Teokratik Yaşam

Sponsorlu Bağlantılar
allah bu cenevre daha ilk iran islam israil josephus kural teokrasi ya yahudi yasama Teokratik Yaşam Monarşi Oligarşi Teokrasi Cumhuriyet Nedir teokrasi nedir teokratik yaşam monarşi oligarşi te..

Teokrasi Nedir?

teokrasi nedir, teokrasi hakkında, teokrasi ne demektir


Siyasi iktidarın Allah’ın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal siyasi düzen din erki.

* Teokrasi dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terim (Dinerki). Daha doğru bir anlatımla dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir.

Her ne kadar farklı algılanış biçimleri ve yorumları mevcut olsa da teokrasi en yalın anlamda “devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırılmaya çalışıldığı sistem” olarak tanımlanabilir.

Teokrasi Nedir

Teokrasi Nedir
Teokrasi – Teokrasinin Tanımı – Teokrasi Hakkında – Teokrasi İle Yönetilen Ülkeler

Tanrı anlamına gelen Yunanca theos sözcüğüyle, güç, iktidar anlamına gelen kratos sözcüklerinin bir birleşiminden meydana gelen ve Tanrı’nın tek yönetici, mutlak bir kudret sahibi biricik varlık olduğu, iktidarın Tanrı’dan geldiği ve bu iktidar ya da gücün, yalnızca Tanrının yeryüzündeki elçisi tarafından kullanıldığı inancına dayanan siyasi toplum düzeni.

1- Dar anlamda: Lafzı olarak Tanrı’nın yönetimi, pratikte ve günlük lisanda din adamlarının yönetimi. Terim ilk olarak Yahudi tarihçisi Josephus tarafından Yahudi yönetim kavramını ifade etmek için kullanılmıştır.

Buna göre ilahi kanunlar hem dini ve hem de sivil yükümlülükler yaratır. Antik dünyadaki teokrasi tatbikatında din adamlarının (rahiplerin) yönetimi doğrudan doğruya üstlenmeleri yerine yargı ve yasama fonksiyonlarını sahiplenmeleri söz konusu olmuştur.

2- Geniş anlamda: Bir din adamları sınıfı doğrudan doğruya yönetim işini üstlenmese de yönetimde dini kural ve rimellerin halcim olması.

Teokrasinin ilk anlamdaki tarihi örnekleri Kadim İsrail ve Calvin yönetimindeki Cenevre’dir. Modern örnek İran’dır.
İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.

Teokrasinin ilk anlamdaki tarihi örnekleri Kadim İsrail ve Calvin yönetimindeki Cenevre’dir. Modern örnek İran’dır.Suudi Arabistan ,Taliban Afganistanı ,İsrail gibi ülkeler ikinci anlamda teokrasiye yakın duran örnekler olarak görülebilir.

Monarşi, Oligarşi, Teokrasi, Cumhuriyet Nedir?

Monarşi (ya da krallık) bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Cumhuriyetlerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir.Monarşi,bir sultanın,hükümdarın veya padişahın tek başına egemen olduğu sisteme denir.

Oligarşi, sadece belirli bir zümrenin bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimidir. Yunancadaki ‘az’ ve ‘yönetim’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir kelimedir.
Genelde yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından birisidir. Bazı siyaset bilimciler, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtirler.

Teokrasi dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terim (Dinerki). Daha doğru bir anlatımla, dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir. Her ne kadar farklı algılanış biçimleri ve yorumları mevcut olsa da, teokrasi en yalın anlamda “devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırılmaya çalışıldığı sistem” olarak tanımlanabilir.

Cumhuriyet, milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimidir. Aynı zamanda, “Türkiye Cumhuriyeti” örneğinde olduğu gibi, cumhuriyetle yönetilen ülkelere de cumhuriyet adı verilir.

Teokrasi İle Yönetilen Ülkeler

Teokrasi İle Yönetilen Ülkeler
teokrasi nedir – teokrasinin tanımı – hangi ülkeler teokrasi ile yönetiliyor

Teokrasi, devlet yönetiminin dine dayalı olmasıdır.

Yani devletin uyguladığı yasa ve kanunların din ile paralel olması, devlet başkanının aynı zamanda din admı olması anlamlarına gelir.

Diğer bir deyişle devlet işleri dini temellere dayalıdır.

Endonezya, Suudi Arabistan, İran gibi ülkeler bu yönetim biçimiyle yönetilir.

* Endonezya,

* Suudi Arabistan,

* İran

* Afganistan

* Moritanya

* Pakistan

Teokrasi Nedir

Teokrasi Nedir
Teokrasi nedir – Teokrasi tanimi – Teokrasi hakkinda bilgiler

Teokrasi

Teokrasi dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terimdir (Din erki). Daha doğru bir anlatımla, dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir. Her ne kadar farklı algılanış biçimleri ve yorumları mevcut olsa da, teokrasi en yalın anlamda “devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırılmaya çalışıldığı sistem” olarak tanımlanabilir.

Kelimenin Kökeni
Theokrasi teriminin kökeni Yunanca θεοκρατία (theokratia)’dan gelmektedir. Tanrı Düzeni (Josephus) demektir. Kelime Yunanca Teos’dan dönüşmüştür. Theos kelimesinin kökeni Hint Avrupa dillerinde dinî kavramlar içinde yer alır. Theos’un anlamı tanrı, Kratos’un anlamı ise düzen demektir. Kelime Yunancada Tanrı’nın Düzeni anlamına gelir. Teokrasi kelimesi hiçbir şekilde İngilizcede gerçek anlamında kullanılmamıştır. İngilizcede kaydedilen ilk kullanım 1622 tarihlidir. İlahi Esin Altındaki Papazların Hükümeti olarak (Tevratda Krallardan önce kullanıldığı şekliyle) anlaşılmıştır. 1825′ten sonra ise Din adamlığına ve dine dayalı politik ve sivil güce teokrasi denilmiştir.
Din kurallarının geçerli olduğu sistem olan teokraside, kurallar ya dini kuralların aynısıdır, ya bunlardan büyük ölçüde etkilenmiştir ya da dini kurallarla çelişik olsa dahi dini temellere dayandırılır veya meşrutiyet için dayandırılması gerekir. Teokrasi ile yönetilen ülkelerde hukuk sistemi dine dayandırılması gerekir, hukuki kararların en yüksek mercii bir tür ruhban sınıfıdır. Teokratik sistemin dayandırıldığı dine göre ağırlığı ve önemi çeşitli olsa da, bu sistemde doğma mantığı ve akli durum göz önünde tutulur; çoğu zaman mantıki, akli ve pratik durumlar kabul edilen dogmalara adapte edilmeye çalışılır. Teorik anlamda, sistemin temeli dogmadır, diğer her türlü bilgi ikincil önem ve plandadır. Toplumsal yapı, hukuki yorumlar, eğitim ve kişisel hak ve özgürlükler dini kurallara göre uygulanır.

En genel şekilde, din adamları sınıfı tarafından dinsel kurallarla yönetilen toplumların yönetim biçimi olarak tanımlanabilen teokrasi kavramı birbirinden farklı anlamlara gelmektedir. Theos (ilâh-Tanrı) ve Kratos (kuvvet-güç) kelimelerinden oluşan teokrasi kavramı, tann kuvvetiyle idare edilen devlet anlamını vermektedir. Yönetimin dine bağlı olduğu toplumlara teokratik toplum, devlete teokratik devlet ve siyasî-idarî sisteme de teokrasi denmektedir.
Teokrasi ile kavramlaştırılan dine bağlı siyasî idarî sistemlerde din, toplumsal sistemi belirleyen tek kuvvet olup siyasî iktidar din adamlarının elinde ve tekelindedir. Toplumda bütün düzenlemeler din tarafından yapılmakta ve idarî kadrolar din adamlarınca kullanılmaktadır. Toplumsal ilişkileri ve örgütlenmeyi düzenleyen bütün hukuk normları, dine dayandırılmış olup dinin dışında hiçbir şey hukuka kaynaklık edememektedir. Devletin siyasî ve idarî kurumlan ile hukuk yapısı dinden ayrılmış bulunmamaktadır.
İnsanlık tarihinin en eski toplumları birer teokrasidirler. Eski teokratik toplumlarda siyasî iktidarın başında bulunan siyasî şef, aynı zamanda bir üstün din adamı idi. dinsel liderlikle siyasî liderlik bir kişinin şahsında birleşmişti. Hatta, eski Mısır yöneticileri olan Firavunlarda görüldüğü gibi, siyasî lider bir Tann (Theos) olarak kabul edilmiştir. Afrika’nın klanik toplumlarında topluluğun şefi olan kişi, siyasî iktidarı şahsında topladığı gibi geleneksel dinin en üstün temsilcisi ve Tanrısal nitelikleri haiz ka-rizmatik bir lider olarak kabul edilmiştir. Bolluk, kıtlık, yağmur vb. tabiat olaylarının düzenleyicisi olarak görülen bu şef, bir tür “Theos” olarak algılanmıştır.
Kendini ilah (theos) yerine koyan, kendisine tabiatüstü kuvvetlerin izafe edildiği siyasal liderlerin toplumları yönetmelerine de teokrasi denmiştir. Eski Firavunlar, Japon kralları, çağdaş bazı liderler tabiatüstü kabul edilen ve bu nitelikleriyle toplumları yöneten kişilerdir. Bir bakıma tanrı yerine konmuş olduklarından bunların yönetimleri bir tür teokrasi olarak değerlendirilebilir. Diğer yandan bazı liderlere tabiatüstü bir kuvvet izafe edilmemekle beraber tabiatüstü kuvvet tarafından toplumu yönetmek için görevli olduğu iddiası öne sürülür ve bu kişi tarafından toplum keyfî şekilde yönetilirse, bu durumda da teokrasi söz konusu olur.
Aslında, bütünüyle Tanrı gücü île idare edilen, dünyevî güçlerin hiçbir etkisinin bulunmadığı toplumlar yoktur. Teokrasilerde, siyasî ve idarî liderler, dini, daha çok meşrulaştıncı bir yapı olarak kullanmakta ve kendi düzenlemelerini dinî motiflerle sunarak otorite sağlamaktadırlar.
Kendini bir teo (Tanrı) olarak topluma kabul ettiren firavunların teokratik yönetimlerini bir tarafa bırakırsak teokrasilerin Batı Hıristiyan toplumlarında ortaya çıktığı görülür. IV. yüzyılda Roma împaratorlu-ğu’nda yayılma imkânı bulan Hıristiyanlık, kısa zaman içinde Avrupa’da güçlü bir din haline geldi ve giderek taraftarları çoğaldı. İmparator Dioclatianüs’un yönetim organizasyonunu izleyerek benzer biçimde örgütlenen Hıristiyanlık kilise yapısı içinde piramidal biçimde güçlü bir örgüt haline geldi ve güçlenmesiyle beraber siyasal-yönetsel yapıyı etkilemeye başladı. Kilise, dinsel alanın yanısıra siyasal ve yönetsel alanda da giderek fonksiyonlarını artırdı ve Roma İmparatorluğundan sonra Frankların Merovenjler döneminde (481-751) Kilise’deki görevlilere (din adamları) yönetimde yer verildi. Karolenjler döneminde (754-978) ise Kilise’nin siyasal etkisi iyice artü, kralların iktidar olmalarında Papa etkin rol oynamaya başladı. Charmagne zamanında (742-814) Kilise’nin başı olan Papa Kral seviyesine yükseltildi ve siyasal sistem giderek dinin etkisine girdi. Feodal çağda, güçlü imparatorlukların dağılarak çok sayıda prensliklerin ortaya çıkması dinin bu devletlerdeki etkisini artırmada olumlu işlev gördü. Kilise yönetimlere hâkim olarak bütün siyasal ve yönetsel kadroları ele geçirdi; böylece Avrupa’da Kilise devletleri doğdu. Kilise’de görevli din adamları (ruhban sınıfı Clericus) tarafından din kurallarına göre yönetilen bu devletler teokratik sistemlerin başlıca örneklerini teşkil ettiler. Bu çağda Kilise (Ruhban sınıfı) tarafından savunulan “doğrudan iktidar teorisi”, dinin siyasal-yönetsel sisteme egemen olmasını dile getirerek teokrasinin teorik temellerini oluşturmaya çalıştı.
Ortaçağ’da Kilise’nin gücUne ve siyasal alandaki etkisine karşı ciddi muhalefet hareketleri gelişti. Kilise’nin kendini yenilemek zorunda kalmasıyla gelişen reform hareketleri Kilise’nin birliğini ve gücünü sarsarken yönetimde giderek etken olmaya çalışan yeni toplumsal sınıflar ortaya çıktı. Burjuva sınıfının büyük bir başarısı olan Fransız ihtilali (1789) ile Avrupa’da teokratik yönetimler iyice geriledi ve batıda Kilise’nin tamamen devletin dışına bırakıldığı laik yönetimler kuruldu.
İslâm dünyasında batıdakine benzer teokratik yönetimler kurulmamakla birlikte, İslâm dini kurallarına göre örgütlenen siyasal sistemler yaşama imkânı buldular. İslamî yönetimlerin Batıdakilere benzememesi, öncelikle İslâm dininin Özgün yapısından ve kuruluşundaki özelliklerden kaynaklanmıştır. Hz. Muuhammed dönemi tipik bir teokrasi olarak kabul edilebilse de batı teokrasilerinden oldukça farklı özellikler göstermektedir. Hz. Muuhammed’den sonra ise İslâm yönetimleri, hiç bir şekilde bir din adamları sınıfının egemen olduğu siyasal yapılar değildir. Sadece toplumun Kur’ân’ın ortaya koyduğu kurallara göre düzenlendiği bir hukuk devleti olarak ortaya çıkmışlardır.
İslâmiyet, kendisinin dışında bir dünyevî gücü (Sezar- Melik) kabul etmediğinden, Hıristiyan toplumlarında görülen Kilise-Kral çatışmasına benzer bir mücadeleye tanık olunmamıştır. İslâm dini, toplumsal ve siyasal hayatın her alanında “Tevhid” ilkesinin geçerli olduğunu savunmuş ve toplumun örgütlenmesini tek bir güce vermiştir. Toplumda siyasal iktidarı, elinde tutanın din adamı olmasına ihtiyaç olmamakla birlikte dinsiz olması da kabul edilmemiştir. Samimi bir müslüman olmasının yanında bazı özel nitelikler aranmıştır.
Yönetim-din ilişkileri açısından Osmanlı Devleti’nin bir teokrasi olduğu iddia olunmakla birlikte bir “Yarı-dini Sistem” olduğu savunulmaktadır. Osmanlı yönetiminde dinin yönetime bağlı oluşu, şeyhülislamlık örgütünün kamu bürokrasisi içerisinde yer alması, din gücünün siyasal güç tarafından denetlenmesi ve benzeri yapısal nitelikler Osmanlı’yı bir teokrasi olarak değerlendirmeye imkân vermemektedir. Cumhuriyet Türkiye’si de anayasal olarak laik ise de, aslında “Yan Dinî Sistem” olma özelliğini nisbeten korumakta olduğunu söylemek daha anlamlı görülmektedir.

Etiketler:teokrasi nedir teokratik yaşam monarşi oligarşi teokrasi cumhuriyet nedir teokratik nedir teokrasi nedir kısaca teokrasi ne demektir teokrasi nedir demokrası monarşi teokrasi oligarsi oligarşi monarşi teokrasi teokrasi hakkında teokrasi hakkında kısa bilgi teograsi nedir monarşi teokraşi oligarşi demokrasi hakkında bilgi monarşi oligarşi teokrasi ödev teokrasi yönetimi nedir TEOKRASİ NEDİR teokrasinedir monarşi teokrasi oligarşi teokrasi monarşi oligarşi
Yasama organı: Yasama organı, ülkede yasaların belirlenmesi konusunda görevli kurumdur. Parlamenter sistemlerde bu görev meclise aittir.
Yaşam ağacı: Yaşam ağacı kavramın kökeni tarih-öncesi denilen devirlere kadar uzanan, başta Asya şamanist gelenekleri olmak üzere, pek çok gelenekte rastlanan bir semboldür.
Yaşamın Kıyısında: Yaşamın Kıyısında (Almanca: Auf der anderen Seite; İngilizce: The Edge of Heaven), 2007 Türk-Alman yapımı Fatih Akın filmidir. 27 Eylül'de Almanya'da, 26 Ekim 2007'de ise, Türkiye'de gösterime girdi. 2007 yılında Cannes Film Festivalinde, Fatih Akın'a en iyi senaryo ödülü kazandırdı. Ayrıca, Almanya tarafından, ülkeyi yabancı dilde en iyi film dalında temsil etmek üzere, 80. Akademi Ödüllerine gönderildi. Akın filmdeki karakterleri yaratırken Crossing the Bridge-The Sound of Istanbul belgeselini çekerken İstanbul’a yaptığı gezilerde tanıştığı, dünyayı müzikle değiştirmeye çalışan insanlardan ilham aldığını söylemiştir
Yaşamım ve Psikanaliz: Yaşamım ve Psikanaliz, Sigmund Freud tarafından kaleme alınan, bilimsel çalışma ve çatışmalarının anlatan, fikir arkadaşlarının ve ayrı düşen dostlarının nasıl ve hangi gerekçelerle ayrıldığını ele alan psikanaliz için başvuru niteliğinde kitabıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir