Siir Bilgisi

Sponsorlu Bağlantılar
ahmet belli dize veya ya Siir Bilgisi Çoban Çeşmesi Şiirinin Kafiyeleri şiir bilgisi siir bilgisi çoban çeşmesi şiirinin ..

Şiir Bilgisi

ŞİİR: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır.
Edebiyat türlerinin en eskisi şiirdir.Bugüne kadar şiirin birçok tanımı yapılmıştır.Bu tanımlamalar çağdan çağa ,kişiden kişiye değişmiş;kesin bir tanıma ulaşmamıştır.Şiir türü öznel nitelikleri ağır basan bir türdür.Ahmet HAŞİM , şiiri “Nesre çevrilmesi mümkün olmayan nazım ‘ olarak tanımlar.Cahit SITKI TARANCI’YA göre ise “Şiir, sözcüklerle güzel şekiller kurma sanatıdır.”
Şiiri düz yazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurlar vardır.
Nazım (şiir) biçimindeki yazılara “manzum”; Nazım parçalarına da “manzume” denir.
MISRA (DİZE):Ölçülü ve anlamlı, bir satırlık nazım birimidir.
NAZIM BİRİMİ: Şiiri oluşturan mısra kümelerine nazım birimi denir. Dörtlük,bend,beyit…
BEYİT (İKİLİK): Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan ve iki dizeden oluşan nazım birimidir.
ÖLÇÜ (VEZİN): Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.
HECE ÖLÇÜSÜ: Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulur.Durulan bu yerlere “durak” denir. Durak sözcüğün sonunda yer alır.
ARUZ ÖLÇÜSÜ: Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşuna göre düzenlenmesidir.Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir.
İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.
Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır.
SERBEST ÖLÇÜ:Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz.
REDİF

Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine “redif” denir.
Örnek-1
Bizim elde bahar olur, yaz olur.
Göller dolu ördek olur, kaz olur.
Sevgi arasında yüz bin naz olur.
Suçumu bağışla, ben sana kurban. (Ercişli Emrah)
Örnek-2
Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar,
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu. (F. Nafiz Çamlıbel)
KAFİYE (UYAK)
Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir.
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü,
Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş mü? (M. Akif ERSOY)
KAFİYE ÇEŞİTLERİ
1)YARIM KAFİYE:
Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.
Örnek-1
Ben çektiğim kimler çeker
Gözlerim kanlı yaş döker
Bulanık bulanık akar
Dağlarım seliyim şimdi (Kul Mustafa)
Örnek-2
İstedim kendimi bu göle atam
Elimi uzatıp yavruyu tutam
Örnek-3
Üstümüzden gelen boran kış gibi
Şahin pençesinde yavru kuş gibi
Seher sabahında rüya düş gibi
Çağıta bağırta aldı dert beni
2)TAM KAFİYE:
İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
Örnek-1
Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum,
Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum,
Hulyamı tutan bir büyü var onda diyordum
(Y. Kemal Beyatlı)
Örnek-2
Sen miydin o afet ki dedim, bezm-i ezelde
Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde,
Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,
Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.
(Y. Kemal Beyatlı)
Örnek-3
On atlıya karar verdim yaşını
Yenice sevdaya salmış başını
El yanında yakar gider kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim.
3)ZENGİN KAFİYE:
Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
Örnek-1
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
Soğuk bir mart sabahı.. Buz tutuyor her soluk
(F. Nafiz Çamlıbel)

Örnek-2
Baygın bir ihtizaz ile bi-huş akar dere,
Sahillerinde çocuklar uzanmış çemenlere…
(Orhan Seyfi Orhon)
Örnek-3
Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
4)CİNASLI KAFİYE:
Anlamları ayrı, fakat yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.
Örnek-1
Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem
Götürseler asmaya
Örnek-2
Bilmem ki yaz mı gelmiş
Niçin açmış gül erken
Aklımı kayıp ettim
Nazlı yarim gülerken
Örnek-3
Kendin çöz kendin tara Bağ bana
Değmesin el başına Bahçe sana bağ bana
Ben yarime kavuştum Değme zincir kar etmez
Darısı el başına Zülfün teli bağ bana
KAFİYE ŞEMASI
Mısraların son seslerine bakılarak bir dörtlüğün kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzenlerinin, mısralarının son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır.
1.DÜZ KAFİYE: “a a a b” “bbbc” “cc” “a a b b” olmalı.
İftardan önce gittim Atik-Valde semtine
Kaç defa geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,
Sessizdiler, Fakat Ramazan maneviyyeti
Bir tatlı intizara çevirmiş sukuneti
2.ÇAPRAZ KAFİYE: “a b a b” “cdcd”olmalı.
Hayran olarak bakarsınız da
Hülyanızı fetheder bu hali
Beş yüz sene sonra karşınızda
İstanbul fethinin hayali
3.SARMA KAFİYE:”a b b a” “cdcd”olmalı.
İhtiyar, elini bağrına soktu,
Dedi ki: “İstanbul muhasarası
Başlarken aldığım gaza yarası
İçinden çektiğim bu oktu.
ŞİİR TÜRLERİ
1.LİRİK ŞİİR
Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille anlatan şiire lirik şiir denir.
Eski Yunan edebiyatında şairler şiirlerini Lyra (lir) denilen bir sazla söyledikleri için bu tür şiirlere lirik denilmiştir.Lirik şiir, dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür.Lirik şiirler insan yüreğine seslenen , okunduğunda insanı duygulandıran , coşkulandıran şiirlerdir.Batı edebiyatında Rönesans devrim şairlerinin(PETRERCA,RONSARD) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik şairlerin(Lamartine ,Hugo, Goethe, Schiller) duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirlerin bu türün başarılı örnekleridir.
Örnek-1
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
( İlhan BERK)
Örnek-2
Kara dutum, çatal karam ,çingenem
Nar tanem , nur tanem , bir tanem,
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın oğulum
Günahımsın vebalimsin .
Dili mercan , dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum,
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum ,çatal karam çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem? (B.RAHMİ EYÜBOĞLU)
Örnek-3
NERDESİN?
Geceleyin bir ses böler uykumu.
İçim ürpermeyle dolar: – Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin (Ahmet Kutsi TECER)
Örnek-4
ENDÜLÜSTE RAKS
Zil, şal ve gül. Bu bahcede raksın bütün hızı…
Şevk akşamında endülüs üc defa kırmızı.

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
İspanya neş’esi ile bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, örtünüşleri…

Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..

Alnında halka halka aşüfte kakülü
Gögsünde yosma gırnatanın en güzel gülü…

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli,
Şeytan diyor ki, sarmalı yüz kere öpmeli.

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden “Ole!” (Yahya Kemal BEYATLI)
2.PASTORAL ŞİİR
Çoban ve kır yaşamını,doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir.
Pastoral şiirlerin her türlü süsten , yapmacıktan ,gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır.Bunlara bukolik şiir ( çoban şiiri) de denir.

Pastoral şiirin iki biçimi vardır:

İDİL: Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini , güzelliğini anlatan çobanıl aşkı yansıtan kısa şiirlere denir.

EGLOG: BİR kaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan , aşk , kır yaşamı üzerine duygu ve düşüncelerini yansıtan pastoral şiirlere denir.
Örnek-1
Avludan geçtiğini gördü gelinin
Suya gidiyordu öğle güneşinde
Ardında bebesi yalınayak
Geride Karabaş
Tozlu yoldan
Söğütlerin oradaki çeşmeye
Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye
(oktay RIFAT)

Örnek-2
Gümüş bir dumanla kapandı her yer
Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
Sürüler , çeşmeler , sarı çiçekler
Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı ( Ö.BEDREDDİN UŞAKLI)
Örnek-3
BİNGÖL ÇOBANLARI
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
“Suma”mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına. (Kemalettin Kamu)
Örnek:4
ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
“Goynunu Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi…
“O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
Leyla gelin oldu,
Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi… (Faruk Nafiz ÇAMLIBEL)
3.EPİK ŞİİR
Epik sözcüğü , Yunancada destan anlamındaki epope den gelmektedir. Yazının bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır.Epik şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş… temaları işlenir.Her epope ( destan) ya da epik şiirlerde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiir bu gerçekten kaynaklanır.Epik şiirlerin çoğu , okuyucuyu coşkulandırdığı için lirik özellikler de taşır.
Örnek-1
Durduk , süngü takmış kafir ayakta
Bizde süngü yok
Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
Dehşetten daha çok
Durduk , süngüsü düşmanın pırıl pırıl ,
Önümüze çıktı bir gündüz,bir gece
Korku değil haşa
Bir büyük düşünce .
( F.Hüsnü DAĞLARCA)
Örnek-2
Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
Ağır ağır giden eller bizimdir.
Arap atlar yakın eder ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız Kirmani,
Taşı deler mızrağımın temreni.
Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
Ferman padişahın,dağlar bizimdir.
Dadaloğlu’m birgün kavga kurulur,
Öter tüfek davlumbazlar vurulur.
Nice koçyiğitler yere serilir,
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir. (DADALOĞLU)
4.DİDAKTİK ŞİİR
Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Eski çağlarda ozanların eğitici öğretici bir kişi olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan edebiyatında HESİODOS bu türün ilk örneklerini vermiştir.Türk edebiyatında “ta’limî” terimi de aynı anlamda kullanılmıştır. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer.
Örnek-1
KARGA İLE TİLKİ
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı;
Ona nağme yapmaya başladı:
“Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
“Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz
“Gözüm kör olsun yalanım varsa
“Tüyleriniz gibiyse sesiniz
“Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın;
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını düşürdü nevâlesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size küçük bir ders vereceğim;
Alıklar olmasa iş kalmaz açık gözlere;
Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire”
Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına. (Çev: Orhan Veli)
Örnek-2
Şunlar ki çoktur malları
Gör nice oldu halleri
Sonucu bir gömlek imiş
Anında yoktur yenleri ( Yunus EMRE )
5.SATİRİK ŞİİR
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.
Örnek-1
Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir
Ya bister-i kemhâda , yâ virânede can ver
Çün bay ü gedâ hâke beraber girecektir
Allaha sığın şahs-ı halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir
Bed asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir
Bed mâye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret , güher-i âdemi temyize mihenktir

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz
Divânelerin hemdemi divâane gerektir
Aff ile mübeşşer midir eshâb-ı meratip
Kanun-i ceza âcize mi hâs demektir
Milyonla çalan mesned-i izzetde serefrâz
Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir
İman ile din , akçadır erbâb-ı gınâda
Namus ü hamiyyet sözü kaldı fukarada
(Ziya Paşa)
Örnek-2
Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
6.DRAMATİK ŞİİR
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.
Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve kommedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.
Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi…
Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare;Türk edebiyatında Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini vermişlerdir.
«Eşber» den bir parça:
Halketsem esirlerle leşker,
Mahveylesem ordularla asker,
Olsa bana hep mülûk çâker;
Cinsince o iktidar münker,
Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!
Âvâze-i dehr iken tanînim,
Gördüm ana değmiyor enînim;
Milletlere karşı âhenînim;
Bir âfete karşı nazenînim.
Afetse de ey ilâh göster!
Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter? (Abdülhak Hâmit TARHAN)

Şiir Bilgisi Ve Şiir Türleri

Şiir, İlk insandan bu yana var olan ve kıyamete kadar da var olacak sanat dallarından biridir şiir. Geçmişten bugüne insanların tam bir tanım üzerinde anlaşamadığı, onu tarif etmeye ve belli bir kalıba sokmaya çalıştığı, bazı açıklamalarla şekillendirdiği ama söylenenlerle herkesi memnun edip tam bir metin üzerinde birleştiremediği bir muammadır şiir. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı herkesin üzerinde bir görüşü olan ama belli ölçütlere sığmayan, insanı saran bir büyüleyicilikle kimilerine göre musikiye yaklaşan, kimilerine göre sadece manadan ibaret olan ama ne olursa olsun zevki, estetiği ve biçimiyle bizi her dem saran, hafızalarımızda (birkaç mısra bile olsa) yer eden, bir kelime oyunudur şiir.

LİRİK ŞİİR

İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. Divan edebiyatında özellikle gazeller, murabbalar, şarkılar; halk edebiyatında koşmalar, semâiler bu türe örnektir. Yeni Türk edebiyatında ise türlü nazım şekillerinde yazılmıştır.

PASTORAL ŞİİR

Doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban hayatını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. “Pastoral” kelimesi “çobanlara ait” demektir. Batı edebiyatlarında doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı biçimde anlatan şiirlere idil, konuşma biçiminde yazılan pastoral şiirlere de eglog denir.

DİDAKTİK ŞİİR

Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlâkî bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Manzum hikâyeler ve fabllar bu türe girer.

EPİK ŞİİR

Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi olan ya da tarihî bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen uzunca şiirlere denir. Aynı anlamda destanî şiir, hamasî şiir ve kahramanlık şiir terimleri de kullanılır.

DRAMATİK ŞİİR

Hayatın trajik, komik, korkunç bir yanını göz önünde canlandırmak ya da tiyatroda oynanmak için yazılan şiir türüdür.

SATİRİK ŞİİR

Alay etmek, dalga geçmek veya güldürmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.

MISRA (DİZE)

Ölçülü ve anlamlı, bir satırlık nazım birimidir.

BEYİT (İKİLİK)

Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan ve iki dizeden oluşan nazım birimidir.

ÖLÇÜ (VEZİN)

Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.

HECE ÖLÇÜSÜ:

Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulur.Durulan bu yerlere “durak” denir. Durak sözcüğün sonunda yer alır.

ARUZ ÖLÇÜSÜ:

Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşuna göre düzenlenmesidir.Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir.

İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.

Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır.

SERBEST ÖLÇÜ:

Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz.

REDİF

Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine “redif” denir.

*……..uzakta
*……..plakta

KAFİYE

Şiirde mısra sonlarındaki ses benzerliklerine denir. Kafiyeyi oluşturan eklerin ya da kelimelerin; yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı olmalıdır.

*………..derinden.
*………..kederinden.

KAFİYE ÇEŞİTLERİ

YARIM KAFİYE:

Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

*…………dizildi
*…………yazıldı.

TAM KAFİYE:

İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

*………karanlık
*………artık

ZENGİN KAFİYE:

Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

*……….. yolculuk
*………..soluk

CİNASLI KAFİYE:

Anlamları ayrı, fakat yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.

*………..vakit çok geç
*………..nasıl geçersen geç.

KAFİYE ÖRGÜSÜ

DÜZ KAFİYE: “a a a b” ya da
“a a b b” olmalı.

ÇAPRAZ KAFİYE: “a b a b” olmalı.

SARMA KAFİYE: “a b b a” olmalı

Şiir Bilgisi

Şiir Bilgisi

Duygu ve düşüncelerin ahenkli bir şekilde anlatılmasına şiir denir. Şiiri oluşturan öğeleri birlikte inceleyelim:

ÖLÇÜ (VEZİN)

Şiirde uyumu sağlamak için kullanılan söz birimidir. Türk edebiyatında başlangıçtan günümüze kadar üç tür ölçü kullanılmıştır: hece ölçüsü, aruz ölçüsü ve serbest ölçü.

Hece Ölçüsü

Bir şiirdeki dizelerin hece sayısı bakımından eşit olmasıdır. Hece ölçüsü, şiirimizin ulusal ölçüsüdür. Bilinen en eski şiir örneklerinde kullanılan bu ölçü, halk şiirinin temel öğesidir. Hece ölçüsünün daha çok 7′li, 8′li ve 11 ‘li kalıpları kullanılır.

Durak: Hece ölçüsünde dizenin belli bölümlere ayrılmasına duraklama, bu bölüm yerlerine de durak denir. Durak ancak kulakta uyumlu bir izlenim bırakan anlamlı söz öbekleri arasında olur:

Kan doldurup / tasıma
4 + 3

Toprağın gölgesi / vurmuşken aya
6 + 5

Serbest Ölçü

Şiirde dizelerin herhangi bir kurala bağlanmamasına ve şiirin serbest bir şekilde yazılmasına serbest ölçü denir.

Aruz Ölçüsü

Dizelerdeki hecenin açık ya da kapalı (uzun ya da kısa) olmasına dayanır. Divan şiirinde kullanılmıştır.

UYAK (KAFİYE)

Şiirde dize sonlarında yazılışları, okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı olan sözcük ya da ek benzerliğine uyak denir.

Bir günüm şöyle, biri böyle
Bir ayağım hür, biri zincirde

Yukarıdaki dizelerde altı çizili ekler, farklı görevde olduklarından yarım uyak oluşturmuştur.

…………………………………diz
…………………………………çiz

Yukarıdaki örnekte altı çizili “iz” sesleri ise tam uyak oluşturmuştur.

UYAK (KAFİYE) ÇEŞİTLERİ

Yarım Uyak: Dize sonlarında tek ses benzerliğine dayanan uyaktır.

Örnek:

İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar

Yukarıdaki örnekte “r” sesleri tek ses benzerliğine dayandığından yarım uyak oluşturmuştur.

Tam Uyak: Dize sonlarında iki ses benzerliğine dayanan uyak türüdür.

Örnek:

Mercan adalarda bir liman
Beyaz bulutların ardından

Yukarıdaki dizelerde “an” sesleri tam uyak oluşturmuştur.

Zengin Uyak: Dize sonlarında ikiden çok ses benzerliğine dayanan uyaktır.

Örnek:

Yüce dağ başında nasıl olur yurt
Ak sürüden kuzu alan olur kurt

Yukarıdaki dizelerde “urt” sesleri zengin uyaktır.

REDİF

Dize sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan sözcük veya eklerin oluşturdukları ses tekrarına redif denir.

Bir dizede hem uyak hem de redif varsa, redif her zaman en sonda bulunur.

Örnek:

Sonbaharın zevki hoştur.
Düşünme âlemi boştur.

Yukarıdaki dizelerde altı çizili ekler aynı görevli olduğundan rediftir.

Örnek:

Denizlerimiz var, güneş içinde
Ağaçlarımız var, yaprak içinde

Yukarıdaki dizelerde altı çizili sözcükler aynı sözcük olduğundan rediftir.

UYAK DÜZENİ (KAFİYE ÖRGÜSÜ)

Uyak düzeninin, dizelerin son seslerine göre şu çeşitleri vardır:

Düz Uyak: Kafiyenin, dizelerde art arda sıralanmasıyla oluşur: aaaa, bbbb, cccc…

a……………………..var
a……………………..sar
a……………………..dar
a……………………..kar

Yukarıdaki örnekte tüm dizeler kendi aralarında kafiyeli olduğundan bu dörtlüğün uyak düzeni düzdür.

Çapraz Uyak: Dörtlükte birinci dize ile üçüncü, ikinci dize ile dördüncü dizelerin birbirleriyle kafiyeli olmasıdır: abab.

a……………………..yaz
b……………………..bul
a……………………..kaz
b……………………..kul

Yukarıdaki dörtlükte birinci ve üçüncü dizelerdeki “az” sesleri ikinci ve dördüncü dizelerdeki “ul” sesleri tam uyak oluşturmuştur. Görüldüğü gibi dörtlüğün uyak düzeni çapraz uyaktır.

Sarma Uyak: Birinci dize ile dördüncü, ikinci dize ile üçüncü dizelerin birbirleriyle uyaklı olmasıdır: abba.

a………………yak
b………………saç
b………………taç
a………………çak

Yukarıdaki dörtlükte birinci ve dördüncü dizelerde “ak” sesleri; ikinci ve üçüncü dizelerde “aç” sesleri tam uyak oluşturmuştur. Dörtlüğün uyak düzeni sarma uyaktır.

ŞİİR TÜRLERİ

Şiirler, konu ve söyleyiş özellikleri göz önünde tutularak şu türlere ayrılır:

Lirik Şiir: Duygu ve düşünceleri etkili ve coşkun bir biçimde anlatan şiirlere lirik şiir denir.

Örnek:

Dağılır yele karşı altın saçları
Uçuşurdu bin bir büklüm içinde
Bir hoş ışık vardı gözlerinde
Pırıl pırıl, sönmüş o zamandan beri

Epik Şiir: Yiğitlik ve kahramanlık konularını coşkulu ve yiğitçe bir söyleyişle anlatan şiirlerdir.

Örnek:

Sana derim sana Hasan Kalesi
Alt yanında dövüş oldu yen oldu
Yiğit olan yiğit çıktı meydana
Koç yiğitler arap ata bin oldu.

Pastoral Şiir: Doğa güzelliklerini, kır yaşamını anlatan şiirlere pastoral şiir denir.

Örnek:

Bir koyun yavrusuyla dağda meler
Bir bayırdan dahi iner sürüler
Bir kadın testisiyle suya gider
Erkeği baltasıyla ormana

Didaktik Şiir: Bir konuda bilgi veya öğüt vermek, okuyucuya yol göstermek için yazılan şiirlere didaktik şiir denir.

Örnek:

Öküzün damını alçacık yapın
Yaş koman altını, kuruluk sepin
Koşumdan koşuma gözlerin öpün
İreçberler hoşça görün öküzü

Satirik Şiir: Toplumun veya kişilerin aksak yönlerini eleştirmek ve göstermek için yazılan şiirlere satirik şiir denir.

Örnek:

Adalet kalmadı hep zulüm oldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil, kurt belli değil

Bu dörtlükte şair, dünyanın düzeninin bozulduğundan her şeyin birbirine karıştığından yakınıyor.

Etiketler:şiir bilgisi siir bilgisi çoban çeşmesi şiirinin kafiyeleri nerdesin şiiri şemasını şiir bilgileri şiir bilgisi nedir lirik şiir slaytları cahit sıtkı tarancı - güneşe aşık çocuk şiirinin konusuna göre türü şiir bilgisi ile ilgili örnekler bağı dehrin hece ölçüsü dramatik şiir powerpoint geceleyin bir ses böler uykumu içim ürpermeyle dolar nerdesin ses olayları ve çeşitleri nelerdir cahit sıtkı tarancı deniz şiiri redif kafiye ispanyol şiirine ne denir aşk içerikli şiir ve ses olayları kalktı göç eyledi avşar elleri kaç ölçek faruk nafiz çamlıbel çoban çeşmesi şiirinin hece ölçüsü faruk nafız çamlıbel şiirindeki ses olayları faruk nafiz çamlıbelin çoban çeşmesi şiirlerinin özellikleri cahit sıtkı tarancı şiirlerindeki ses olayları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir