Söyleşi Nedir Vikipedi

Sponsorlu Bağlantılar
ama bkz kol konu sohbet Söyleşi Nedir Vikipedi Söyleşi Vikipedi söyleşi nedir söyleşi nedir vikipedi söyleşi vikip..

Söyleşi Nedir

Söyleşi Nedir

Bir yazarın, kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden, muhatabıyla konuşuyormuş hissini verecek bir üslûpla makale plânında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.
sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayrılır. çoğunlukla, günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.
Söyleşirken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Bu kuralların diğer günlük konuşma
türleri için de geçerli olduğu unutulmamalıdır.

Bu kurallar şunlardır:

• Söylenilenler doğru olmalıdır.
• Dedikodu yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, siz bir başkasının dedikodusunu
yaparsanız, sizin olmadığınız ortamlarda da sizin dedikodunuz yapılacaktır.
• İçten davranılmalı, insanlarla pazarlıksız bir iletişim kurulmalıdır.
• Konuşmanın uygun zamanlarında karşıdaki kişinin adı söylenmelidir.
• Sadece bir kişi konuşmamalıdır. Söyleşinin karşılıklı konuşma olduğu unutulmamalıdır.
• Dinleyen kişiye zorla bir görüşü benimsetmeye çalışılmamalı, o kişinin de
görüşlerine saygı gösterilmelidir.
• Konuşurken konuşmanın olanaklarından (bkz. Ünite 3) yararlanılmalı; ama
bağıra bağıra konuşulmamalıdır.
• Konuşurken el – kol eylemleri abartılmamalıdır. Yoksa söylenilenden çok eylemlere
dikkat edilir.
• Konuşanın sözü kesilmemeli, düşüncesini söylemesine olanak sağlanmalıdır.
• Sonradan konuşma ortamına gelenleri konuşmaya katmak için konuşulan
konu kısaca o kişiye de anlatılmalıdır. Konu gelen kişiye açıklanmak istenmiyorsa
ortak bir konu üzerinde konuşulmaya başlanmalıdır.

Söyleşi (sohbet) Nedir? Söyleşi Tanımı? Söyleşi Özellikleri Nelerdir?

Söyleşi (Sohbet) Nedir? Söyleşi Tanımı? Söyleşi Özellikleri Nelerdir?
Bir yazarın kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden muhatabıyla konuşuyormuş hissini verecek bir üslûpla makale plânında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.

Sohbet makaleden üslûp yönüyle ayrılır. çoğunlukla günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir hatıralardan halk fıkralarından nüktelerden özlü sözlerden yararlanılır.

Makaleye benzer bir yazı türüdür. Konusu daha çok genel ya da günlük sanat olaylarıdır. Fakat konu tez ve savunma amacı güdülmeden ve karşılıklı konuşma havası içinde sıcak bir dille yazılır. İnsanlar karşılıklı konuşmayı sevdiklerinden söyleşi türündeki yazıları okumayı severler. İyi bildiği ve herkesin ilgilendiği bir konuda çoğu kişi söyleşi yazabilir. Bunun için bir konuda ne söyleneceğini bilmenin yanı sıra nasıl söyleneceğini bilmek gerekir. Söylenecekler küçük şakalarla daha çekici duruma getirilebilir. İyi bir dinleyici olmak iyi bir söyleşi yazmak için önemlidir. Usta bir söyleşi yazarı çok ağır konuları bile herkesin okuyup anlayabileceği bir duruma getirir.

Söyleşi türünün Türk Edebiyatı’ndaki önemli temsilcileri: “Ahmet Rasim – Ramazan Sohbetleri” “Suut Kemal Yetkin – Edebiyat Söyleşileri” “Şevket Rado – Eşref Saati” “Melih Cevdet Anday – Dilimiz Üzerine Söyleşiler” “Nurullah Ataç – Karalama Defteri”… Ayrıca Cenap Şahabettin Refik Halit Karay Hasan Ali Yücel… gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir.
Söyleşinin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Düşünsel plânla yazılır.
• Yazar anlattıklarının doğruluğuna okuyucusu ile olan bağına güvenmeli anlattıklarını günlük konuşma havasıyla fakat mantık çerçevesinden ayrılmadan anlatabilmelidir.
• Kolay okunabilir bir uslup yakalayabilmelidir.

Sözden Söze
Mektuptan açılmış talihim bir tane daha geldi. Öteki gibi değil bu. Bir kere yazan gizlemiyor kendini kim olduğunu söylüyor: İsmet Zeki Eyüboğlu adında bir genç. İstanbul Bilim Yurdunda yani Üniversitesinde okuyormuş. Sonra da benimle eğlenmiyor alaya almıyor beni över gibi gözüküp alttan alta iğnelemeğe kalkmıyor. Çıkışıyor bana çıkışıyor ya haklı olarak çıkışıyor. Eski yazılarımı şu Öz Türkçe yazılarımı beğenirmiş yenilerine sinirleniyor şöyle diyor:

“Geçen günkü Nokta dergisinde Ulus’tan aktarılmış bir yazınızı okudum. Ne çok üzüldüm bilseniz! Yoksa sizi de mi elden kaçırdık? Nerde o eski güzelim Öz Türkçe sözler nerde o yazınızdaki edebiyat ahlâk hak sanat merak şiir gibi tatsız tutsuz Osmanlıca sözler. Niçin şunun bunun sözüne bakıp da düşüncelerimizi değiştiriyorsunuz? O yeni sözleri beğenmeyenler var diye mi yazmak istemiyorsunuz? Günün birinde bir kişi çıkıp size: “Beğenmedim bu sesinizi” dese ona bakıp da sesinizi değiştirecek misiniz? Ne derse desin el gün. Biz yolumuza bakalım;

Daha böyle çok şeyler söylüyor. O mektubu okurken tatlı bir duygu sardı içimi “mektup” değil de “beti” dediğim günleri andım. Doğru söylüyor iyi söylüyor o genç. Utandım kendi kendimden inandığım yoldan dönmenin yeri mi vardı? Bu çıkışmalarına karşılık ne diyeyim de bağışlatayım suçu mu? Var benim de bir özrüm gelgelelim gençler anlamaz anlamamaları daha da iyidir. Gene söyleyelim ben.

A çocuğum ben yaşlandım kocadım da onun için saptım yolumdan. Bilin ki sevinerek olmadı bu. Gene durup durup o yola özlemle bakıyorum. Bir sevgilinin bir daha evine varamayacağınız bir sevgilinin yoluna nasıl bakılırsa öyle bakıyorum. Biliyorum ki doğru oradadır; güzel oradadır ancak ben yoruldum dizlerim kesildi. Bir de o işi başaramayacağımı anladım. Yalnızdım pek yalnız kaldım. Beni tutanlar benim o yolda gitmemi dileyenler vardı uzaktan seslenmekle yetiniyorlardı. Beni özendirmek istemelerine ne denli sevinirsem sevineyim yanımda kimseyi görememek üzüyordu beni.

Doğrusu büsbütün de bırakmadım o yolu. Böyle Arapça Farsça tilcikleri kullandığım yazılarımda gene o sevdiğim kimini de kendim uydurduğum tilciklere yer veriyorum. Biliyorum yetmez bu en doğrusu gene eskisi gibi özTürkçe yazmaktır. Onu yakında bir dergide gene deneyeceğim.

Çok sevindim o mektuba. Birkaç yıl benim yürüdüğüm bir yolu bırakmak istemeyenler olmasına çok sevindim. Gençler unutsun benim emeklerimi onları hiçe saysınlar Arapça Farsça tilciklerden kaçınmadığım bir suda sevgiliden geliverecek bir esenleme gibi yüreğimi aydınlatır güneşler doğurur gönlümde.

İtalyan yazarı Luigi Pirandello’nun bir iki oyununu görmüşsünüzdür hikâyelerini okudunuz mu? Bay Feridun Timur onlardan otuz altısını dilimize çevirmiş Millî Eğitim Bakanlığı da bastırmış. Hepsini okumadımsa da okuduklarım çok hoşuma gitti diyebilirim ki o yazarın oyunlarından daha çok beğendim hikayelerini. Oyunlarında yüksekten atmayı andırır bir hal vardır. Hikâyeleri öyle değil Pirandello onlarda kişilerini daha iyi gösteriyor canlandırıyor. Oyunlarında hep bir görüşü savunmak okuyanları yahut seyircilerini düşündürmek ister. Hem de çözümlenemeyeceğini söylediği meseleler üzerinde düşündürmek ister. Bir gerginlik vardır oyunlarında hikâyeleri ise öyle değil onlardaki kişiler daha canlı okuyana daha yakın. Herhalde bana öyle geldi.

Bay Feridun Timur da iyi çevirmiş dilimize. Belli ki İtalyanca cümleye bağlı kalmak istememiş her yerde değilse bile çok yerde: “Bizim dilimizde nasıl söylemeli?” diye düşünmüş. Örneğin bir yerde: “Don Lollo hiddetten küplere biniyordu.” diyor. “Küplere binmek” deyimi sanmam ki İtalyancada olsun. Daha böyle çok buluşlar var Bay Feridun Timur’un çevirisinde.

Ama belli ki daha genç bir yazar o cesareti daima gösteremiyor bazan acemiliklere düşüyor. İşte bir örnek: “Don Lollo bu sözlere olmaz diyordu. Nafile; olan olmuştu; fakat nihayet kabul etti ve ertesi sabah şafakla beraber âlet ve edevat torbası s ırtında olduğu halde Zi Dima Locası Primosole’ye geldi. Nihayet kabul etti.” den önce bir “fakat” koymanın ne yeri var? Hele: “avandanlığı s ırtında” demek dururken “âlet ve edevat torbası s ırtında olduğu halde” demenin cümleye bir ağırlık verdiğini nasıl anlamıyor? Daha böyle kusurlar var Bay Feridun Timur’un çevirisinde “haykırmak” sözünü çok kullanıyor hem de “bağırmak” yerine kullanıyor. Gene o hikâyenin bir yerinde: “Küpten olmamak için ihtiyarı orada mevkuf mu tutacaktı?” diyor. Burada “mevkuf” sözü hiç yakışıyor mu? “kendisi küpten olmasın diye ihtiyarı hürriyetinden mi edecekti” diyemez miydi?

Bir de şunu söyleyelim. “Ciddi Bir Şey Değil” adlı hikâyede şöyle bir cümle var: “Her defasında bir daha aynı hataya düşmeyeceğine dair yemin üstüne yemin ediyor ahdü peyman ediyor yeniden âşık olmamak için kahraman bir deva araştıracağını söylüyordu.” Bay Feridun Timur böyle konuşmaz elbette “düşmeyeceğine yemin etti .”der. Düşmeyeceğine dair yemin etti.” demez. Belki İtalyanlar öyle der biz demeyiz. “Kahraman deva” da ne oluyor? belli Fransızların “remède hèroique” dedikleri İtalyancada tıpkısı olabilir Türkçede öyle denmez başka bir şey arasın.

Luigi Pirandello’dan “Seçme Hikâyeler” de böyle ufak tefek kusurlar var gene de o kitap tatlı tatlı okunuyor Bay Feridun Timur’u iyi çevirmenlerimizden yani mütercimlerimizden sayabiliriz. Hele bir şeye çok sevindim: ikinci ciltte dil birinci cilttekinden çok daha iyi. Demek ki Bay Feridun Timur’un çevirileri günden güne iyileşecek. Ben adını yeni duyduğuma göre kendisinin bir genç olduğunu sanıyorum bundan sonraki çevirileri elbette daha kusursuz olur. Siz de okuyun o hikâyeleri eğlenirsiniz hele ikinci cildin başındaki Donna Mimma’dan başlarsanız bütün kitabı okumak hevesi uyanır içinizde.

(Nurullah ATAÇ. Söyleşiler TDK 231 Ankara 1964 )

> Aşkla Ayak Üstü Söyleşi

Aşk
Sana ne diyecektim
Güllere düşürdün beni
Kırlarda bir kelebektim
Ellere düşürdün beni

Umut
Gönlümün kavramı
Kalmadı dünün anlamı
Gizledin bir gün sonramı
Fallara düşürdün beni

Küçük bir yıldızdım
Kaydım
Her yeri vatanım saydım
Bulutlarda bir damlaydım
Sellere düşürdün beni

Seneler kadar uzaktın
Fark edilmez bir tuzaktın
Yaktın yüreğimi yaktın
Küllere düşürdün beni

Bir kızı sevmiş dediler
Biraz deliymiş dediler
Neler söylediler neler
Dillere düşürdün beni

Özüne su yürür gibi
Bir gün ucu görür gibi
Sanki meyve verir gibi
Dallara düşürdün beni

Acıyı balda tanıdım
Dikeni gülde tanıdım
Gurbeti yolda tanıdım
Yollara düşürdün beni

ERDAL ERCİN

Lise 3 Dil Ve Anlatım Konu Anlatımı

Günlük nedir: Bir Kimsenin günlük yaşamından edindiği izlenimler bu izlenimlerin yarattığı duygu ve düşünceleri tarih belirterek günü güne anlattığı yazılara günlük denir
Günlük kişinin içini dökme gereksiniminden doğmuştur. Kişi içini dökerken duygu ve düşüncelerini hiç saklamadan yada sınırlandırarak aktarırı. Bu acıdan günlüklerin kimisi dışa kimimside içe donuktur

Günlük Türünün Özellikleri nelerdir sıralayınız
1-Günü gününe tutulan anı niteliği taşır.
2-Anlatılanlar öznel bir yaklaşımla verilir.
3-Doğrudan anlatım benimsenir.
4-Anlatımda iç konumsa tekniğinden yararlanılır.
5-Her olay olgu günlük konusu olabilir.
6-Her türlü anlatım biçiminden tekniğinden yaralanılır. Kimi roman ve öykülerde günlük bir anlatım biçimi olarak kullanılabilir.

Not: Günlük terim tanzimattan sonra “Ruzname” ile karşılanmıştır.
*Divan Edebiyatında “vaka-i” nameler bir günlük sayılır.
*Edebiyatımızdan günlük terimi ilk kez “Fatih RIFKI ATAY” kullanmıştır.
*Günlük anı ile karşılanmamalıdır. Günlükleri anıdan ayıran günlüklerin günü gününe yazılmasıdır. Anıda ise yaşananlar daha sonra bellekte klan biçimi ile yazıya dökülür.
*Günlükler bir Edebiyat türü olarak asıl kimliğini 1940’dan sonra başlamıştır.

Türk Edebiyatında Günlük Konusundaki kitaplar
Nurullah ATAÇ – Günlük – Günce
Oktay – Geçmişin Kuşları
Salah BİRSEL – Günlük

Gezi Yazısı nedir : gezilip görülen yerleri ilgi çekici özelliklerini anlatan yazılara gezi yazısı denir. Eskiden (seyahatname) terimiyle karşıladığımız gezi yazısı sıradan gözlemleri değil insanlar için ilginç sayılabilecek ayrıntıları konu edinir. Bu yandan gezi yazarı çok dikkatli gözlem yapmak zorundadır.

Gezi Yazılarının Özellikleri nelerdir açıklayınız
1-Yazar bireysel duygu ve düşüncelerini ön plana çıkarmaz. Gördüklerini çoğu kez fotoğraf, fotoğrafçı gerçekliği ile verir. Zaman zaman kendi yorumunu da katar.
2-Gezi yazıları toplumları yasayış gelenek ve görenek hakkında fikir verir. Bu nedenle tarih toplum bilimi, coğrafya… Gibi bilimlere kaynaklık eder.
3-Gezi yazılarında birden çok anlatım biçiminden yararlanılır. Gezi yazıları mektup, günlük biçimlerinde oluşturabilir.
4-Yalın ve anlaşılır bir dil gezi Yazılarının temel özelliklerindendir.
5-Gezi yazıları daha çok gazetelerde yayınlanır. Bir kitap biçiminde dönüştürülebilir.

Gezi Türünün önemli Eserleri
Evliya Celebi – Seyahat Name
Mehmet Celebi – Paris Sefaret Namesi
Ahmet Milat – Avrupa Bir Ceverlan
Canap Şaha bettin – Hac Yolunda
Ahmet Haşim – Frankfurt Seyahat Namesi
Azra Erhat – Mani Anadolu
Fatih Rıfkı Atay – Tuna Kıyıları
Anı tanımı: Bir kişinin basından gecen olay yâda yasadığı dönemde ortaya çıkan olay ve olguları kişisel bilgi ve izlenimlere dayanarak anlattığı yazılara (Anı – Hatıra) denir.

Anı Türünün Özelliklerini açıklayınız
1-Anı türü şimdiki zaman değil geçmiş zamanı anlatır.
2-Geçmiş zamanı anlattığı için tarihe yardımcı olur.
3-Anı yazısında nesnellik esastır.
4-Anı yazarı gerçeklere bağlı kalır. Onları değiştirmeden anlatır. Akis takdirde anıların bir değeri almaz.
5-anılar doğrudan anlatım yöntemine dayanır.
6-Anı yazarı anılarını yazarken anlattığı dönemle ilgili tüm kaynaklara bas vurur. Bu kaynaklar eski gazeteler, fotoğraflar, yazı ve mektuplar olabilir.
7-Anı yazısı bir döneme ayna tutmak onu aydınlatma amacı taşır.
8-Anı yazarı anlattıklarını %100 kanıtlamak zorunda değildir. Yalnız yazar anılarını içten duygularla ve doğruluktan şaşmadan yazmalıdır.

Anı Türünün Önemli Özellikleri nelerdir
Ahmet Kasım – Eşgal-i zaman falaka
H.Ziya Uşaklığı – Kırk Yıl – Saray ve ötesi
F.Rıfkı ATAY – Çankaya – Zetindalı
Y.Ziya ATAÇ – Porteler – Bizim Yokuş
A.Şinasi Hisar – Boğaz içi Yalılar
A.Şinasi Hisar – Geçmiş zaman köşkleri
Y.Kemal Beyatlı – Siyasi ve Edebi Portreler

Mektup nedir: Kişinin uzun süreli ayrılıklarda gördükleri duygu ve düşüncelerini uzaktaki kişilerle paylaşmak amacıyla yazdığı yazılara mektup denir.
Konuları ve yazılış amaçları bakımından mektuplar;
(Özel Mektup, is mektupları, yazısal edebi mektuplar ) biçiminde kümelendirilir
Birbirlerini çok yakından tanıyan kişiler arasında gidip gelen mektuba özel mektup denir.
Kişiden kişiye yazılmış olması içten ve senli benli bir dille oluşturulmalıdır. Böyle mektuplara bir plana sıkı sıkıya bağlanmak gerekmez ancak bu belli sıranın izlenmeyeceği anlamına da gelmez. Özel mektuplarda hitap, gövde, sonuç bölümleri olur. Resmi kuruluşların birbiri arasında yazışmaları yâda bu kuruluşlara sunulan dilekçeler resmi mektup adını alır. Özel kurum ve kuruluşlar arasındaki yazımsalar ise is mektubu olarak tanımlanabilir.
Özel mektupların yazarı bir sair, romancı, öykücü ise oraya yazısal edebi mektup dediğimiz tür çıkar. Bir kişiden baksa bir kişiye yazılan ama herkesin okuması için gazete ve dergilerde yayınlanan mektuplarda vardır. Bunlara acık mektup denirki bunlarda düşünsel ve yazısal boyutu mektuplar arasında yer alır.
Mektup türü zaman zaman diğer yazı türlerinde bir anlatım biçimi olarak genç werther olarak kullanılmıştır. Söz gelişi mektup biçimiyle yazılan romanlara su örnek verilebilir.
Gen. Werther – Acılar Goethe
Handan – H.Edip Adıvar
K.Nuri Güntekin – Bir Kadın Düşmanı
A.Hamit Tarhan, ziya Gökhan ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi sanatçıların mektupları çeşitli tarihlerde kitaplaştırılmıştır.

Söyleşi tanımı: Herhangi bir konuda okuyucuyu sıkmadan konuşma havasında yazılan yazılara söyleşi sohbet denir.
Türk edebiyatında edebiyat-ı cedide döneminde “Muhasebe” sohbet başlığı altında yazılar yazılmıştır. Bundan söyleşi havasında yer yer dönemeye yaklaşan yazılardır “ Batıdan Söyleşi” adlı bir alınmış değildir. Cumhuriyet döneminde “ söyleşi” daha çok ilgi gösterilmiştir.

Söyleşi Türünün Özelliklerini açıklayınız
1-Her konuda yazılabilir.
2-Konuşma havası taşır.
3-Anlatımda içtenlik, yalınlık, duruluk esastır.
4-Bir görüşü kanıtlama amacı güdülmez.
5-Konuya öznel bir bakışla yaklaşılır.
6-Her Türlü anlatım biçimi ve tekniğinden yararlanılır.

Söyleşi türünün önemli Eserleri hangileridir
Ahmet Rasim – Ramazan Sohbetleri
Suud Kemal Etki – Edebiyat Söyleşileri
Şevket Rader – Eşref Saat
M.Cevdet Anday – Dilimiz Üstüne Söyleşiler

Biyografi tanımı nedir : herhangi bir alandaki çalışmalarıyla ün kazanmış sanata ve kültüre hizmet etmiş kişilerin yaş***** bütün yönleriyle inceleyerek okura bilgi vermeyi amaçlayan yazılara biyografi denir.
Yasam öyküsü gerçek bir kişinin yaş***** anlatır. Ancak bu kişi sıradan bir kişi değildir. Toplumlarına çeşitli yönlerden katkıları olmuş bilim; sanat, siyaset gibi alanlarda birinde kendini kamuya dünyaya kabul ettirmiş kişilerin yaşam öyküsünü konu alabilirler.

Biyografi Türünün Özelliklerini açıklayınız
1-Tanınmış kişiler konu edilir.
2-Anlatımların belgelere, kanıtlara dayanması gerekir.
3-Yazarın “Aktaran” konumunda olduğu 3 kişili anlatımla yazılır.
4-Okuyucuya bilgi verme, izlenim kazandırma amacı taşır.
5-Anlatımda öyküleme ve açıklamalardan yararlanılır.
6-Biyografi yazarı hem bir tarihçi hem bir sanatçı gibi davranır.

Türk Edebiyatında Biyografi
Biyografi türünün “divan” Edebiyatında karşılığı “tezkire” dır. Edebiyatımızın ilk tezkiresi sayılan “Mecezyi – ün nezafiz” ünlü cahetel sairi Alisir Nevai Yazmıştır.
Batı anlamda biyografi eserleri daha çok cumhuriyet döneminde ortaya konmuştur. Bu türdeki bazı örnekler şunlardır.
A.Şinasi Hisar – Ahmet Haşim ve Şiiri
Ş.Süreyya Aydemir – Tek Ada
A.Hamdi Tanpınar – Yahya Kemal
Mehmet Kaplan – Teyfik Fikret

Otobiyografi nedir açıklayınız : bilim, sanat, edebiyat, siyaset… Olanlarından birinde ün kazanmış kişilerin kendi yaşamlarını kendilerinin yazmasıyla ortaya çıkan eserlere “otobiyografi” öz yasam öyküsü denir.
Otobiyografi eserleri biyografilerde anlatım yazarın kendi azgındandır. Otobiyografi bu yönüyle anıya benzer ancak anıda amaç, bir dönemi yansıtmaktır. Otobiyografideyse yazardan daha çok kendisini öne çıkarır ve “ben”ini odaklaştırır.

Biyografi ve Otobiyografi arasındaki farklar nedir maddeler halinde sıralayınız
1-Biyografi dolaylı otobiyografi doğrudan anlatım vardır.
2-Biyografide Nesnellik otobiyografide yer yer öznellik ağır basar.
3-Biyografi, tanıtılan kişiyi çevresiyle birlikte ele alır; otobiyografide ise kişi anlatılanları kendisiyle sınırlar.
4-Biyografi kişinin dış dünyasına otobiyografi iç dünyasına yöneliktir.
5-Biyografide belgeler, otobiyografide bellek önem kazanır.

Türk Edebiyatında Otobiyografi
Edebiyatımızda otobiyografi eser sayısı çok azdır. Halit Ziya usaklıgılım (40 Yıl adlı eserin) anı otobiyografi karışımıdır. Aziz Nesinin (Böyle Gelmiş Böyle Gitmez) Başarılı bir otobiyografi sayılabilir.

2. Dönem

Fıkra nedir: Gazete yâda dergilerin belirli köşelerinde yayınlanan güncel, siyaset toplumsal sorunları bireysel görüle ele alıp isleyen yazılara fıkra (köşe yazısı) denir.

Fıkra Türünün Özellikleri
1-Fıkra güncel bir olayı konu edinir. Gazetelerin belli kösesinde yayınlanan bu maddeler yazıları kalıcılığı yoktur.
2-Fıkra yazarı işlediği konuyu görüşleri acısından değerlendirir. Bunu yaparken bir görüşün ayrıntılarıyla ele alma kanıtlama amacı gütmez.
3-Fıkrada anlatım yalın be yoğundur.
4-Yazar çok çeşitli konulardan söz açabilir.
5-Düşünsel bir planla yazılır ve değişik anlatım biçimleri kullanılır.

Bu tür eserler edebiyatımıza Tanzimatla birlikte girmiştir.
NoT: İnsanı güldürmeyi amaçlayan ve halk arasında anlatılan kısa öykülere de fıkra denir.
Günümüzün Önemli Fıkra Yazarları kimlerdir
1-Hasan Cemal
2-CeTin Altan
3-Oktay Akbal
4-Fehmi Koru

Deneme nedir : Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan kişisel görüş düşünceleri anlattığı yazılara deneme denir.
*insanı ilgilendiren her şey yasam, ölüm sanat, siyaset, bilim gibi konular deneme konusu olabilir.
*Denemeci istediği konuyla ilgili olarak kimi gerçekleri okura iletmek aktarmak ister. Fakat bunu bilimsel bir ciddiyetle değil eğlendirici bir hava içerisinde yazar.
*Yazar yazısının konumsa havası içerisinde yazar.

Türk Edebiyatında Deneme
Deneme türündeki yazılara edebiyatımızda ilk kez serveti hünum döneminde rastlanmaktadır. Bu tür özellikle cumhuriyet döneminde rastlanmaktadır. Bu tür özellikle cumhuriyet döneminde ilgi görmüştür.
Çağdaş Türk edebiyatında baslıca deneme yazarları kimlerdir ?;
1-Yakup Kadri Karaosmanoğlu
2-Nurullah Ataç
3-Sabahattin Eyüp oğlu
4-Suud Kemal Yetkin
5-Ahmet Hamdi Tanpınar
6-Mehmet Kaplan
7-Melih Cevdet Anday

Dünya Edebiyatında Deneme
Deneme türünün en eski örneklerini (deneme) terimi kullanılmadan önce yunan ve Latin edebiyatında görmek mümkündür. Ancak batı edebiyatında bu türünün kurucusu olarak Fransız sanatçı Mantaingne (1533–1591) Kabul edilir. İngiliz edebiyatında bu türün öncüsü bocan (1561–1621)dır. Bocan felsefesi denemeleriyle tanınmış bir sanatçıdır. Deneme türü adını ve kesin biçimini 16.yüzyılın ikinci yarısında almıştır.

Makale tanımını yapınız : okuyucu bilgilendirme amacı taşıyan her türlü olay yâda olguyu konu edine bilimsel nitelikli gazete yâda dergi yazılarına makale denir. Makale türü gazete ile birlikte doğup gelişmiştir.

Makale Türünün Özelliklerini açıklayınız
1-Her Türlü Konuyu isleyebilir. Bu tür için bir konu sınırlanması yoktur. Edebiyat sanat tiyatro, tıp, hukuk, askerlik, siyaset gibi adamlarla makale yazılabilir.
2-Makale yazmak uzmanlık ister. Yeteri kadar bilgi birikimi olmayan kişilerden makale yazması beklenemez.
3-makalede ağırbaşlı ciddi bir anlatım vardır. Söz oyunları dolaylamalar mecazlar bu türe uygun değildir. Konu nesnel bir anlayışla işlenir.
4-Makale yazarı örnekleme karışlaştırma tanık gösterme sayısal verilerden yararlanma tanımlama gibi düşünceyi geliştirme yollarından birinden yâda bir kaçından yararlanılabilir.
5-yazar makalevi girişinde öne sürdüğü sev yâda düşünceyi kanıtlamak zorundadır.
6-islediği konuya bağlı olarak makaleler o konuyla ilgili terimleri yaygın biçimde içerir.
7-makale de açıklayıcı ve tartışmacı anlayış biçimlerinden en geniş biçiminde yararlanılır.

Türk Düşüncesinde Makale
Makale düşünce hayatımıza Tanzimatla girdi. İlk makale örneği Tanzimat sanatçısı Şinasi tercümanı gazetesinde “Mukaddime” başlığıyla yayınlamıştır.(1860)
Bu tür daha daha sonra gazeteciliği gelişmesine bağlı olarak yaygınlık kazanmış bilim sanat politika alanlarında makale yazılmıştır.

Fıkra İle Makale Arasındaki Farklar nelerdir
1-) Fıkra makaleye göre daha kısa bir yazı türüdür.
2-) Makalede belli görüşleri kanıtlama amacı vardır. Fıkrada ise böyle bir amaç yoktur.
3-) Fıkranın anlatımında makaledeki ciddiyet görülmez, yer yer esprili hoşa giden bir anlatım ön plana çıkar.
4-) Makale yazmak belli bir uzmanlık ister.
ELEŞTİRİ tanımı
Bir sanat eserini ve sanatçıyı ayrıntılı bir biçimde tanıdıktan sonra onun olumlu ya da olumsuz yönlerini somut verilere dayanarak yargılayıp değerlendiren yazı tipine eleştiri denir. Okuyucu ile eser arasında bir köprü görevi yapan eleştirini açıklama aydınlatma ve değerlendirme gibi üç temel işlevi vardır.Eleştiri çoğu kez olumsuz yönüyle düşünülür.Bir eserin(“roman,tiyatro,öykü,şiir…v.b”) eleştirmek onun olumsuz yanlarını belirlenmek sayılır.Ama bu yanlış bir eleştiridir.Gerek bir eleştiriden bir eleştiriye konu olacak eserin hem olumlu hem olumsuz yanları bir arada verilmelidir.Eleştirmenlik zor bir iştir.Her şeyden önce değişik alanlarda bilgi birikimi iyi olmalıdır. Bir eleştirmenin çağdaş sanat akımlarından düşünce tarihinden sosyolojik psikolojik alanların temel kavramlarından haberdar olması gerekir. Böyle olursa eleştirmen ele aldığı eseri yada sanatçıyı bütün boyutlarıyla tanıtabilir. Okuyucu böyle eleştirilen eseri gerçek anlamda tanıyabilmiş olur. İyi bir eleştirmen bir eseri değerlendirirken çok güzel ya da çok kötü gibi toptancı yargılardan kaçınmalıdır. Yargılarında gerçekleri açık açık ortaya koymalıdır. Nesnel bir eleştiri gerçek eleştiridir. Önyargılardan uzak olmalıdır.
ELEŞTİRİ TÜRLERİ hangileridir
Sanatçıya Dönük Eleştiri ( Biyografik Eleştiri )
Bu tür eleştiride sanatçının bireysel özelliklerinden yola çıkarak değerlendirilir. Buna biyografik eleştiri denir. Bu tür eleştiride sanatçının kişiliğini ve psikolojisini aydınlatmak için sanatçının eserleri belge olarak kullanılır.
Esere Dönük Eleştiri
Eleştirmenin bakış açısı sanatçıya değil de esere yönelikse esere dönük eleştiri ortaya çıkar. Bu tür nesnel-bilimsel eleştiri olarak da bilinir.
Topluma Dönük Eleştiri
Bu tür eleştiride eserin toplumsal olay yâda olgularla bağlantısı toplumsal gelişme katkısı üzerinde durulur.
Okura Dönük Eleştiri
Böyle eleştirilerde eleştirmen eseri değerlendirmekten çok bir okuyucu olarak kendisi üzerindeki etkilerden söz eder. Buna izlenimci eleştiri denir.
Eleştiri Türünün Ayırt Edici Özellikleri nelerdir
1-) Her eser yâda sanatçı eleştiri konusu olabilir.
2-) Eleştiride bir eser olumlu yâda olumsuz yönleriyle ele alınır.
3-) Eleştiri doğrudan esere yönelik olmalıdır.
4-) Eleştiri yapılırken somut verilerden yararlanılmalıdır.
5-) İyi bir eleştiri öznellikten uzak olmalıdır.
6-) Eleştiride daha çok açıklama, tartışma, tanık gösterme, örnekleme gibi yöntemler kullanılır.
Türk Edebiyatında Eleştiri
Türk edebiyatında ilk eleştiri örneklerine divan edebiyatında bir tür biyografik eser olan tezkirelerde rastlanır.16.yüzyılda yaşayan “latifi” tezkiresi en önemli örneğidir.
Batılı anlamda ilk eleştiri yazılarına ise tazimattan sonra rastlanır. Namık Kemal’in 18662dan Tasvir’i Efkârı gazetesinde yayınlanan Lisan-ı Osman-i’nin Edebiyatı hakkında bazı Mülahazatı Şamil’dir. Başlıklı yazı ilk eleştiri örneği sayılır. Ziya Paşa’nın” Şiir ve İnşa” adlı yazısı ise daha sonra yayınlanan önemli bir eleştiridir. Eleştiri türü serveti fünunu milli edebiyat ve cumhuriyet dönemlerinde iyice gelişmiştir.
Edebiyatımızın Önemli Eleştiri Yazarları
* Nurullah Ataç * Asım Beşirci
* Sabahattin Eyüpoğlu * Mehmet Kaplan
* Ahmet Hamdi Tanpınar * Rauf Mutluay
* Oktay Akbal * Fethi Naci
Gibi isimler edebiyatımızın önemli eleştirmenleri arasında sayılabilir.

Etiketler:söyleşi nedir söyleşi nedir vikipedi söyleşi vikipedi sohbet nedir vikipedi söyleşi örnekleri vikipedi söyleyişi nedir söyleşi ne demek sohbet söyleşi vikipedi söylesi nedir söyleşi sohbet vikipedi sohbet söyleşi nedir söyleşinedir şöyleşi nedir SÖYLEŞİ NEDİR soylesi nedir söyleşi nedi söyleşi nedir kısaca Söyleyişi-vikiped söyleşi türü nedir
Vikipedi:Vikipedist: Vikipedi'de yeni sayfa oluşturarak veya değişiklik yaparak katkıda bulunan herkes Vikipedist olarak adlandırılır.
Vikipedi. Sanal Ansiklopedi: Vikipedi. Sanal Ansiklopedi (), Vikipedi'nin varoluş tarihine, güncel durumuna ve mevcut sorunlarını ele alan Azerice kitap.
Vikipedi:Vikipedikolik: Vikipedikolik veya Vikikolik, Vikipedi bağımlılığı olan kişi. Devamlı açık olan internet tarayıcısında "Son değişiklikler"'i (hafif formunda İzleme listesini) sık sık kontrol etmeyle karakterizedir.
Vikipedi:Vikipedi Türkçe Bunalım Tarihçesi: Canı sıkılan, bunalan, sıcaklardan pestile dönen, sataşacak yer arayan, bahane arayan, takla atan, iş arayan, aş arayan, eşine kızan, patronuna kızan, etnik derdi olan, insanlığı ile problemi olan, polemik yapan, polemik yapmak isteyen, miyavlamak isteyen, koşmak isteyen, haykırmak isteyen bu sayfada yaz boyunca serbest olarak ve kişisel hakaret yapmadan ve bulunmadan istediği ciddi ya da geyik bulduğunu yazsın ve rahatlasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir