Şiir İnceleme Planı

asonans edebi sanatlar gibi ritim sosyal temel ya Şiir İnceleme Planı Bir Şiirin İncelenmesi şiir inceleme yöntemi şiir inceleme planı bir şiir..

Şiir İnceleme Yöntemi Şiir İnceleme Planı Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi Şiir

1- Zihniyet

Şiirin yazıldığı döneme ait sosyal siyasi ve kültürel özellikleri şiirin zihniyetini oluşturur.
2- Şiirde Ahenk

Şiirin ölçüsü uyağı redifi asonans aliterasyon gibi ses tekrarları ahengi oluşturan unsurlardır.
3- Şiir Dili

Şairlerin süslü ya da süzsüz(sade) duru ya da karmaşık anlatımları şiir dilini oluşturur. Edebi sanatlar şiirin estetiğini artırır.
4- Şiirde Yapı

Nazım şekilleri venazım türleri şiirin yapısını oluşturur.
5- Nazım

Duygu ve düşüncelerin ölçülü ve uyaklı bir biçimde ifade edilmesidir.
a) Nazım türü : Şiirlerde işlenilen konu ve temaya göre şiirlerin aldığı adlardır.
b) Nazım şekli/biçimi: Şiirlerin ölçü nazım birimi aheng özelliklerine göre aldığı adlardır.
6- Şiirde Tema

Şiirde birimleri birbirine bağlayan anlam bütünlüğü sağlayan temel öğe temadır.
7- Şiirde Gerçeklik ve Anlam

Şairler edebiyatın konusu olan(insan doğa ve yaşam)alırlar ve bunların ifade ediliş biçimi şiirde kullandıkları zaman gerçeklik birbirinden farklıdır.Şair herkesin gördüğü bir gerçeği değişik şekil ve boyutlarda anlatılır.(benzetmeler mecazlar söz sanatlarından faydalanılarak)
8- Şiir ve Gelenek

Şairlerin yaşadıkları dönemdeki geleneği şiirlerine yansıtmalarıdır. Ritim aheng unsurları ölçü konu tema zihniyet aynı olsada farklı dönemlerde yaşayan şairlerin şiirlerinde kullanılan imgeler semboller birbirlerinden farklı olur.
9- Yorum

Şairin ne anlatmak istediğini anlamaya yorum denir. Bir şiiri doğru yorumlayabilmemiz için şairin hayatını edebi kişiliğini (zihniyetini geleneğini…) iyi bilmemiz ve şiir üzerinde doğru düşünebilmemiz gerekir
ŞİİR İNCELEME PLANI

Özellikle ilköğretim 2.kademe düzeyindeki öğrenciler aşağıdaki plana göre şiir incelemesi yapabilirler.
A. ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
1. Nazım biriminin (dörtlükbeyit) belirtilmesi
2. Kaç dörtlükten veya kaç beyitten oluştuğunun belirtilmesi
3. Şiirin ölçüsünün ve duraklarının belirtilmesi
4. Kafiye (kafiye çeşitleri belirtilecek) ve rediflerin gösterilmesi
5. Kafiye şemasının gösterilmesi
B. ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
1. Anlamı bilinmeyen kelimeler ve deyimlerin açıklanması
2. Şiirin bölümler halinde açıklanması (kıtadörtlükbeyit)
3. Şiirin ana duygusunun (tema) belirtilmesi
4. Şiirin dil ve anlatım özelliklerinin açıklanması
5. Şiirin türü hakkında bilgiler verilmesi

Bir Şiir İnceleme Örneği

Bir Şiir İnceleme Örneği
Ne İçindeyim Zamanın

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

(A.HamdiTanpınar)

Yaşamla ölümün bıçak sırtı düzleminde, sersem sepet gezinip duran insanoğlunu, her zaman ilgilendirmiştir zaman kavramı. Özellikle de sanatçıları: Şairleri, yazarları, ressamları, müzisyenleri… Bu kişilerin yaşam boyunca ortaya koydukları, koymaya çalıştıkları şeyler de, zamanla didişmekten başka bir şey değildir aslında.
Şairler ve yazarlar, zamanı alt etmek için kendilerine yazılı anlatımı kalkan olarak seçmiş kişilerdir. Şairler, yapıtlarında (şiirlerinde) zaman sözcüğünü şiirsel düzlemde kullanırlar ve ellerindeki kalkanı daha da sağlamlaştırmaya çalışırlar.

Şiir, zaman kavramını somutlama aracı olarak kullanılmaktadır şairler tarafından.

Ahmet Hamdi Tanpınar da şiirlerinde zaman kavramına yer veren, zamanı şiirle yoğurmaya çalışan şairlerimizdendir. Bu yazıda, Tanpınar’ın “Ne İçindeyim Zamanın” adlı şiirine bu açıdan bakılacak ve şiir incelenecektir.

Önce şiirin, içeriğe de yansıyan biçim özellileri üzerinde durmak gerekiyor. Bu özellikleri şöyle belirleyebiliriz:

a-Şiir dörtlüklerden meydana gelmektedir.
b-Şiirde sekizli hece ölçüsü kullanılmıştır.
c-Şiirde çapraz uyak düzeninden (abab, cdcd, efef, ghgh) yararlanılmıştır.

Yukarıda sözü edilen biçim özellikleri şiire bir yandan kısıtlamalar getirirken, öte yandan da şiirin genişlemesine olanak tanımıştır.
Kısıtlamalar getirmiştir: Belirli bir ölçü ve uyak düzeninde ister istemez sınırlara dayanırsınız.

Genişlemesine olanak tanımıştır: Her dörtlükte şiirin bütünü içinde düşüncenin, duygunun yayılması söz konusudur.

Şair, şiirin ilk dizesine “ne… ne de”yi yerleştirerek kararsızlığı gündeme getirmektedir. Zamanın içinde olmamak, bir varlık, bir nesne, bir şey olarak zaman dışı olmak yaşamamak olmasa gerektir. Zamanın büsbütün dışında olmamak ise, sanırım, yaşamsallığa, bir varlık olarak “hayatiyet bulma”ya işarettir.

Yaşamı, nesneleri, zamanı adlandıran insanoğlu olduğuna göre “yekpare, geniş bir an”, “ezel ve ebed” içerisindeki algılamamızın bir yansımasıdır olsa olsa.

Bu yorum içinde ilk dörtlüğe bir bütün olarak bakıldığında, görülecek olan şudur: İlk iki dizedeki zaman karşısındaki kararsızlık, netleşememe, üç ve dördüncü dizelerde yerini belirginliğe bırakmaktadır. Zaman, insanın sınırlandırıcı düş gücüyle, kavramlaştırıcılığı ve adlandırıcılığıyla bir savunma düzeneği olmuştur. Bu nedenle, zamanın içinde ya da dışında olmak, kâr ya da zarar değildir. Kısaca, insan, tek parça anların ayrılmaz akışında debelenip durmaktadır.

Rüyalar belki de yaşamımızın en gerçekçi göstergeleri,kendimizle buluştuğumuz,hesaplaştığımız anlar toplamıdır.
Tanpınar,ikinci dörtlükte “bir garip rüya rengi”nden söz etmektedir. Rüya,yaşamımızın en gerçekçi göstergesi olmasına karşın somut bir şey değildir. Dolayısıyla,rüyanın –gerçek anlamda-renginden konuşmak da söz konusu olamaz. Birinci dizedeki “bir garip rüya rengi”,ikinci dizedeki”her şekil”i uyuşturan,devinimsiz kılan,yaşamla yarı yaşam olan rüya hali arasındaki çizgiyi anlatan bir “yakıştırma”dır. Uyku ile uyuşukluk örtüşmesinde rüyanın payı elbette inkar edilemez ve sanırım bu iki dizede (Bir garip rüya rengiyle/Uyuşmuş gibi her şekil) rüya halinin,insanın uyuşukluğuna denk düşme düşüncesi şiirleştirilmiştir.

İlk bakışta,bölümün ilk iki dizesiyle sonraki iki dizesi arasında bir karşıtlık varmış gibi görünmektedir. Çünkü ilk iki dizede rüya halinden kaynaklanan uyuşukluk söz konusu iken, son (üçüncü ve dördüncü) dizelerde bir devinimden, devinimle bağdaştırılacak bir nesneden,tüyden,söz edilmektedir. Tüyün ifade ettiği eğretileme ise sonunda şaire,şairin ruh haline ve oradan da bedensel yapısına yansımaktadır:”Rüzgarda uçan tüy bile/Benim kadar hafif değil.”

Üçüncü dörtlükte, şairle (ya da şiir kişisiyle) ilgili ve ikişer dizeden oluşan bir yapı var. İlk iki dizide maddi durumu anlatan bir betimleme söz konusu: “Başım sükutu öğüten/ Uçsuz bucaksız değirmen.” “Baş” (duygu dünyasına yön veren nesne), değirmene, üstelik uçsuz bucaksız değirmene benzetilmektedir. Değirmende -şairin düşleminde- öğütülen, un ufak edilen, zaman karşısında yoksanan ise “sükût”tur. Uçsuz bucaksızlık içindeki dağınık sessizlik…

Dörtlüğün üçüncü ve dördüncü dizelerinde soyut bir varlık (iç), somut bir varlığa (derviş) benzetilmektedir. Burada bu benzetmeden çok, son belirleme (muradına ermiş bir dervişin durumu) önemlidir. Şair, bu belirmeyle zaman karşısındaki durumun gözler önüne sermektedir: “Benim sorunum zamanla!”

Bu dörtlükte kullanılan benzetme sözcüklerinin dizelere yerleştirilme biçimi de dikkat çekicidir. Bu biçim, şöyle gösterilebilir:

Başım…………………………….
………………………..değirmen
İçim………………………………..
…………………………….derviş

(Benzetme ögeleri, çapraz olarak dize başında ve sonunda yer almaktadır.)
Bu dizilişte, benzetme ögelerinin, dörtlüğün hem biçim, hem de içerik belirlemesinde etkili olduğu görülebilir. Zaman kavramının bilinçli ya da kurgusal olarak algılandığı yer, dünyamızdır. Çünkü -en azından şimdilik- zamanı algılayan insanoğlu dünyada yaşıyor. Şair de sanırım bu düşünceden hareketle, insanın zaman karşısındaki çaresizliğini biraz olsun hafifletmek için “Kökü bende bir sarmaşık/ Olmuş dünya sezmekteyim” benzetmesine tutunmaktadır.

Masmavi bir ışık ortasında (yaşamla ölüm arasında, zamanın tedirgin ettiği bir dünyada) dönenip duran şair, son iki dizeyle başa, zaman karşısındaki kararsızlığa dönmektedir.

“Ne İçindeyim Zamanın” şiiri, biçim olarak kolay bir şiir olarak görünmesine karşın, zaman gibi “belalı” bir kavramı ele alması bakımından duyumsanması bile güç bir şiir olarak karşımızda durmaktadır

Şiir İnceleme Yöntemi

Şiir İnceleme Yöntemi

1- Zihniyet

Şiirin yazıldığı döneme ait sosyal, siyasi, ve kültürel özellikleri şiirin zihniyetini oluşturur.
2- Şiirde Ahenk

Şiirin ölçüsü, uyağı, redifi, asonans, aliterasyon, gibi ses tekrarları ahengi oluşturan unsurlardır.
3- Şiir Dili

Şairlerin süslü ya da süzsüz(sade), duru ya da karmaşık anlatımları şiir dilini oluşturur. Edebi sanatlar şiirin estetiğini artırır.
4- Şiirde Yapı

Nazım şekilleri venazım türleri şiirin yapısını oluşturur.
5- Nazım

Duygu ve düşüncelerin ölçülü ve uyaklı bir biçimde ifade edilmesidir.
a) Nazım türü : Şiirlerde işlenilen konu ve temaya göre şiirlerin aldığı adlardır.
b) Nazım şekli/biçimi: Şiirlerin ölçü, nazım birimi, aheng özelliklerine göre aldığı adlardır.
6- Şiirde Tema

Şiirde birimleri birbirine bağlayan anlam bütünlüğü sağlayan temel öğe temadır.
7- Şiirde Gerçeklik ve Anlam

Şairler edebiyatın konusu olan(insan doğa ve yaşam)alırlar ve bunların ifade ediliş biçimi şiirde kullandıkları zaman, gerçeklik birbirinden farklıdır.Şair herkesin gördüğü bir gerçeği değişik şekil ve boyutlarda anlatılır.(benzetmeler , mecazlar, söz sanatlarından faydalanılarak)
8- Şiir ve Gelenek

Şairlerin yaşadıkları dönemdeki geleneği şiirlerine yansıtmalarıdır. Ritim, aheng unsurları, ölçü, konu, tema, zihniyet aynı olsada farklı dönemlerde yaşayan şairlerin şiirlerinde kullanılan imgeler, semboller, birbirlerinden farklı olur.
9- Yorum

Şairin ne anlatmak istediğini anlamaya yorum denir. Bir şiiri doğru yorumlayabilmemiz için şairin hayatını edebi kişiliğini (zihniyetini, geleneğini…) iyi bilmemiz ve şiir üzerinde doğru düşünebilmemiz gerekir
ŞİİR İNCELEME PLANI

Özellikle ilköğretim 2.kademe düzeyindeki öğrenciler aşağıdaki plana göre şiir incelemesi yapabilirler.

Edebi Metinleri İnceleme Yöntemi


Edebi Metinleri İnceleme Yöntemi

Anlatmaya bağlı edebî metinler de coşku ve heyecanı dile getiren metinlerde olduğu gibi belirli bir yöntem çerçevesinde, bazı başlıklar altında incelenir.

Metin ve Zihniyet

Zihniyet; bir dönemin siyasi ve sosyal olayları, kültürü, sanat zevki, insanlar arası ilişkiler düzeni, bilimsel ve teknik düzeyi, yaşam biçimi, eğitim anlayışı, gelecek kaygısı ve inanç sistemlerini kapsayan bir bütündür. Anlatmaya bağlı edebî metinlerde de dönemin zihniyetine ilişkin yansımalar vardır.

* Anlatmaya bağlı edebî metinler, yazıldıkları dönemin sosyal, ekonomik ve siyasal yapısını çeşitli yönlerden yansıtır.

* Edebî metinler yazıldıkları dönemin sanat zevkine uygun olarak dönemin dil ve kültürü kullanılarak yazılırlar.

* Anlatmaya bağlı edebî metinler, yazıldıkların dönemin sanat anlayışını yansıtırlar. (Kullanılan türler, işlenen temalar, edebî akımlar, dil ve anlatıma yönüyle yansıtırlar.)

Edebi Metnin Yapısı

Edebî metinlerde yapı; olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekândan meydana gelir. Bu unsurlar bir çatışma etrafında bir araya gelir.

a) Olay ve Olay Örgüsü

* Olay, anlatmaya bağlı edebî metinlerin en önemli öğesidir. Edebî metinlerde anlatılan olaylarla gerçek hayatta bire bir karşılaşmak mümkün değildir. Çünkü anlatılanlar kurgulanmış olaylardan ibarettir.

* Edebî metinlerdeki gerçekliğin doğal gerçeklikten farkı, “kurmaca bir gerçeklik” olmasıdır.

b) Kişiler

* Anlatmaya bağlı edebî metinlerin temel unsurlarındandır. Kişi unsurunun olmadığı bir anlatmaya bağlı edebî metin düşünemeyiz.

Kişiler gösterdikleri özelliklere göre iki grupta incelenir:

Tip: Benzerlerinin özelliklerini kendi üzerinde taşıyan sembolik kişiliklerdir.

Karakter: Değişik en bir kişilik yapısına sahip olan kişiliklerdir. Ayırt edici özellikleri vardır. Sadece kendini temsil eden kahramanlardır.

NOT:

Tip: Edebi metinlerde tiplerden bazıları doğal olarak çizilirken bazıları da idealleştirilir. Yazarın çizdiği tip, gerçek hayatı da hatırlatabilir, çok abartılı da olabilir. Başarılı bir tip, temsilcisi olduğu tabakayı iyi temsil etmelidir. Moliere’in Cimri adlı eserindeki Harpagon cimri insanları evrensel olarak yansıtır.

Karakter: Kendi iç dünyasıyla edebî metinlerde yer alır. Başkalarına benzemeyen yönleri vardır.

Tip ile Karakterin Farkı:

* Tipin toplumsal boyutu vardır.

* Karakter, birey olarak ele alınır.

* Toplumsal sorunlar tip üzerinde işlenir.

* Karakter, kendisine ait olaylarla anlatılır.

c) Zaman

* Edebî metinlerde olay belli bir zamanda geçer. Zamanı belirgin edebî metinler olduğu gibi zamanı belirsiz olanları da vardır.

ç) Mekân

* Olayın ya da durumun hangi çevrede gerçekleştiğini anlatan unsurdur. Bazı metinlerde, olayın çevresini çizen bir unsurken bazı metinlerde geri plana itilir. Mekân ismi gerçek olsa da yazar onu kurgular.

Edebi Metinde Tema

* Anlatmaya bağlı edebî metinlerin yapısını oluşturan unsurlar “metnin teması” etrafında bir araya getirilir.

* Tema, yazıldığı dönemin özelliklerini yansıtır.

* Temayı bulmak için “Metinde anlatılan nedir?” sorusu sorulur.

Edebi Metinde Dil ve Anlatım

* Edebî metinlerde aynı olay işlense de metinlerin birbirinden farklı olmasının nedeni farklı kişiler tarafından farklı bakış açılarıyla ele alınmasıdır.

1. Anlatım Biçimi

Anlatıcı: Edebî metinlerde anlatıcı, kurmacanın sınırları içinde varlığından söz edilen kişidir. Anlatıcı, yazar ile kurmaca metin arasındaki kişidir.

Anlatmaya bağlı edebî metinlerde üç çeşit anlatıcı bakış açısı vardır:

a) Kahraman Anlatıcı Bakış Açısı: Bu bakış açısında anlatıcı, eserin kişilerinden biridir.

Örnek:

“Bundan sonra okulda ne falakayı gördük, ne de. Hoca Efendiyi! Şimdi ben kimi hapşırırken görsem, pek küçükken yaptığım bu tuhaf şakayı hatırlarım. Gülümserim. Kalbimde belirsiz bir acı sızlar.”

Ömer Seyfettin

b) Gözlemci Anlatıcı Bakış Açısı: Gözlemci anlatıcı olayların akışını etkilemez, yalnızca bir aktarıcıdır. Amacı okuyucunun anlatılanları daha iyi anlamasını sağlamaktır.

Örnek:

Mal müdürü, daire kahvecisi Hacı Haşim’in oğlu Mustafa’yı yollayıp âşâr emanet memuru Salih Efendi’yi çağırttı.

- İşi de varsa bıraksın gelsin, dedi. Salih Efendi gelince:

- Buyur bakalım, dedi, şu kapıyı kapa da, gel şuraya otur, sana bir kurt masalı anlatayım.

Salih, kapıyı kapadı geldi; müdürün karşısına oturdu…”

M. Şevket Esendal

c) İlahi Anlatıcı Bakış Açısı: Anlatıcının her şeyi bilip her şeye hâkim olduğu bakış açısıdır. Anlatıcı, kahramanların zihinlerine ve iç dünyalarına girer.

Örnek:

“… Ve bunlar sefaletlerinden bîhaber görünüyorlardı. Kendilerini alıp götürecek, uzaklara pek uzaklara götürecek bir araba, bir sedye, bir tabut, bir kasırga, bir yıldırım, bir şey bekliyorlardı. Fakat yüzlerine bakan bulunmuyordu. Bir zabit, bir hasta bakıcı yoktu…”

Ahmet Hikmet Müftüoğlu

NOT: Bir metinde birden fazla bakış açısı kullanılabilir.

2. Dil

Anlatmaya bağlı edebî metinlerde dil, doğal dilden farklıdır. Çünkü edebî metinler estetik bir kaygıyla oluşturulurlar, dil de buna bağlı olarak belli kurallara ve sanat ilkelerine bağlıdır. Bu dil yan anlam bakımından zengindir. Anlatmaya bağlı edebî metinlerde dil, sanatsal işleviyle kullanılır.

Metin ve Gelenek

Gelenek, zaman içinde oluşan ve belli kuralları, özellikleri barındıran bir bütündür. Bir gelenek içinde her metin, kendi tarzında daha önce yazılmış birçok metinden yararlandığı gibi, daha sonra yazılacak metinlere de kaynaklık edebilir. Örneğin; destan geleneği, masal geleneği, fıkra geleneği vb.

Edebi Metni Anlama ve Yorumlama

Edebî metinlerde dil, şiirsel işleviyle kullanıldığı için metin yan anlam bakımından oldukça zengindir. Bu durumda metin her okunduğu zaman yeni anlamlar kazanır. Ayrıca metni okuyan her insan, bilgisi, görgüsü ve psikolojik durumuna göre yorumlar.

Metin ve Yazarı

Anlatmaya bağlı ve diğer tüm edebî metinleri yazarından ayrı düşünemeyiz. Eserde, yazarın hayatının, yetişme tarzının içinde yaşadığı çevrenin, sanat anlayışının ve kültür düzeyinin etkisi vardır.

Şiir İnceleme Yöntemi Zihniyet Zihniyet Nedir? Şiirde Zihniyet’in Anlamı

Şiirin yazıldığı döneme ait sosyal siyasi ve kültürel özellikleri şiirin zihniyetini oluşturur.
“Zihniyet” terimi ile bir dönemdeki sosyal siyasî idarî adlî askerî dinî güçlerin sivil toplum örgütlerinin ticarî hayatın eğitim etkinliklerinin birlikte oluşlturdukları ortam ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu anlayış ve zevk bütünü kastedilmektedir.
Her sanat eseri yazıldığı dönemin izlerini taşır. Sanatçılar da sosyal bir çevre içerisinde yaşarlar ve içinde yaşadıkları sosyal ve kültürel olaylardan etkilenirler. Şiirlerinde içinde yaşadıkları çağın zihniyetini yansıtırlar.
Bir toplumun bireyleri o toplumun kültürüyle gelenek ve görenekleriyle değer yargılarıyla yetişir. Bu yetişme sonucunda da bireyler ortak bir zihniyete ulaşırlar. Böylece o toplumun bireyleri olaylar ve durumlar karşısında benzer tepkiler ortaya koyarlar benzer davranışlar sergilerler. Yazar ve şairlerin edebî metinlerinde doğal olarak bu zihniyetin yansıması da görülür. Sanatçılar yaşamdan aldıkları konuları işlerken toplumu zihniyetiyle birlikte ele alırlar. Bu zihniyet de dönem dönem değişim gösterir.
Türk edebiyatı başlangıçtan bu güne gelinceye dek kültür sanat siyasî ve sosyal alanda pek çok aşamalar geçirmiştir. Bunlar arasında en önemlisi İslamiyetin kabulü (1071) ve Batı uygarlığına dönüş (1860) hareketidir. Bu iki olay toplumun yaşamında sosyal siyasî kültürel ve ekonomik değişikliklere neden olmuştur.

Etiketler:şiir inceleme yöntemi şiir inceleme planı bir şiirin incelenmesi şiirde biçim şiir inceleme şiirin incelenmesi şiir inceleme örnekleri şiir inceleme yöntemleri şiiri biçim yönünden inceleme şiiri şekil yönünden inceleme şiir şekil incelemesi şiiri inceleme yöntemleri şiirlerin biçim ve içerik incelemesi şiiri inceleme yöntemi şiir inceleme yöntemi ile incelenen şiirler biçim yönünden şiirleri inceleme yöntemi ve örnekleri biçim yönünden şiir inceleme şiir yöntemi şiir ve şair inceleme
Siirt: Siirt , Siirt ili'nin merkezi ilçesi ve şehirdir.
Siirt (anlam ayrımı): * Siirt (il)
Siirtspor: Siirtspor, (Siirt Yol Su Elektrik Spor 1983-1989, Siirt Köy Hizmetleri Spor 1989-1999, Siirt Jet-PA Spor 1999-2002) Fadıl Akgündüz'ün sahibi olduğu Jet-PA ile sponsorluk anlaşması yaparak Siirt Jet-PA Spor adıyla 1999-2000 sezonunda 1. Lig'e yükselmiştir.
Siirt (il): Siirt, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir