Sırpların Yaptığı İşkenceler

balkanlar bir bitti haline ideolog kitap mason nda ndan temel vasa Sırpların Yaptığı İşkenceler Bosna Savaşında Yapılan İşkenceler sırpların bosnalı kadınlara yaptıkları sırpların y..

Bosna’da Yaşıyor Olmanın Bedeli ………

Diyceksinizki bu nereden çıktı şimdi dün bir kanalda bosna’da savaş sırasında savaş muhabirliği yapan bir gazeteci konuktu ve bosnada yapılan insafsızlıkları ,insanın nasıl hayvandan daha aşağı bir mahluk olduğunu gözleriyle görmüş ve kitap yapmıştı….
şu sözü bana çok acı geldi “bosnada savaş ölenler için bitti!!”
ben düşündümde bosnada olsaydım ve onların yaşadıklarını yaşasaydım şimdi nasıl bir durumda olurdum ben hayal dahi edemiyorum……..

Bosna Savaşı’nda tüm dünya Bosnalı Müslümanlara karşı uygulanan sistemli vahşete tanıklık etti. Savaş sırasında ve sonrasında en dikkat çekici gelişmelerden birisi de, Sırp kasabı olarak tanınan Miloseviç’e bağlılık gösteren radikallerin sayısının sürekli artmasıydı. Aslında bir tür toplu paranoya yaşayan bu insanların büyük çoğunluğu, akıl almaz vahşetlere dahi destek verdiler. Bununla beraber, yaşanan vahşeti şiddetle kınayan, kısa bir zaman öncesine kadar dostça ilişkiler içinde yaşadıkları komşularının haklarını savunmak isteyen pek çok vicdan sahibi Sırp olduğu da vurgulanması gereken bir gerçektir.

Bu bölümün başında Sırp ırkçılığının nasıl mason ideologlar tarafından sistemli bir biçimde kışkırtıldığını incelemiş, aşırı milliyetçi Sırpların nasıl Balkanların maşası haline getirildiklerini görmüştük. Aynı sistemli kışkırtma Bosna Savaşı’nda da yaşanmıştır ve günümüzde de zaman zaman Balkanlar’da yaşanan küçük çatışmaların da temel kaynaklarından biridir. Mason ideolog Vasa Cubriloviç’in 1937 Memorandumu’ndan esinlenerek hazırlanan 1986 Memorandumu ile Sırpların “haklarını” aramaya başlaması, Müslümanların Balkanlardaki varlığının “Büyük Sırbistan’ın” geleceği için bir tehlike olduğu yalanları telkin edilmeye başlandı. Mason Miloseviç ve ekibinin temel politikasını oluşturan ve tamamen hayali hikayeler üzerine kurulmuş olan bu programa dayanarak, sistemli bir “nefret oluşturma” kampanyası uygulamaya kondu. Savaş boyunca bu nefret, bebeklerin boğazını kesmeye, canlı insanların ayağına nal çakmaya, yedi yaşındaki kız çocuklarına tecavüz etmeye kadar vardı. Bazı Sırpları böylesine büyük bir terörü uygulayacak hale getiren kişi olan Miloseviç’in, propaganda ve beyin yıkama yöntemleri ise klasik radikal milliyetçilik telkinlerinin bir türüdür:

“Time dergisi, Miloseviç’in taktiğini şöyle anlatıyor: ‘Miloseviç önce, Sırpların bir soykırım tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu yalan iddiasını ortaya atıyor. Sonra diğer Cumhuriyetlerdeki Sırpları ayaklandırarak onlara yardım ediyor.” (Cumhuriyet, 3 Haziran 1992)

“Bu vahşet neden?… İzzetbegoviç bu soruya yanıtını şöyle toparlıyor: ‘Bu teröristler cenazelere bile ateş ediyorlar. Böylesine bir acımasızlık, böylesine bir gaddarlık az görülmüştür. Bir tür kara milliyetçiliktir bu. Bu aşırı Sırp milliyetçiliğini faşizmle çarpın, Bolşevizmle çarpın, işte sonuç bu oluyor. İşte Slobodan Miloseviç hem aşırı milliyetçi hem de Bolşevik. Bu ikisinin karışımından böyle bir canavar yaratıldı. Onların gözünde biz Türküz. Onun için de tarihin derinliklerinden gelen bir nefretleri var bize karşı..” (Sabah, 9 Temmuz 1992)

“Ljubomir Pajic yazısında diyor ki: ‘Miloseviç, Sırplara aşağı yukarı her gün: Savaşmalısınız, sıkı durmalısınız, yoksa yok olursunuz.’ diyor.” (Quick, 30 Temmuz 1992)

Yapılan araştırmalar ve görgü tanıklarının ifadeleri ile de açıkça ortaya konan bir başka önemli gerçek ise, Çetnik milislerinin uyguladığı her türlü işkence ve zulmün, Sırbistan yöneticileri tarafından ayrıntılı olarak emredilmiş olmasıdır. Diğer bir deyişle, yaşananlar birkaç ‘dengesiz’ kişinin, kontrolsüz aşırılıkları değil, Miloseviç diktasının planlı bir yok etme politikasıdır:

“Sırplar kadınlara tecavüz ediyor… Bölgedeki çevreler Sırp birliklerinin tecavüzü artık bir savaş gereği olarak gördüklerini ve askerlerin üstlerinden, özellikle genç Müslüman kızlarına tecavüz etmek üzere kesin emirler aldıklarını belirtiyorlar.” (Sabah, 24 Ağustos 1992)

Bu emirleri uygulamaları için Sırp askerlerine psikolojik baskıyı azaltacak bazı haplar dağıtıldığı da basında yer alan haberler arasındaydı:

“Bosna-Hersek’teki Sırp kampından kurtulan Alia Lujinoviç, yeşil haplar alan Sırp gardiyanların hergün tutukluların boğazını kestiklerini anlattı.” (Sabah, 14 Ağustos 1992)

Miloseviç’in soykırım politikası, insanları birer ölüm makinasını dönüştürmüş, Bosna Savaşı’nda tarihte eşine az rastlanır bir vahşet yaşanmıştır:

“KASAPLARA SUÇÜSTÜ…CNN televizyonunda yayınlanan haberde ise kamplardaki görüntülerin yanı sıra, iki Sırp gardiyanın itirafları yer aldı. Adlarını vermeyen iki gardiyandan biri, 5 Müslüman genç kızın ırzına geçtiğini, kızların daha sonra arkadaşları tarafından işkenceyle öldürüldüğünü, cesetlerin ise nehre atıldığını anlattı. Diğer gardiyan ise şöyle konuştu: ‘Ben şimdiye kadar kaç Müslüman öldürdüğümü hatırlamıyorum. Yalnız bir tanesini kafasına balta vurarak öldürdüğümü hatırlıyorum. Bana, ‘Neden öldürüyorsun?’ diye sorarsanız, onu da bilmiyorum’.” (Hürriyet, 26 Temmuz 1992)

Müslümanları katleden Sırp milisi Cheko ve adamları
Sırp terörünü, yakalanan bir “Sırp kasabı”nın itirafları en iyi biçimde ortaya koyan örneklerdendir:

“21 yaşındaki Sırp militan Borislav Herak, Müslümanları kesmek için canlı hayvanlar üzerinde tatbikat yaptıklarını ve kadınlara tecavüz ettikten sonra öldürdüklerini itiraf etti. ‘İstenen herşeyi yaptım, çünkü başka seçeneğim yoktu. Emirlere uymak zorundaydım’ diyen Herak’ın ruhi dengesinin yerinde olduğu belirlendi. Herak şöyle devam etti: Geçen Haziran ayında Sırp kamplarına katıldım. Burada eğitim gördüm. Canlı domuzlarla göğüs göğüse savaş tatbikatı yaptık. Onların boğazlarını kestik. Müslüman esirlerin bulunduğu Donja Bioca Kampında 3 mahkumu avcı bıçağıyla paramparça ettim.

Geçen yaz Saraybosna’nın kuzeyindeki Ahatoviç Köyü’nde kalaşnikofla 20 kişiyi öldürdüm. Bize verilen emir, ‘herkesi öldürün, hiç kimse sağ kalmasın’ şeklindeydi. Biz de emirleri uyguladık. Boşnak kadınları, Saraybosna’nın kuzeyinde kurulmuş bir kampta toplardık… Kadınlara tecavüz eder, sonra yenilerine yer açılması için onları öldürürdük. Ben de yirmi yaşlarında 10 genç kıza tecavüz ettim. İfadesinin sonunda yaptıklarının cezasız kalmamasını da isteyen Herak, ‘Sadece benim cezalandırılmam yetmez. Ben bunları anlatırken diğer tarafta aynı vahşet tüm şiddetiyle sürüyor. Bu vahşeti durdurmak lazım.’ dedi.” (Hürriyet, 17 Aralık 1992)

Üstelik Sırp milisleri uyguladıkları vahşete karşılık radikal liderleri tarafından “ödüllendirilmişlerdir” de:

“Bosna-Hersek Cumhuriyeti İstanbul Fahri Başkonsolosu Sacide Sılaycı, Bosna-Hersek’te saldırıların paralı askerlerce gerçekleştirildiğini belirterek, ‘Sırp çeteciler, öldürülen her insan için kaynağı bilinmeyen yerlerden 500-700 mark arasında para alıyorlar’ diye konuştu.” (Milliyet, 29 Temmuz 1992)

Bosnalı Müslümanlara her türlü işkencenin yapıldığı toplama kamplarının görüntülerinin, Hitler’in toplama kamplarından hiçbir farkı yoktu.

“Bosna Enformasyon Merkezi’ne bilgi veren Müslüman kaynaklar, daha önce öldürdükleri her Müslüman başına 500 mark prim alan Snayperistlerin (Uzun menzilli, dürbünlü tüfeklerle gizlendikleri yerden sivil halka ateş eden insan avcıları) aldıkları primin 1000 marka çıkarıldığını haber veriyorlar.” (Günaydın, 21 Mayıs 1992)

Sırp Terörü ve Yaptığı Vahşet

Bosna’da, üç yıl süren savaş boyunca, Müslümanlara uygulanan “etnik temizlik” akıl durduracak boyutlardaydı. Burada tarihin en büyük katliamlarından birisi uygulandı. Bu bölümün başlarında, Çetnik çetelerinin İsrailli uzmanlar tarafından eğitildiğine dair bilgileri vermiştik. Gerçekten de uygulanan katliam yöntemlerine bakınca “Siyonist ideolojinin tarzı”nı görmemek mümkün değildir. Ayrıca Bosnalı bir diplomatın sözleriyle “yalnızca İsrail böyle dev bir ‘etnik temizlik’ hareketini gerçekleştirebilecek tecrübeye sahiptir.” Bu vahşet yöntemlerinin benzerlerinin Filistinli Müslümanlar üzerinde nasıl uygulandığını diğer kitaplarımızda incelemiştik. Aşağıda ise, Sırp terörünün dehşet verici örneklerine yer vereceğiz.

TECAVÜZ

“Sırplar tarafından ırzına geçilmiş 50 bine yakın Bosnalı kadından birçoğunun hamile olduğu, bunların çoğunun da bu hamileliklerinden kurtulmak için gerekli kürtaj olanaklarından yoksun bulunduğu belirtildi. Tecavüz kamplarına düşen kadınlara hamile kalana kadar tecavüz edildiği ve hamile kaldıktan sonra bu kadınların hamileliklerinin kürtaj olanaksız hale gelene kadar kampta tutulduktan sonra serbest bırakıldıkları belirtiliyor. Tecavüzü etnik temizlik amaçlarına hizmet edecek biçimde kullanan Sırplar, ‘nefret ürünü’ bir kuşak yaratmaya çalışıyorlar.” (Milliyet, 2 Ocak 1993)

“Vogosca kentindeki bir olayda, Çetnikler zorla girdikleri bir evde, küçük bir kıza tecavüz ettiler. Beş tanesi kızın babasını tutarken, altıncısı babasının önünde kıza tecavüz ediyordu. Saldırganların işi bittiğinde kız ölmüştü… Aynı bölgede biri 13, biri 7 yaşındaki iki kıza daha, annelerinin gözleri önünde Çetniklerce tecavüz edildiği bildirildi. Her iki kız da öldü…” (On Chetniks’ Crimes Commited Over Muslim Girls and Women, The Riyasat of Islamic Community, sf.3)

YAKMA

Sırplar tarafından yakılarak öldürülmüş bir Boşnak
“Müslümanların gözlerinin oyulduğu, kollarının, bacaklarının ve erkeklerin erkeklik organlarının kesildiğini bildiren ajans, Sırp çetecilerin katlettikleri Müslümanların tanınmaması için cesetleri topladıkları yerlerde yaktıklarını kaydetti.” (Günaydın, 20 Mayıs 1992)

Faşizan Sırp çeteleri, Bosna Savaşı boyunca çocuk, kadın, erkek, yaşlı demeden binlerce insana akıl almaz işkenceler uyguladılar. Çocukları bile gözlerini kırpmadan yakabilen bu zihniyetin temelinde, din ahlakından uzak ırkçı ideolojiler yatmaktadır.

“Bir görgü tanığı, Sırp çetecilerin yaptıklarını gözyaşları içinde anlatırken şunları söyledi: ‘Sırp saldırısı nedeniyle dağlara kaçan Boşnak kadın ve çocukları toplayıp dağ evlerine kapatıyorlardı. Sonra da, evlerin tüm çevresine benzin döküp ateşe verdiler. Müslüman kadın ve çocuklar çığlıklar içinde diri diri yandılar. Biz ilerdeki ormanda saklandığımız yerden bunu seyrettik…” (Sabah, 18 Eylül 1992)

“Camilerle hızını alamayan Sırp katiller bu defa Müslüman mahallelerdeki bütün evleri tek tek havadan bombalayarak birer enkaza çevirmiş…Havadan bombalama bitince, dışarı kaçmaya çalışan Müslüman halkın üzerine ateş açılmış… Kimi ateşte yakılmış, kiminin boğazı kör bıçakla kesilmiş… Tek kelimeyle vahşet… Evleri yanan kadın ve çocuklar feryad figan ile dışarıya kaçmaya çalışıyordu… Ama Sırp katiller köyün etrafını sarmış kimsenin dışarı kaçmasına izin vermiyorlardı… Göz göre göre 85 kadın ve çocuk diri diri yandı gitti…” (Türkiye, 8 Haziran 1992)

Etiketler:sırpların bosnalı kadınlara yaptıkları sırpların yaptığı işkenceler bosna savaşında yapılan işkenceler bosnada kızlar bosnada yapılan işkenceler bosna hersek savaşı işkence görüntüleri bosnalı kadınlara yapılan işkenceler borislav herak anlatıyor sırpların işkencesi bosna vahşeti bosna savaşı nasıl bitti bosna sistemli tecav sırp bosna savaşını anlatan kitaplar cocuk kampları eziyetleri sırp askerleri tarafında yakarak öldürüldü bosnadaki akıl almaz işkenceler sırp borislav herak bosnada tacavüz edilen sırpların müslümanlara yaptığı zulümler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir