Sakın Bakma Fotolarıma

Sponsorlu Bağlantılar
arkana biri bu de bana gibi hani hatta misin olsun seve tam zor Sakın Bakma Fotolarıma Bak Sakın Bakma sakın bakma sakın bakma fotolarıma bak sakın bakma..

Sakın Bakma Gülersin :p

TIKLAYIN HEMEN İZLEYİN İNDİRMEDEN tıkla ve gül

Burda da masa üstü öğeleri savaşıyo bakın derim :hehehe: SAVAŞ ÇIKTI İZLE BKM

Sakın Arkana Bakma!!!yoksa Bırakmam…

Yine tek başıma çıktığım yolculuklardan biri…. Otogarda kimileri kavuşuyor kimileri ayrılıyor… Yanımda bir adam da sevdiğini yolcu ediyor bilmediği bir şehre… hem mutluluk hem de mutsuzluk gözyaşları karışıyor birbirine. Ayrılmalarla kucaklaşmalar içiçe geçmiş. Zaman durmuş… Buluşanlar birden uzaklaşmak istiyor o kasvetli mekandan. Ayrılacakların ise gözü saatte… Aklıma vedalarım geliyor apansız…. Az ilerde karşımda duran adamın aklından geçenleri tahmin edebiliyorum. Bir an önce otobüsün kalkmasını istiyormuşcasına sıkça çekiyor sigarasını içine. Sonra kesin, koştura koştura evine gidip ağlayacak…. yolcu edeceği kız ise çoktan teslim olmuş gözyaşlarına, “hadi git bekleme artık” diyor hıçkırıklar içinde. Derken can alıcı bir anons başlıyor. Son kez deliler gibi sarılıyor kız, yüzündeki yaşlar göç ediyor adamın gözlerine… adam; “hadi bin artık şu otobüse, sakın arkanı dönme yoksa bırakmam! ” diyor.

Adamın o son sözü işliyor ciğerlerime kadar. Sen de bana kurmuştun o cümleyi bir
keresinde…hatta son ayrılığımızda…. gitmek ne kadar da zor gelmişti inanır mısın?
Tam otobüse adımımı atacakken durmuştum hani? Arkamdaydın… başımı çevirip
baksaydım eğer bindirmicektin beni otobüse biliyorum… bana hayatın kahrolası bir
sınavıydı bu! çok kızdın, öfkelendin… çünkü kime sorarsan sor daima geride kalana
hak verilir… gerçekten seven onlardır….. gidenler hayırsızdır… gerçekten
sevmemiştir… vs. böyle bir önyargı var insanlarda. SEN “SEVE SEVE” GİTMEK ne
demek bilir misin? ! Hiç sanmam.. deliler gibi aşıkken, bir saniye olsun görmemeye
dayanamazken, başını yaslayıp otobüsün camına saatlerce yol gitmek ne demektir
bilir misin? ! bilmediğin bir şehre, tanımadığın bir kalabalığın içine karışmak nasıl
da yaralar insanı… ağlayamazsın bile! Donup kalırsın günlerce… tanımlayamazsın,
adını koyamazsın bu kopuşun. Yeni bir hayat var önümde diyemezsin… çıldırırsın…

Hiç unutmadım, aklımdan bir an olsun çıkaramadım o sahneyi… ah gitmek! Sevene düşmeseydi keşke… o ayrılığın gecesinde seni düşündüm hep… en güzel zamanları geçirdiğimiz evinde neler yaptın kim bilir yokluğumun ilk gecesi… arkadaşların-dostların yanında olmuşlardır… omuz vermişlerdir, paylaşmışlardır acını. Benim böyle bir şansım olmadı… o beni delirten kopuşun acısını sadece kendimle paylaşabildim. Otel odasında bir oraya bir buraya yürüdüm… sonra attım kendimi sokaklara. bilmediğim barlara, meyhanelere gittim… kitapçılara uğradım ve ne kadar yeni çıkan kitap varsa hepsini aldım. Bu yeni şehrimde bir başıma kaldım uzun zaman…

Aylar, mevsimler kovaladı birbirini… alışmaya başladım bu şehre, kalabalığın arasında ben de aldım yerimi. Ayak uydurmak zorundaydım hayatın önüme çıkardığı her şeye, mecburdum… bir sınavdı bu! Kahrolası bir sınav işte… çok şeyi aldı götürdü benden. Deliler gibi özledim ardımda bıraktığım şehri… evimi, arkadaşlarımı, dostlarımı hatta düşmanları bile özledim ben… ve tabiki yıllar geçse de sısızı hep içimde kalacak o yaramı özledim. Seni özledim! Kim bilir kaç kez telefonları parçaladım duvarlarda, kim bilir kaç kez şişeleri kırdım yolun ortasında, sana bir alo diyemediğim için… Oysa o kadar çok senle konuştum ki geceleri, seni karşıma alıp gözlerinin içine baka baka ağladım. Sarıldım sana geceler boyu öyle uyudum…gördüğüm rüyalarda yalnız seninle seviştim… ama bir kez olsun alo diyemedim sana, nasılsın diye halini hatrını soramadım! Eğer bunu yapsaydım, kanayacaktı senin kapanmayan yaran, ben bir kez daha yıkılacaktım. Kendimi o otobüse bindiğim günde bulacaktım! Sana alo deyip de sesini duysaydım eğer pılımı pırtımı toplayıp dönerdim ardımda bıraktığım şehre… dönerdim sana! ama yapamazdım bunu, sana alo diyemezdim, hakkım yoktu senin yaranı kanatmaya, hakkım yoktu kendimi bir kez daha öldürmeye… üstelik hayatın aşmam için karşıma çıkardığı sınavın tam da ortasındaydım…

Nasıl da hızlı geçmeye başmıştı zaman, nasıl da kaybediyordum seni günden güne. Ah gitmek! Sevene düşmeseydi keşke… sen olsaydın o otobüse binen… ben oslaydım “sakın arkana bakma, yoksa bırakmam” diyen… yüz yıl geçse de unutmayacağım yüzünün o son halini. Ben ileriye doğru bir adım atmanın bu kadar zor olduğunu bilmezdim hiç. Her gün yaptığımız bir şey oysa bu, ama ayrılırken nasıl da koyuyar insana… bensiz kutladığın ilk doğum gününde sana o isimsiz çiçekleri yollayan bendim. Gözü kor olası ayrılık! sana nice yıllara bile diyemedim. Belki bir başkası kutlamıştır benim yerime. Bir başkasıyla yaşamışsındır o günü… bundan doğal bir şey de olamazdı,yakışıyordu sana aşk! Kıskanmadım seni hiç.. kızdım bu hayata sadece. Hak edilmeyen bir sonu paylaştık seninle çünkü… o odanda daha nice geceler devrilecekti… nice sabahlara beraber uyanacaktık seninle… içilecek şaraplarımız vardı, bana fallar bakacaktın… çapkınlık yapınca kıskanacaktın, küsüp günlerce surat yapacaktın… lanet olsun! Sen bana daha çocuk doğuracaktın… karım olacaktın benim… açamadığım duvağında kaldı bütün özlemlerim…

Hayatın o acımasız sınavı geride kalmıştı ben bu şehre döndüğümde… Dün gibi hatrımda bu şehre döndüğüm ilk gün. Otobüs 33 nola perona yanaştığında, giderken seni üzmemek için ertelediğim gözyaşlarımı akıtıverdim. Ve oturdum bir yere gittiğim günü düşündüm. O bana söylediğin son cümle çınladı yine kulaklarımda “sakın arkana bakma, yoksa bırakmam! ” sanki arkamdaydın, sanki o günü yaşıyordum tekrar, sanki senden biraz sonra ayrılacakmış gibiydim… Oysa ben geri gelmiştim artık. Bir sigara yakıp birbirine veda edenleri izlemiştim… tüm ayrılanların sızısını içimde duyuyordum… sigaramı bitirmeden söndürüp, uzaklaşmak istemiştim o kasvetli mekandan….

Bu şehre döndüğümde, çoktan kaybetmiştim seni ve ben acı da olsa gerçek olanı, olması gerekeni öğrenmiştim…
Bir kapıyı çarpıp çıkarken insan;
Önemli bir karar almak zorunda kaldığında hayatıyla ilgili;
Yolda yürürken, zamanında çok sevdiği o insan tesadüfen yanından geçtiğinde;
Ya da otobüse adımını atarken o kahreden ayrılık anında;
Asla ve asla arkasına bakmamalı…….
Acı da olsa, zor da olsa, sevdiğinin açamadığı duvağında bırakmak zorunda kalsa da en güzel özlemleri, arkasına bakmamalı……
Bu kahreden gerçeği öğrenirken seni kaybetmek olmasaydı keşke…..
Ah ayrılık… sevenin payına düşmeseydi keşke..

Yine tek başıma çıktığım yolculuklardan biri…. Otogarda kimileri kavuşuyor kimileri ayrılıyor… Yanımda bir adam da sevdiğini yolcu ediyor bilmediği bir şehre… benim bu yolculuğum ise birkaç günlük, eskisi gibi birkaç yıllık değil… yalnızım… gözümün içine bakıp da “sakın arkanı dönme yoksa bırakmam” diyen kimsem yok… sadece yankısı kulağımda o sesin… ve gitmeyecek hiç bir zaman, ne o sesin yankısı, ne de “o yüzün” son hali… aynı anons yapılıyor ve kalkıp oturduğum yerden, ilerliyorum… tam otobüse ilk adımı atacakken dönüp arkama bakıyorum? ? ? hiç kimse yok! Lanet olsun hayat……Gözün kör olsun ayrılık….

Çıtır Resimleri (+18) …sakın Bakma…


Etiketler:sakın bakma sakın bakma fotolarıma bak sakın bakma

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir