Psikolojinin Araştırma Yöntemleri

anket gurup ona psikolog Psikolojinin Araştırma Yöntemleri Korelasyon Yöntemi psikolojide araştırma yöntemleri psikolojinin araş..

Psikolojide Araştırma Yöntemleri

PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Bilimlerin amacı, olaylar hakkında kanıtlanabilir bilgiler elde etmektir. Bu amaca erişmek için izledikleri sistemli yola, her türlü araştırma tekniğine yöntem denir. Değişik bilim dallarında birçok yöntem kullanılır. Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı yöntemlerin çoğunu kendi konusuna göre kullanır. Bunların başlıcaları betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler, korelasyonel yöntemler, deneysel yöntemlerdir.

Psikolojide Araştırma Yöntemleri

a) Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler: Betimleme ve tanımlama amacıyla tarama yöntemi, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi yöntemlerinden yararlanılır.

1. Tarama Yöntemi: Belirli sorunlarla ilgili olarak geniş kitlelerin görüşlerinin alınmasıdır.
Test: İnsanların zekalarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını, kişiliğini v.b. ölçmek amacıyla kullanılır.
Anket: Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak cevaplandıracağı sorulardan oluşmuş soru kayıtları kullanarak yazılı cevaplar aracılığı ile gözlemde bulunma işidir.

2. Doğal Gözlem : Olayların doğal durumda izlenmesidir.

3. Görüşme :Görüşme, karşılıklı konuşmadır.Bu konuşma bir kişiyle olabileceği gibi bir gurup insanla da olabilir.

4. Vaka: Bazı durumlarda insan davranışını tanımlamak pek kolay olmaz. Olayın derinliğine inmek gerekir. İnsanın geçmiş yaşantıları ve çevresi davranışlarına önemli etkiler yapar. İnsan davranışını tanımak için bu geçmiş yaşantıların, önemli olayların ve ilişki kurduğu insanların ona nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir. Bunun için psikolog incelediği kimsenin ailesi, arkadaşları ve diğer ilgililerle konuşur. Elde ettiği bilgileri nesnel olarak kaydeder. Davranışların nedenlerini ortaya çıkarırkan bu bilgilerden yararlanır.

b) Korelasyonel Yöntemler :
Korelasyonel: Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde belirlenen ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan ilişki.

c) Deneysel Yöntemler:
Doğal gözlem, varsayım (Hipotez) ve deneyleme aşamasından geçer.

1. Doğal Gözlem: Olayların akışına gözlemcinin karışmadığı gözlem biçimidir.

2. Varsayım: Olaylar ve olgular arasında neden- sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yolu ile test edilecek olan öngörü.

3. Gözlem: Olayın başndan sonuna kadar izlenerek görülenlerin kaydedilmesidir.

Deneysel yöntemde, bu aşamada kastedilen, doğal olmayan gözlemdir.

Güdümlü Gözlem: Olayların yeri, zamanı ve koşullarının gözlemci tarafından hazırlandığı gözlem biçimidir. Nelerin, nasıl gözlenebileceği, nasıl kaydedileceği önceden kararlaştırılır. Aktif gözlem ya da deneyleme de denilebilir.
Deney: Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış gözlem yada deneyleme sürecinin ürünüdür. Diğer bilimlerde olduğu gibi deney yöntemi, psikolojide de araştırmaların temelidir.

Psikoloji De Araştırma Yöntemleri

Psikoloji de Araştırma Yöntemleri
Araştırma Yöntemleri :

Bir bilim alanında sonuca ulaşmak için izlenen amaçlı, düzenli ve kısa yollara yöntem denir.

Psikoloji de gerek kendine özgü yöntem ve teknikler kullanılarak, gerekse diğer bilimlerin yöntem ve tekniklerinden yararlanarak, konusunu bilimsel bir şekilde inceler.

Psikolojinin kullandığı başlıca yöntem ve teknikler üç başlıkta incelenebilir.

Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler

Deneysel Yöntem

İstatistiksel yöntem

Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler : İncelenen olayla ilgili özellikleri saptamayı amaçlayan yöntemler betimleyici ve tanımlayıcı yöntemlerdir.

Bu yöntemler gözlem, anket ve klinik yöntemin görüşme, vak’a incelemesi, test gibi tekniklerini içerir.

Gözlem : Olayları kendiliğinden oluşan oluşum biçimleri içinde amaçlı ve sistemli olarak izlemek ve kaydetmektir.

İç Gözlem (İçe Bakış) : Bir uyarıcının etkisiyle bireyin yaşadığı duyguları kendi ağzından anlatmasıdır.

Doğal Gözlem : İncelenen olayların kendi doğal ortamında, müdahalede bulunulmaksızın gözlemlenmesidir.

Doğal gözlemin zaman zaman yanıltıcı olmasının üç temel nedeni vardır.

Duyu verileri araştırmacıyı yanıltabilir.

Araştırmacı subjektivizme (öznelliğe) düşebilir.

Araştırmacılar, aynı gözleme farklı yorumlar getirebilir.

Sistematik Gözlem : Araştırmacının belirli teknikleri kullanarak, gözlem ortamını denetim altına alarak gözlem yapmasıdır.

Sistematik gözlemde araştırmacı, görüşme ve gözlem çizelgeleri hazırlayabilir, soru kağıtları ve test gibi araçlardan yararlanabilir.

Anket : Önceden hazırlanmış soruların yazılı olarak üzerinde inceleme yapılan insanlara doğrudan yöneltilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesidir.

Klinik Yöntem : Davranış bozukluklarının tanısı (teşhisi) için uygulanan yöntemdir. Bu yöntem genel olarak şu teknikleri kullanmayı gerektirir.

Görüşme (Mülakat) : İncelenen insanın, duygu, düşünce, davranış ve tutumlarını saptamak amacı ile yüz yüze yapılan sözlü söyleşidir.

Güvenilir bir görüşme için görüşmecinin alanında uzman olması, ortamın ve görüşme süresinin, görüşülen insanı olumlu ya da olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenmesi gereklidir.

Vak’a incelemesi : Vak’a incelemeleri bir insanla ilgili ya da bazı olguların belirli anlarıyla ilgili yoğun incelemelerdir.

Örneğin, Televizyonda gösterilen şiddet filmlerinin saldırgan davranışları özendirmesiyle ilgili bir vak’a incelemesinde, hava korsanlığını konu alan bir filmin etkileri incelenmiştir.

Test : Birden fazla insanın davranışlarını karşılaştırmak amacı ile uygulanan sistematik ölçme tekniğidir.

Sözlü ya da yazılı olabilen testler zeka, yetenek, kişilik, bilgi, ilgi gibi özellikleri ölçmek için kullanılır.

Deneysel Yöntem : İncelenen olayla ilgili neden sonuç ilişkilerini saptamak üzere araştırmacının uygun laboratuvar koşullarında hazırladığı ve incelediği kişi ya da nesneyi yönlendirebildiği yöntem, deneysel yöntemdir.

Deneysel yöntem sırasında incelenen insana denek, hayvana kobay adı verilir.

Deneysel Yöntemin Aşamaları

Ön Hazırlık : Gözlemlerle ve yapılan ön araştırmalarla konuyu tanımak ve betimlemektir.

Varsayım (Hipotez) : Gözlem ve ön araştırma sonuçlarına dayanarak oluşan yargıyı geçici bir iddia olarak ileri sürmektir.

Deney :Varsayımı kanıtlamak üzere sonucu etkileyen değişkenlerle sonuç arasındaki ilişkiyi saptamak üzere pratik uygulamalar yapmaktır.

Deney Değişkenleri : Deney sırasında üç temel değişken ortaya çıkar.

Bağımsız Değişken : İncelediğimiz olayda sonucu etkileyen etken yani neden bağımsız değişkendir.

Bağımlı Değişken : Bağımsız değişkene bağlı olarak ortaya çıkan sonuç ise bağımlı değişkendir.

Ara Değişken : Bağımsız değişken dışında sonucu etkileyen faktörlere ara değişken denir.

İstatistiksel Yöntem : Tüm yöntemler kullanılırken çoğu zaman karşımıza sayısal sonuçlar çıkar. Ancak sayısal sonuçlar yalnız başına bir anlam taşımaz. Elde edilen sayısal sonuçları değerlendirmek için kullanılan teknikler istatistiksel yöntemi oluşturur.

İstatistikler sayesinde psikolojinin sonuçları daha somut, açık, kısa açıklanır. Bir anlamda sonuçların bilimselliği pekişir.

İncelediği olaylarda ölçme araçları kullanılabilmesi psikolojiye ölçme konusunda avantajlar sağlamaktadır.

Korelasyon (Bağıntı) : İki değişken arasındaki ilişki miktarına korelasyon denir. Üç temel korelasyon biçimi vardır.

Pozitif (Olumlu) Korelasyon : İki değişken arasında birlikte artan ya da birlikte azalan doğru orantılı bir ilişki varsa korelasyon pozitiftir.

Negatif (Olumsuz) Korelasyon : İki değişken arasında biri artarken diğeri azalan ters orantılı bir ilişki varsa korelasyon negatiftir.

Nötr Korelasyon : İki değişken arasında hiçbir ilişki olmamasıdır.

Korelasyon Katsayısı : +1, -1, 0 korelasyon katsayıları tam ve mükemmel bağıntının ifadesidir.

Korelasyon katsayılarından 0′a yakın olanlar ise güçlü bir ilişkiyi ifade eder.

Ancak, 1′e yakınlık, rakamın (+) veya (-) değerinden bağımsızdır. (+) ve (-) söz konusu edilmeden en yüksek rakam en güçlü ilişkiyi, en küçük rakam en zayıf ilişkiyi ifade eder.

Sosyal Psikolojide Araştırma Yöntemleri


Sosyal Psikolojide Araştırma Yöntemleri

Sosyal psikoloji bilimsel bir disiplindir. Bilimi diğer bilgi türlerinden ayıran, sorularını yanıtlamada kullandığı yöntemdir. Sosyal psikologlar belirli bir olguyu betimlemek, iki olgu arasında bir ilişki olup olmadığını ve olgular arasındaki neden sonuç ilişkisini araştırmak için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. İyi ya da kötü yöntem yoktur, uygun yöntem vardır. Uygun bir araştırma yönteminin seçimi araştırma sorusunun niteliği, eldeki mevcut kaynaklar ve birtakım etik konular olmak üzere pek çok etmene bağlıdır. Bu, tıpkı bir yerden bir yere giderken tren, otobüs, uçak, gemi gibi mevcut ulaşım aracı seçeneklerinden birini seçmeye benzer. Bunlardan hangisiyle yolculuk yapacağınız, para durumuna, hava durumuna, ne kadar vaktiniz olduğuna, seyahat konforu anlayışınıza ya da bu araçlara ilişkin güvenilirlik algınıza göre değişebilir (Arkonaç, 1998) . Aşağıda görüleceği gibi, her bir araştırma yönteminin kendine özgü güçlü yanları ve sınırlılıkları vardır. Sosyal psikolojide kullanılan araştırma yöntemlerini deneysel yöntemler ve deneysel olmayan yöntemler olmak üzere iki geniş kategoride toplamak mümkündür (Hogg ve Vaughan, 1995) .

Deneysel Olmayan Yöntemler

Deney, olgular arasındaki neden-sonuç ilişkisini göstermenin tek yolu olduğundan, daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Hatta bilimsel yöntemin deneyle eşit tutulduğu bile söylenebilir (Hogg ve Vaughan, 1995) . Deneyin mümkün ya da uygun olmadığı durumlarda sosyal psikologlar deneysel olmayan diğer yöntemleri de kullanmaktadırlar. Bu yöntemlerle gerçekleştirilen araştırmalardan nedensel bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Bu tür araştırmaların sayısal veri elde edilebilenlerinde değişkenler arasındaki korelasyon araştırılır. Bunlar korelasyon yöntemi olarak adlandırılabilir. Örneğin bir sosyal psikolog nüfus yoğunluğu (metrekareye düşen insan sayısı) ile suç oranı arasındaki ilişkiyi araştırdığı bir çalışmada, bu iki değişken arasında olumlu bir korelasyon elde etmiş olabilir. Yani, nüfus yoğunluğu arttıkça suç oranının da arttığı sonucunu elde edebilir. Bu sonuca dayanarak, nüfus yoğunluğunun suç oranı artışına neden olduğu iddia edilemez. Belki de bir üçüncü değişken bu iki değişken arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasına yol açıyor olabilir. Örneğin üçüncü bir değişken olarak yoksulluk, hem yüksek nüfus yoğunluğundan hem de yüksek suç oranından sorumlu olabilir.

Doğal Gözlem

Belirli bir davranış konusunda doğrudan ve betimsel bilgi edinmenin yolu doğal gözlemdir. Bu tür araştırmalarda davranışa neden olan içsel süreçlere, yani duygu, düşünce, tutum veya niyetlere ilişkin bir veri elde edilemez, ancak söz konusu davranışın ortaya çıkış süreci incelenebilir. Doğal gözlem söz konusu sosyal davranışı sistematik bir biçimde gözlemeyi, kaydetmeyi (not tutmak ve/veya videoya çekmek) ve kodlamayı içermektedir. Akla gelebilecek tüm doğal mekanlarda doğal gözlem yapılabilir; okul, ev, sokak, fabrika, hastane, alışveriş merkezi, otobüs ya da uçak terminali, tren istasyonu vb. (Bilgin, 2000) . Bu yöntemde, gözlenen sosyal davranışa hiçbir müdahalede bulunulmaz. Sosyal davranış kendiliğinden gerçekleşir. Araştırmacı gözlemini bazı durumlarda görünmeden (örneğin sokakta bir ağacın ya da duvarın arkasına gizlenerek) gerçekleştirebilir. Diğer durumlarda bu mümkün olmadığından araştırmacı gözlediği grup ya da topluma katılır ve hatta bir süre onlarla yaşayabilir. Bu durumda katılımcı gözlem gerçekleştirmiş olur (Hogg ve Vaughan, 1995) .

Doğal gözlem yoluyla pek çok sosyal davranış hakkında veri toplanabilir. Öğretmenimizin dersi nasıl anlattığı; kız ve erkek üniversite öğrencilerinin kendi cinsiyetlerinden ve karşı cinsiyetten kişilerle konuşurken aralarında ne kadar fiziksel mesafe bırakmayı tercih ettiği; dolmuş şoförleri ya da özel araç sahiplerinin trafik polisi yokken trafik kurallarına ne kadar uyduğu; bir protesto kitlesi ve polis arasındaki gerilimin nasıl başladığı, geliştiği ve sonlandığı; futbol taraftarlarının stadyumda ne tür davranışlar gösterdiği, bunlardan sadece birkaçıdır.

Doğal Gözlemin Güçlü Yanları

- Bu yöntem, doğal ortamında kendiliğinden ortaya çıkan bir davranışı araştırmada mükemmel bir yoldur (Hogg ve Vaughan, 1995) .
- Bu yöntemin kullanıldığı araştırmalar sık sık gerçek hayata uygulanabilen denencelerin geliştirilmesini sağlar, çünkü gözlenen gerçek hayattır (Kağıtçıbaşı, 1999) .

Doğal Gözlemin Sınırlılıkları

- Bu yöntemde çoğu kez sayısal veriler elde edilemez. Bu da toplanan verileri standartlaştırma sorunu yaratabilir (Kağıtçıbaşı, 1999) .
- Gözlenen davranış belirli bir zamana, yere ve bir grup insana bağlı olduğundan, yani yinelenmeyen ve sadece bir kez görülebilecek nitelikte olduğundan, genel sonuçlar çıkarılmamalıdır (Morris, 2002) .
- Doğal gözlemin bir başka sınırlılığı “gözlemci etkisi” olarak adlandırılan durumdur. Gözlenilen kişiler, gözlendiklerini bildiklerinde “doğal” olmayıp, “tepkisel” davranmaya başlar. Bu tür durumlarda doğal gözlem amacına ulaşmamış olur.

Sosyal Psikoloji Deneysel Araştırma Yöntemleri


Sosyal Psikoloji Deneysel Araştırma Yöntemleri

Deney, bir değişkenin diğer bir değişken üzerinde etkisinin araştırılarak bir denencenin sınandığı yöntemdir. Deney yönteminde temel olarak, bir ya da daha fazla bağımsız değişken değişimlenmekte (maniple edilmekte) ve bu müdahalenin bir ya da daha fazla bağımlı değişken üzerinde yarattığı etki ölçülmektedir. Örneğin, televizyon programındaki şiddetin çocukların daha sonraki davranışları üzerinde bir etkiye neden olup olmadığını sınayan bir araştırmada, televizyon programındaki şiddet düzeyi bağımsız değişken, çocukların saldırganlık içeren davranış düzeyi bağımlı değişkendir.

Bütün araştırma yöntemleri içinde değişkenler arasında neden-sonuç ilişkisinin kurulabileceği tek yöntem deneydir. Deney yönteminin bu ayrıcalığı, araştırmacının bağımsız değişkene müdahalesi ve deneysel koşullar üzerindeki kontrolü sayesinde mümkün olabilmektedir. Deney yönteminde, bağımsız değişken(ler) ile bağımlı değişken(ler) arasında nedensel ilişkinin başka etmenler sonucu değil de araştırmacının özellikle değişimlediği bağımsız değişken sonucu ortaya çıktığını gösterebilmek önemlidir.

Bunu gerçekleştirmede en kritik noktalardan biri, deney grubu ve kontrol grubu oluştururken yapılacak denek seçimidir. Denekler, araştırmada önemli olabilecek ve sonucu etkileyebilecek özellikler (yaş, cinsiyet, zeka, eğitim durumu vb. ) açısından deney ve kontrol grubuna eşit dağıtılmış olmalıdır. Bunu sağlamanın bir yolu denekleri gruplara tesadüfi olarak ayırmaktır. Diğer önemli bir nokta, deney grubuna yapılan müdahale dışında deney ve kontrol grubuna uygulanan işlemlerin standart olmasıdır.

Yukarıda sözü edilen araştırma örneği çerçevesinde deney yönteminin mantığını basit bir biçimde göstermek mümkündür. Şiddet içerikli program seyretmenin çocukların daha sonraki davranışları üzerindeki etkisini araştıran bir deneyde, aynı yaştaki kız ve erkek çocukların deney ve kontrol grubuna tesadüfi olarak yerleştirildiği varsayılsın. Yani çocukların cinsiyeti, yaşı, şiddet konusunda ana-baba tarafından yetiştirilme biçimi (bu araştırmada, bu özellik sonucu etkileyebilir) açısından her iki grubun da denk olduğu farz edilsin. Deneysel işlem gereği, deney grubundaki çocuklar şiddet içerikli film seyrederlerken, kontrol grubundaki çocuklar heyecanlı bir atletizm yarışması seyretmiş olsunlar.

Daha sonra her iki gruptaki çocuklara saldırgan davranma fırsatı verildiğinde, bu fırsatı ne kadar kullandıklarına bakılsın. Gerçekte böyle bir deney 1972′de Liebertt ve Baron tarafından yapılmış ve deney sonucunda şiddet içerikli film seyreden deneklerin kontrol grubundakilere göre saldırgan davranma fırsatını daha fazla kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür (Akt. Arkonaç, 1998) . Böyle bir deneyde saldırgan davranış (bağımlı değişken) gözlenmeden önce, hangi davranışların saldırgan davranış olarak tanımlanması gerektiği de dikkat edilecek bir diğer noktadır. Sosyal psikoloji alanında gerçekleştirilen deneyler, genelde yukarıda verilen örnekten çok daha karmaşıktır.

Son olarak, deneysel çalışmalarının çoğunu laboratuvarda gerçekleştiren sosyal psikologlar, deney yapmak için doğal mekanları (okul, ev, fabrika vb. ) da kullanmaktadırlar. Temel mantık itibarıyla aynı olsa bile, yapıldığı yere göre birtakım farklılıklar içerdiği için deney yöntemini, laboratuvar ve alan deneyi olarak iki başlık halinde incelemek mümkündür.

Etiketler:psikolojide araştırma yöntemleri psikolojinin araştırma yöntemleri korelasyon yöntemi psikolojide korelasyon nedir psikoloji de araştırma yöntemleri psikolojide kullanılan araştırma yöntemleri psikoloji bağımlı bağımsız değişken bağımlı değişken psikoloji bağımlı bağımsız değişken psikoloji psikoloji araştırma yöntemleri psikolojide değişken nedir psikolojide yöntemler bağımlı bağımsız değişken örnekleri psikoloji korelasyon psikoloji korelasyon araştırma psikolojide kullanılan yöntemler psikoloji araştırma teknikleri psikoloji araştırma metodları psikolojide araştırma yöntemleri örnek psikolojide bağımlı bağımsız değişken
Araştırma ve geliştirme: Araştırma ve Geliştirme (veya kısaca Ar-Ge) OECD tarafından, "bilgi dağarcığını artırmak amacıyla sistematik olarak sürdürülen yaratıcı çalışma ve bu bilginin yeni uygulamalar yaratmak için kullanılması" olarak tanımlanmıştır.
Araştırma Görevlisi: Araştırma görevlisi ya da Üniversite asistanı, asistanlık yönetmeliğine göre seçilir. Başlangıçta asil olarak tayin edilmeyen asistanlar, bu tarihten bir yıl sonra asil kadroya geçerler.
Araştırma ve Teknolojik Geliştirme Çerçeve Programı: Araştırma ve Teknolojik Geliştirme Çerçeve Programı ya da kısaca Çerçeve Programları, Avrupa Birliği tarafından Avrupa Araştırma Alanı içindeki bilimsel ve teknolojik araştırmaları desteklemek için oluşturulmuş ödenek programlarıdır.
Araştırma ve Klinik Uygulamada Biyolojik Psikiyatri: Araştırma ve Klinik Uygulamada Biyolojik Psikiyatri, Mehmet Emin Ceylan'ın 1993'de birinci cildinin ilk baskısı yapılan, sonraki yıllarda peş peşe diğer ciltleri yayımlanan, bazı ciltlerinin dördüncü baskıya ulaştığı, 3019 sayfalık Türkiye'nin şimdiye kadar yazılmış en büyük tıp kitabıdır[http://www.eminceylan.com/bio.asp]Kitapta araştırma ve klinik uygulama birlikte ele alınır, içerikte psikiyatrist ve psikofarmakolog'lara yönelik bilgiler bulunur, ilk cildi iki ayrı kitap halinde şizofreni'ye ayrılmıştır ve etyolojiden tedaviye kadar şizofreni'yi güncel literatür eşliğinde verir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir