Şiirde Anlatım Özellikleri

Sponsorlu Bağlantılar
acaba ansiklopediler bir biri bu olay vb ya Şiirde Anlatım Özellikleri Anlatım Çeşitleri anlatım türleri ve özellikleri şiirde anlatım özel..

Anlatim Biçimleri Ve Özellikleri

ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Anltım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdır.bir
Bir yazar, acaba söz veya yazıyla başvururken neyi amaçlar? Kendini dinleyecek ya da okuyacak olanlar üzerinde nasıl bir etki yaratmak ister?
Konuşmaları ve yazıları bu sorular açısından değerlendirilenler başlıca şu amaçları saptamışlardır:
1)Bir şeyi açıklamak, bir düşünceyi aydınlatmak, bir durum ya da karakteri incelemek, bir terimi tanımlamak isteyebilir. Bu durumda yazarın amacı açıktır; Okuyucuya bilgi vermek.
2)Okuyucunun bir konuyu ya da olgu üzerindeki yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanılarını değiştirmeyi amaçlayabilir.
3)Duyduklarını, gördüklerini okuyucunun da duymasını, görmesini, kısaca izlenim kazanmasını isteyebilir.
4)Okuyucuya bir olayı oluşuyla birlikte gelişme halinde vermeyi amaçlayabilir. Bu, olmuş ya da olabilecek herhangi bir olay olabilir. Bundan yazarın amacı okuyucuyu olayın içine götürme, olayları oluş, gelişme ve zaman sırasına göre anlatmadır.
5)Bütün anlatımlarda genellikle bu dört ana amaçtan biri ya da birkaçı vardır.
2. ANLATIM BİÇİMLERİ

Anlatıma yön veren ve yukarıda belirtilen dört amaç, dört ayrı anlatım biçimi ortaya koymuştur.
Bunlar:
·Açıklayıcı anlatım biçimi
·Tartışmacı anlatım biçimi
·Betimleyici anlatım biçimi
·Öyküleyici anlatım biçimi
olarak belirtilebilir.
2.1. AÇIKLAYICI ANLATIM BİÇİMİ

Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım içimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder. Açıklama, günlük yaşamda herkesin başvurduğu yaygın bir anlatım biçimidir. Okullarda yöneticilerin tüzüklere ve yönetmeliklere dayanarak yaptıkları konuşmalar; derslerde öğretmenlerin yönelttikleri sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar; subayların erlerini, ustaların çıraklarını yetiştirmek için yaptıkları tanımlamalar, verdikleri bilgiler birer açıklamadır. Birçok kimsenin sorduğu “Niçin?” “Nasıl?” “Neden?” gibi sorular açıklama ile karşılanabilir. Bu nedenle açıklama, genellikle “ bir konuyu aydınlatma, gün ışığına çıkarma” amacıyla kullanılır. Yani açıklama, üzerinde durulan konuyla ilgili bir sorunun cevabı niteliği taşır.
Örneğin;
·Toplumsal kalkınmada eğitimin rolü nedir, nasıldır?
·Klasisizm, Türk edebiyatında hangi dönemlerde etkili olmuştur?
·Edebiyatımızda tiyatro ne zaman Batılı bir özellik kazanmıştır?
·Uzay çalışmalarının teknolojideki gelişmelere katkısı var mıdır?
·Sanat sevgisi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir?
·Gelir düzeyi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir?
·Toplumsal şiir ile bireysel şiirin ayrıldığı noktalar nelerdir?
·Lirik şiirde şair, hangi duyguları ön plana çıkarır?
Bu gibi konularda yazma çalışmaları açıklayıcı anlatım ile yapılır. Bir atasözünün ya da özdeyişin genişletilmesi; edebiyat, sanat, dil… vb alanlarda bir sorunun açıklanması; bir sözcüğün, bir terimin tanımlanması gibi yazma çalışmaları hep açıklamaya dayalıdır. Bu anlatım biçiminde amaç, “bilgilendirme”, “öğretme” olduğunda düşünceyi geliştirebilmek daha etkili kılmak için “tanımlama, karşılaştırma, neden ve kanıt gösterme, tanık gösterme, örnekleme” gibi açıklama yöntemlerine başvurulur.
Açıklamanın iki ayrı türü vardır: Birincisi her tür kişisellikten sıyrılmış, nesnel bir yaklaşımla gerçekleştirilir; yani özneldir. Bu yol makale, fıkra, deneme, sohbet gibi düşünce yazılarında kullanılır.
Açıklayıcı Anlatım Biçimleri ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
MÖ. VI. yüzyılda başlayıp yüzyılımızın başına dek etkisini yoğun biçimde sürdüren türler arasında tiyatro, felsefe ve tarih vardır. İlkçağ tiyatrosu tragedya ve komedya diye ikiye ayrılır. Tragedya, bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerden doğmuştur. Tragedyanın amacı, seyircide korku ve acıma duygusu uyandırmaktır. Bu da gerilimlerle sağlanır. Oyunun sonunda ise her şey çözüme kavuşur.
Bu parçada tiyatro, tarih ve felsefenin ortaya çıkışı, tragedyanın hemen bütün özellikleri bilgilendirmeye yönelik, açıklayıcı bir yöntemle, anlatılmıştır.
Örnek 2:
Herkes her şey olamaz. Nasıl iyi asker olmak için disiplin, iyi öğretmen olmak için bilgi, iyi tüccar olmak için para yeterli değilse, nasıl bütün mesleklerin, kendilerine göre biraz doğuştan gelme, çoğu da sonradan öğrenilen incelikleri varsa politikacıların da rastgele, herkesin beceremeyeceği yönleri vardır. Bunları becerebilen kimseler, on binlerce kişinin karşısına çıkıp nutuk söyleyebiliyor, binlerce kişinin elini sıkabiliyor, çömelip ayran içebiliyor…
Bu parçada politikacıda bulunan ve bulunması gereken özellikler açıklanmıştır.
2.2. TARTIŞMACI ANLATIM BİÇİMİ

Bir yargıyı, bir düşünceyi ya da öneriyi çürütme, değiştirme amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Yazı ve yazınsal yaratılarda yer alan önemli anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır.
Doğal olarak tartışmanın amacı okurların belli bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek; onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürütülmek istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar.
Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbet, fıkra, makale… vb) ele alınır.
Tartışmacı Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
“… Politika “ahkâk kesmek” olsaydı, bunu becerebilecek o kadar çok insan bulunurdu ki Türkiye’de. Üniversite kürsüsünün yüksekliğinde ahkâm kesmek, üniforma zırhının gerisinde ahkâm kesmek gazete sütununun açıklığında ahkâm kesmek, büyük memur masasında ahkâm kesmek çok kolay. Hatta oralarda kesilen ahkâmın politikacılardaki düşüncelerden de parlak olduğu söylenebilir. Ama, onlarınki kadar gerçekçi ve yığınlarla bağlantılı olduğu söylenebilir mi?
Parçada “ahkâm kesmek” ile ilgili görüşler tartışmacı bir anlatımla ele alınmıştır.
Örnek 2:
Eskiden Türk hafif müziği, şimdilerde Türk pop müziği denilen şarkılar bir yanıyla müzik, öbür yanıyla şiir olması gereken yapıtlar değil midir? Bu şarkılara söz yazanlar, hak edilmemiş şöhretlere ulaşmanın yanı sıra, Türkçe’den milyonlar, milyarlar vururken biraz daha özen gösteremezler mi? Üstelik bunu söylerken herkesçe alay konusu edilen “Kıl oldum abi”leri, “Bandıra bandıra ye beni”leri kast etmiyorum…
Bu parçalarda konuya tek taraflı yaklaşıldığı görülmektedir. Yani ileriye sürülen düşüncelere karşı çıkılabilir. Bu nedenle bir tartışma konusu olabilecek konularda görüş açıklandığından bunlar tartışmacı anlatıma örnek oluştururlar.
3. BETİMLEYİCİ (TASVİR) ANLATIM BİÇİMİ

Betimleme, yalın bir söyleşiyle sözcüklerle resim çizme sanatıdır. Görme, işitme, tatma, dokunma, koklama… gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini algılama, bu nitelikleri belirterek onları görünür kılmadır.
Betimleme, varlıkların kendilerine özgü niteliklerini sözcüklerle anlatma işidir. Varlıkların, eşyaların ve olayların en belirgin özellikleriyle tanıtılıp, göz önünde canlandırılmasına yönelik bir anlatım yoludur. Betimleme, bir bakıma varlıkların, nesnelerin ve olayların sözcüklerle resmini çizmektir. Bu anlatım okuyucuların duygularına, hayal gücüne seslenir; yani yazar dış dünya ile, varlıklarla ilgili izlenimlerini okurlara da aktarmak ister. Bunun için de bilinçli, titiz bir gözlem yoluyla ayrıntı seçer. Seçtiği ayrıntıları imge (hayal) oluşturacak biçimde düzenler.
Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genele doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümünü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, park, cami…) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir.
3.1. Konuları Bakımından Betimleme Türleri

·İnsan betimlemesi
·Hayvan betimlemesi
·Eşya betimlemesi
·Manzara betimlemesi
·Olay betimlemesi
3.2. Amaçları Bakımından Betimleme Türleri

·Açıklayıcı – teknik betimleme
·Sanatsal – izlenimsel betimleme
Betimleyici Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
Gökyüzünün açık güneşli olduğu bir ilkbahar günüydü. Öğleden sonra saat tam beşe çeyrek kala, arabamla Guercina’nın Pazar yerine geldim. Alan insan kaynıyordu. Birden çanlar çalmaya, sirenler ötmeye başladı. İlk kez gökten düşen bir bombayı, sonra bunun ardından on sekiz tane kadar olduğunu sayabildiğim savaş uçaklarını gördüm. Bombaların patlaması anlatılamaz bir panik yarattı. Ben beş milis askeriyle birlikte küçük bir tahta köprünün altına saklandım. Oldukça iyi gizlendiğimiz yerden meydanda olup bitenleri, kadınların, erkeklerin, çocukların ve hatta hayvanların nasıl bir şaşkınlık ve korku içinde kaçıştıklarını dehşetle görebiliyorduk…
Bu parçada yazar, birdenbire karşısına çıkan savaş ortamını; bu ortamda insanların nasıl davrandıklarını betimliyor.
Örnek 2:
Sarı yağmur incecik, ışığın üstüne yağan başka bir ışık gibi iniyordu. Yerler, ince yağmuru buradan alıp hızla az öteye döküveriyordu. Kuşlar boyunlarını içlerine çekmişler, tüyleri domur domur, dallarda kıpırtısız duruyor. Yağmurun içinden mor bir kelebek seli geçti. İleride akar çayın kıyısında bir çıvgına tutulup, bir hayat çalısının üstünde kasırgalandı, hayat çalısı mosmor oldu, tepeden tırnağa; bir süre karmakarışık iç içe uğunarak, salkım saçak toparlanıp dağılarak, orada savruldu. Sonra mor toparlak sarının ışıltısında eridi, dağıldı, usul usul yitip gitti.
Bu parçada doğadaki olaylar bir devinim içinde verilirken varlıklar çeşitli özellikleriyle çoğunlukla görme duyusuna seslenen bir biçimde gözler önünde canlandırılmıştır.
4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM BİÇİMİ

Konuyu, yani anlatılanı eylem içinde verme ve gösterme biçimidir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur; “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır.
Bu anlatım biçimi öykü, roman, masal, biyografi… gibi eserlerin temel örgüsünü oluşturur. Yazar, konuyla ilgili ana düşüncesini okuyucusuna belirli bir olayı yaşatarak algılatmayı amaçlamıştır. Bu anlatım biçimi çoğu zaman “betimleme” ile birlikte kullanılır.
Öyküleyici Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
……. Ateş oyunları arasında daha büyükleri, hatta kazalara yol açanları vardı. Baruttan gemiler, kuleler yapılarak şenlik yerine taşınır, burada bunlara ateş verilir, büyük patlamalarla yanıp tutuşmaları zevkle seyredilirdi. Ağzından ateş püsküren ejderhalar, tekerlekler üstünde halk arasında gezdirilir, görenler kaçar, seyredenler gülerdi.
Örnek 2:
On altıncı katta asansörden indik. Bana odayı gösterecek çocuğun peşlinden yürüyordum. Çocuk kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı, içeri girdik. Perdeler sıkı sıkıya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun kapısı açtı. Bir şey isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Haşişini verdim, gitti.
5. ÖSS’de Konuyla İlgili Çıkan Sorulardan Örnekler

Örnek 1:
Sofraya hep birlikte oturduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşeye otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
a)Betimleme – öyküleme
b)Öyküleme – örnek verme
c)Betimleme – açıklama
d)Açıklama – öyküleme
e)Açıklama – örnek verme
Örnek 2:
Adalarda oturanlar, akşamüzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
a)Öyküleme
b)Tanımlama
c)Tartışma
d)Açıklama
e)Karşılaştırma

Anlatım Türleri Nelerdir

Anlatım Türleri Nelerdir
Anlatım Türleri Nelerdir – anlatım biçimleri – Anlatım Türleri Hakkında – Anlatım Türleri Özellikleri

1-BETİMLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2.kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.
3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel betimleme denir.
4.Roman hikâye tiyatro gezi yazısı Şiir gibi türlerde kullanılır.
5.Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.

Sanatsal Betimleme:
1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.
Örnek metinler.91-92,İnce Memed, ve Çarşı

Açıklayıcı Betimleme:
1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.
Örnek metinler: s.92�Akdeniz Bölgesi�

2-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Olay kişi mekân ve zaman ortak öğeleridir.
2.Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)
3.Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
4.Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
5.Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır
6. Kişi mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
7.Öyküleyici anlatım hikâye roman anı söyleşi görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
8.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
9.Yaşanmış olaylarda olay zincir kurgulanmış olaylarda olay zinciri vardır.
10. 3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
11. Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
12.Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir.
13.Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 73 (Kefil) 75 (Kıbrıs�ın Fethi)76(Cemile)77(On İkiye Bir Var)78(Biz İnsanlar)81(Ayı ve İki Ahbap)82(İstanbul�un Fethi)83 (Başını Vermeyen Şehit)adlı metinler.

3-COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Özellikleri:
1.Lirik anlatımda dil �heyecana bağlı işlev�de kullanılır.
2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir roman hikâye tiyatro türlerinde kullanılır.
3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

4-DESTANSI(EPİK)ANLATIM

Özellikleri:
1.Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
2.Destan türünün yiğitçe havası vardır.
3.Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
4.Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
5.Etkileyici bir özellik taşır.
6.Sürekli hareket vardır.
7.Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
8 Şiir destan roman hikâye tiyatro destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.
9.Anlatımda abartıya yer verilebilir.
10.Sanatlı bir dil kullanılır.

Örnek metin: s.124 Çanakkale Şehitlerine s. 125SivastopolOsmancık Kanije Kalesi�nin Fethi Genç Osman

5-EMREDİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
2.Emir telkin öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.
3.Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
4.Cümlelerde fiiller hakimdir.
5.Uyulması beklenen bir üslubu vardır.(Zorlama anlamı vardır)
6.Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.
7.Trafik kuralları bazı eşyaların kullanma kılavuzları ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.

6-ÖĞRETİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama aydınlatma bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler Felsefi metinler Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabı sayfa 147�148 �Meridyenler� �Klasizm� Maddenin Üç Hali�

7-TARTIŞMACI ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
3.Dil ve ifade sade gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
4.Gereksiz ifadelere yer verilmez.
5.Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz.
6.Ses akışını bozan söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
7.Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir.
8.İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.
9.Fıkra deneme makale röportaj gibi türlerde kullanılır.
10.Yeteneğe bilgi ve deneyime göre yöntem belirlenir.
11.Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Anlatım tarzı sohbete varabilir.
12.İhtimal bildirmeyen kesin kanıtlanmış bilgiler kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 160�161�162�deki metinler

8-KANITLAYICI ANLATIM

Özellikleri:
1.İnandırma aydınlatma kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
2.Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.
3.Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.
4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.
5.Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.
6.Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.
7.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
8. �Tanımlama açıklayıcı betimleme sınıflandırma örneklendirme karşılaştırma tanık gösterme sayısal verilerden yararlanma � gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.
9.Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.

9-DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM

Düşsel Anlatımın Özellikleri:

1.D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip hayal ürünüdür.
2.Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir.
3.Mekân olağanüstü düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
4.Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
5.Düşsel anlatımda hayal varsayım abartma kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır.
6.Daha çok di� li veya miş�li geçmiş zaman kipi kullanılır.
Örnekler: Harry Potter Yüzüklerin Efendisi Gora E.TYıldız Savaşları

Düşsel Anlatımla; Düşsel Olmayan Metinlerin Benzer Ve Farklı Yönleri:

Benzerlikleri:
Her iki anlatımda da yapıyı meydana getiren ögeler (kişizamanmekanve olay örgüsü)aynıdır.

Farklılıkları:
1.Düşsel anlatımda: D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahiphayal ürünüdür.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Konu yaşanmış ya da yaşanabilir olmalıdır. Günlük yaşama ait unsurlar konu olabilir.

2. Düşsel anlatımda: Tema hayali unsurlardan oluşur
Düşsel Olmayan Anlatımda: Tema konuyla ilgili olarak günlük yaşama ait yaşanabilir özelliktedir.

3. Düşsel anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. Bazen zaman ötesi nitelikler taşır.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. İçinde bulunduğumuz zamanın özelliklerine sahiptir.

4. Düşsel anlatımda: Mekân olağanüstü düşsel ögelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Mekân olağanüstü düşsel ögelerden uzak sıradan günlük yaşamda karşılaşacağımız mekânlardır.

5. Düşsel anlatımda: Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Kişiler gerçekte olabilecek sıradan günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz kişilerdir.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 176(�Bitmeyecek Öykü� �Ağrı Dağı�) 177 (Dünyalar Savaşı) adlı metinler

10-GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM

Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman hikâye tiyatro şiir deneme

Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:
1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

�Gelecekten söz eden anlatım� ile �Düşsel anlatım� arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar kişiler zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır. (Bakınız dil ve anlatım kitabı sayfa 183 �Ütopya� ve �İklim Değişikliği� başlıklı metinler.)

11-SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet mülakat ve diyalog monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro Mülakat Röportaj Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

12-MİZAHİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses taklit hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar durumlar hareketler kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman hikâye tiyatro şiir deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal edebi işlevlerde kull.)

KANITLAYICI ANLATIM

Ortaya atılan herhangi bir konu düşünce görüş veya yargıyı okuyucuya (veya dinleyiciye) kabul ettirmek için başvurulan anlatım biçimine kanıtlama (ispat yoluyla anlatım) denir. Bu anlatım biçimi -genellikle- makale deneme fıkra eleştiri gibi yazılı türlerle; konferans açık oturum münazara gibi sözlü kompozisyonlarda kullanılır.

Kanıtlamada önce kişiye ait düşünceler (yargılar kanaatler …) ortaya konur sonra bu kanaatlerin doğruluğunu ispatlayacak delillerden belgelerden de yararlanılarak dinleyici veya okuyucu ikna edilir. Bu anlatım biçiminde bir başka üslûp olarak da önce yazarın katılmadığı zıt düşünceler söylenir sonra bunların yanlışlığı belgeleriyle ispatlanır.

FANTASTİK ANLATIM

Gerçek dışı ve düşsel nitelikteki olgu ve oluşumları niteleyen sözcük. FANTAZİ Büyük ölçüde bireysel istek ve kaprislere göre biçimlenmiş amacı somut bir işlevi yanıtlamak olmayan özellikle genel-geçer eğilimlere uymayı yadsıyan her tür sanatsal ürün tutum ve davranış. Soyutlaştırma Yüzey ya da hacim sanatlarında gerçek varlıklara gönderme yapan betilerin tanınamayacak derecede yalınlaştırılması. Üsluplaştırma işlemine benzer gibi gözükse de ondan tümüyle farklıdır. Üsluplaştırma betiyi gerçek bir varlık olarak tanınabilirlikten uzaklaştırmaz. Ayrıca Soyutlaştırma tümüyle bireysel bir etkinlik olduğu halde üsluplaştırmada genel toplumsal biçim kalıplarına uymak söz konusudur. Soyut Resim Soyut Ekspresyonizmin 1950lerin sonuyla 1960lar arasında gelişen bir dalı. Büyük oranda A.B.D.ye özgüdür. Geniş homojen boyanmış ve birbirinden yalıtılmış renk lekeleri oluşturmaya dayanan bir resim anlayışı getirmiştir. Gölge-Işık ve Devingenlik etkisini yadsıyışıyla soyut sanatın en uç noktası sayılabilir. Sanatta İlk Soyutlaşmanın Başlama Nedenleri Buzul Çağının sonuna kadar insanların yiyeceklerini hazır olarak doğadan aldıklarını gördük. Yani insan yiyeceğini doğadan gasp suretiyle temin ediyordu. Fakat bu çağda insan avcıdır ve yabani meyveleri toplayarak geçinir. Taştan balta ağaçtan yay ve mızrak kafataslarından kap-kacak yapmaktadır. Avı için büyü yapar tuzaklar kurar. Avını kayalara resmeder resimde onu öldürür. Böylece avını yakalayacağına inanır. Buzul Çağında insan düşüncesi hayvanla ilgilidir. Kendini problem olarak ele almamıştır. Ortataş Çağında ise insanın kendini gözlemlediği görülüyor. Buzul Çağında insan resimleri canavarımsı değildir. İnsanın içini ürperten bir anlatım yoktur. Henüz neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmemektedir. Günah fikri henüz doğmamıştır. O aynen Eskimolar Buşmanlar gibi neşeli sağlıklı bir vahşidir. Kendisinin yaptığı işler canavarcadır. Fakat onda canavar düşüncesi yoktur. Bu devrin insanı bol su ağaç av meyve ve zengin bir doğa içindedir. Ölülerini ölüye ilişkin eşyalarla birlikte ve yaşayan bir insanın neye ihtiyacı varsa onlarla beraber gömüyor. Bu tasavvuru ilerde büyük uygarlıkların başladığı Mısır ve Mezopotamyada da göreceğiz. Ayrıca Buzul Çağı insanları ölünün doğal rengini yok etmek için onları kırmızı toprak boyalarla boyuyorlardı. Görüyoruz ki Buzul Çağı insanında öldükten sonra yaşanıldığı inancı vardır.
Fakat bu dünya ve öteki dünya gibi bir tasavvurları yoktur. Bütün bu hususları bize Buzul Çağı sanatı açıklamaktadır. Bu çağın resimlerinde bir şey üzerinde kafa yormak olmadığı gibi düşünülmüş soyut anlamda ulvi bir tasarım da yoktur. Bu resimler tamamen hali gösterirler ve içinde yaşanılan somut dünyanın birer aynasıdırlar. Demek ki Buzul Çağı insanının dünyası soyut olmayan bir bütünle ilgilidir. Bu devrin sonundaysa insan tamamen bir başka ortamdadır. İnsan artık bizzat kendini gözlemlemektedir. Resimlerdeki hayvanın yerini insan almıştır. Hayvan resimleri tamamen kaybolmamakla birlikte azalmıştır. Bu olayı Ortataş Çağında görüyoruz. Henüz tarım hayvanları evcilleştirme ve çanak-çömlek gibi tasarımlara ait buluşlar yoktur. Fakat bütün bu buluşların hazırlıkları görülmektedir. Bunların hazırlanma devri olan Ortataş Çağı İ.Ö. 10.000 – 4.000 arasıdır. Verilen bu tarihler Güney Avrupa içindir. Kuzey Avrupada ise İ.Ö. 10.000 – 2.000 arasıdır. Tarımın ilk kez Mezopotamya ve Mısırda görüldüğü gerek kazılardan gerekse din kitaplarından bilinmektedir. Tarımla insanoğlu tüketicilikten üreticiliğe geçiyor. Yani kendi ihtiyacını artık bizzat yaratan varlık durumuna geçiyor. Bu olay insanlığın oluşunda büyük bir değişmeyi göstermektedir. Tarımla beraber toprağa yerleşme başlıyor. Tarım yapılan yerlerde köyler kuruluyor. Kalabalık bir insan topluluğunun çalışması toprağın ürün vermesi fikri bereketin sırrı ölüm ve doğum üzerinde düşünme tohumun verimliliği hava güneş yağmur gibi etmenler üzerinde endişeler ortaya çıkıyor.
Fantastik Türünün Ortaya Çıkışı Fantastik yazının geçmişi 17. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Bu yüzyılda Batı edebiyatlarında verilen eserlerde fantastik öğelere rastlanır. Fransız yazar Charles Pernault eserlerinde fantastik öğelere yer verenler arasındadır. Gerçekte ise bu yazın William Beckpord’un Fransızca olarak yazdığı Vathek Sasques Cazotte’un Diable amoureux adlarında bu türe örnek oluşturabilecek özellikteki iki öyküsü ve 19. yüzyıl İngiltere’sinde gotik kaynaklı bir akımdan hareketle dehşet verici haydutluk maceralarına hortlaklara hayaletlere yer veren polisiye roman kurgusundan da yararlanarak bir suçun işlenişini toplumsal gerçekliğe dayanarak anlatan “Kara Roman”ın etkisiyle kendisinden söz ettirmeye başlar. Geçen yüzyılın başlarından ortalarına kadar süren zaman kesitinde değişik ülkelerden – Amerika’dan İngiltere’ye Fransa’dan Rusya’ya kadar uzanan bir yelpazede – Ludwig Tieck Ernest Thcodor Amcdeus Hoffmann Achim Von Arnim Nathani el Hawthorne Washington Irwing Prosper Merimce Honorc de Balzac gibi ünlü yazarların kalemlerinden önemli fantastik yapıtlar çıkar. Önceleri sadece nesnel gerçekliğin sınırlarını aşma olarak algılanan fantastik tür Edgor Allon Poc ile ussal biçimini bulur. Henry Sames tarafından ise yenilikçi bir anlatım içinde okuyucuya ulaşır. Fakat fantastik edebiyat bir tür olarak 18. yüzyılın sonlarında doğmuştur. Bu yüzyılda bazı yapıtlarda öteki dünyaya karşı bir ilginin düşlere mistik zevklere doğru bir eğilimin ve akılcılığa karşı bir tepkinin dile getirildiğini görüyoruz. Goethe ve Ann Rodeliff bu konuda sayabileceğimiz isimler arasında yer alır. Fantastik edebiyat kısaca ve kabaca söylenecek olursa hayaletleri ruhları düşsel yaratıkları içine alan bir edebiyat türüdür. Öykü roman masal gibi türleri kapsayan bu edebiyat zaman içerisinde çok geniş bir yayılım göstermiştir. masalımsı öğelerden olağanüstü büyüleyici ortamlardan harikalar ülkesinin sahnelerinden sıyrılarak gerçekçi bir

çerçeveye yerleşmiş olaylar gerçek ortamlarda geçmeye başlamıştır. Bir varmış bir yokmuş ifadesiyle başlayan masallar okuru gerçeküstü belirsiz bir ortama götürürken fantastik öykülerde mantık dışının gerçek ve günlük yaşama birdenbire giriverdiğini görüyoruz. Fantastik eserlerdeki kişiler ve olaylar tanıdığımız içinde yaşadığımız evrendeki kişiler ve olayların değiştirilmiş biçimidir diyebiliriz. Çünkü olağanüstü olayların gerçekçi zemin üzerine oturtulması bu yeni edebiyat türünün başlıca özelliğidir. Fantastik Türünün Çeşitli Tanımları Castex Conte Fantatique en France (Fransa’da Fantastik öykü) adlı yapıtında şöyle yazar: “Fantastik …. Gerçek yaşama birdenbire gizemin girmesiyle …. Belirir”. Louis Vax L’Art et la Littérature Fantastiques’te (Fantastik Sanat ve Edebiyat): “Fantastik anlatı… bizim yaşadığımız gerçek dünyada yaşayan bizler gibi ancak birdenbire kabul edilmesi olanaksız bir olay karşısında kalmış insanlar sunmayı sever.” Roger Caillois Au Coeur du Fantastique’te (Fantastiğin İçinde): “Tüm fantastik bilinen düzenin bozulması gündeliğin değişmez yasallığı içinden kabul edilmemeyecek olanın fışkırmasıdır” “Fantastik kendi doğal yasalarından başka yasa tanımayan bir öznenin görünüşte doğaüstü bir olay karşısında yaşadığı kararsızlıktır” yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere fantastik doğaüstü olayların gerçek bir zemine oturtulması ile ortaya çıkmaktadır. Olaylar ne kadar olağanüstü görünürse görünsün gerçeklik payı mutlaka vardır ve kişiler de yaşadığımız dünya içerisindedir. Todorov ise şöyle der: “Bir kitapta anlatılan bazı olayların açık biçimde hayal ürünü olduğunun belirtilmesi yapıtın geri kalan bölümündeki hayal payını tartışılır kılar. Herhangi bir görüntü aşırı coşmuş bir hayal gücünün ürünüyse eğer onu çevreleyen diğer olayların hepsinin gerçek olmasındandır. Fantastik edebiyat hayalgücüne bir övgü olmak şöyle dursun metnin büyük bölümünü gerçekliğe dayandırır. Fantastik edebiyat bize yalnız iki kavram sunar gerçeklik ve edebiyat üstelik ikisi de zor tanımlanır kavramlar. On dokuzuncu yüzyıl gerçeklik ve düşsellik ayrımının metafiziğiyle yaşamıştı ve fantastik edebiyat da bu pozitivist on dokuzuncu yüzyılın vicdan rahatsızlığından başka bir şey değildir. ancak bugün ne değişmez bir dışsal gerçekliğe ne de bu gerçekliğin yazıya aktarılmasından başka amacı olmayan bir edebiyata inanılıyor artık. Nesneler özerkliğini yitirirken sözcükler özerklik kazandı.

KONUŞMALI ANLATIM ( DİYALOG )

Herhangi bir konu üzerinde iki veya daha çok kimsenin karşılıklı konuşturulduğu anlatım biçimine konuşmalı anlatım (diyalog) denir. Tiyatro eserlerinin tamamı bu anlatım biçimiyle kaleme alınır. Açık oturum panel forum münazara mülâkat ve röportaj gibi uygulamalar da diyalog tarzında yapılır. Hikâye roman sohbet fıkra gibi türlerde anlatıma canlılık kazandırmak ve okuyucunun dikkatini çekmek için yeri geldikçe konuşmalı anlatımdan yararlanılır.

Konuşmalı anlatımda aşağıdaki hususlara dikkat edilir:

a) Kişilerin konuşmaları kendi karakterlerine toplumdaki yerlerine mesleklerine uygun ve tabiî olmalıdır. Öğretmenin bir öğretmen gibi annenin bir anne gibi doktorun da bir doktor gibi… konuşturulması gerekir

b) Konuşmalar okuyucuyu bıktıracak derecede uzatılmamalıdır.

c) Cümleler konuşma dilinin özelliklerine uygun biçimde düzenlenmelidir.

d) Sözün gelişinden kimlerin konuştuğu açıkça anlaşılıyorsa gereksiz açıklamalara ve ayrıntılara yer verilmez.

e) Karşılıklı konuşmalar konuşma çizgisiyle (―) gösterilir. (Amerikan tipi yazılarda konuşma çizgisi kullanılmamakta bunun yerine konuşmalar tırnak işareti içinde verilmektedir.) Konuşma çizgisinin her zaman paragrafa konması gerektiği unutulmamalıdır. Bir kişinin sıra kendindeyken peş peşe söylediği cümlelerin her biri için konuşma çizgisi tekrarlanmaz. Konuşanın değiştiğini sözün başkasına geçtiğini göstermek gerekince
konuşma çizgisi tekrar konur.

MİZAH

Tanımıyla (resimli komik fıkra komik bir durumu tasvir eden çizim) karikatür mizah anlamına gelir. Fakat canlandırılmış çizgi film ya da macera fan¤¤¤i ya da romantik hikayeler anlatan resimli çizgi dizilerin arasında bulunduğu bazı karikatürlerin komik olma niyeti yoktur; buna rağmen karikatür kelimesi kullanıldığında akla mizah gelir.

Karikatür olmamalarına rağmen ilkçağlardaki tablolar ve çizimlerin birçok mizahi yanları vardı. Hatshepsut’sun hükümdarlığında (15. yüzyıl) Mısırlı bir kraliçenin aşırı yüklenmiş bir katır üzerine otururken oluşan kat kat vücudu ve sarkan göğüslerini gösteren tasviri Japonya’da bin yıldan daha fazla bir süre önce yellenme yarışmaları ve Piskopos Tobanın erkeklik organı üzerine bir tomar kağıtları Frans’nın el yazması ve kitaplarındaki süslenmiş harflerdeki komik ögeler 10–12’nci yüzyıl arasında; Vinci’nin karikatürleri Pieter Bruegel’in 16. yüzyıl Hollandasının halka mal olan komik çizimleri Batı Ukrayna’nın 16’ncı yüzyıl sosyal hicivden esinlenerek yapılmış dini tabloları Japonya’nın gravürleri Hindistan’ın Kalighat yergi çizimleri 18 ve 19’uncu yüzyılda İngiltere’de James Gillray’ın William Hogarth’ın ve George Gukshanki ve Fransa’da Honoré Deumier ve Juan David’in çalışmaları buna birer örnektir.

Bu çalışmalar karikatürün bir ya da daha fazla özelliğini yergiyi parodiyi ince espriyi şakacılığı garipliği ve erotizmi sergiler. Mizah ve karikatürü tanımlama çabasında muhtemelen en uygun kategoriler; latife komik anlatım politik ve yerici mizah ve portre karikatürüdür.

İnce esprili (gag) karikatürleri sanata uygulanmış bir oturumluk esprilerdir. Nerede basıldıklarına bağlı olarak çeşitli biçimler alırlar; bazıları utandıracak kadar aptalca diğerleri (görünüşte) daha entelektüel diğerleri müstehcen ya
da garip (Gahan Wilson’un çalışmaları akla gelir). Komik öykü biçimindeki karikatürler gazete ve resimli çizgi roman gibi mizahi bir hikayeyi ya da gülünç fıkrayı birden fazla oturumda anlatır. Sık sık mizahi bir duruma düşen ve kurtulan daimi bir tipi karakterize eden üç ya da dört oturumluk biçimde; diğer zamanlar kahramanın komik halleri uzun süreye yayılmış olarak seri hale getirilir. Politik karikatürler tek oturumluk sosyal politik ve kişiliklerin zaaflarını dürter ve yorumlar ve durumda değişiklik olması için mücadele eder. Basının özgürlüğü olmayan bazı ülkelerde karikatür politik meselelerden kaçınır. Hicveden/mizahi çizimler belki de mizahtan öte sanatsal yapıya yönelir; duvara asıp sergileyecek kadar kalıcı görünürler. Sergilerde kitaplarda gazetelerde dergilerde ve inceleme makalelerinde yer alırlar. Portre karikatür insanların abartılı tasviridir ve yukarıda belirtilen türlerin hepsinde bulunabilir.

Karikatürlerdeki mizah çağdaş toplumda engellerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Özellikle Amerika ve Amerikalı olan herşeyi taklid eden ülkelerde politik doğruluk adına aşırı duyarlılık mizah sanatçısını engellemiştir. Resimli hikaye kahramanların içen sigara içen çapkınlık yapan ve zorba tavırları komik olmama yolunda arındırılmıştır. Politik karikatürler çeşitli etnik grupların bireylerini kadınları ve politik şahsiyetleri nasıl gösterdikleri konusunda tehdit boykot ve düpedüz sansür yoluyla kem küm edilmiştir.

Mizah karikatüristlerin karşılaştığı bir diğer mesele yapılan çalışmayı gazeteye satma konusundaki yarıştır. Amerika’da gazeteler ikamet eden karikatüristleri geçici olarak işten çıkarmış ya da çalışmalarını daha ucuza satan karikatüristlere bağlı olarak yeni karikatürist işe almamıştır. Pazar kaybetmenin yanı sıra karikatüristler için sonuç politik karikatürlerde daha az yerel meseleleri ele alma olmuştur. Problem çalışmalarını gazetelere satan karikatüristlerin dünya çevresinde seyahat ederek yerel sanatçıların pazarlarını ve işlerini elinden alıp yabancı olaylar kahramanlar durumlar kullanarak ve genellikle medya emperyalizmi edebileştirmesiyle artmıştır.

Birçok yerdeki problem daha genç insanların tercihlerini mizah karikatürü değil aksiyon/macera resimli hikaye olarak kullanmasıdır. Japon manga ya da anime internet ve video oyunları görsel efekt ağırlıklı filmlerden etkilenenler gazetedeki çizgi roman politik karikatürleri ya da mizah çizimlerine ilgileri yok denecek kadar azdır.

Bir kişiyi ağlatana kadar güldüren komik bir karikatürden daha tatmin edici bir şey yoktur ve sonuç olarak bir mizah türünün diğer kültürel biçimler gibi kaybolmasına izin vereceğiz gibi görünmüyor.

GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM
Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman hikâye tiyatro şiir deneme
Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:
1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

“Gelecekten söz eden anlatım” ile “Düşsel anlatım” arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar kişiler zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır.

SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet mülakat ve diyalog monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro Mülakat Röportaj Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

Yazılı Anlatım Türleri – Makale

Yazılı Anlatım Türleri – Makale
makale nedir – makale hakkında – makale özellikleri

Makale, temeli düşünce olan yazı türüdür. Makalede konu sınırlaması yoktur. Bir düşünce, toplumsal bir olay, bilimsel bir gerçek, söz sanatları, plastik sanatlar, makalenin konusu olur. Makaleler bir tezi savunma yazılarıdır. Bu nedenle yapısı, ortaya atılan bir görüş ve bu görüşü destekleyecek düşüncelerle örülür.
Makalenin ülkemizde tanınması, gazetenin yayınlanmasıyla olmuştur. Makaleler köşe yazılarındandır. Gazetelerin ilk sayfalarındaki makaleye başmakale denir. Gazetenin başmakalesi genellikle aynı yazar tarafından yazılır. Gazetenin dünya görüşünü ve olaylara bakış açısını belirler. Gazetenin okuyucu sayısı üzerinde de etkilidir. Kimi insanlar, başyazar gazete değiştirdiğinde ya da beğendikleri makale yazarı artık eskisi kadar etkili ve tutarlı yazmadığında gazetelerini değiştirirler. Bu yüzden makale yazmak çok önemlidir. Makale yazarı, okuyucu ile bağını koparmamak zorundadır.

* Makalenin belirleyici özellikleri
- Düşünsel plânla yazılır.
- Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesinenoturtabilmelidir.
- Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
- İşlenen konu kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmalıdır.
- Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır.

Etiketler:anlatım türleri ve özellikleri şiirde anlatım özellikleri anlatım çeşitleri şiirin anlatım özellikleri anlatım özellikleri anlatım özellikleri ile ilgili sorular anlatım özellikleri nelerdir anlatım türleri nelerdir şiirde anlatım özellikleri ne anlatım biçimlerinin özellikleri anlatımın özellikleri ile ilgili sorular anlatımın türleri ve özellikleri anlatim çeşitleri anlatım türleri nedir şiir anlatım özellikleri anlatım biçimleri özellikleri şiirde anlatim biçimleri şiirsel anlatım özellikleri anlatım özellikleriyle ilgili test anlatım biçimler açıklayıcı soruları
Şiirde ölçü: → → Ölçü→ → şiirde ritmi sağlar ve Türk edebiyatımızda 3 türlü kullanılmıştır.Bunlar : hece,aruz ve serbesttir.
Parnasizm: Parnasizm Fransa'da 1860 yılında Çağdaş parnas şiir dergisi etrafında toplanan sanatçılarca ortaya çıkarılmış bir akımdır.
Anlatım biçimleri: Anlatım biçimleri, anlatılacak olay veya kavramların nasıl anlatıldığını belirten edebiyat terimidir; yazarın anlatımını yaparken kullandığı üsluba, başvurduğu yönteme anlatım biçimi denir.
Anlatım yöntemi: Anlatım yöntemi ya da Anlatım biçimi, yazarın edebiyat, tiyatral, sinemasal ya da müzikal hikâyeleri seyirciye iletmek için kullandığı yapının, ayarlanma metodları.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir