özeliklerinin değişmesine neden olabilir (adet kanamasının gecikmesi veya erken gerçekleşmesi gibi).
Adet döngüsünde yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

Her adet döngüsünün başında yumurtalıklardan birinde yumurtalığın dış yüzeyine yakın yerleşimli yumurtalık hücrelerinden biri beyinden salgılanan FSH hormonu etkisiyle olgunlaşma sürecine girer. Olgunlaşan yumurta hücresi bu süreçte içi berrak bir sıvı dolu olan ve folikül adı verilen bir kesecik içindedir.
Başlangıçta birkaç milimetre olan folikül, adet döngüsünün ortasına yaklaşıldığında 16-20 milimetre çapına ulaşır.
Folikül içinde adet döngüsünün ilk günlerinden itibaren giderek artan miktarlarda salgılanan östrojen hormonu folikül olgunlaştıkça ve büyüdükçe daha da çok miktarlarda üretilir ve kana geçer. Kandaki östrojen en yüksek seviyeye ulaştığında beyinde luteinize edici hormon (LH) salgısını uyarır.
LH salgısı 12 saat gibi kısa bir sürede hızla artar ve doruk noktasına ulaşır. LH hormonu seviyesinin bu denli hızlı artmasıyla olgun folikül yapısı en ince noktasından çatlar ve içindeki yumurta hücresini serbest bırakır. 28 günlük adet döngüsü olan bir kadında yaklaşık 14. gün gerçekleşen bu olaya yumurtlama adı verilir.
Serbestleşen yumurta hücresi komşu Fallop tüpünün saçakları tarafından yakalanarak tüp içine alınır. Yandaki resimde bir Fallop tüpünün kesiti görülmektedir. Fallop tüpü saçakların bulunduğu uçta karın boşluğuyla, diğer uçta rahim içi boşlukla temas halindedir. Saçakların aktif hareketleri yumurta hücresinin karın boşluğuna düşmesini engeller ve tüp içine giren yumurta hücresi, tüpün içinde bulunan silya adlı tek yönde harekete izin veren özel “tüycükler” yardımıyla Fallop tüpünün içinde rahim içi boşluğa doğru ilerler.

Folikül çatladıktan sonra “çatlama bölgesinde” Sarı Cisim (lat: Corpus Luteum) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı progesteron hormonu üretmeye başlar.
Sarı Cisim gebelik oluştuğunda bebeğe hormon desteği vermek üzere yaklaşık 10. gebelik haftasına kadar progesteron hormonu salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren bebek kendi progesteron hormonunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.
Gebelik oluşmazsa Sarı Cismin işlevi 14 günde biter ve sarı cisim geriler. Sarı Cismin hormon salgısının durmasıyla kanda progesteron hormonu seviyesi kısa sürede düşer ve bu rahim iç tabakasının desteğini kaybederek “yıkılmasına” neden olur. Bu “yıkılma” adet kanamasıyla birlikte olur ve “yıkılan” doku kanamayla birlikte vücuttan atılır.
Adet kanamasıyla birlikte yeni bir adet döngüsü başlar.
Yumurtalık dokusunda adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu hakimiyetinde gerçekleşen folikül olgunlaşması foliküler evre, ikinci yarısında Sarı Cisim (Corpus Luteum) tarafından salgılanan progesteron hormonu hakimiyetinde gerçekleşen evre luteal evre adını alır.
Rahim iç tabakasında gerçekleşen olaylar

Rahim iç tabakası adet döngüsünün ilk gününden itibaren salgılanan östrojen hormonu etkisiyle kalınlaşır. Yumurtlama gerçekleştiğinde salgılanan progesteron hormonu bir yandan östrojen hormonunun bu kalınlaştırıcı etkisini frenler, öte yandan rahim iç tabakasını özel bazı maddeler salgılamaya yönelterek döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin yerleşmesi ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirir.
Rahim iç takasında adet döngüsünün ilk yarısında östrojen hormonu hakimiyetinde gerçekleşen kalınlaşma proliferatif evre (proliferasyon=kalınlaşma), ikinci yarısında progesteron hormonu hakimiyetinde gerçekleşen salgılama ise sekresyon evresi (sekresyon= salgılama) adını alır.
Neden kanama olur?
Yumurtlama sonrası yumurtalıkta oluşan Sarı Cismin ömrü 14 gündür. Sarı Cisim “yaşlandıkça” salgıladığı progesteron hormonu azalır. Kandaki progesteron hormonu belli bir seviyenin altına indiğinde rahim iç tabakası desteğini kaybederek “yıkılmaya” başlar. İşte bu “yıkılma” kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
Sarı Cismin ömrünün sabit olarak 14 gün olmasının özel bir anlamı vardır: 28 günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama 14. günde olmaktadır, halbuki 30 günde bir adet kanaması gören bir kadında yumurtlama günü 30-14=16. gündür. Aksine 26 günde bir adet kanaması gören bir kadında ise yumurtlama günü 26-14=12. gündür.
Solda üstteki resim rahim iç tabakasında adet döngüsünün ilk gününden itibaren başlayan kalınlaşma sürecini şematik olarak göstermektedir. Alttaki şemada ise adet döngüsünün günlerine göre vücutta oluşan hormon seviyeleri görülmektedir. Östrojen hormonunun kanda artmasından hemen sonra LH hormonunun da bariz bir şekilde arttığına dikkat ediniz.
Şemada ayrıca progesteron hormonu salgısının yumurtlamadan önce oldukça düşük olduğu, yumurtlamadan sonra ise bariz bir şekilde arttığı gözlenebilir.
Adet Döngüsü Uzunluğu
Adet döngüsünün süresi, yani adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet kanamasının ilk gününe kadar geçen zaman ortalama 28 gündür. Kadınların %15′i 28 günde bir adet kanaması görürlerken, %0.5′i 21 günden daha kısa, %1′i 35 günden daha uzun bir zamanda kanama görürler.
Adet kanamasının ilk başladığı zamanı takip eden 5-7 yıllık süre içerisinde adet döngüsü genellikle daha uzundur. Hormon salgılayan sistemler olgunlaştığında üreme çağına özgü düzenli kanama paterni ortaya çıkar.
Kadın 40′lı yaşlara geldiğinde hormon salgısındaki doğal değişiklikler döngünün yeniden uzamasıyla sonuçlanır. 2-8 yıl devam eden bu süre sonunda menopoz ortaya çıkar. Bu süre içerisinde adet döngüsünün uzamasını belirleyen temel olay yumurta hücresinin olgunlaşmasına kadar geçen sürenin uzamasıdır.

Şekilde üst üste yer alan üç eğriden ortada olanı kadınların çoğunda görülen adet döngüsü süresini gösterirken bu eğrinin üstünde ve altında yer alan eğriler kadınların %5′inden daha azında görülen adet döngüsü süresinin kadının yaşına göre dağılımını göstermektedir.

İnfertilite – Kısırlık / Bunları Okumadan Geçmeyin..!!!

KADIN ÜREME SİSTEMİ

Kadın üreme organları, iç ve dış genital organlardan oluşur.

Dış genital organlar; vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen (kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajina açıklığını çevreleyen iç ve dış dudaklar yağ dokusu, terbezleri, kan damarları ve kıl kökleri içeren deri kıvrımlarıdır. Erkeklerde penisi oluşturan yapının kadınlardaki kalıntısı olan klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak sertleşen dokulardan oluşur. Hiymen (kızlık zarı) vajina açıklığının dış kısmını kaplayan ince bir zardır. İç genital organlar; vajina, rahim, fallop tüpleri (üreme kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajina vulvadan rahme doğru uzanan yaklaşık 7-9 cm uzunluğunda olan ve kaslardan oluşan bir yapıdır. Elastik olduğu için cinsel ilişki ve doğum sırasında gerilebilir. Rahim armut şeklinde bir yapıdır, gövde ve rahim ağzından oluşur. Rahmin içi endometrium adı verilen ve her ay menstrual kanama (adet kanaması) ile dökülen bir tabaka ile kaplıdır. Fallop tüpleri rahim ve yumurtalık arasında uzanan yapılardır. Yumurtalıklardan atılan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. Yumurtalıklar, kanalların her iki yanında yer alan ve çok sayıda yumurta içeren ceviz büyüklüğünde yapılardır. Östrojen ve progesteron gibi hormonları üreten yumurtalıklardan menopoz dönemine kadar her ay bir yumurta gelişerek atılır.

Bir kadının yumurtalıklarında kaç yumurta bulunur ?

Kız çocuğu doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta bulunur. Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede yumurta üretimi olmaz ve yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. Yumurtalıklardaki yumurtaların dejenere olması sigara, ilaç, radyasyon ve çevresel faktörler arttırabilir. Yumurtalar çok azaldığında menopoz başlar.

Menstrual siklusta (asnda) görülen hormonal değişiklikler

Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) ve Luteinize Edici Hormon (LH) gonodotropik hormonlar olarak adlandırılır. FSH, yumurtalıklarda folikül adı verilen ve içinde yumurtaların olgunlaştığı sıvı dolu keseciklerin gelişmesini sağlar. Folikül içindeki yumurtanın etrafındaki hücrelerden östrojen (kadınlık hormonu) salgılanır. Östrojen rahmin iç tabakasının (endometruim) kalınlaşmasını sağlar. Östrojen kritik düzeye ulaşınca ani LH salınımı olur. Bu ani LH artışı yumurtanın olgunlaşarak 36 saat sonra atılmasına yani ovulasyona (yumurtlama) neden olur. Yirmisekiz gün süren menstrual siklusta ovulasyon 13-14. günlerde gerçekleşir. Ovulasyondan sonra yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salgılanmaya başlar. Gebelik gerçekleşirse progesteron ve östrojen artışı devam eder. Gebelik gerçekleşmediginde ise östrojen ve progesteron düzeyleri düşer ve buna bağlı olarak rahmin iç tabakası dökülür, menstruasyon (adet kanaması) başlar.

Yumurta nasıl olgunlaşır ve salınır ?

Yumurta folikül olarak adlandırılan içi sıvı dolu keseciklerde bulunur. Folikül büyümeye başladığında içinde sıvı toplanır. Büyüklüğü 18-20 mm’ye ulaşır ve LH yükselmesinden36-38 saat sonrafolikül çatlar. Ani LH artışı bir dizi hormonal reaksiyonu başlatır ve folikülün kenarında açılan delikten yumurta atılır. Serbestleşen yumurta fallop tüplerinin fimbria adı verilen parmaksı yapıları tarafından tüplere alınır. Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

Ovulasyon hermenstrual siklusta aynı yumurtalıktan mı gerçekleşir?

Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

Menstrual siklusta rahimde ne gibi değişiklikler olur?

Menstrual siklusun ilk yarısında, östrojen hormonunun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşır. Menstrual siklusun ikinci yarısında ise progesteron hormonunun etkisi ile bu tabaka daha da kalınlaşarak döllenen yumurtanın yerleşebilmesi için hazırlanır. Hamilelik gerçekleşmezse progesteron ve östrojen hormonlarının düzeyi düşer ve bu tabaka menstrual kanama ile dökülmeye başlar.

Düzenli menstrual siklus ne demektir?
Menstrual kanamaların düzenli olması yumurtladığımı gösterir mi?

Bir önceki menstrual kanamanın başlangıcından bir sonraki menstrual kanamanın başlangıcına kadar geçen süre 26-34 gün arasında ise menstrual sikluslar düzenli olarak kabul edilir. Düzenli menstrual kanamaları olan kadınların bir çoğunda ovulasyon da düzenlidir.

ERKEKTE ÜREME

Erkek üreme organları hangileridir?

Erkek üreme organları; penis, testisler (yumurtalıklar), prostat ve seminal bezlerdir. Sperm ve testosteron (erkeklik hormonu) üreten testisler skrotum adı verilen bir torba içinde yerleşmişlerdir. Spermlerin üretildiği seminifer tübüller adı verilen kanalcıklar birleşerek daha büyük kanalları ve epididimis adı verilen kanalı oluşturur. Spermler epididimisten geçerken hareketlilik kazanır ve olgunlaşır. Epididimisten çıkan spermler yumurtayı dölleme yeteneği kazanmışlardır.Penis, süngerimsi ve erektil dokulardan oluşur. Penisin erektil dokusu cinsel ilişki sırasında kanla dolar ve ereksiyon (sertleşme) gerçekleşir. İdrar ve meni penisteki üretra adı verilen kanaldan dışarı çıkar.

Erkek üreme fonksiyonlarında hangi hormonlar rol oynar?

Erkek üreme fonksiyonlarını beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH (luteinize edici hormon) olarak adlandırılan hormonlar kontrol eder. FSH erkeklerde testislerde sperm üretimini sağlar. LH ise testislerde bulunan Leydig hücreleriniuyararak testosteron (erkeklik hormonu) salgılanmasını sağlar. Erkeksi fiziksel karakterlerin gelişiminden sorumlu olan testosteron sperm üretimine dekatkıda bulunur.

Sperm nasıl üretilir ?

FSH ve testosteron hormonları spermleri oluşturan germ hücrelerini (olgunlaşmamış sperm hücrelerini) uyarır ve bu hücreler bölünerek olgunlaşır. Sırasıyla spermatogonia, spermatid ve spermatozoa olarak adlandırılan sperm hücreleri oluşur. Sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir. Sperm hücresinin baş kısmı kromozomları (genetik materyali) içeren yapıdır. Boyun sperm hareketliliği için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise spermin hareketini sağlar. Sperm 0.05 mm uzunluğunda ancak mikroskop ile görülebilen küçük bir hücredir.

Sperm ne kadar zamanda üretilir?

Spermin üretilmesi 60 gün, epididimis adı verilen kanaldan geçmesi 10-14 gün sürer.

Meni spermden başka neler içerir?

Meni spermlerle beraber prostat ve diğer üreme bezlerinden salgılanan sıvıları içerir. Seminal sıvı adı verilen bu sıvı sperm hücrelerinin taşınmasına ve beslenmesine yardımcı olur.

Ejekülasyon (boşalma) sırasında neler olur?

Penis kökündeki kasların kasılması ile penisden meni fışkırır. Meni miktarı 1-6 ml arasında değişir. Ejekülasyon anında meni kıvamı koyudur. Prostat bezinden salgılanan enzimler 20-30 dakika içinde meninin sıvılaşmasını sağlar. Menideki spermler rahim ağzı salgısına karışır ve beş dakikada yumurtalık kanallarına ulaşır.

İlişki sırasında ne kadar sperm salınır ?

Boşalma ile vajinaya 100-300 milyon arasında sperm bırakılır.

Yumurtanın döllenebilmesi için ne kadar sperme ihtiyaç vardır ?

Vajinaya boşalan spermlerden ancak 25-30 tanesi yumurtanın yakınına ulaşır. Bunlardan bir tanesi yumurtanın zarını delerek geçer ve yumurtayı döller.

Kadın vücudunda sperm kaç saat canlı kalır?

Sperm hücresi vajinada 2-4 saat yaşar fakat ilişkiden 16 saat sonra bile vajinadan alınan örneklerde canlı sperm görülebilir. Kadında enfeksiyon olduğunda veya cinsel ilişki sırasında kayganlaştırıcı maddeler kullanıldığında spermler daha kısa süre canlı kalır.

Cinsel perhiz ile sperm sayısı arttırılabilir mi ?

Uzun süre boşalma olmadığında spermler yumurtayı dölleyebilme yeteneklerini kaybederek dejenere olur. Cinsel perhiz süresi uzadıkça sperm sayısı artsa bile kalitesi iyileşmez, normal yapıdaki spermlerin oranı azalır. İdeal cinsel perhiz süresi 2-5 gündür.

Hastalıklar sperm sayısını etkiler mi?

Basit bir soğuk algınlığı bile sperm sayısını ve kalitesini bozar. Sperm analizi geçirilen hastalıklar göz önünde bulundurularak yapılmalı ve analiz sonucunun bozuk olduğu durumlarda üç ay sonra sperm analizi tekrarlanmalıdır.

Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını etkiler mi?

Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını olumsuz etkiler. Sigara sperm sayısını, hareketliliğini ve normal yapıdaki sperm oranını azaltır. Alkoltestosteron seviyesini azaltarak etkisini gösterir. Fazla sigara ve alkol tüketen erkeklerde spermlerin yumurtayı dölleyebilme yetenekleri de azdır. Ayrıca alkolizm impotansın (iktidarsızlığın) en önemli nedenlerinden biridir.

İlaçlar sperm sayısını etkiler mi ?

Ülser, sara, gut, bazı bağırsak hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılanilaçların bir kısmı sperm sayısını azaltır. Genellikle ilaçlar kesildikten bir süre sonra sperm sayısı normale döner. Bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar kalıcı zarar vererek infertiliteye yol açabilir. Narkotik (uyuşturucu) ilaçlar hem infertilite hem de impotansa neden olur.

Başka neler sperm üretiminde ve fonksiyonunda bozukluğa neden olur ?

Sperm üretiminde, taşınmasında, cinsel ilişki ve boşalmada görülen problemler infertiliteye yol açar. Hormonal problemler, inmemiş testis, testislerde yaralanma, kabakulak gibi enfeksiyonlar, bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar sperm üretiminde bozukluklara neden olabilirler. Sperm taşınmasındaki problemler ise sperm kanallarında enfeksiyon sonrası oluşan tıkanıklıklara bağlıdır. İktidarsızlık ve geriye boşalma da infertilite sebebi olabilir.

Normal semen analizi nasıl olur ?

Normal meni miktarı 1,5 ile 6 ml arasında değişir. Sperm sayısının ml’ de 20 milyon ve üzeri, hareketliliğin % 40 ve üzeri, normal yapıdaki sperm oranının ise % 14′ün üzerinde olduğu meni örnekleri normaldir.

NORMAL ÜREME

Gebeliğin oluşabilmesi için kaç tane sperm gereklidir ?

Bir adet yumurtanın döllenebilmesi için bir adet sperme ihtiyaç vardır. Vajinaya boşalan spermlerin birçoğu yumurtaya ulaşmadan canlılığını kaybeder. Her ejakülasyonda (boşalmada) 100-300 milyon arasında sperm vajinaya boşalır. Sperm yoğunluğu mililitrede 20 milyondan az ise gebelik şansı azalır. Sperm sayısının yanında sperm hareketliliğinin, yapısının ve yumurtayı dölleyebilme yeteneğinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

Sperm ve yumurta nerede ve nasıl karşılaşır?

Önce çok yoğun olan meni ejakülasyondan 20-30 dakika sonra sıvılaşır. Spermler rahim ağzındaki mukusu geçerek Fallop tüplerine (yumurtalık kanallarına) ulaşır. Sperm ve yumurta Fallop tüplerinin orta kısmında karşılaşır.

Döllenme nasıl gerçekleşir?

Yumurta zona pellusida adı verilen bir zar ile çevrilidir, bu zarı da korona adı verilen hücreler çevreler. Sperm zona pellusidayı (yumurta zarını) geçerek yumurtanın içine girer. Bunu sadece tek bir sperm hücresi başarabilir. Sperm ve yumurta hücreleri 23′er adet kromozom taşır, sperm ve yumurtanın birleşmesi ile 46 kromozom tamamlanır.

Döllendikten sonra yumurtaya ne olur ?

Döllenmiş yumurta 0.1 mm çapındadır. Bir iki gün içinde yumurta 2, 4, 8 ve 16 hücreye bölünür ve döllenmeden 4 gün sonra 0.3 mm çapında morula adı verilen bir hücre topu haline gelir. Morulanın içinde sıvı birikerek blastosist adı verilen yapı oluşur. Döllenmeden 5 gün sonra yumurta rahme ulaşır.

İmplantasyon nedir? Ne zaman gerçekleşir?

İmplantasyon blastosist aşamasındaki döllenmiş yumurtanın rahmin endometruim adı verilen iç tabakasına tutunmasıdır. İmplantasyon yumurtanındöllenmesinden yedi gün sonra gerçekleşir.

Kadınlar adet siklusunun herhangi bir gününde gebe kalabilirler mi?

Hayır, kadınlar sadece ovulasyon döneminde yani menstrual siklusun 12-16. günleri arasında (menstrual siklusun ortasında) gebe kalabilir.

Ovulasyon dönemini nasıl anlayabilirim?

Ovulasyon dönemi hormon testleri, vücut ısısı takibi, rahim ağzındaki salgının incelenmesi ve gelişen folikülün (içinde yumurtanın büyüdüğü kesecik) ultrasonografik olarak incelenmesi ile belirlenir.

Zamanlı cinsel ilişki ile gebelik şansı arttırabilir mi?

Evet arttırabilir. Menstrual sikluslar düzenli olduğunda bunu ayarlamak daha kolay olur. Menstrual siklusun ovulasyondan sonraki kısmı 14 gün sürer. Son altı ay içinde menstrual siklusları en az27 en çok 32 gün süren kişilerde 13 ile 18. günler arasında gerçekleştiği varsayılır. Bu çiftlere 12 ile 19. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki kurmaları önerilir.

Sık cinsel ilişkide bulunmak ve orgazm hamilelik şansını etkiler mi ?

Ovulasyon döneminde her 36-48 saat ara ile cinsel ilişkide bulunulması önerilir. Hamilelik şansının orgazm ile ilgisi yoktur.

Hamile kalabilmek için cinsel ilişkide uygulanması gereken özel bir pozisyon var mı?

Meni vajinaya ulaştıktan sonra cinsel ilişki pozisyonu önemli değildir.

İlişkiden sonra meninin çoğunun dışarıya akması gebeliği engeller mi ?

Hayır engellemez. Yirmi dakika içinde meni sıvılaşır, meninin bir kısmının vajinadan dışarı akması normaldir.

İlişkiden sonra bir süre uzanmak gebelik şansını artırır mı?

Hayır, spermin tüplere doğru olan hareketini kadının pozisyonu belirlemez.

Ovulasyon döneminde cinsel ilişkide bulunulduğunda gebeliğin oluşması kesin midir?

Hayır, her menstrual siklusta gebe kalma şansı %20-25 arasında değişir.

Rahim filmi çekilmesi kadınların gebe kalmasına yardımcı olur mu ?

Rahim filmi çekilirken tüplere verilen boyanın hafifçe tıkalı tüpleri açmakta yardımcı olduğuna inanılır fakat bu kanıtlanmamıştır. Rahim filmi ancak infertilite nedeninin tespit edilerek uygun tedavi yönteminin belirlenmesine yardımcı olur.

İNFERTİLİTE (KISIRLIK) NEDENLERİ

Normal bir kadının gebe kalması ne kadar sürer ?

Genç bir kadının her menstrual siklusta düzenli cinsel ilişkide bulunduğu taktirde gebe kalma şansı %20′dir. Korunmayan çiftlerin bir çoğu ilk 6 ay içinde hamile kalır. 35 yaş üzerindeki kadınlarda bu süre uzayabilir.

İnfertilite (kısırlık) ne demektir?

Basit olarak infertilite bir yıl süresince çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamasına rağmen gebeliğin elde edilemediği durumdur.

Kadının yaşı ilerledikçe gebelik şansı azalır mı?

Yaş ilerledikçe düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebelik elde edilene dek geçen süre uzar. 25 yaşındaki bir kadın genellikle 2-3 ay içinde gebe kalabilirken 35 yaşın üzerindeki normal kadınlarda bu süre 6 aydan daha uzun sürebilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır: Yumurtaların yaşlanması; kız çocuklar doğduklarında yumurtalıklarında yaklaşık 400.000 adet yumurta bulunur. Doğumdan sonra yumurta üretimi olmaz ve kadının yaşı ilerledikçe yumurtalarda yaşlanır.

Döllenme oranında azalma; yaş ilerledikçe yumurtanın sperm ile döllenebilme ve döllendikten sonra iyi kalitede bir embryo oluşturma şansı azalır. Elde edilen gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali artar.

Yumurtaların sayısında azalma; ergenlikten itibaren yumurtaların sayısında azalma olur.

Endometriumun döllenen yumurtayı tutma yeteneğinin azalması; ilerleyen yaş ile endometriumun (rahmin iç tabakasının) döllenen yumurtayı tutma yeteneğini azalır.

Endometriozis ve myomların artması; yaş ilerledikçe karın içine kanamalar yaparak infertiliteye neden olan endometriozis hastalığı ve rahim içinde yer kaplayan myomlar daha sık görülür.

Erkeklerde de yaş ilerleyince üreme sağlığı bozulur mu?

Erkeklerde 60 yaş üzerinde sperm sayısında ve normal yapıdaki spermlerin oranında azalma görülebilir.

İnfertilitenin sık görülen nedenleri nelerdir?

Çiftlerde infertilite erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı olabilir. İnfertil çiftlerin %30′u erkeğe bağlı, %30′u kadına bağlı nedenlerden dolayı çocuk sahibi olamamaktadır. Çiftlerin %40′ında ise infertilite eşlerin her ikisindeki problemlere bağlıdır. Erkek eşte sperm sayısının, hareketliliğinin veya normal yapıdaki spermlerin azalması veya menide hiç sperm olmaması infertilite nedenidir. Ayrıca iktidarsızlık ve geriye boşalma da infertiliteye yol açabilir. Kadın eşte ise ovulasyonun olmaması, endometriozis (karın içine kanamalar yapan birhastalık), Fallop tüplerinin tıkalı olması ve rahimde myomların bulunması infertilite nedenidir.

İnfertilite günümüzde yaygınlaştı mı?

Günümüzde evlenme yaşı ilerlediği ve evlenen çiftler çocuk sahibi olmayı erteledikleri için infertilite daha sık görülmektedir. Ayrıca enfeksiyonların daha yaygın görülmesi de Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olarak infertiliteye yol açabilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar her altı çiften birinde infertilite problemi olduğunu göstermiştir.

Geriye dönük rahim infertilite nedeni midir?

Kadınların %20′sinde rahim geriye dönüktür. Bu durum yapısaldır ve infertilite nedeni değildir. Fakat rahim çevre organlara olan yapışıklıklarından dolayı geriye dönük ise, bu yapışıklıklara bağlı infertilite söz konusu olabilir.

Şişmanlık infertiliteye neden olur mu?

Hayır, bir çok şişman kadın infertil değildir. Fakat şişmanlık polikistik over hastalığı ve anormal hormon üretimi ile ilişkili olduğunda infertilite görülebilir.

Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar daha sonra gebe kalmakta zorluk çeker mi?

Doğum kontrol hapını kullanmayı bıraktıktan sonra gebeliğin gerçekleşebilmesi birkaç ay sürebilir. Özellikle ileri yaştaki kadınlarda bu durum daha belirgindir. Doğum kontrol haplarının bu etkisi geçicidir.

Rahim içi araç (spiral) kull******rın daha sonra gebe kalmaları zor mudur?

Genellikle bir problem olmaz, fakat rahim içi araç kullanılması enfeksiyona yol açarak Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olabilir. Rahim içi araç kullanırken artan kanama veya ağrı bir problem olduğunu gösterir.

Stres infertiliteye neden olur mu?

Stres genelde infertilitenin sonucudur. Fakat çok ağır stres ovulasyon problemlerine ve cinsel ilişki sıklığının azalmasına neden olarak infertiliteye yol açabilir.

İnfertilite tedavisi gören çiftlerin gebe kalma şansı nedir ?

Bu çiftin problemine bağlıdır. İnfertiliteye neden olan bazı problemler çok kolay tedavi edilirken bazı problemlerin tedavisinde gelişmiş tekniklerin kullanılması ve zaman gerekebilir.

İNFERTİLİTE NEDENİNİN ARAŞTIRILMASI

Çiftler infertilite nedeni ile doktora başvurmadan önce ne kadar beklemelidir?

Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20′dir. Çiftlerin yarısından çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde edemiyorsanız doktora başvurmanız gerekir.

Bu kadar uzun süre beklememesi gereken çiftler var mı ?

Eğer çiftler herhangi bir problemden şüpheleniyorsa bu kadar uzun süre beklenmemelidir. Kadın eşin menstrual siklusları çok düzensiz ise veya menstrual kanama olmuyorsa, enfeksiyon öyküsü veya menstrual kanama ve cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrı yakınması varsa, erkek eşte ise inmemiş testis, testislerde geçirilmiş operasyon veya yaralanma öyküsü olduğundan çiftin doktora hemen başvurması gerekir. Doktora hemen başvurması gereken diğer grup ise kadın eşin 35 yaşın üzerinde olduğu çiftlerdir. Gebe kalabilme şansı ilerleyen yaşla beraber azaldığı için bu çiftler vakit kaybetmeden tedavi edilmelidir.

Çiftler doktora beraber mi gitmeli?

İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları gerekir.

Doktor ne gibi sorular sorar?

Kadın eşe yöneltilecek sorular; yaşı, ne kadar zamandır çocuk istendiği, önceden bir gebeliğin olup olmadığı, menstrual siklusların düzeni, kanama miktarı, süresi, ağrı ve diğer yakınmaların olup olmadığıdır. Bunun yanında vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar hakkında da bilgi istenir.

Erkek eşe yöneltilecek sorular; genel sağlık durumu, geçirilmiş önemli hastalık ve operasyonlar, kabakulak enfeksiyonu geçirdiyse hangi yaşta geçirdiği, inmemiş testis veya testislere travma öyküsünün olup olmadığı, erken boşalma ve impotans (iktidarsızlık) gibi cinsel fonksiyon bozukluklarının varlığına ilişkin sorulardır.

Muayene olmak gerekir mi?

Fizik muayene infertilite araştırmalarının en önemli basamaklarından biridir. Kadın eşin jinekolojik muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması, rahim ağzından örnek alınarak patolojik inceleme yapılması ve mikrobiyolojik araştırmalar için örnek alınması gerekir. Erkek eşin ise testisleri muayene edilerek gerektiğinde ultrasonografik inceleme yapılır.

Ovulasyon olduğu nasıl anlaşılır?

Düzenli mestrual siklusları ve kanamaları olan kadınların bir çoğunda ovulasyon gerçekleşir. Ovulasyon döneminde artan östrojen hormonuna bağlı hafif bir ağrı hissedilebilir.

Ovulasyonun belirlenmesi için hangi testler yapılabilir?

Ovulasyonun belirlenmesi için bazal vücut ısı çizelgesinin tutulması, ultrasonografik incelemeler, endometrial biopsi (rahmin iç tabakasından parça alınması) ve kanda progesteron hormon düzeyinin ölçülmesi kullanılan yöntemlerdir.

Bazal vücut ısısı çizelgesi nasıl tutulur?

Bazal vücut ısısı sabah uykudan uyanıldığında ölçülen vücut ısısıdır. Menstrual kanamanın başladığı günden itibaren sabahları vücut ısınızı ölçerek bu çizelgeyi hazırlayabilirsiniz. Isı dil altından termometre aracılığı ile ölçülerek not edilmelidir. Yemek yemek, bir şeyler içmek veya ağzı çalkalamak ısıyı değiştirir. Size hekiminizin vereceği tablolara bir sonraki menstrual kanamanın başlangıcına dek her sabah vücut ısınızı kaydetmeniz gerekir. Bu tabloyu hazırladığınızda menstrual siklusun ikinci yarısında vücut ısınızın 0,5-1 C daha yüksek olduğunu görürsünüz.

Vücut ısısı ovulasyon gerçekleştikten sonra progesteron hormonunun etkisi ile yükselir ve gebelik gerçekleşirse yüksek olarak devam eder. Ovulasyonun olmadığı vakalarda vücut ısısında pek değişiklik olmaz. Bu yöntem ovulasyonun olup olmadığının tespit edilmesi için kullanılan çok kaba bir yöntemdir. Bazı kadınlarda ovulasyon olduğu halde vücut ısısında artış olmayabilir. Bu tablolara göre cinsel ilişkinin zamanını belirlemek bazen yanıltıcı olabilir.Günümüzde ovulasyonun belirlenmesinde daha hassas yöntemler kullanılmaktadır.

Ultrasonografik inceleme nedir?

Ultrasonografik incelemeler ile ses dalgaları kullanılarak iç organlar detaylı olarak izlenir. Hasta radyasyona maruz kalmadığı için güvenilir bir inceleme yöntemidir. Abdominal (karından) veya vajinal ultrasonografi yapılabilir. Karından yapılacak incelemelerde hastanın mesanesinin dolu olması gerekir. Dolu mesane bağırsakları iterek üreme organlarının görülmesini kolaylaştırır. Vajinal ultrasonografik incelemeler için mesanenin dolu olması gerekmez. Üreme organları vajinal ultrasonografi ile daha iyi incelenebilir.

Ultrasonografik inceleme ile ovulasyon nasıl belirlenir?

Menstrual siklusun 3. veya 4. günü ilk inceleme yapılır ve yumurtalıklarda kist varsa bu inceleme sırasında belirlenir. Hasta herhangi bir ilaç kullanmıyorsa menstrual siklusun 8. ve 10. günleri arasında inceleme tekrarlanır. Bu günden sonra ovulasyon gerçekleşene kadar inceleme her gün tekrarlanır. Büyüyen folikülün çapı 18-26 mm arasında iken ovulasyon gerçekleşir. Rahim içinde endometruim adı verilen tabaka kalınlaşarak döllenen yumurtanın tutunabilmesi için hazırlanır.

Ultrasonografik inceleme diğer infertilite nedenlerinin ortaya çıkarılmasına da yardımcı olur mu ?

Çocuk sahibi olmayan kadınlarda infertilite nedeninin araştırılmasında ultrasonografik inceleme çok önemlidir. Rahim ve yumurtalıklar değerlendirilerek infertilitenin nedenleri hakkında fikir sahibi olunabilir. Hormonal eksikliği olan veya erken menopoza girmiş kadınlarda yumurtalıklar küçük, rahim ufak ve rahmin iç tabakası incedir. Polikistik over sendromu vakalarında ise yumurtalık normalden büyüktür ve birçok kist içerir. Bu vakalarda rahim büyümüş ve endometrium kalınlaşmıştır.

Servikal mukus nedir, post koital test nasıl yapılır?

Rahim ağzındaki bezlerden salgıladığı sıvıya servikal mukus denir. Bu sıvının yoğunluğu menstrual siklus süresince değişir. Menstrual siklusun büyük kısmında bu sıvı çok yoğundur ve bakterilerin rahme girmelerini engelleyen bir tıkaç oluşturur. Ovulasyondan (yumurtlamadan) 5 gün önce mukus miktarı artar ve yoğunluğu azalarak sıvılaşır. Ovulasyondan 24 saat sonra mukusun kıvamı yine koyulaşır.

Postkoital test nasıl yapılır?

Postkoital test cinsel ilişkiden 6-12 saat sonra rahim ağzındaki mukustan örnek alınarak yapılır. Bu örnek mikroskop ile incelenerek örnekteki sperm sayısı ve canlılığı belirlenir.

İnfertilite çiftlerin cinsel hayatını olumsuz etkiler mi?

İnfertilite araştırmalarında ve tedavisinde zamanlı cinsel ilişki önerilir. Bu çiftlerin, kendilerini baskı altında hissetmeleri ve cinsel hayatlarının düzensizleşmesi çok doğaldır.

İNFERTİLİTE NEDENİNİN ARAŞTIRILMASI – Devamı

HSG (rahim filmi) incelemesi nedir, nasıl yapılır?

Histerosalpingografi olarak adlandırılan radyolojik incelemede rahim ağzından içeriye verilen boyanın Fallop tüplerinden (yumurtalık kanallarından) geçişi izlenir. Bu sırada çekilen röntgen filmleri incelenerek Fallop tüplerinin durumu hakkında bilgi sahibi olunur. Tüplerde tıkanıklık varsa boya tüplerden geçmez. Bu inceleme sırasında hastaya verilen radyasyon miktarı çok az ve zararsızdır. Hastaların bir kısmı hafif bir ağrı hissedebilir, bu işlem sırasında anestezi verilmesine gerek yoktur. HSG incelemesi ile rahim içi de değerlendirilir. İnfertilite nedeninin araştırılmasında HSG ve laparoskopi birbirini tamamlar.

Laparoskopi nedir ?

Üreme organlarının detaylı olarak incelenebilmesini sağlayan cerrahi bir yöntemdir. Laparoskopik inceleme çocuğu olmayan çiftlerin değerlendirilmesinde en önemli basamaklardan biridir. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık yarım saat sürer ve hasta aynı gün içinde taburcu edilebilir.

Laparoskopi ile hangi hastalıklar tanısı konur?

Laparoskopi ile endometriozis (karın içine kanama yapan bir hastalık), rahim tümörleri, yumurtalık kistleri, dış gebelik ve yapışıklıklar gibi birçok kadın hastalığı teşhis edilebilir. Göbeğin hemen altından karın içine yönlendirilen teleskop benzeri optik bir cihaz ile karın içindeki organlar birkaç kez büyütülmüş olarak izlenir. Cerrah rahmi, Fallop tüplerini (yumurtalık kanallarını), yumurtalıkları ve karın zarlarını ayrıntılı olarak inceler.

Laparoskopi tedavi amaçlı kullanılır mı?

Laparoskopi karın içindeki üreme organlarının değerlendirilmesi yanında hastalıkların giderilmesi için de kullanılabilir. Laparoskopi sırasında üreme organlarında bir anormallik saptanırsa laparoskopik olarak (kansız bıçaksız ameliyat ile) giderilir. Böylelikle hasta daha az ameliyat stresine maruz kalır ve ameliyat sonrası iyileşme hızlı olur.

Laparoskopi nasıl yapılır?

Göbekaltından girilerek ince fiberoptik bir teleskop ile tüm karın içi organlar görüntülenir ve ikinci bir küçük delik aracılığı ile organlara ulaşılarak gerekli işlemler yapılır. Karın içi organlar incelendikten sonra rahim içerisine verilen özel bir ilaç ile üreme kanallarının açık olup olmadığı kontrol edilir. Kanallarda tespit edilen yapışıklık ve tıkanıklıklar giderilir. Yapışıklıklar rahim, yumurtalıklar, yumurtalık kanalları, bağırsaklar ve karın zarları arasında olabilir. Bu organların birbirine yapışması organların sağlıklı hareket etmelerini engelleyerek fonksiyonlarını kısıtlar.Karın içine kanamalar yapan endometriozis odakları, yaralar ve dış gebelik de laparoskopik cerrahi ile tedavi edilebilir. Laparoskopik olarak kapalı olan kanalların açılması da mümkündür. Ayrıca infertiliteye neden olan yumurtalık kistleri ve myomlar da laporoskopik olarak giderilebilir. Bu cerrahi işlemler sırasında lazer, elektrokoter ve dikişler kullanılır. Bazı cerrahi laparoskopik girişimlerinden birkaç hafta veya birkaç ay sonra sonucu değerlendirmek için ikici bir laparoskopi yapılabilir. Böylelikle cerrah hastalığın tekrar edip etmediğini belirleyebilir.

Gebelik sırasında laparoskopi yapılırsa zararı olur mu?

Menstrual siklusun ikinci yarısında laparoskopi işlemi uygulandığında hastanın gebe olma olasılığı vardır. Genellikle laparoskopi yapılması gebeliğe zarar vermez fakat emin olabilmek için laparoskopinin uygulanacağı ay çiftin korunması önerilir.

Histeroskopi nedir?

Histeroskopi rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan en modern teşhis ve tedavi yöntemidir. İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilir ve aynı seansta bu anormallikler cerrahi olarak giderilebilir. Bu işlem de laparoskopi gibi kansız ve bıçaksız bir ameliyat türüdür. Hastalar bu işlemi çok rahat tolere eder. İşlem çoğu zaman lokal bazen de genel anestezi altında yapılır. Histeroskopi ile rahim içi polipler (aşırı büyüme gösteren et parçaları), septum (rahmi bölen perde) ve myomlar giderilebilir. Böylelikle hasta bunların neden olabileceği infertilite, ağrı ve düzensiz kanamalardan kurtulur. İşlemden bir iki gün sonra hasta her zamanki aktivitesini yapmaya başlayabilir.

Sperm analizi niye gerekir, neleri içerir?

İnfertilite vakalarının üçte biri erkek faktörüne bağlı olduğu için çocuğu olmayan çiftlerin incelenmesinde sperm analizi ilk basamaklardan biridir. 2-5 günlük cinsel perhiz sonrasında mastürbasyon ile alınan meni örneği incelenir. Örnek alındıktan sonra bir saat içinde laboratuvara ulaştırılmalıdır. Özellikle soğuk havalarda sperm örneğinin vücuda temas ederek taşınması uygundur.Sperm analizinde mililitredeki sperm sayısı, spermlerin hareketliliği ve yapıları değerlendirilir. Ayrıcı meninin miktarı, asiditesi ve içerdiği yuvarlak hücreler belirlenir. Gerekli görüldüğünde antisperm antikor testleri ve mikrobiyolojik incelemeleryapılır.

Normal sperm analizi nasıl olur?

Menimiktarı : 1.5 – 6.5 ml
Sperm konsantrasyonu : 20 milyon / ml ve daha fazla
Sperm hareketliliği : %50 ve daha fazla
Sperm morfolojisi (yapısı) : %14 ve daha fazla normal yapıda sperm (Kruger kriterlerine göre)
Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin oluşacağını kesin olarak göstermez. Sperm konsantrasyonu 10 milyon /ml olan erkeklerin eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60 milyon /ml olan erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.

Sperm analizinin bir defa yapılması yeterli midir?

Sperm üretimini ısı, sigara, alkol, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile iki veya üç kez tekrarlanmalıdır.

Testis ( yumurtalık) biyopsisi niye yapılır ?

Menide hiç spermi olmayan hastaların testislerinden alınanparça incelenerek sperm üretiminin olup olmadığı tespit edilir. Eğer kanallarda tıkanıklık tespit edilmişse bu incelemeye gerek olmadan hemen tedaviye geçilebilir.

İNFERTİLİTE TANISINDA KULLANILAN HORMON TESTLERİ

İnfertilite araştırmalarında hangi hormon testleri yapılır?

Kadınlarda kandaki FSH (folikül uyarıcı hormon), LH (luteinize edici hormon), östrodiol (kadınlık hormonu), prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon), testosteron (erkeklik hormonu), DHEA-S (böbrek üstü bezleriden üretilen hormon) ve progesteron (menstrual siklusun ikinci yarısında salgılanan hormon) düzeyleri belirlenir.

Bu hormon düzeyleri niye ölçülür?

Hastanın menstrual siklusları düzensiz, menstrual kanamaları az veya hiç yok ise bu hormon düzeyleri ölçülerek düzensizliklerin nedeni ve yumurtalıkların durumu hakkında fikir edinilebilir. Yumurtalıkları yeteri kadar çalışmayan veya menopozdaki kadınlarda FSH düzeyi yükselirkenöstrodiol düzeyi düşer.

Serum progesteron düzeyi neyi gösterir?

Serum progesteron düzeyi ölçülerek o menstrual siklusta ovulasyonun (yumurtalmanın) olup olmadığı belirlenir. 28 günlük bir menstrual siklusun 21. gününde kandaki progesteron düzeyi ölçülür, 30 nmol / L’ nin (10 ng/ml) üzerindeki değerler ovulasyonun olduğunu gösterir.

Ovulasyonu belirlemek için başka hangi test yapılabilir?

LH düzeyi ovulasyondan 38 saat önce yükselir dolayısı ile beklenen ovulasyondan 24-36 saat önce kan veya idrarda yapılan testler ile bu yükselme belirlenebilir.

Ovulasyon indüksiyonu (yumurtlamanın uyarılması tedavisi) sırasında niye kan testi yapılması gerekir?

Verilen hormon ilaçları ile yumurtalıklar uyarılırken folikül (içinde yumurtanın geliştiği kesecik) gelişiminin izlenmesi için östrodiol düzeyleri ölçülür. Menstrual siklusun 21. gününde de progesteron düzeyi ölçülerek ovulasyonun olup olmadığı belirlenir.

OVULASYON BOZUKLUKLARI

Ovulasyon olmamasının sebebi nedir?

Salgılanan hormonlar ile yumurtalıklardan her ay ovulasyonun gerçekleşmesini sağlayan hipotalamus, hipofiz bezi ve yumurtalıklar arasındaki bağlantının bozulduğu birçok durum ovulasyonu engelleyebilir. Beyinde bulunan bu yapılardaki problemler veya yumurtalıkların hormonlara cevap vermemesi durumunda ovulasyon gerçekleşmez. Ayrıca tiroid ve böbrek üstü bezlerindeki bozukluklar, stres, aşırı kilo kaybı veya kilo artışı da ovulasyon düzensizliklerine yol açar.

Menstrual kanamanın olmaması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?

Evet, menstrual kanama olmadığı zaman ovulasyon da olmaz. Altı ay veya daha uzun bir süre menstrual kanamanın olmadığı durumlara amenore denir. Amenore kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonunda rahmin içinde oluşan yapışıklıklara bağlı rahmin iç tabakasının gelişmediği durumlarda da görülür. Bu vakalarda yapışıklıklar cerrahi girişim ile düzeltilerek bir süre östrojen hormonu kullanıldığında menstrual kanamalar başlar.

Menstrual kanamaların düzensiz olması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?

Menstrual kanamaların altı haftadan uzun aralıklarla olduğu durumlara oligomenore denir. Bu hastaların çoğunda ovulasyon olmaz veya çok nadirdir. Bu durumda gebelik şansı da düşüktür.

Yirmi beş yaşında ve hormon ilacı kullanmadan menstrual kanaması olmayan bir kadın gebe kalabilir mi?

Evet, kalabilir. Hiç menstrual kanaması olmamış kadınlardaki duruma primer amenore adı verilir. Primer amenorenin birçok nedeni vardır ve tedavi ile çocuk sahibi olabilme şansı amenore nedenine bağlıdır. Yumurtalıklardaki erken yetmezlik, beyinden hormonların yeteri miktarda salınamaması, polikistik over hastalığı, prolaktin hormonunun (süt üretimini sağlayan hormon) yüksekliği, aşırı kilo ve konjenital (doğumsal) anomaliler primer amenoreye neden olabilir.

Otuz yaşına dek menstrual kanamaları düzenli olan bir kadının son iki yıldır menstrual kanamalarının kesilmesinin nedeni nedir?

Böyle durumlara sekonder amenore denir. Polikistik over hastalığı, yumurtalıklardaki erken yetmezlik, aşırı kilo, prolaktin hormonun (süt üretimini sağlayan hormon) yüksekliği, aşırı egzersiz, hipofiz bezinin çalışmaması sekonder amenoreye neden olur.

Erken menopoz ne demektir?

Menopoz 40 yaşından önce görüldüğünde erken menopoz veya erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılır. Bu hastalarda kanda FSH ve LH düzeyi yükselir, östrojen düzeyi düşer. Ultrasonografik incelemede yumurtalıkların küçüldüğü, rahmin iç tabakasının inceldiği görülür. Erken yumurtalık yetmezliği amenorenin en ciddi ve tedavisi en zor olan nedenidir.

Erken menopozun nedenleri nelerdir?

Doğuştan olan bazı durumlarda kadının yumurtalıklarındaki yumurta sayısı azdır. Yumurtalıkların enfeksiyon, cerrahi ve kullanılan ilaçlar ile zarar görmesi de erken menopoza neden olur. Bağışıklık sistemindeki bazı bozukluklara bağlı olarak da erken menopoz görülebilir.

Erken menopozdaki bir kadının çocuğu olabilir mi?

Böyle vakaların gebe kalabilme ihtimali çok düşüktür. Erken menopozda östrojen hormonu eksikliğine bağlı kemik erimesi görüleceğinden bu kadınlara hormon preparatları kullanmaları önerilir.

Hipogonadotropik hipogonadizm nedir?

Hipogonadotropik hipogonadizm hipofiz bezinden LH ve FSH hormonlarının yeteri kadar salgılanmadığı durumdur. Doğuştan olan bozukluklara bağlı olabileceği gibi kötü beslenme sonrasında da görülebilir. Nedeni ne olursa olsun FSH, LH ve östrojen düzeyleri düşük, yumurtalık ve rahim küçüktür. Bu vakaların tedavi ile gebe kalma şansı çok yüksektir.

Hipopitüiterizm nedir?

Hipopitüiterizm, hipofiz bezinin yeteri kadar hormon üretmediği durumdur. Pitüiter bez, yumurtalıkları, tiroid ve böbrek üstü bezlerini uyaran hormonları ve büyüme hormonunu salgılar. Bu hastalarda genellikle menstrual kanama olmaz ve eksik olan diğer hormonlara bağlı büyüme geriliği gibi bazı bozukluklar da görülebilir. Hipofiz bezindeki tümörler de bu hastalığa yol açabilir.

Amenorenin kilo ile ilişkisi nedir?

Ani ve fazla kilo kaybı olan durumlarda genellikle menstrual kanamalar kesilir. Diyet sırasında ve barsaklardan emilimin bozuk olduğudurumlarda amenore görülür. Kilo alındığında menstrual kanamalar yeniden başlar.

Egzersiz nasıl amenoreye yol açar?

Ağır egzersiz kadınlarda menstrual kanamaların kesilmesine yol açabilir. Haftada 1-2 kez tenis oynamanız veya koşmanız amenoreye neden olmaz. Vücuttaki yağ kitlesinin azalmasına yol açan jimnastik, koşu gibi sporlar ve bale amenoreye yol açabilir. Egzersize bağlı amenore geçicidir, ağır egzersiz kesildikten bir süre sonra menstrual kanamalar başlar.

Prolaktin hormonunun yüksekliği menstrual kanamaların kesilmesine yol açar mı?

Prolaktin hipofiz bezinden salgılanan ve süt üretimini sağlayan bir hormondur. Bu hormon gebelik sırasında ve bebeğin emzirildiği dönemde daha fazla salınır. Bu hormonun gebelik dışında fazla salınması menstrual kanamaların kesilmesine yol açar. Bu hormonun yüksek olduğu durumlarda doğum yapılmamasına rağmen memelerden süt gelir.Çeşitli ilaçlar, tiroid bezinin iyi çalışmadığı durumlar, hipofiz bezindeki selim ve habis tümörler prolaktin hormonunun yükselmesine neden olur. Prolaktin düzeyinin yüksek olduğu durumlarda hipofiz bezinin radyolojik inceleme ile değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görüldüğünde tomografi veya MR (manyetik resonans) ile incelemeler yapılır.Hiperprolaktinemi nedenine göre ilaçla veya cerrahi olarak tedavi edilir. Bu duruma yol açan tümörlerin varlığında cerrahi girişim, ilaç tedavisi ve radyoterapi uygulanır.

Prolaktin düzeyi yüksek olan bütün hastaların tedaviye ihtiyacı var mıdır?

Prolaktin düzeyinin yüksek olması infertilite dışında östrojen eksikliğine bağlı vajinal kuruluk, cinsel ilişki sırasında ağrı, cinsel isteksizlik ve kemik erimesine neden olduğu için tedavi edilmelidir.

Polikistik over sendromu nedir?

Yumurtalıkların üzerinde birçok kistin bulunduğu ve kistler arasındaki dokularında arttığı durumlar polikistik over sendromu olarak adlandırılır. Bu sendromda amenore veya oligomenore, aşırı tüylenme, sivilcelenme ve şişmanlık görülür. Polikistik over hastalığının tanısı ultrasonogrtafik inceleme ile konabilir.

Polikistik over sendromu genetik geçişli midir?

Polikistik over sendromu kalıtımla geçer. Annesi veya kız kardeşlerinde bu hastalık olan kadınlarda bu senderom daha sık görülür. Polikistik over hastalığı olan kadınların kilo alması hastalığıkötüleştirir. Kilolu kişilerde daha çok salınan insülin yumurtalıkları uyararak kistlerin oluşmasına neden olur.

Polikistik over sendromu nasıl tedavi edilir?

Kilo verilmesi hastalığın tedavisinde önemli bir basamaktır. Bu hastalarda menstrual siklusun 7 ile 9. günleri arasında LH hormon düzeyi belirlenir. Bu hormonun yüksekliği infertilite ve düşük nedeni olabilir. Polikistik over sendromunun tedavisinde ovulasyonun gerçekleşmesi için hormon preparatları kullanılır. Ayrıca laparoskopik olarak yumurtalıklardaki kistlerin koter veya lazer ile yakılması da önerilir. Bu operasyondan sonra ovulasyonun elde edilmesi ve LH düzeyinin düşmesi beklenir.

Luteal faz yetmezliği nedir?

Luteal faz yetmezliğinde ovulasyon gerçekleşmesine rağmen rahmin iç tabakasını gebeliğe hazırlamada önemli rol oynayan progesteron hormonu yetersizdir. Bu durum rahmin iç tabakasından biyopsi ile küçük bir parça alınarak veya menstrual siklusun ikinci yarısında progesteron hormon düzeyleri ölçülerek belirlenir. Luteal faz yetmezliğinin tedavisinde progesteron hormonu veya gebelikte salınan hCG hormonu kullanılır.

OVULASYON BOZUKLUKLARI – Devamı

Ovulasyonu sağlamak için ne gibi tedaviler yapılır ?

Yapılacak olan tedavi ovulasyon olmamasının nedenine göre değişir. Ovulasyon olmaması erken menapoza bağlı ise uygulanabilecek tedavi çok sınırlıdır.Bu durumda menopoza bağlı kemik erimesi, vajinal kuruluk ve benzer bulguları ortadan kaldırmak için östrojen ve progesteron tedavisi uygulanır. Hastada prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon) düzeyi yüksek ise bromokriptin tedavisi uygulanmalıdır. Hastada tiroid hormonları gibi bazı hormonların eksikliği varsa bu hormonlar takviye edilir. Çok zayıf olan kadınların tedaviye başlamadan önce kilo almaları önerilir. Çok zayıf olan kadınlargenellikle düşük doğum ağırlıklı bebekler doğurur. Beslenme yetersizliğine bağlı amenoresi olan kadınlarda gebelik oranları düşüktür ve bu kadınlarda gebelik elde edildiğinde gelişme geriliği olan bebekler doğar. Diğer nedenlere bağlı ovulasyonun olmadığı durumlarda ilk seçilecek ilaç klomifen sitrattır. Klomifen beyinden GnRH’un (cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon) salınmasını arttırır. GnRH’da hipofiz bezinden FSH ve LH hormonlarının salınmasını arttırarak etki gösterir. FSH ve LH sayesindeyumurtalıklarda folikül gelişimi başlar.Klomifen sitrat 50 mg’lık tabletler halinde bulunur. Adetin 3 ile 5. günleri arasında başlanan Klomifen tedavisi 5 gün sürer. Tedaviye günde 1 veya 2 tablet ile başlanır. Bu dozlarla yumurta gelişimi sağlanabiliyorsa tedaviye gebelik elde edilene dek devam edilir. Gebeliklerin çoğu ilk altı ay içinde elde edilir. Hastaların %75′inde yumurta gelişimi sağlanır ve klomifen sitrat ile yumurta gelişimi sağlanan kadınların %30-35′i gebe kalır. Klomifen sitrat vajinal kuruluğa ve rahim ağzındaki salgının koyulaşmasına neden olur. İlacı kullanan kadınların %5′inde sıcak basması şikayeti görülür. Bazı kadınların yumurtalıklarında kistler gelişebilir. Nadir olarak karında şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, bulantı, deri döküntüsü ve depresyon görülebilir. Klomifen sitrat kullanan kadınların %5′inde ikiz gebelik oluşur.

Klomifen ile ovulasyon sağlanamadığında hangi ilaçlar kullanılır?

Klomifen ile yumurta gelişimi sağlanamadığında hMG (menopozal gonodotropin), FSH ve GnRH agonistleri (cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon benzerleri) kullanılabilir. FSH ve LH hormonlarını içeren hMG preparatları menopoz dönemindeki kadınların idrarları toplanarakbunlardan FSH ve LH hormonlarının ayrıştırılması ile elde edilir. hMG yumurtalıkları uyararak yumurta gelişimini sağlar. Bu preparatlar klomifene cevap vermeyen vakalarda ve tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme tekniklerinin uygulandığı çiftlerde kullanılır. hMG kas içine enjekte edilerek kullanılır ve tedavi genellikle 10-14 gün sürer. Kullanılması gereken hMG dozu hastadan hastaya değişiklik gösterir. Düşük dozda kullanılan hMG ile yumurta gelişimi sağlanamazken gereğinden biraz yüksek doz kullanıldığında ise çoğul gebelik ve hiperstimulasyon (yumurtalıkların aşırı uyarılması) riski artar. Dolayısı ile hMG tedavisi sırasında yumurta gelişimi çok iyi izlenmelidir. Bunun için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının ultrasonografi ile ölçülmesi ve kandaki östrodiol hormon düzeyinin belirlenmesidir.

hMG’nin yan etkileri nelerdir?

Enjeksiyon yerinde hafif bir tahriş görülebilir. Geçici ateş ve eklemlerde ağrı çok nadir olarak görülen yan etkilerdir. hMG tedavisine bağlı görülen en önemli yan etkiler çoğul gebelik ve hiperstimülasyondur (yumurtalıkların fazla uyarılmasıdır). hMGtedavisi ile gebe kalan kadınların %25′inde çoğul gebelik görülür. Bu gebeliklerin çoğu ikizdir, nadir olarak üçüz veya dördüz gebeliklerde görülebilir. Çoğul gebeliklerdedüşük, erken doğum, yüksek tansiyon gibi problemler daha sık görülür. hMG kullanıldığında görülen çoğul gebelik ve hiperstimülasyon riski iyi klinik takip ile azaltılabilir. hMG tedavisi sırasındaultrasonografik inceleme ve hormon takipleri ile yumurta gelişimi izlenmelidir.

Hiperstimülasyon ne demektir?

Hiperstimulasyon yumurtalıkların aşırı uyarılmasıdır. Hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç derecede görülebilir.

Büyüme hormonunun ovulasyon tedavisinde yeri nedir?

Büyüme hormonu kullanılarak yumurtalıkların hMG’ye duyarlılığının artması sağlanabilir. Büyüme hormonu, yumurtalıklarından çok zor cevap elde edilebilen kadınlarda denenebilir.

GnRH Anologları nedir, tedavide nasıl kullanılır?

GnRH anologları kimyasal yapıları GnRH hormonuna çok benzeyen ilaçlardır. Bu ilaçlar ilk kullanıldıklarında hipofiz bezini uyararak FSH ve LH salınımını arttırır fakat bir süre sonra hipofiz bezi bu ilaçlara cevap vermez, FSH ve LH düzeyleri düşer. Bunu takiben yumurtalıkların hMG ile uyarılmaları gerekir. GnRH anologları özellikle LH düzeyleri yüksek olan hastalarda tercih edilir. GnRH anologları ile tedaviye menstrul siklusun başında veya ortasında başlanır. Bu ilaçlar cilt altı enjeksiyon veya nazal sprey (burun spreyi) olarak kullanılır. İlaçlara 10-14 gün devam edildikten sonra östrodiol düzeyleri belirlenir ve ultrasonografik inceleme yapılır. Hormonlar yeteri kadar baskılanmış ise hMG enjeksiyonlarına başlanır. hMG enjeksiyonları sırasında GnRH anologlarına da devam edilir. Foliküllerin çapı ve östrodiol değerleri ölçülerek hCG enjeksiyonun (çatlatma iğnesinin) verileceği gün tespit edilir. hCG enjeksiyonundan sonra GnRH anologları ve hMG enjeksiyoları kesilir.

Bu tedaviler yumurtalık kanserine neden olur mu ?

Yapılan birçok çalışmanın sonucuna göre bu ilaçların kullanıldığı kadınlarda yumurtalık kanseri görülme sıklığında herhangi bir artış tespit edilmemiştir.

ENDOMETRİOZİS

Endometriozis nedir ?

Üreme çağındaki kadınlarda görülen endometriozis rahmin endometruim adı verilen tabakasınınrahmin dışında da bulunmasıdır. Bu hastalık yumurtalıklar, yumurtalık kanalları ve rahmin dış yüzünde görülür. Erken yaşta çocuk sahibi olan kadınlarda daha nadir görülen endometriozis ağrılı menstrual kanamalar, ağrılı cinsel ilişki ve infertiliteye neden olur.

Endometriozis ne sıklıkla görülür?

Sağlıklı kadınların %5′inde görülen endometriozis, çocuk sahibi olamayan kadınların %30-40′ında görülür. Bu hastalıktan en çok 30 ila 40 yaş arasındaki kadınlar etkilenir. Endometriozis infertilite vakalarının%20′sinden sorumludur.

Endometriozis hastalığının sebebi nedir?

Menstrual kanama sırasında rahimden atılan kan ve hücreler Fallop tüplerinden rahimden karın boşluğuna kaçar. Değişik organlara yapışan endometrial hücreler menstrual siklustaki hormonal değişikliklere cevap verir ve menstrual kanama sırasında kanar. Bu kanama iltihap ve nedbe dokusunun gelişmesine neden olarak üreme organlarında yapışıklıklar oluşmasına yol açar. Laparoskopi ile endometriozis hastalığı evrelendirilir.

Endometriozis infertiliteye nasıl yol açar?

Endometriozis Fallop tüpleri, yumurtalıklar ve bağırsakların birbirine yapışmasına neden olarak normal anatomiyi bozar. Bu durum yumurtanın yumurtalık tüplerden geçmesini zorlaştırır. Ayrıca endometrial dokular döllenmeyi, döllenen yumurtanın gelişmesini ve rahme tutunmasını engelleyen faktörler salgılar.

Endometriozisin bulguları nelerdir ?

Hastaların üçte birinde tek bulgu infertilitedir. Bazı kadınlar ağrılı menstrual kanamalardan, fazla kanamadan ve ağrılı cinsel ilişkiden yakınır. Yakınmaların şiddeti ile hastalığın derecesi arasında bir ilişki yoktur. Ağır endometriozisi olan kadınların hiçbir yakınması yokken hafif endometriozisi olan bir kadının çok şiddetli ağrısı olabilir.

Endometriozisin tanısı nasıl konur?

Endometriozisin kesin tanısı laparoskopik inceleme ile konur.

Endometriozisin tedavisi nedir?

Laparoskopi esnasında tespit edilen odaklar cerrahi olarak tedavi edilir. Cerrahi tedavi sonrasında bir süre hormonal tedavi de uygulanabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler endometriozis tedavisinden fayda görebilirler. Endometriozisin evresine ve hastanın özelliklerine göre tedavi protokolleri değişir. Eğer hastanın istediği kadar çocuğu varsa ve çok şiddetli ağrıdan yakınıyorsa rahim ve yumurtalıklar çıkarılır. Çocuk sahibi olmayan kadınlarda cerrahi sırasında mümkün olduğunca çok sayıda odak çıkarılır ve yapışıklıklar giderilir. Bu işlemin laparoskopik olarak yapılması uygundur. Endometriozis odakları elektrokoter ya da lazer ile yakılır.

Endometriozis tedavisinde çeşitli hormon ilaçları kullanılabilir. Hormonal tedavi genellikle 3-6 ay sürer. Bu ilaçların yardımı ile hastada gebelik veya menopoz benzeri bir hormonal tablo oluşturularak menstrual kanama önlenir. Böylelikle hasta menstrual kanama dönemini yaşamaz ve endometrioz odakları sessiz kalarak iyileşir.

Hormonal tedavinin yan etkileri nelerdir?

Bu hormonların bir kısmı hastada östrojen azalmasına bağlı ateş basması, vajinal kuruluk ve kemik erimesine yol açabilir.

Endometriozis tekrarlar mı?

Hastaların %30 ila 40′ında endometriozis tekrarlar. Bu hastaların bir kısmının cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekir.

ÜREME KANALLARINDA TIKANIKLIK

Fallop tüplerdeki hasara neler yol açar?

Tüplerdeki tıkanıklık infertilitenin en önemli nedenlerinden biridir. Geçirilmiş enfeksiyonlar tüplerde tıkanıklığa neden olabilir. Birçok bakterinin neden olabileceği üreme organlarındaki yaygın enfeksiyonlar tüplerde iltihaplanma ve şişmeye neden olur. Cinsel temas yolu ile geçen hastalıklar da tüplerde tıkanıklığa yol açabilir. Düşük sonrası enfeksiyon geçirmiş, rahim içi araç kullanan ve apandisiti patlamış olan kadınların tüpleride tıkanıklık daha sık görülür. Karın içine kanamalara neden olan endometriozis hastalığı da tüplerde tıkanıklığa yol açabilir.

Tüplerdeki tıkanıklık infertiliteye nasıl yol açar?

Yapışıklıklar tüplerin şeklini ve yumurtalıkla olan ilişkisini bozar. Yumurtanın tüplere alınması ve tüplerde ilerlemesi zorlaşır.

Çocuk sahibi olamayan kadınların yüzde kaçında tüplerde tıkanıklık görülür?

Çocuk sahibi olmayan kadınların %30′unda tüplerde tıkanıklık görülür.

Üreme organlarındaki enfeksiyonların bulguları nelerdir?

Akut enfeksiyonlarda ateş, ağrı, kötü kokulu akıntı ve fazla kanama görülebilir. Tüplerde yapışıklığa neden olan enfeksiyonlar genellikle kronik enfeksiyonlardır. Bu enfeksiyonlar bulgu vermeyebilir ve zamanında tedavi edilemediğinde tüplerde yapışıklıklara neden olur.

Tüplerde tıkanıklık olduğu nasıl anlaşılır?

Çocuğu olmayan kadınların değerlendirilmesinde tüpler mutlaka incelenmelidir. Tüpteki problemlerin tanısı için rahim filmi ve laparoskopi kullanılabilir.

Tedavi amacı ile hangi operasyonlar yapılır?

Uygulanacak operasyon tüplerdeki hasarın tipine göre değişir. En sık görülen hasar tüplerin etrafındaki yapışıklıklardır. Bu durumda adezyoliziz (yapışıklıkların açılması işlemi) uygulanabilir. Bu işlem laparoskopik olarak (kansız bıçaksız ameliyatla) yapılabilir. Eğer tüpün orta kısmında tıkanıklık varsa tüpün bir kısmı çıkartılır ve iki uç birleştirilir. Bu operasyonların başarısını; tüplerdeki tıkanıklık ve hasarın derecesi, hastanın yaşı, infertiliteye neden olan diğer problemlerin varlığı ve cerrahinin şekli belirler.

Tüplerden biri sağlıklı ise gebe kalabilir miyim?

Evet, tüplerinden biri sağlıklı olan kadınlar gebe kalabilir.

Önceden tüplerini bağlatan kadınların tekrar çocuk sahibi olma şansı var mı ?

Bu tubal sterilizasyon adı verilen cerrahi kısırlaştırma operasyonunun cinsine bağlıdır. Cerrahi koter ile tüpler yakıldığında veya tüplerin fimbriya adlı verilen uç kısımları çıkarıldığında tekrar gebe kalma şansı düşüktür. Bu vakalar yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olabilirler.

Tubal sterilizasyon cerrahi olarak düzeltildikten sonra dış gebelik riski artar mı?

Tüplere yapılan tüm cerrahi girişimlerden sonra dış gebelik riski artar. Hasar gören tüpler cerrahi bir işlemle açılsa dahi yapıları bozulduğu için döllenen yumurta tüplerin içlerinden rahat geçemez ve dış gebelik riski artar.

SERVİKAL FAKTÖR, UTERİN (RAHME BAĞLI) FAKTÖR ve NEDENİ BELLİ OLMAYAN İNFERTİLİTE

Rahmin arkaya dönük olması infertiliteye neden olur mu?

Kadınların %20′sinde rahim geriye dönüktür. Bu aynen bir kişinin solak olması gibi normal bir variasyondur (çeşitliliktir). Rahmin geriye dönük olması tek başına infertilite nedeni değildir. Normal ve hareketli geriye dönük rahmi olan kadınların cerrahi tedaviye ihtiyacı yoktur. Endometriozis ve karın içindeki yapışıklıklara bağlı olarak rahmin arkaya dönük ve hareketsiz olduğu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.

Myomlar infertiliteye neden olur mu?

Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda çok sık görülen myomlar rahim duvarlarında oluşan iyi huylu kas kitleleridir. Myomlar bazı kadınlarda ağrı ve kanamaya neden olur. Büyük myomlar döllenmiş yumurtanın tutunmasını engelleyerek infertiliteye ve elde edilen gebeliklerin düşükle sonlanmasına neden olurlar. Büyük myomlar cerrahi ile çıkarılır.

Bazı kadınların rahmi normal olmadığı için gebe kalamadığı doğru mudur?

Bazı kadınlar rahimde yapısal anomalilerle doğarlar. Bunlar çift rahim, rahimde bölme, vajinaya açılmayan rahim veya rahmin hiç olmamasıdır. Çift rahmi olan kadınlar çocuk sahibi olabilir. Rahimdekianomalilerin bir kısmı cerrahi tedavi ile düzeltilebilir.

Kürtajdan sonra rahim içinde oluşan nedbe dokusu infertiliteye neden olur mu?

Bazen kürtaj sonrası rahimde oluşan yapışıklıklar infertiliteye neden olabilir. Bu yapışıklıkların cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekir. Histeroskopi ile yapışıklıklar tespit edilerek giderilir ve bir süre için rahim içi araç (spiral) takılarak yapışıklıkların tekrar oluşması önlenir. Enfeksiyonların oluşmaması için antibiyotik kullanılır ve hormon preparatları ile rahim içindeki normal dokunun büyümesi uyarılır.

Servikal mukus nedir ve ne işe yarar?

Rahim ağzındaki bezlerden salgılanan jölemsi sıvıya servikal mukus denir. Bu salgı bakterilerin rahme ulaşmasını engeller. Salgının kıvamı menstrual siklus boyunca değişiklik göstererek yumurtlama sırasında incelir ve spermlerin ilerlemesine olanak sağlar. Servikal mukus içinde spermler 72 saat canlılığını korur.

Servikal mukusda spermlerin ilerlemesini engelleyen antikorlar bulunur mu?

Antikorlar yabancı maddelere karşı vücudun savunmamekanizmasının oluşturduğu maddelerdir. Bu maddeler vücudu enfeksiyonlardan korur. Çocuk sahibi olamayan bazı kadınlarda sperme karşı antikorlar oluşur. Bu maddeler antikorlar sperminhareketini engelleyerek infertiliteye neden olabilir.

Erkeklerde sperme karşı antikorlar oluşur mu ?

Evet, servikal mukusu geçemeyen ve hareketliliği azalmış spermler görüldüğünde antisperm antikorlarının varlığından şüphelenilir. Bu antikorlar özel testler yapılarak belirlenir.

Antisperm antikorlarına bağlı infertilite nasıl tedavi edilir?

Antisperm antikorlarının varlığında değişik tedaviler denenmiştir. Çifte 6 ay boyunca cinsel ilişki sırasında prezervatif (kondom) kullanmaları önerilir. Bu yöntemin başarısı tartışmalıdır. Bağışıklık sistemini baskılayan steroid adı verilen ilaçlar da kullanılır fakat bu ilaçların yan etkileri fazla ve bu tedavinin başarısı düşüktür. Uygulanan diğer bir tedavi ise aşılamadır. Bu vakalarda en başarılı tedavi yöntemitüp bebek uygulamasıdır.

Nedeni izah edilemeyen infertilite ne demektir?

İnfertilite nedenini açıklayan bir problemin bulunamadığı çiftler bu gruba girer. Bu tanı konmadan önce yeterli incelemeler yapılmalıdır. Tüm araştırmalar yapıldıktan sonra bir problem bulunamayan çiftlerin oranı %5-15 arasında değişir. Bu çiftlerin bir kısmı hiç tedavi görmeden gebe kalabilir. Diğerlerinde ise en başarılı tedavi yöntemi yardımcı üreme teknikleridir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu çiftlerin birçoğunda bağışıklık sistemindeki bozuklukların infertiliteye neden olduğu bulunmuştur. Bağışıklık sistemindeki bozukluklarimplantasyon başarısızlığına (embriyonun rahme tutunamamasına), erken dönemde düşüklere ve ana rahmindeki bebeklerde büyüme geriliğine neden olabilir. Bu vakalar paternal lenfosit immünizasyonu (lenfosit aşısı) ile tedavi edilerek çocuk sahibi olabilir.

ERKEK KISIRLIĞI

Erkek infertilitesinin nedenleri nelerdir?

Sperm sayısı, hareketliliği ve normal yapıdaki spermlerin oranındaki azalma, menide hiç sperm olmaması ve antisperm antikorlarının varlığı infertiliteye yol açar. Ayrıca meninin vajinaya ulaşmasını engelleyen anatomik bozukluklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları daçocuk sahibi olmayı engeller.

Azoospermi nedir ?

Menide hiç spermin olmadığı durumlara azoospermi denir. Azoospermi sperm kanallarının tıkalı olduğu, testislerde sperm üretiminin çok az olduğu veya hiç sperm üretiminin olmadığı durumlarda görülür. Erkek infertilitesi nedeni ile başvuran hastarın %5′inde sperm üretimi hiç yoktur. Bu durum beyindeki bezlerden hormon üretilmediğinde veya yumurtalıkların bu hormonlara cevap veremediği durumlarda görülür. Yumurtalıkların hormonlara cevap vermediği testiküler yetmezlik olarak adlandırılan bu durum genetik bozukluklara, inmemiş testislere, testislerdeki yaralanmalara ve kabakulak gibi enfeksiyonlara bağlı olabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık ise doğuştan olabilir veya sonradan yaralanmalara ve enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir. Erkeklerin %1′inde meniyi pompalayan kaslar düzenli çalışmaz ve meni mesaneye geri kaçar, retograd ejekülasyon (geri boşalma) olarak adlandırılan bu duruma bazı ilaçlar, sinirlerdeki hasar, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve cerrahi girişimler yol açabilir.

Azosperminin tedavisi mümkün müdür?

Azospermi nedenine bağlı olarak tedavi edilebilir. Hiç sperm üretiminin olmadığı durumların tedavisi mümkün değildir. Bu durumda FSH düzeyi çok yüksek, testisler sert ve küçüktür. Günümüzde kullanılan gelişmiş yöntemler sayesinde testislerde sperm üretimi çok az olan veya testislerin sadece belli bölgelerinde sperm üretimi olan erkekler testis biyopsisi ile elde edilen parçalardan ayrıştırılan sperm hücreleri kullanılarak çocuk sahibi olabilmektedir. Beyinde hormon üretiminin eksik olduğu vakalar hormon ilaçları kullanılarak tedavi edilebilir. Kanallardaki tıkanıklıklar cerrahi olarak giderilir, cerrahi ile giderilemeyen vakalarda ise yumurtalıklardan biyopsi ile elde edilen parçalardan spermler ayrıştırılarak mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır. Bu hastaların birçoğu mikroenjeksiyon yöntemi ile sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Geri boşalma yakınması olan erkeklerde ise idrardan elde edilen spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.

Sperm sayısı az olan erkeklerin fizik görünümünde bir farklılık var mıdır?

Kesinlikle hayır, sperm sayısı ile erkeklerin dış görünümünün ilişkisi yoktur. Erkek karakteristikleri çok gelişmiş bazı erkeklerde hiç sperm olmayabileceği gibi erkek karakteristikleri hiç gelişmemiş bazı erkeklerde sperm sayısı normaldir.

Varikosel nedir ?

Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıkların etrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Erkeklerin %10′unda görülen bu durum genellikle herhangi bir şikayete yol açmaz. Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan akımının yavaşlamasına bağlı yumurtalık torbasında ısının yükselmesi infertiliteye neden olabilir.

Varikosel için cerrahi girişim gerekir mi ?

Varikosel cerrahisinde genişlemiş venler özel solüsyonlar enjekte edilerek veya bağlanarak tedavi edilir. Cerrahi tedavinin sperm sayısını ve hareketliliğini artırdığı tartışmalıdır. İnfertilitenin başka bir nedeni tespit edilemediğinde veya varikoselin ağrıya neden olduğu durumlarda cerrahi girişim önerilir.

İnmemiş testisler ileride infertilite nedeni olur mu ?

Evet, bu durum çocuk altı yaşına gelmeden önce düzeltilirse vereceği zarar daha az olur. Testislerinin sadece bir tanesinin bile inmemiş olması sperm sayısının normalden az olmasına yol açar.

Çok fazla mastürbasyon yapmak veya sık cinsel ilişkide bulunmak infertiliteye yol açar mı?

Hayır, bu yanlış bir inanıştır.

Dar ve sıkı iç çamaşırı giymek ve sıcak banyo infertiliteye neden olur mu? Soğuk duş sperm sayısını arttırır mı?

Erkeklere rahat ve çok sıkı olmayan iç çamaşırı giymeleri, çok sıcak duş ve saunalardan uzak durmaları ve çok ağır egzersizler yapmamaları önerilir. Soğuk duş almanın sperm sayısını arttırdığına dair kesin bir kanıt yoktur.

Sigara ve alkol infertiliteye neden olur mu?

Sigara sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır. Alkol ise hem sperm sayısını azaltarak hem de fazla miktarda alındığında iktidarsızlığa neden olarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir.

Kabakulak infertiliteye neden olur mu ?

Kabakulak enfeksiyonu ergenlik döneminden sonra geçirildiğinde vakaların %20′sinde testisleri etkiler. Eğer testislerin her ikisi de etkilenirse sperm üretimi azalır, bu durum ileride infertiliteye yol açabilir.

Hangi enfeksiyonlar infertiliteye yol açar?

Birçok enfeksiyon infertiliteye yol açabilir, bunlardan birçoğu cinsel temas yolu ile bulaşan enfeksiyonlardır. Gonore (bel soğukluğu), tuberküloz, klamidya ve mikoplazma enfeksiyonları kanallarda tıkanıklıklara yol açarak veya sperm üretimini ve hareketliliğini azaltarak infertiliteye neden olur.

Antibiyotik tedavisi yararlı mıdır?

İnfertilite nedeni olarak enfeksiyonlar düşünüldüğünde antibiyotik tedavisi yararlıdır. Enfeksiyon etkeni mikroorganizmalar tespit edilerek uygun antibiyotikler verilmelidir. Bu enfeksiyonların tedavisinde üreme organlarına geçen ve bu organlarda yüksek konsantrasyonlara ulaşabilen antibiyotikler tercih edilmeli ve eşler beraber tedavi edilmelidir.

Hormon ilaçlarının kullanılması sperm sayısını arttırır mı ?

Hormon tedavisi ancak hormon eksikliği tespit edildiğinde önerilir. Hormon düzeyleri normal olan hastaların hormon ilaçları kullanmasının etkileri tartışmalıdır.

Aşılama nedir, nasıl yapılır?

Erkek eşten alınan meni özel yöntemler ile hazırlanarak, hareketliliği fazla ve yapısı normal olan spermlerden zengin hale getirilir. Hazırlanan spermler kadının vajinasına yerleştirilen ince bir katater ile rahim içine verilir. Bu işlemden önce kadın eş yumurtalıklarının uyarılması için ilaç kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelik ihtimali artar. Kadın eşe ilaç kullandığı süre içinde ultrasonografik incelemeler yapılarak yumurta gelişimi izlenir ve yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm’ye ulaştığındahCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 34-38 saat sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılırken meninin hazırlanmadan kullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir.

Cerrahi kısırlaştırma ameliyatı geçirmiş bir erkek tekrar çocuk sahibi olabilir mi?

Mikrocerrahi yöntemler ile kanallar düzeltilerek birçok erkek tekrar çocuk sahibi olabilir. Fakat kısırlaştırma ameliyatının üzerinden çok uzun zaman geçtiği durumlarda erkekte sperme karşı antikorlar geliştiği ve bu antikorlar spermi hareketsizleştirdiği için cerrahi tedavi ile bu erkeklerin çocuk sahibi olmaları mümkün olmayabilir. Günümüzde yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılarak bu kişiler kolaylıkla çocuk sahibi olabilir.

Sperm kanalları tıkalı olan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Cerrahi ile bu tıkanıklıklar açılabilir, yapılan cerrahinin başarısı tıkanıklığın yerine bağlıdır. Günümüzde testislerden biyopsi ile alınacak küçük parçalardan elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon yapılarak bu erkekler çocuk sahibi olabilir.

İnfertiliteye yol açan cinsel fonksiyon bozuklukları nelerdir?

Cinsel ilişkinin gerçekleşememesi, ağrılı ilişki, erken boşalma ve impotans (iktidarsızlık) infertiliteye neden olabilir.

TEKRARLAYAN DÜŞÜK

Tekrarlayan düşük nedir?

Yirminci gebelik haftası öncesi ve bebeğin ağırlığı 500 gram’a ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Bir çok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir menstrual kanama zannederek fark edemeyebilir. Gebeliklerin %20′si düşükle sonlanır. Düşükler üreme çağındaki çiftlerin %5′inde infertilite nedenidir.

Tekrarlayan düşük nedenleri nelerdir?

Tekrarlayan düşüklerin birçok nedeni vardır. En sık görülen düşük nedeni fetusun gelişimindeki anormalliklerdir. Çalışmalar düşüklerin yarısından fazlasının kromozom (genetik) anomalilerine bağlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanında anne ve babaya bağlı problemler ile çevresel faktörler de düşüklere yol açar. Rahimdeki anomaliler, myomlar, yapışıklıklar, rahim ağzı yetmezliği, hormonal nedenler, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar tekrarlayan düşüklere neden olur. Nedeni izah edilemeyen düşüklerin birçoğundan bağışıklık sistemindeki problemler sorumludur.

Hangi çevresel faktörler düşük nedenidir?

Radyasyon, kimyasal maddeler, ilaçlar, içki ve sigara tüketimi düşüğe neden olur.

Anneye bağlı düşük nedenleri nelerdir?
Enfeksiyonlar (toksoplazma, üreoplazma, mikoplazma, frengi, listeria v.b.)

Progesteron hormonunun yetersizliği

Annede oluşan ve bebeğe zarar veren antikorlar

Anormal yapıdaki bir rahim düşüğe nasıl neden olur?

Rahmin yapısındaki veya iç tabakasındaki bozukluklar düşüklere neden olur. Rahmin yapısındaki bozukluklar oluşan embryonun tutunmasını veya bebeğin gelişmesini engelleyerek düşüklere yol açar. Yetersiz progesteron hormonu üretimine bağlı olarak rahmin iç tabakası gelişmez bu da embryonun tutunmasını veya tutunan embryonun gelişmesini engelleyerek düşüklere neden olabilir. Rahim ağzındaki kasların güçsüzlüğü de düşük nedenidir.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklar düşüklere neden olur mu?

Düşük yapmış kişilerin bir kısmında herhangi bir neden bulunamamaktadır. Bu grup hastada düşüğün bağışıklık sistemindeki problemlere bağlı olabileceği düşünülür. Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu gebelik düşükle sonlanır. Bebeğe ve plasentaya ait proteinlere karşı annede gelişen antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşarak zarar verir, bu durum gebeliğin kaybedilmesine neden olur.

Stres düşüğe neden olur mu?

Stresin normal gebelerde düşüğe neden olması çok zordur. Fakat tekrarlayan düşük öyküsü olan kadınlarda ve eşlerinde yoğun bir stres görülür. Bu nedenle tekrarlayan düşük öyküsü olan çiftlere psikolojik danışmanlık verilmesi önerilir.

Bazı çiftlerin özelliklerinin düşüğe neden olduğu doğru mu?

Çiftlerin her ikisi de bazı genetik hastalıkların taşıyıcısı ise bu durum düşüğe neden olabilir. Bu hastalıklar taşıyıcı özellikte olduğu için çiftlerde hiçbir bulgu vermeyebilir. Fakat hem anne hem de babadan gelen hastalıklı genler bebeğin hasta olmasına neden olur ve yaşamını zorlaştırır.

Beslenme yetersizliği düşüğe neden olur mu?

Kesin bir bilgi olmamakla birlikte birçok besinin eksikliğinin de düşüğe yol açabileceği düşünülmektedir .Yeşil sebzelerde bol miktarda bulunan folik asit eksikliğinin bebekte anomalilere ve düşüklere neden olduğu kabul edilmektedir.

Anne adayının kendisi düşüğe neden olabilir mi?

Bir çok kadın stres, ruhsal sıkıntı ve aşırı fizik aktivitenin düşüğe neden olduğunu düşünebilir. Fakat bunlar çoğunlukla düşük nedeni değildir .Düşükten dolayı kadının kendisini suçlaması doğru değildir.

TEKRARLAYAN DÜŞÜK – Devamı

Değişik tipte düşükler olduğunu duydum. Bunlar nelerdir?

Düşüklerin tıbbi sınıflaması şöyledir;

Tekrarlayan düşük (habitüel abortus); arka arkaya iki veya daha fazla düşük yapılmasıdır.

Düşük tehdidi (abortus imminens); günlerce bazen haftalarca süren vajinal kanama ve beraberinde kasık ağrısı ve kramplar olan klinik tablodur.

Kaçınılmaz düşük (abortus insipiens); bebeğe ait zarların yırtıldığı, kanama ve bebeğe ait parçaların açılan rahim ağzından dışarı çıktığı durumdur. Düşük kaçınılmazdır.

Komplet olmayan düşük (inkomplet abortus-tamamlanmamış düşük); gebeliğin bir kısmı dışarı atılmıştır. Geriye kalan kısmının temizlenmesi ve kanamanın durdurulması için kürtaj gerekir.

Farkına varılmamış düşük (missed abortus); fetusun (bebeğin) yaşamı sonlandığı halde hiç bir bulgu vermez ve anne tarafından bu durum fark edilmeyebilir.

Düşüğün bulgulan nelerdir?

Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulgular saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. Uygun istirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşük yapmanızı önleyebilir.

Düşük yapıldığı fark edildiğinde ne yapılmalı?

Hemen doktora baş vurulmalıdır. Çoğunlukla yatak istirahatı ve progesteron hormonu kullanılması önerilir. Doktorunuz ultrasonografik inceleme ve kan testleri ile durumunuz hakkında size ayrıntılı bilgi verir ve tedavinizi düzenler.

Düşüklerden sonra kan uyuşmazlığı ile ilgili aşı yaptırılması gerekir mi?

Eğer kan grubunuz Rh negatif ve eşinizin kan grubu Rh pozitif ise düşükten sonra aşı yaptırmanız gerekir.

Düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi gerekir mi?

Bu doku üzerinde hem tanı hem de nedene yönelik patolojik çalışmalar yapılabileceği için düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi faydalı olur. Mümkün olduğu kadar çok miktarda düşük materyali temiz bir kavanoza konularak en kısa zamanda inceleme için laboratuara iletilmelidir.

Ölü doğumla düşük arasındaki fark nedir?

Ölü doğum 20. gebelik haftasından sonra olan gebelik kaybıdır. Düşük ise 20. gebelik haftasından önce gerçekleşir.

Annenin yaşı düşüklerde rol oynar mı?

Kromozomal bozukluklara bağlı düşükler anne adayının yaşı 35′in üzerinde olduğunda artar. Baba adayının45 yaş üzerinde olduğu çiftlerde de düşük ihtimali artar.

İnfertilite ve tekrarlayan düşük arasında bir ilişki var mı?

Çocuğu olmayan kadınların düşük yapma ihtimalinin genel toplum ile karşılaştırıldığında üç kat daha fazla olduğu görülmüştür. İnfertilite vakalarının %5′inde infertilite nedeni tekrarlayan düşüklerdir. Benzer şekilde düşük yapan kadınlar arasında infertilite sıklığı genel toplumla karşılaştırıldığında iki kat daha fazladır. Eğer düşükler beklenen adet kanamasından önce oluyorsa kadın kendini infertil zannederek doktora başvurabilir.

Gebelikte cinsel ilişkide bulunmak düşüklere neden olur mu?

Menideki prostaglandin adı verilen maddeler rahimde kasılmaları başlatarak düşüklere neden olabilir. Düşük tehdidi olan kişilerin durumlarını doktorlarına danışmaları ve gerekirse kondom kullanarak cinsel ilişkide bulunmaları önerilir.

Düşük yapıyorum. Gebelik testim pozitif olabilir mi?

Evet, düşük yapıyor olmanıza rağmen test hala pozitif çıkabilir. Bir süre sonra testin negatifleşmesi gerekir. Eğer uzun bir süre geçmesine rağmen gebelik testi hala pozitif çıkıyorsa doktorunuza başvurun. Bu durum mol gebelik olarak adlandırılan bir hastalıkta görülebilir, bu amaçla tedavi ve takipleriniz yapılmalıdır.

Tekrarlayan düşüklerin tedavisi nedir?

Tekrarlayan düşüklerin tedavisi düşük nedenine bağlıdır. Rahimdeki anormallikler için cerrahi tedavi gerekebilir. Bu işlemler histeroskopik ve laparoskopik olarak yapılabilir. Progesteron eksikliğine bağlı düşüklerin tedavisinde progesteron hormonu verilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Rahim ağzı yetmezliği düşünülen vakalarda gebeliğin 10. haftasında serklaj (rahim ağzına dikiş atma) işlemi uygulanır.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı düşükler nasıl tedavi edilir?

Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu düşükler gerçekleşir. Bebeğe ve plesantaya ait proteinlere karşı annede oluşan antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşır ve zarar verir. Normal gebeliklerde mevcut olan bloke edici faktör bunu engeller. İmmunoterapi ile anne adayında, gelişen bebeği koruyabilmek için gereken bağışıklık sistemi cevabının oluşturulması amaçlıdır.

İmmunoterapi aktif veya pasif yolla sağlanabilir;

Aktif immunoterapi (aktif aşılama); baba adayından alınan kandan ayrıştırılan lenfosit adı verilen hücreler anne adayınaverilerek bloke edici faktörlerin oluşması sağlanır. Bu tedavi ile birçok çift sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Lenfosit aşısı yapılan vakalarda canlı doğum olasılığı artarken, bu tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde büyüme geriliği, erken doğum ve anomali riskinin azaldığı gösterilmiştir. Bu aşının başarısı anne adayında bloke edici faktörlerin oluşabilmesine bağlıdır. Hastaların %75′inde bu faktörlerin oluştuğu tespit edilmiştir.

Pasif İmmunoterapi (pasif aşılama); intravenöz immunoglobulin uygulaması (damar içine immunglobulin verilmesi) ile yapılır. Genellikle gebelik öncesinde başlanan tedaviye ayda bir kez olmak üzere gebeliğin 28. haftasına dek devam edilir.
Heparin ve bebek aspirini de özellikle pıhtılaşmaya neden olarak düşüğe yol açan bağışıklık sistemi bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.

Not : Bu yazılar alıntıdır. Sizlere genel bir bilgi verebilmek adına oradan alınıp derlenmiştir.

Aramalar: progestan ne işe yarar progestan ilacı ne işe yarar lh hormonu ne işe yarar progesteron hormonu ne işe yarar progynex ne işe yarar
Etiketler:progesteron hormonu ne işe yarar progestan ne işe yarar lh hormonu ne işe yarar fsh hormonu ne işe yarar kadınlarda yumurtlama evresi lh seviyesi lsh hormonu gerçekleşen olaylar progesteron ne işe yarar progestan ne işe yarıyor progesteron hormonu ne ise yarar kadınların yumurtlama evresi lsh ile lh ın yüksek çıkması sarı hormon Lh düzeyi düşük progesterone ne ise yarar Kadınlarda LSH hormonu ne ise yarıyor progestan neye yarar Hormonal deyisikliyin elametleri gebede lh seviyesi
Hıristiyanlık: Hıristiyanlık ya da Hristiyanlık, Ortadoğu kökenli, tektanrılı, İbrahimi din. İsa'nın adına atfen İsevilik, memleketine atfen Nasranilik de denir.
Isengard: Isengard, J. R. R. Tolkien evreninde hayali yerdir
Isère: Isère [], Fransa'nın illerinden birisidir. İl, "La Tour-du-Pin" ve "Vienne" olmak üzere 2 yerleşime ayrılmıştır.
İsernia ili: İsernia ili, (İtalyanca: Provincia di Isernia) Güney İtalya'da Molise bölgesinde il. Merkezi ismini aldığı İsernia şehridir.
İsetnofret: II. Ramses'in Nefertari'den sonraki eşi ve Büyük Mısır Kraliçesidir. Güzel İset olarak da bilinir.
Faydacılık: Felsefede Faydacılık, hem iyinin teorisi hem de doğrunun teorisidir. İyinin teorisi olarak faydacılık refahcıdır (welfarist).
Yararlı ekonomik ömür: Yararlı ekonomik ömür, bir varlığın bir veya daha fazla kullanıcı tarafından ekonomik olarak kullanılacağı tahmin edilen süre, ya da bir veya daha fazla kullanıcı tarafından ilgili varlıktan elde edilmesi beklenen üretim sayısı veya benzeri üretim birimini ifade eden iktisadi kavram.
Millî Cemiyetler: Millî Cemiyetler, I. Dünya Savaşı'nda yenilen Osmanlı'nin galip devletler tarafından işgalini ve savaş yıllarında Anadolu'dan sürülen gayrimüslim halkın geri dönmesini önlemek amacıyla kurulan dernek kuruluşlar ve topluluklara verilen ad.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir