Şehadet Parmağı Hangisi

arpa bir dua farz gusul abdesti islam kaptan sakal selam sol ters tuz yemek Şehadet Parmağı Hangisi Sehadet Parmak Hangisi şehadet parmağı hangisidir şehadet parmağı hangisi..

Unutulan Sünnetler

Namazları başı açık kılmamak

Abdestte ayakları üç defa yıkamak

Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek

Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi

İstişare etmek

Sakal ve bıyık bırakmak

Çevreyi temizlemek

Çıplak ayakla namaz kılmamak

Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek

Suyu üç yudumda oturarak içmek

Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak

Ölüye definden sonra telkin vermek

İslam nikahı kıymak

Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak

Tırnağını Cuma günü kesmek

Yatarken sağ tarafına yatmak

Abdestli yatmak

Yemeğe tuz ile başlamak

Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek

Öşür vermek(farz)

Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)

Hergün ölümü düşünmek

Gözlere sürme çekmek yatarken

Salavat okumak

Hergün tevbe etmek

Kabirleri ziyaret etmek

Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak

Yolda başı öne eğik yürümek

Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek

Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak

Misvak kullanmak

Cuma günü gusul abdesti almak

Güzel koku sürünmek

Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)

Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)

Abdest bozarken kıbleye dönmemek

Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek

Yemeği tek bir kaptan yemek

Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)

Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)

Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak

Günde iki öğün yemek

Cevizi peynirle yemek(Şifadır)

Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek

Ölüm halinde su içirmek

Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK

Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak

Kabr üzerine su dökmek

Kabr balık sırtı yapmak

Cenaze evine yemek göndermek

Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)

Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi

Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek

Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek

Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek

Üzümle ekmek yemek…

Unutulan Sünnetler

Yemekten sonra parmakları yalamak sünnet midir?

Câbir radıyallahu anh’den rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem parmakları yalamayı, yemek tabağını silmeyi emretti ve: “Sizler, gerçekten bereketin hangisinde olduğunu bilemezsiniz.” buyurdu.

Müslim’in bir başka rivayeti şöyledir: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sizden birinizin lokması düştüğünde hemen onu alsın ve üzerine yapışanları temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini mendile silmesin. Çünkü o kimse, bereketin yemeğin neresinde olduğunu bilemez.”

Yine Müslim’e ait bir diğer rivâyet şöyledir: Peygamberimiz (asv) şöyle buyurmuşlardır:

“Şüphesiz şeytan sizden birinizin her işinde hazır olur. Hatta yemeği esnasında bile yanında bulunur. Sizin birinizin lokması düşerse, üzerine yapışanları temizleyip yesin. Lokmasını şeytana bırakmasın.” (Müslim, Eşribe 133-135.)

Açıklamalar:

Bizim dinimiz, mensuplarına her şeyin en iyisini, güzelini ve doğru olanını emreder. İslâm, maddî ve manevî temizliğe çok büyük önem verir. İsrafın hiç bir çeşidini hoş görmez, haram sayar.

Yemeğe başlamadan önce elleri güzelce yıkayıp temizlemeyi emreden Peygamberimiz (asv), yemekten sonra da ellerin tekrar yıkanarak temizlenmesini, sonra silinip kurulanmasını öğütler.

Kabul etmek gerekir ki, bütün insanlar kaşık ve çatal kullanarak yemek yemedikleri gibi, her zaman bu aletleri bulmak mümkün olmayabilir. İşte dinimiz, her zaman her şeyin olabileceğini düşünerek, çok çeşitli durumlara karşı bizi hazırlıklı bulunmaya çağırır ve her konunun elimizde olan tedbirlerini almaya bizleri teşvik eder. İnsan, kendinden bir parça olan ve yüklendiği görevler sebebiyle dışarıyla en ilgili bulunan, el, yüz ve ayak gibi organlarının temizliğine daha bir özen göstermek zorunluluğu hisseder. Dinimiz temizlikle ilgili emirlerinde, özellikle abdest uzuvları dediğimiz vücudumuzun bu organları üzerinde hassasiyetle durur.

Güzelce temizlenmiş elleri ile yemek yemiş olan kişi, parmaklarını yalayarak ve aynı şekilde yemek yediği kabı, tabağı da güzelce silerek temizlemeyi ihmal etmez. Kaşık ve çatal gibi aletler kullandığımızda da aynı şekilde hareket ederek, tabağımızda ve bu aletlerde yemek artıkları bırakmamaya özen gösteririz. Bu husus bize dinimizin öğrettiği prensiplerden, âdâb-ı muâşeret dediğimiz görgü kurallarından biridir. Böylece hem israf etmeyiz hem de berekete nâil oluruz.

Bereket nimetin artması, bir hayrın gerçekleşmesini temenni etmenin yanında bir nimetten faydalanmayı da ifade eder. Burada ise bereketle kastedilen, kendisiyle beslenilen, açlıktan insanı kurtaran ve Allah’a hakkıyla ibadet edebilmek, çalışıp çabalamak ve elinin emeğiyle kazanabilmek için kişinin vücuduna güç ve kuvvet veren şeylerdir denilebilir. Berekete nâil olmak için, yemeğin hiç bir parçasını telef etmemek gerekir. Yukarıdaki üç ayrı rivâyette bu noktaya özellikle dikkat çekildiğini görüyoruz. Bunun için:

*Parmakların ve yemek tabağının güzelce temizlenmesi,

* Şâyet lokma yere düşmüş ve herhangi bir şey bulaşmışsa temizlenerek yenmesi, bize tavsiye edilmektedir.

Yalanması istenen parmaklar, sağ elin baş parmağı, şehadet parmağı ve orta parmaktır. Diğer parmaklar bunun dışındadır. Parmaklar, orta parmak, şehadet parmağı ve baş parmak sırasına göre yalanır. Çünkü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den böyle öğrenilmiştir. Bundan anladığımız bir başka prensip de, şâyet elle yemek yenilirse elini tamamıyla veya bütün parmakları yemeğe sokarak değil, sağ elin anılan üç parmağı ile yemektir. Parmakları yemeğin sonunda yalamak gerekir.

Hattâbî, (ö. 388/998) elle yemek yenilmesi ve parmakların yalanması konusundaki düşüncelerini şöyle anlatır:

“İnsanlardan bazıları, parmakları yalamayı ayıplamışlardır. Bolluk ve refah onların aklını bozmuş, sürekli tokluk da onların tabiatını değiştirmiştir. Bunlar parmakların yalanmasını sevilmeyen iğrenç bir hal, çirkin bir durum olarak görürler. Onlar bilip anlamazlar mı ki, parmaklarındaki yemek artıkları da yediklerinin bir parçasıdır? Bundan sadece kibirli ve sünneti terkeden varlıklı zenginler kaçınırlar.”
ALINTIDIR

Yemekten Sonra Parmakları Yalamak Sünnet Midir?

OKURKEN İMAMIN ÖNÜNÜ AÇMAK

Peygamber (S.A.V), okurken takıldığı zaman imamın önünü açmayı sünnet yaptı. Kendisi bir kerre namaz kılmıştı. Namazda okurken takıldı. Namazdan çıktıktan sonra Übey’e; bizimle namaz kıldın mı? diye sordu. O da: “Evet” cevabını verince buyurduki; benim önümü açmaktan niye geri durdun?”Ebu Davud

VESVESEYİ GlDERMEK İÇİN NAMAZDA ALLAH’A SIĞINMAK VE TÜKÜRMEK

Osman b. Ebi’l-As Hz. Peygamber’e şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Şeytan benimle namazım arasına girdi ve okurken kıraatimi karıştırdı. “Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
“Bu Hınzıb denilen şeytandır. Onu hissettiğin zaman şerrinden Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tukur. “Osman diyor ki;böyle yaptım; Allah da onu benden uzaklaştırdı.”Müslim, Ahmed b. Hanbel RÜKU’

“Hz. Peygamber (S.A.V.), kıraati bitirince bir müddet sükût eder. sonra iftitah tekbir bahsinde geçtiği üzere, ellerini yüzü hizasında kaldırır; tekbir alır ve rüku’a varırdı.”Buhari “Bunları namazını güzel kılmayan o kimseye de emrederek şöyle buyurmuştur:
“Sizden birinin namazı, Allah’ın emrettiği şekilde abdest alıp; sonra tekbir getirmedikçe, Allah’a hamdedip şanını yüceltmedikçe, Allah’ın kendisine öğrettiği Kur’an’dan kolayına gelen bir sûre okuyup sonra tekbir getirerek rüku’a varmadıkça, (Ellerini dizleri üzerine koyup) bütün eklemleri rahatlayıp tatmin oluncaya kadar ruku’da durmadıkça tamam olmaz.”Ebu Davud,Nesei

Rüku’un Yapılış Şekli

“Hz. Peygamber (S.A.V.), ruku’da ellerini dizleri üzerine koyar, cemaata da bu şekilde yapmalarını emrederdi. Nitekim az Önce geçtiği üzere namazı güzel kılmayan kimseye de bunu emretmişti. Ellerini dizleri üzerine sımsıkı yerleştirir, sanki dizlerini tutuyor gibi yapardı.’Buhari. Ebû Dâvud.

“Hz. Peygamber (S.A.V.) ruku’da parmaklarının arasını açık tutardı.” Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Rüku’a vardığın zaman, avuçlarını dizlerinin üzerine koy. Sonra parmaklarının arasını açık tut Ve her organ yerini bulup tatmin oluncaya kadar bekle.”İbn huzeyme
“Hz. Peygamber (S.A.V.), ruku’da dirseklerini vücudundan ayırırdı. ” “Ruku’a vardığı zaman, sırtını dümdüz tutardı.” “Öyle ki, üzerine su kabı konacak olsa dökülmezdi.” “Namazını güzel kılmayan kimseye şöyle demişti: “Rüku’a vardığın zaman avuçlarını dizlerinin üzerine koy; sırtını düzgün tut ve rüku’ için sağlam dur.”Ebû Dâvud. Ahmed b. Hanbel, Cüz’ul-Kıraa’da Buhari. sağlam bir isnatla

“Hz. Peygamber (S.A.V.), ruku’da başını ne aşağıya doğru eğer, ne de yukarı kaldırırdı. Fakat, bu ikisi arasında tutardı.’ ” Müslim, Ebû Avane.

Ruku’da Tâ’dil-i Erkân’ın VÜCUDU (Mutmain Olmak)

“Hz. Peygamber (S.A.V.), ruku’da tam mutmain olurdu. Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de bunu emretmiş. “Hz. Peygamber yine söyle buyurmuştur: “Rükû ve secdeleri tam yapınız. Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; siz rüku’ ve secdeye vardığınızda ben sizi arkamdan görürüm.”Buharî, Müslim
“Bir defasında Hz. Peygamber (S.A.V.) rüku’unu tam yapmayan, secdeyi de tavuk yem toplar gibi yapan bir kimse gördü ve şöyle buyurdu: Eğer bu kimse şu hali üzere Ölürse, Muhammed dininden başka bir din üzere ölür. (Karganın leş gagaladığı gibi kılıyor). Rüku’unu tam yapmayan ve leş gagalar gibi secde yapan kimse; bir veya iki hurma yediği halde ona hiçbir faydası dokunmayan aç kimse gibidir.””Ebû Yâ’lâ

“Ebû Hureyre diyor ki; dostum Hz. Muhammed, benim namazımı horoz gagalar gibi çabuk kılmamı, tilkinin bakındığı gibi namazda, sağa-sola bakınmamı ve maymun oturuşu gibi oturmamı yasakladı.”Tayalisî, Ahmed
“Hz. Peygamber yine şöyle buyuryor: “Hırsızların en kötüsü , namazından çalan kimsedir. Ashab dediler ki; Yâ Resûlellah! Bir , insan namazından nasıl çalar?” Buyurdu ki;: Rüku’ ve secdelerini, tam yapmayarak.”Ibn Ebî Şcybe (1/89/2
“Hz. Peygamber (S.A.V.) namaz kılarken, göz ucuyla, rüku’ ve secdede belini doğrulmayan birini gördü. Namazı bitirdikten sonra şöyle buyurdu: Ey cemaat! Rüku’ ve secdesinde belini doğrultmayan kimsenin namazında hayır yoktur.’ “Ibn Ebî Şcybe (1/89/2
“Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurdu: Rukü’da ve secdede, sırtını doğrultmadığı (düz tutmadığı) sürece kişinin namazı sahih değildir.”Ebu Avâne. Ebû Davud

Rüku’da Okunacak Dualar

“Hz. Peygamber (S.A.V.) rüku’da çeşitli zikir ve dualar okurdu. Bazen birini, bazen diğerini okurdu. Bu dua ve zikirler aşağıdadır:

1- “Üç kere sübhane rabbiyel-Azîm. “Bazen bu zikri üçdefaden fazla tekrarlardı.” Ahmed b. Hanbel ve Taberanî, Beyhakî
“Bir defa, gece namazında o kadar tekrar etmişti ki, rüku’da kalış müddeti, nerede ise kıyamdaki kadar olmuştu. O kıyam’da Hz. Peygamber, uzun sûrelerden üç tanesini, yâni Bakara, Nisa ve Al-i imran’ı okumuştu. Gece namazında geçtiği üzere, buna dua ve istiğfar da dahildi.”
2- “Uç defa sübhane rabbiyel-Azim ve bihamdıhî.”Ebu Davud
3- “Sübbühun kuddûsün rabbul-Melâiketi verruh.”Müslim, Ebû Avane.
4-” Sübbahenekellahumme ve bihamdik, Ellahummağfir li. “Hz. Peygamber bu duayı rüku’ ve secdesinde Kur’an’daki âyeti tevil ederek çok tekrar ederdi. (Yâni âyetteki emre uyarak)Buharî, Müslim. Kur’an’ı tevil elmeklen maksat, onda emredilen hususları yapmaktır. Yâni Allah Teâla’nın şu sözüne uygun hareket etmektir.
5- “Ellahumme leke rakâ’tü ve bike âmentü ve leke eslem-tü (Ente rabbî) haşaa leke semi ve basari ve muhhî ve azmî (Izâmî)
ve asabî ve mestekallet bihi kademî lillâhi rabbil Âlemîn.” Duada geçen “istekallet” lâfzı irtifa’ mânasındadır. Müslim. Ebâ Avane, Tahavî
6- “Ellahumme leke rekâ’tü ve bike âmentü veleke eslemtu ve alcyke tevekkeltü, ente rabbî, haşea semi ve basarı ve demi ve lâhmi ve azmî ve asabî lillâhi rabbil-âlemîn.” Nesaî
7- “Sübbane zil-Ceberûti vel-melekûti vel-kibriyâi vel-Aza-meti.” Hz. Peygamber bu duayı gece namazında okumuştur.”Ebu Davud

Ruku’u uzatmak

“Hz. Peygamber (S.A.V.) rüküu ile rüku’dan doğrulmayı, secdesi ile iki secde arasındaki oturuşu bir birine yakın yapardi.”Müslim

Rüku’da Kur’an Okumanın Yasaklanması

“Hz. Peygamber (A.S.), rüku’ ve secdede Kur’an okumayı yasaklar ve şöyle buyururdu: Şüphesiz ben, rüku’ ve secde halinde iken Kur’an okumaktan menedildim. Rüku’a gelince; orada rabbinizin şânını yüceltin. Secdede ise; dua yapmaya gayret edin ki dualarınız kabul edilsin.”Müslim

Rüku’dan Doğrulma Anında Yapılacak Dua

“Hz. Peygamber (S.A.V.) rüku’dan kalkarken “semiallahu limen hamideh” diyerek belini doğrulturdu. Nitekim, namazını güzel kılmayan kimseye de bu şekilde yapmasını emrederek şöyle buyurmuştu: insanlardan birinin namazı, tekbir almadıkça., sonra rüku’ yapmadıkça., sonra da “Semialiahu limen hamideh..” diyerek doğrulmadıkça tamam olmaz.” “Sonra ayakta iken “Rabbena velekel-hamd derdi, îmama uyan ve uymayan herkese de bunu emrederdi. Ve şöyle buyurmuştur:

“Namaz kılışımı gördüğünüz gibi namaz, kılınız.” Buharı, Ahmed.

3 “Hz. Peygamber (S.A.V.) yine şöyle buyurmuştur: imam kendisine uyulması için belirlenir. O “Semiallahu limen hamidch” deyince, siz, “Ellahumme Rabbena velekel’Hamd” deyiniz, ki Allah da size mukabelede bulunsun. Şüphesiz yüce Allah, Peygamberinin dili ile “Semiallahu limen hamideh buyurmuştur.”Müslim, Ebû Avane, Ahmed ve Ebû Dâvud

“Başka bir hadisinde Hz. Peygamber, bu emrin sebebini şu sözü ile açıklamaktadır: Çünkü, kimin (Semiallahu limen hamideh) sözü mcleklerinki ile ayni ana rastlarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır. “Buharı, Müslim. Tirmizî
Hz. Peygamber (S.A.V.), bu doğrulma esnasında’ iftitah tekbirinde geçtiği şekilde ellerini kaldırır ve ayakta iken, -az önce geçtiği -rabbena lekel hamd-der, başka bir seferinde –rabbena leke– derdi. Bazen de bu iki sözün başına “Ellahumme lâfzını eklerdi. Kendisi cemaata da böyle emreymiş ve şöyle buyurmuştur “imam Semiallahu limen hamideh” deyince siz “Ellahumme Rebbenâ lekel-hamd” deyin. Çünkü, kimin bu sözü melcklerin-ki ile ayni ana rastlarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”Buharı, Müslim. Tirmizî

“Bazen bu söze, –miles semevati vel ardıvemile ma şitemin şeyin badü mel el semavati ve milel ardı ve mil beyne huma ve mil ma şeyin min şeyin badü..” ifadelerini eklerdik.. Müslim. Ebû Avane.

Bazen de şu ilâvede bulunurdu:
6- “Miles-Semavâti ve mil’el-Ardı mil’e mâ şi’ite min şey’in ba’dü ehlessenâi vel-Mecdi ehakku mâkâlel-Abdü, ve kulluna leke abdun, Ellahhumme la mania limâ menate velâ mu’tıye limâ mena te velâ yenfe’u zel-ceddi minke’l-ceddü.” Müslim, Ebu Avane, Ebû Dâvud

7- “Lirabbiyel-hamdü lirabbiye’l-hamdü”. “Hz. Peygamber, rüku’dan sonra, bu ifadeyi o kadar çok tekrar ederdi ki, nerede ise bu ayakta duruş, Bakara sûresini okuduğu ilk kıyamına yakın olurdu.” Ebû Dâvud, Nesâî, sağlam bir senetle.. Bkz. “el-lrvâ, (No: 335).

8- “Rabbena velekel-hamdü. Hamden kesîren, tayyiben mü-bareken fini. (Mübareken aleyh kemâ yuhibbu rabbuna ve yer da)” Bu duayı, Hz. Peygamber, rüku’dan kalkıp da “Semiallahu limen hamiden” dediği zaman arkasında namaz kılan cemaattan birisi okumuştu. Hz. Peygamber, namazı bitirince “az önce dua okuyan kişi kimdi’.’” diye sordu. O zat” Bendim” yâ Resûlcllah!” dedi. Bunun üzerine Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki; “otuz kusur melek gördüm, bunun sevabını hangimiz önce yazacağız diye yarış ediyorlardı.” Mâlik, Buharî ve Ebû Dâvud,
Rüku’dan Sonraki Kıyamı Uzatmak

“Hz. Peygamber (A.S.) bu ayakta duruşu, az önce geçtiği gibi, rüku’ daki duruşuna yakın yapardı. Bazen, o kadar uzun sûre ayakta kalırdı ki, gören birisi, uzun süre ayakta durması sebebiyle” Hz. Peygamber muhakkak unuttu.” derdi.” Ve Hz. Peygamber, ruku’dan kalktıktan sonra azaların mutmain olmasını emrederdi. Namazını güzel kılmayan kimseye de nitekim şöyle buyurmuştur:
“Sonra başını kaldır. Ve o derece doğrul ki, bütün kemikler yerini bulsun. Diğer bir rivayette: “Rüku’dan kalktığın zaman belini doğrult”
Başını da Öyle kaldır ki, bütün kemikler eklemlerine dönsun.” Ona şunu da söyledi: “Böyle yapmadıkça, hiç kimsenin namazı tamam oîmaz.”
Buharî. Müslim. Ahmed. Bkz. “el-lrvâ”, (No: 307).

Hz. Peygamber (A.S.) yine şöyle buyuruyor: “Allah, rüku’ ve secdesinden kalkarken belini tam doğrultmayan kimsenin yüzüne bakmaz.”Ahmed ve Taberânî, M.Kebîr, sağlam bir isnatla.

NAMAZDA SECDE

“Hz, Peygamber (S.A.V.) tekbir getirip secdeye varırdı. Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de bu şekilde emrederek şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kimsenin namazı…” Semiallahu limen hamideh” diyerek doğrulmadıkça, sonra da “Allahu Ekber” deyip bütün eklemleri mutmain olacak derecede secde etmedikçe tamam olmaz.’”Buharî. Müslim.Ebû Dâvud ve Hâkim. Hâkim “Sahih” demiş, Zehebî de ona katılmıştır.

“Hz, Peygamber (S.A.V.) secdeye varmak istediği zaman tekbir getirir (kollarını böğürlerinden uzaklaştır), sonra mafsalları tatmin oluncaya kadar secdede kalırdı.” “Bazen de secdeye varırken ellerini kaldırırdı.’” Nesaî, Dârekutni. Muhallis (el-Fevâid, 1/2/2) iki sağlam i snatla rivayet etmiştir. Bu el kaldırma, on sahahîden nakledilmiştir.
Eller Üzerine Secdeye Kapanmak

“Hz. Peygamber (S.A.V.) dizlerini yere koymadan önce, ellerini yere kordu.” “Hz. Peygamber, böyle yapmayı da emrederek şöyle buyururdu: “Sizden biri secde ettiği zaman deve gibi çökmesin; dizlerinden önce ellerini yere koysun.”Ibn Huzeyme (1/76/1), Dârekutni. Hâkim,Ebu Davud

“Hz. Peygamber (A.S.) şöyle buyuruyor: Şüphesiz eller de yüzün secde ettiği gibi secde ederler. Sizden biri yüzünü secdeye koyduğu zaman ellerini de koysun, yüzünü kaldırınca ellerini de secdeden kaldırsın. “‘Ibn Huzeyme, (1/79C), Ahmed b. Hanbel,

“Hz. Peygamber (A.S.), secdede elleri üzerine dayanır ve onları yere yapıştırırdı. Parmaklarını birleştirirdi. Ellerini kıbleye doğru yöneltirdi.”Beyhakî, sağlam bir isnadla. Ibn Ebî Seybe (1/82/2)

“Hz. Peygamber (A.S.) ellerini secdede iken omuzlarının hizasında, bazen de kulakları hizasında tutardı.” “Burun ve alnını da yere koyardı.” Ebû Dâvud, Hâkim. Hâkim,Tirmizî,

_ “Namazını güzel kılmayan kimse için de söyle buyurmuştu: Sen secdeye vardığın zaman, yüzünü ve ellerini yere öyle koy ki, bütün kemiklerin rahat etsin.” ibn Huzeyme, hasen bir isnatla, (1/10/1) “Hz. Peygamber (A.S.) şöyle buyurmuştu: Alnını değdirdiği gibi, burnunu da yere değdirmeyen kimsenin namazı kabul değildir.”Dârekutnî. Taberânî (3/140/l)

“Aynı şekilde Hz. Peygamber (A.S.) dizlerini ve ayak uçlarını da yere değdirir, ve parmak uçlarını kıbleye yöneltirdi.” “Topuklarını ise birleştirir,”, ” ayakların dikerdi , cemaata böyle yapmalarını emrederdi.” beyhakî, sağlam bir isnatla. Ibn Ebu Şeybe (1/82/2,Buharı,Tahavî

işte böylece Hz.Pcygamber (S.A.V.) yedi âza üzerine secde yapardı: Onlar da; eller, dizler, ayaklar, alın ve burundur. Alın ile burunu secdede tek uzuv olarak kabul ederdi. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur; Ben yedi âza üzerine secde elmekle emr olundum. Bunlar da; alın, -eli ile burnuna da işaret etti-, iki el,iki diz, iki ayaktır. Ellerimiz ile elbise ve saçlarımızı tutmamakla da emr olunduk.’”Buharî, Müslim
“Hz. Peygamber (A.S.) yine şöyle buyurmuştur: Kul secde ettiği zaman onunla birlikte yedi âza da secde eder. Ki onlar, yüz, iki el ve iki diz ile iki ayaktır.’”Müslim

“Saçları topuz yapılmış olarak namaz kılan bir adam hakkında şöyle buyurdu: Bu adamın durumu, elleri arkadan bağlanmış olarak namaz kılan kimse gibidir.”Müslim

“Hz.Peygamber yine şöyle buyuruyor: Bu, yâni saçlarının büküm yeri şeytanın eğeri, yâni oturma yeridir. ‘”Ebû Dâvud, Tirmizi

“Hz. Peygamber (A.S.) secdede dirseklerini yere yapıştırmaz, aksine onları yerden kaldırır ve böğürlerinden uzak tutardı. Öyle ki, arkasından, koltuk altlarının beyazı görünürdü.”Buharî, Müslim “Hatta, bir kuzu geçmek istese kollarının altından geçebilirdi.” “Bunu o derece mübalâğalı yapardı ki, ashaptan biri bununla ilgili olarak şöyle demiştir: Hz. Peygamberin secdeye vardığı zaman kollarını böğürlerinden uzaklaştırmak İçin (çektiği sıkıntıdan dolayı) ona acırdık.”Ebû Dâvud ve Ibn Mâce

“Cemaata da böyle yapmalarını emr edip şöyle buyurmuştur: Secde ettiğin zaman iki avucunu yere koy,dirseklerini kaldır.” Müslim, Ebû Avane.

“Yine şöyle buyuruyor: “Secdeyi tâdil-i erkân üzere yapınız. Sizden biri dirseklerini köpeğin yaydığı gibi yere yaymasın.” Buharî, Müslim, Ebû Dâvud, Ahmed.

“Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: “Yedi âzanı yaydığın gibi, dirseklerini yayma. Avuçlarının üzerine dayan, kollarını iki böğüründen uzak tut. Şüphesiz sen böyle yaparsan, bütün azaların da seninle birlikle secde eder.” Ibn Huzeyme (1/80/2) ve Makdisî, el-Muhtâra. Hâkim sahih demiş,, Zehebî de ona katılmıştır.

Secdede Mutmain Olmanın Gerekliliği

“Hz. Peygamber (A.S.) rüku’ ve secdeleri tam yapmayı emretmiş ve böyle yapmayan bir kimseyi; bir ya da iki hurma yediği halde kendisine hiç bir faydası dokunmayan aç bir kimseye benzetmiş ve bu kimse hakkında şöyle buyurmuştur Bu kişi insanların en büyük hırsızlarmdandır.”

“Yine, daha önce rüku’ bahsinde açıklaması geçtiği üzere, Hz. Peygamber (S.A.V.) rüku’ ve secdeden kalkarken belini doğrultmayan kimsenin namazının batıl olduğuna hükmetmiş ve önceki bahiste geçtiği üzere, namazını güzel kılmayan kimseye, secdede mutmain olmasını emretmişti.”

Secdede Okunacak Dualar

“Bu rükünde Hz. Peygamber (S.A.V.) çeşitli zikir ve dualar okurdu. Bazen birini, bâzer diğerini okurdu. Şöyle ki.—subhane rabbiyel ala–”Bunu üç defa söylerdi.”Ahmed, Ebû Dâvud

“Bazen de hu teşbihi üçden fazla tekrar ederdi.”

“Bir defasında Hz. Peygamber (S.A.V.) gece namazında bunu o kadar çok tekrar etmişti ki; secdeleri kıyamına yakın olmuştu. O kıyamda uzun sûrelerden üçünü (Bakara, Nisa ye Al-i I’mran sûrelerini) okumuş ve gece namazı bahsinde geçtiği gibi, aralarında dua ve istiğfar etmişti.

“Subhane rabbiyel-Â’lâ ve bihamdihî” bunu da üç defa söylerdi.” Hadis sahihtir. Ebû Dâvud, Dârekutnî, Ahmed
“Sübbûhun kuddusun rabbul-melâiketi verruh.”Müslüm
“Sübhanekellahumme rabbenâ ve bihamdike, Ellahum-mağfir lî.” Bunu rüku’ ve secdesinde, Kur’an’ı tevil ederek çokça yapardı.” Buharı, Müslim.
“Ellahumme leke secedtü ve bike âmentü ve leke eslemtü ve ente rabbî. Secede vechî lillezî halakahu ve savverehu fe ahsene suverehû ve şakka sem’ahu ve basarahû. Fetebarekellahu Ahse-nü’l Hâlikîn.”Müslim, Ebû Avâne, Tahavî, Dârekutnî

“Ellahumma’ğfir lî zenbî küllehû. Ve dikkahû ve cillehû, Ve Evvelehû ve Âhırahû. Ve Alâniyetehû. Ve Sırrahû.” Müslüm

“Secede leke sevadî ve hayalî, ve âmene bîke fuâdî. Ebû’u bi ni’metike aleyye. Hezâ yedeyye. Ve mâ ceneytü âlâ nefsi.”Hâkim

“Subhane zil-Ceberût vel-Melekût vel-Kibriyâ vel-Azame-ti.” Bu ve bundan sonraki duaları gece namazlarında okurdu.

“Sübhanekcllahumme ve bihamdike. La ilahe illa ilahe illâ ente ,”Müslim

“Ellahumağfirlî mâ esrertü veme a’lentü.” -Nesaî. Hâkim sahih dedi
“Ellahumac’al fi kalbi nûren ve fiî lisanı nuren. Vec’al fi sem’î nûren, vec’al fi başatı nûren, vec’al min tahtî nûren, vec’al min fevkî nûren, ve an yemini nûren, ve an yesâri nûren, vec’al emâmî nûren, vec’al halfi nûren, vec’al fi nefsî nûren, ve a’zım il nuren.” Müslim

“Ellahumme innî eûzü bi rızake min sahüke, ve eûzü bi muafâtike min ukûbetike ve eûzü bike minke, la uhsî senâen aleyke, ente kem â esneyte âlâ nefsike.” Müslim

Secdede Kur’an Okumanın Yasak Olması

“Hz. Peygamber (A.S.) rüku ve secdede Kıır’an okumayı yasaklamış bu rükünlerde daha önce rüku’ bahsinde geçtiği gibi, çokça dua yapmaya çalışmayı emretmişti.

“Ve şöyle buyurmuştu: Kulu-n rabbına en çok yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır. Bu sebeple secdede çokça dua edinız.” Müslim

Secdeyi Uzatmak

“Hz. Peygamber (A.S), uzunluk bakımından, secdelerini rü-ku’a yakın yapardı. Bazen ârizî bir sebeple secdelerî fazla uzatırdı. Nitekim bir sahâbî şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (S.A.V.) gündüz namazlarının birinde Öğle veya ikindi namazlarından birinde, Hasan veya Hüseyin sırtında olduğu halde yanımıza geldi. Öne geçip sağ ayağının yanına çocuğu bıraktıktan sonra, tekbir getirip namaza başladı. Önümüzde secdeye varıp uzun süre secdede kaldı. Cemaatin arasından başımı kaldırıp baktım ki, çocuk Hz. Peygamber secdede iken onun sırtına binmiş. Tekrar secdeme döndüm. Hz. Peygamber (A.S.) namazı tamamlayınca cemaat dedi ki; yâ Resulellah! Sen namazın ortasında secde yaptın ve bu secdeyi çok uzattın. Öyle ki, önemli bir olay oldu, ya da sana vahiy geldiğini zannettik. Hz. Peygamber (A.S.) buyurdu ki; “bunların hiç bîri olmadı. Fakat, oğlum (torunum) beni binek yaptı. Ben de acele edip de onun keyfini bozmayı istemedim.’” Nesâî,

Diğer bir haberde deniliyor ki; Hz. Peygamber (A.S.) namaz kılarken secdeye vannca, Hasan ile Hüseyin birden sırtına bindi. Cemaat onlara engel olmak isleyince de dokunmamaları için kendilerine işaret etti. Namazını tamamlayınca, ikisini kucağına alarak şöyle buyurdu: “Beni seven bunları da sevsin””.Ibn Huzeyme

Secdelerin Fazileti

“Hz. Peygamber (A.S.) şöyle buyurmuştur: Ümmetimden hiç kimse yoktur ki, Kıyamet gününde ben onu tanımış olmayayım. Dediler ki; o kadar kalabalık yaratıklar arasında sen onları nasıl tanıyacaksın? Buyurdu ki; “Nişansız simsiyah atlardan meydana gelen bir sürünün içerisine girsen ve orada da alnı ve ayaklan sekili bir at görsen onlar içinde bu atı seçip tanımaz miydin?” Soruyu soran; “Evet yâ Resûlellah! Tanırdım” deyince Hz. Peygamber buyurdu ki; “İşte Kıyamet gününde de benim ümmetim secde ettiklerinden dolayı alınları; abdest aldıklarından dolayı da abdest azaları parlak olacaktır.”Ahmed

“Yine Hz. Peygamber (A.S.) şöyle buyuruyor: Allah cehennemliklerden olan kimseler için rahmet murat edince, kendisine ibadet edenleri cehennemden çıkarmaları için meleklerine emredecektir. Onlar da secde izlerinden mü’minleri tanıyarak cehennemden çıkaracaklardır. Allah, secde izi bulunan yeri yakmayı cehennem ateşine yasaklamıştır. Ve böylece cehennemden çıkarılacaklardır. Cehennem, İnsanoğlunun bütün azalarını yakacak, yalnız secde izlerinin bulunduğu yerleri yakmayacaktır.”Buharî. Müslim.

Toprak Yahut Hasır Üzerine Secde Etmek

“Hz.Peygamber ‘A.S. çoğunlukla toprak üzerine secde ederdi.”

“Hz.Peygamber’in ashabı da, şiddetli sıcaklarda kendisi ile birlikte namaz kılarlardı. Onlardan biri sıcaklık sebebiyle alnını toprağa koyamayınca, elbisesini yayar, ve onun üzerine secde ederdi.”Müslim
“Hz. Peygamber (A.S.) söyle buyurmuştur: Bütün yeryüzü, benim İçin ve Ümmetim için hem mescid, hem de temizleyici kılındı. Binaenaleyh, ümmetimden biri namaz vaktine yetişirse, onun mescidi ve temizleyicisi yanındadır. Benden öncekiler, bu konuya büyütüyorlar ve yalnız kilise ve havralarında namaz kılıyorlardı.” Ahmed
“Hz. Peygamber, bazen çamur ve su üzerine secde ederdi. Böyle bir olay Ramazan’ın 21. gecesi sabahında, yağmur yağıp da mescidin tavanı aktığı zaman vuku’ bulmuştu. Zaten mescidin tavanı hurma dallarından yapılmıştı. Bu sebeple Hz. Peygamber su ve çamur üzerine secde etmişti. Ebû Saîd el-Hudrî diyor ki; Resu-lullah (A.S.)’ın burnu ve alnı üzerinde su ve çamur izleri bulunduğunu bizzat gözlerimle gördüm.”Buharî. Müslim.

“Hz.Peygamber (A.S.) yalnız secde yerine koyduğu bir örtü üzerine secde yapardı,” “Bazen hasır üzerine secde ederdi ki bu hasır çok kullanıldığı için kararmıştı.” Müslim,

Secdeden Kalkış

“Hz. Peygamber (S.A.V.) tekbir getirerek secdeden başını kaldırırdı. “Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle emretmiş ve şöyle buyurmuştu: Bir kimsenin namazı… secde etmedikçe ve bu secdede eklemleri rahatlamadıkça, sonra “El-lahu Ekber” deyip başını secdeden kaldırarak düzgün bir şekilde oturmadıkça tamam olmaz.”Ahmed, Ebû Dâvud

“Hz. Peygamber (A.S.) zaman zaman bu tekbir ile birlikte ellerini yukarıya doğru kaldırırdi.” Buharî, (Reful-Yedeyn

“Sonra sol ayağını yatırır ve rahat olacak şekilde onun üzerine otururdu.393 Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle yapmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştu: Secdeye vardığın zaman, secdede kendine hakim ol. Secdeden kalkınca da sol uyluğunun üzerine otur.”Buharî, Bcyhakî

“Hz. Peygamber, otururken sağ ayağını diker, parmaklarını da kıbleye doğru yöneltirdi.” Nesaî,

İki Secde Arasında İk’a Oturuşu

“Hz. Peygamber (S.A.V.) bazen (iki secde arasında) ik’a oturuşu yapardı.” (Topuktan ve ayaklarının ucu üzerine dik otururdu.)”Müslim. Ebû Avane

İki Secde Arasında Sükunet Bulmak

“Hz. Peygamber iki secde arasında bütün kemikleri yerine oturacak şekilde sükunet bulurdu. “Ebû Dâvud, Beyhâkî “Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle yapmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştu: Sizden biri böyle yapmadıkça namazı tamam olmaz. “Ebu Davud

“Hz. Peygamber (A.S.) bu oturuşunu o kadar uzun yapardı ki, secdesine yakın olurdu.”Buharî, Müslim. ve dışarıdan gören biri ‘unuttu’ derdi.”

İki Secde Arasındaki Zikirler

“Hz. Peygamber (S.A.V.) bu oturuşunda şöyle demişıi:

“Ellahümma’ğfir lî verhamnî vec’burnî verham’nî vehdinî ve âfinîverzuknî.” Ebû Dâvud,Bâzende: “Rabiğfîrlî, iğfirlî. “derdi.”ibn mace

Bu iki duayı gece namazlarında okurdu.””Sonra Hz. Peygamber (A.S.) tekbir alır ve ikinci secdeye varırdı. “Nitekim namazını güzel kılmayan kimsenin de böyle yapmasını emretmiş ve az önce geçtiği gibi, onun iki secde arasında sükûn bulmasını emrettikten sonra şöyle buyurmuştu: Sonra sen,” Ellahu Ekber” der ve bütün mafsalların rahat olacak şekilde secde yaparsın. Bundan sonra namazının tamamında böyle hareketet.”Ebu Davud
“Hz. Peygamber (S.A.V.) bazen bu tekbir ile birlikte ellerini kaldırırdı.”
“Hz. Peygamber, bu secdede de ilk secdede yaptıklarının aynısını yapardı. Sonra tekbir getirerek başını kaldırırdı. “Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle yapmasını emretmiş ve az, önce geçtiği üzere, ikinci secdeyi yapmasını emrettikten sonra, ona şöyle demişti: “Sonra namaz kılan kişi, tekbir getirerek başını kaldırır.”Ebû Dâvud. Hâkim “Hz. Peygamber (S.A.V.) sonra şöyle devam etti. Sonra sen her bir rekâtta ve secdede böyle yap. Böyle yaptığın zaman ancak namazın tamam olur. Eğer bunun bir kısmını eksik yapacak olursan, kıldığın namaz da noksan olur. “Bazen Hz. ‘Peygamber (S.A.V.) ellerini de kaldırırdı.”Ebû Avane

İSTİRAHAT OTURUŞU

“Hz. Peygamber (S.Â.V.) sonra, sol ayağının üzerine doğrulur ve bütün kemikler yerini bulacak şekilde otururdu.”Buhari

NAMAZDA AYAĞA KALKARKEN ELLERİ ÜZERİNE DAYANMAK

“Hz. Peygamber (S.A.V.) ikinci rekâta ellerini yere dayayarak kalkardı.”Buharı” “Ve hamur yoğurur gibi tutarak ellerinin üzerine dayanarak kalkardı.”Beyhakî “Yine Hz. Peygamber (SAV.) ikinci rekâta kalktığı zaman, “elhamdü lillah” ile başlar, sükût etmez-di.”Müslim

“Hz, Peygamber (ikinci rekâtta da) birinci rekâtla yaptığı gibi yapardı. Ancak, daha önce geçtiği Üzere, bu rekâtı birincisinden daha kısa tutardı.”

HER REKATTA FATlHA OKUMANIN GEREKLİLİĞİ

“Hz. Peygamber (S.A.V.) namazını güzel kılmayan kimseye, her rekâtta Fatiha okumasını emretmiş., İlk rekâtta Fatiha okunmasını emrettikten sonra ona şöyle buyurmuştur “Sonra namazının tamamında böyle yap,”Buharı. Müslim. “Bir rivayetle de “Her rekâtta kıraat vardır buyurmustur.”Ahmed
İLK TEŞEHHÜD

“Hz. Peygamber (S.A.V.) ikinci rekâtı bitirdikleri sonra Teşehhüd için otururdu. Bu namaz sabah namazı gibi, iki rekâtlı namazlardan ise, ayaklarını yere yayarak otururdu.” “Nitekim iki secde arasında da böyle oturmuş; dört, yahut uç rekatlı namazların ilk teşehhüdünde de böyle oturmuştu: ” Nesaî, (1/173), sağlam bir isnatla.- Buharî. Ebû Dâvud
“Namazını güzel kılmayan kimseye de böyle yapmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur; Namazın ortasında oturduğun zaman, sükûnet bularak otur. Sol uyluğunu yay, sonra Teşehhüdü oku.” Ebû Dâvud, Beyhakî, iyi bir isnatla.
“Ebû Hureyre diyor kî; “Dostum Hz. Muhammed, bana köpek oturuşu gibi oturmayı yasakladı.” Diğer bir hadis-i şerifte, şeytanın yaptığı gibi yapmaktan menetti.”Müslim, Ebû Avane, vs,. Bkz. “Irva”‘, No316}
“Hz. Peygamber (S.A.V.), Tcşehhüd için oturduğu zaman, sağ elini sağ uyluğu (bir rivayette sağ dizi) üzerine, sol elini de sol uyluğu {bir rivayetle sol dizi) üzerine koyardı. “Hz. Peygamber (S.A.V.) sağ dirseğinin ucunu sağ uyluğunun üzerine koyar-dı.”Ebû Dâvud ve sağlam bir isnada Nesaî.
“Hz. Peygamber (A.S.), bir adamın, otururken namazda sağ eli üzerine dayanmasını yasaklamış ve şöyle buyurmuştu: Bu tür namaz Yahudilerin namazıdır.’ ” Diğer bir rivayette: Böyle oturma, şüphesiz bu oturuş, azap olunanların oturuşudur.”Ahmed ve iyi hir isnada Ebû Dâvud.
“Başka bir rivayette: Bu kendilerine gadap olunanların şeklidir.”Abdurrezzak,, buyurdu.

Teşehhüdde Parmak Kaldırmak

“Hz. Peygamber (S.A.V.), sol elini sol dizi üzerine yayar, sağ elinin bütün parmaklarını kapatarak, Şahadet parmağı ile kıbleye işaret ederdi. Gözü ile de ona bakardı.”-Müslim
Hz. Peygamber (S.A.V.) Şehadet parmağı ile kıbleye işaret ettiği zaman başparmağını orta parmağının üzerine koyar, bazen de bu iki parmağı ile halka yapardı.”Ebu Davud
“Hz. Peygamber, parmağını kaldırdığı zaman hareket ettirek dua ederdi.” Ahmed, Bezzar “Ve şöyle buyururdu: Bu şehadet parmağı, şeytana karşı demirden daha kuvvetlidir.”434
“Hz. Peygamberin ashabı, Teşehhüdde parmakla işaret konusunda bir birlerini ikaz ederlerdi.” “Hz. Peygamber (S.A.V.) her iki Teşehhüdde de böyle yapardı.”İbn Mace “Bir adamın iki parmağı ile işaret ederek dua ettiğini gören Hz. Peygamber (S. A.) şöyle buyurdu: Tekle, tekle..! ve Şehadet parmağını gösterdi”. Nesaî.

İlk Teşehhüd ve Bu Teşehhüdde Dua Yapmanın Önemi

“Hz. Peygamber (S.A.V.) her iki rekâtta bir “et-Tehiyyât” okurdu.”Müslim “Oturduğu zaman “et-Tehıyyatü Lillâhi” diyerek duaya başlardı.” Beyhakî,
“Hz. Peygamber (S.A.V.), ilk iki rekâtta bunu unutursa, sehiv secdesi yapardı. Siz her iki rekatta bir oturduğunuz zaman “et-Tehıyyâtu Lillâhi” deyiniz. Sizden biri , hoşuna giden dua hangisi ise onu seçsin ve Allah’a onunla dua etsin.”Nesaî. Ahmed. Taberânî
“Bir diğer ifadede de : Her oturuşta “et-Tehıyyâtü” ‘okuyunuz.’ “Daha önce de geçtiği gibi, namazını güzel kılmayan kimsenin de böyle yapmasını emretmişti. “Hz. Peygamber (S.A.V.) Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi ashabına Teşehhüdü öğretmiştir.”Buharı
“Sünnet olan. Teşehhüdü gizli okumaktır.”Ebu Dâvud, Hâkim

Teşehhüd’un Şekilleri

“Hz. Peygamber (S.A.V.) ashabına. Teşehhüdün çeşitli şekillerini öğretmiştir.
1- İbn Mes’ud’un Teşehhüdü: Kendisi diyor ki; “Hz. Peygamber, bana Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi, elimi avuçları içine alarak Teşühhüdü öğretti:

“Ettehıyyâtü lillâhi, vessalavâtü, vettayyibatü, esselâmu aleyke, eyyühennebiyyü, ve rahmetüllahi ve berekütühu, esselâmu aleynâ ve âlâ ibâdillâhissalihîn. (kişi bunu söyleyince, gökte ve yerde bulunan bütün iyi kullar da buna katılarak) Eşhedü en la ilahe illellah, ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü.” (Bu, Hz. Peygamber aramızda iken böyle idi. Resulullah (S.A.V.) vefat ettikten sonra biz, “Esselâmu Alennebiyyi” demeye başladık.”Buhari, Müslim

2- Ibn Âbbas’ın Teşehhüdü: Ibn Abbas şöyle demiştir: “Resulullah (S.A.V.), Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi bize Teşehhüdü Öğretir ve şöyle buyururdu:
“Ettehıyyâtül-Mübârekâtü, essalavâtü, ettayyıbatü lillâhi, esselâmu aleyke eyyilhennebiyyü ve rahmetüllahi ve berekâtü, esselâmu aleynâ ve âlâ ibâdillâhissalihîn. Eşhedü en la ilahe illellah ve eşhedü enne muhammeden resûlüllah. (Bir rivayete göre: “Abduhû ve Resûluhû).” – Müslim

3- İbn Ömer’in Teşehhüdü: İbn Ömer Tcşehhüd konusunda Resulullah’ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Ettehıyyâtül-Mübârekâtü, essalavâtü, ettayyıbatü lillâhi, esselâmu aleyke eyyilhennebiyyü ve rahmetüllahi –ibn ömer diyor ki; buraya ben (ve berekâtühu) ilave ettim- esselâmu aleynâ ve âlâ ibâdillâhissalihîn. Eşhedü en la ilahe illellah –ibn ömer diyor ki; ben buraya “vahdehu la şerike leh” ilave ettim.–ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resûlüllah”Ebu Davud

4- Ebû Musa el-Es’arinin Teşehhüdü: Ebû Musa el-Eşarî’den rivayet edildiğine göre; Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Sizden biri oturuş esnasında ilk olarak söze şöyle başlasın: “Ettehıyyâtü, et-Tayyibâtü, essalâvâtü lillâhi,. esselâmu aleyke eyyühennebiyyu, ve rahmetüllahi ve berekatühû, esselâmu aleynâ ve âlâ i’badillâhissalihîn, Eşhedu en la ilahe illellahu (vahdehû la şcrîke leh) ve şehedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Resûlühû.” Bu yedi kelime namazın tahiyyeleridir.”Müslüm

5- Ömer b. Hattab’ın Teşehhüdü: Hz. Ömer, Minberde bulunduğu sırada cemaate Teşehhüdü öğretmiş ve şöyle demiştir “Deyiniz ki;”ettehıyyâtu lillâhi, ezzâkiyâtü lillâhi, ettayyibâtü lillâhi, assalâvatü lillâhi, esselâmu aleyke…’”Malik,Beyhaki
ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ REKÂTLARA KALKIŞ

“Bundan sonra Hz. Peygamber, tekbir alarak üçüncü rekâta kalkardı. Yukarıda geçtiği gibi,”sonra her rekatta ve her secdede böyle yap” buyurarak namazını güzel kılmayan kimseye böyle yapmasını emretmişti.”
“Hz. Peygamber (S.A.V.), ka’daden kalkarken tekbir getirip sonra kalkardı.” Ebû Yala, el-Müsned (284/2

“Hz. Peygamber (A.S.), dördüncü rekâta kalkmak isteyince “Ellahu Ekber” derdi.”Buhari.Ebu Dâvud.
Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle emretmişti.

“Hz. Peygamber (S.A.V.) bu tekbir ile birlikte ellerini kaldırırdı. “Sonra, sağ ayağı üzerine doğrularak otururdu. Öyle ki; bütün kemikler sükûnet bulurdu. Sonra hamur yoğurur gibi yaparak ayağa kalkardı. Yâni kalkarken ellerine dayanırdı.”Buharî ve Müslim
Bu iki rekâtın her birinde Fatiha’yı okurdu. Nitekim namazını güzel kılmayan kimseye de böyle yapmasını emretmişti. Bazen, Öğle namazında her iki rekâtta da Fatiha’ya ilâve olarak bir kaç âyet okurdu. Nitekim, bu konu, öğle namazında kıraat bahsinde daha önceden açıklanmıştır.
VİTİR NAMAZINDA KUNUT YAPMAK

“HzPeygamber (S.A.V.), bazen vitir rekâtında kunut yapardı.”Dârekutnî
“Ve bunu rüku’dan önce yapardı.’”ibn Ebİ Şcybe (12/41/1X
“Hz. Ali’nin oğlu Hasan’a vitir namazında kıraati bitirdiği zaman, şöyle bir dua okumasını öğretti:

“Ellahume’hdinî fîmen hedeyte ve âfinî fîmen âfeyte ve tevellenî fimen tevelleyte.ve barik lî fimâ â’teyte ve kînî şerre mâ kadayte, feinneke takdî ve la yukdâ aleyke ve innehu la yezullü men adeyte (velâ yalızu men â’deyte) Tebârekte rabbenâ ve teâley-te (‘â menca minke illa ileyke)’”Ibn Huzeyme (1/119/2); Ibn Ebî Şeybe.

SON TEŞEHHUD

“Hz. Peygamber (S.A.V.) dördüncü rekâtı tamamladıktan sonra, son Teşehhüd için otururdu. Ve bize, birinci Teşehhüdde yapılmasını emrettiği şeyleri emrederdi. Kendisi de aynen birinci oturuşta yaptıklarını yapardı. Ancak, bu Teşehhudde, teverrük tarzında otururdu. “Yâni sol kalçasını yere yayardı.” “Ayaklarını ise tek bir yandan dışarı çıkarırdı. “Sol ayağını ise, uyluğu ile baldırının altına alırdı.” ” “Sağ ayağını bazen diker, bazen yayardı.” “Sol avucu ile dizini tutar ve dizi üzerine dayanırdı.”Müslim,Buhari,ebu davud

“Bu oturuşta, ilk oturuşta olduğu gibi, kendisine salât okunmasını Hz. Peygamber meşru’ kıldı. Bu salâvat şekilleri “Hz. Peygamber’e Salâvat Getirmenin Şekilleri” bahsinde belirtilmiştir.

SELÂM

“Sonra Hz. Peygamber (A.S.) sağ tarafına “esselâmu aleyküm ve rahmetullah” diyerek selâm verirdi. Öyle ki, bu esnada sağ yanağının beyazlığı görülürdü. Sonra yine “Esselâmu aleyküm ve rahmeıullah” diyerek sol tarafına selâm verirdi. Öyle ki sol yanağının beyazlığı görülürdü.”Ebû Dâvud,

“Bazen de ilk selâmına (Ve berekâtühû) sözünü ilâve ederdi.”Ebû Dâvud,

“Hz. Peygamber, sağ tarafına “esselâmu aleykum ve rahmetüllah” diyerek selâm verdiği zaman, bazen sol tarafına verdiği selâmı kısa tutar ve sadece “Esselamu aleykum” derdi.” ‘Bazen de bir tek selâm vererek “esselâmu aleyküm” derdi. Bunu yaparken de başını hafif bir şekilde sağ tarafına çevirirdi.” Ibn Huzeyme, Beyhakî

Ashap sağa ve sola selâm verdikleri zaman, elleri ile işaret etmişlerdi. Bunları Hz. Peygamber görerek şöyle buyurdu: “Ne oluyor size kî, ürkmüş atların kuyrukları gibi ellerinizle işaret yapıyorsunuz? Sizden biri selâm verdiği zaman, arkadaşına baksın, eli ile bundan sonra işaret etmesin. (Cemaat Hz. Peygamber ile birlikte namaz kılınca böyle yapmazlardı). Bir başka rivayette ise şöyle buyurmuştur “Sizden birinin elini uyluğu üzerine koyması, sonra da sağ ve sol tarafında hulunan müslüman kardeşine selam vermesi yeterlidir.” Müslim, Ebû Avane,

Selâmın Vacib Oluşu

“Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu:… Namazdan çıkış selâm iledir.”Hâkim

“Tekbirden Selâma Hz. Peygambcr’in Namaz Kılma Şekli” konusundaki hadis-i şerifleri bir araya getirmeye muvaffak olduk. Allah’tan bunu kendi rızasına uygun kılmasını ve Peyamber’inin Sünnetine yöneltici olmasını halisane olarak niyaz ederim.

(Sübhanellahİ ve bihamdihî, sübhanekellahumme ve bi-hamdike, eşhedü en la ilahe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyke)

(Ellahurnme salli âlâ Muhammedin ve ala âl-i Muhammed. Ve bârik âlâ Muhammedin ve âlâ âl-i Muhammed. Kemâ salleyte ve barekte ala ibrahime ve âl-i ibrahim, inneke hamîdün mecîd.)

SONUÇ
Hz. Peygamber’in namaz, kılma şekli ile ilgili olarak sunulan bütün bu bilgilerde erkek ve kadınlar eşittir. Sünnette bâzı durumlarda kadınların (Benim nasıl kıldığımı görüyorsanız, siz de o şekilde naınaz kılınız) sözünün mânası kadınları da kapsamaktadır, ibrahim en-Nahaî’nin görüşü de budur. O diyor ki; “Namaz kılarken kadın erkeğin yaptığı gibi hareket eder.” Ibn EbîŞeybe (1/75/2)
“Ümm-i Derdâ’dan rivayet edilmiştir. O namaz kılarken, erkeğin oturuşu gibi otururdu. Oysa O fakîhe bir sahabiyedir. ” Buharî, et-Târihu’s-Sağîr (t.95), sağlam bir isnatla.
Kadının secdedeki durumunun erkek gibi olmadığını bildiren hadis ise mürseldir, sağlam değildir,”‘-Ebu Dâvud. el-Merasîl. Yezîd b. ebi Habib’dcn rivayet etmiştir.

İmam Ahrned’in oğlu Abdullah’a ait “el-Mesâil” adlı kitapta (s.71) imam Ahmed’in Ibn Ömer’den naklettiği; kadınlarına namaz kılarken Tahıyyatta bağdaş kurarak oturmalarını emrettiği ile ilgili rivayet sağlam değildir. Çünkü bu isnatla Abdullah b. Ömer el Ömerî bulunmaktadır, ki bu zat zayıftır.

Bu kitabı yazan Şeyh Nasuriddin El-Bani ye Allah tan rahmed diler,onun gibi daha nicelerini bize göndermesi için Allah cc ye niyaz ederiz.

Peygamber Efendimiz Ve Namaz Hakkında

Etiketler:şehadet parmağı hangisidir şehadet parmağı hangisi sehadet parmak hangisi sehadet parmagi hangisidir sahadet parmagi sahadet parmagi hangisi sehadet parmagımız hangısı sahadet parmagı hangısı şehadet parmak hangisi Şahadet parmagı hangisi unutulan sunnetler şahadet parmağı şehadt parmağı hangisi şehadet parmaĞI HANGİSİ saadet parmagi hangisi islamda sehadet parmagi şehadet parmağımız hangisi sahadet parmagı şehadet parmagı hangisi şadet parmagı hangisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir