Uzayda Uzaylı Varmı

Sponsorlu Bağlantılar
aya ayda bekliyorum bunu dedi diye dr mitchell edgar mitchell gazetelere gece insan kaza kuran mac brazel ndan uzay valla vatan william mac yere Uzayda Uzaylı Varmı Amerikaya Düşen Ufo uzaylı varmı uzayda uzaylı varmı amerikaya düşen u..

Uzaylılar..!


Uzaylılar Var Mı Valla Ben Inanmıyorum Inanan Bakabılır

ARKADAŞLAR BEN UZAYLILARIN GERÇEK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM KONUYLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZİ BEKLİYORUM.

Uzaylılar gerçek!

Aya giden 6. insan ünvanını elinde bulunduran ünlü astronottan şok itiraf geldi: Uzaylılar gerçek !

24 Temmuz 2008 10:49Apollo 14 uzay aracı ile aya giden ve ayda yürüyen 6. insan olan Dr. Edgar Mitchell, uzaylıların gerçek olduğunu fakat NASA’nın bunu halktan gizlediğini açıkladı. Gazetelere konuşan Mitchell: “Kendi tecrübelerimden ve uzaylılarla temas kuran tanıdıklarımdan bildiğim kadarıyla uzaylılar düşman değil. Eğer olsalardı şimdi burada olamazdık” dedi. Ayın yüzeyinde 9 saat 17 dakika yürüyerek en uzun ay yürüyüşünü yapan insan ünvanını da elinde bulunduran Mitchell, “UFO fenomeni gerçek” diye ekleyerek sözlerini bitirdi. Eski astronotun sözlerine ise NASA’dan jet yalanlama geldi. Açıklama yapan bir NASA yetkilisi, “Dr. Mitchell iyi bir Amerika’lı, fakat onun bu konudaki görüşlerine katılmamız mümkün değil” diye konuştu.(vatan)


BUNUNLA İLGİLİ DAHADA FAZLA bilgi BULDUM BUNLARIDA SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTERİM.BU BİLGİLER ROSWELL’E DÜŞEN UFOYLA İLGİLİ

Roswell’e Düşen UFO

New Mexico’nun, Roswell bölgesindeki kaza ve sonrasında meydana gelen gelişmeler…

2 Temmuz 1947: Roswell’de yaşayan bir çift, evlerinin yakınında UFO gördüklerini bildiriyorlar. Bölgedeki ilk işaret böylece verilmiş oluyor.

4 Temmuz 1947: gece saat 23.30′da Roswell yakınlarında bir UFO yere çakılıyor. UFO’dan etrafa yayılan parçalar, William Mac Brazel adlı çiftçinin arazisinde bulunuyor. Aralarında “Fransisken Tarikatı”ndan rahiplerin de bulunduğu çok sayıda tanık, UFO’nun yere düşerken çizdiği rotayı gözlemlediklerini bildiriyorlar.

5 Temmuz 1947: Askeri yetkililer bölgeyi ziyaretçilere kapatıp uzay cismine ve içinde bulunan mürettebata el koyuyorlar. Aynı gün, çiftçi Mac Brazel, arazisinde aynı cisme ait gözden kaçmış kalıntıların da olduğunu fark ediyor.

6 Temmuz 1947: Cisimle ilgili kontrol çalışmaları devam ederken, Mac Brazel bulduğu diğer kalıntıları da alıp Roswell şehrine gidiyor. Bu arada şehir halkı UFO kazası ile ilgili bir şeyler duymuştur.

7 Temmuz 1947: Roswell şehri güvenlik yetkilileri, Mac Brazel’ın getirdiği parçaları teslim alıyorlar.

8 Temmuz 1947: Bir basın mensubu, Mac Brazel’in yetkililere teslim ettiği parçalarla ilgili haberi, gazetesinde yayınlıyor. UFO meselesi henüz askeri bir sır durumunda değildir. Aynı gün askeri yetkililer, gazetede çıkan haberi yalanlıyor ve buluntuların kaza yapan bir UFO’ya değil, sadece bir meteoroloji balonuna ait olduğu iddiasını ortaya atıyorlar.

Sonrasıysa dinlemeye ve tanıklık etmeye alıştığımız türden bir senaryo ile gelişti. Yani diğer UFO olaylarındaki gibi, Amerikan Hükümeti UFO gerçeğini halktan ve basından gizleme kararındaydı. Cesetlerle birlikte UFO’dan geriye kalanlar bir hava üssüne taşındı. Dünya Dışı Varlığı tanımanın ve fizik özelliklerini dünyalılarla kıyaslamanın en basit yolu ise, otopsi yapılmasıydı. Gizli bir şekilde otopsi gerçekleştirildi ve otopsi çalışmaları filme alındı.

Orduda görevli kameraman Jack Barnett yıllar sonra tüm çevreleri ayağa kaldıran otopsiyi filme aldığını açıkladı. 90 dakikadan biraz daha fazla süren bu filmde, belki de dünyanın en büyük sırrı gizliydi… Film yıllar boyunca hükümet tarafından açığa çıkarılmadı. Ancak bazı iddialara göre, Başkan Truman da otopsi salonundaki tanıklardan biriydi…

Günümüze gelindiğinde, filmin dünya insanıyla tanışmasını sağlayan İngiliz gazeteci ve televizyon program yapımcısı Ray Santilli’nin iddialarına göre, kameraman Barnett, filmin bir kopyasını çıkartmayı başarmıştı.

1993 yılında Santilli, büyük şirketler adına çalışan Barnett’i, Elvis Presley hakkında belgesel bir film yapmak amacıyla ziyaret etti. Oysa artık 82 yaşında olan eski kameraman Barnett yıllar önce Amerikan Hava Kuvvetleri’nden çaldığı bu değerli kanıtı daha fazla saklayamayacağım ve bu gerçeğin dünya insanıyla paylaşılması gerektiğini söylüyordu.

Barnett’in ne denli misyoner ruhu taşıdığı bilinmez, bol sıfırlı bir çek karşılığında sattı filmi Santilli’ye… Bundan sonra da dünya basınını ayağa kaldıran uzaylı varlık otopsisi yavaşça dışarıya sızmaya başladı.

Film önce BBC aracılığıyla dünyaya tanıtıldı. Başlangıçta sadece araştırmacılara ve bilim adamlarına ayrıcalık gösterilirken kısa sürede otopsi masasında yatan uzaylı cesedi Avrupa’da ve gezegenimizin diğer bölgelerinde en çok satan dergi kapaklarında görülmeye başlandı. Karşı çıkanlar, destekleyenler, UFO araştırmacıları, doktorlar ve sadece meraklılar bile türlü fikirleri öne sürüyorlardı artık…

Acaba çağdaş dünya insanı ilk defa bu film aracılığıyla mı bir uzaylı varlığın neye benzediğini görme şansını yakalıyordu? Yıllardır beklenen gerçek kanıt ayağımıza gelmişti ve iddialar doğrulanacak gibi görünüyordu…

Oysa ülkelere ve dönemlere yayılmış biçimde, kaçırılmalara, yakın karşılaşmalara tanık olanların bildirdikleri de vardı. Ve bu birinci elden tanıklıklardan uzaylıların beden yapılarıyla ilgili genel bir şablon çıkartmak mümkündü. Ortak noktalar tam 20 maddede sıralanıyordu. Roswell cesedini incelemeden önce herkesçe bilinen uzaylıların neye benzediğini hatırlamakta yarar var:

UZAYLILAR’IN TESPİT EDİLEBİLEN ORTAK FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

1- Varlıkların boyu genellikle l ila 1.50 m arasında değişiyor. En uzun olanları ise 2 m civarında.

2- Baş, insan görünümü taşısa da bedene kıyasla çok büyük kalıyor.

3- Gözler büyük ve çukura kaçmış, birbirlerinden ayrı, ya da normal insan gözünden çok daha geniş. Uzak doğulu izlenimi verircesine çekik.

4- Kulak benzeri işitme organlarına ya da başın iki yanında yer alabilecek çıkıntılara sahip değiller.

5- Burun göze çarpmayacak kadar belirsiz.

6- Ağız düz bir çizgi veya yarık biçiminde. Yok olan kulaklar gibi işlevini yitiren ağız da beslenme ya da ses yoluyla iletişim, konuşma amacıyla kullanılmıyormuşçasına silikleşmiş.

7- Boyun dikkati çekecek kadar ince.

8- Saçlar… Kimi tanıklara göre uzaylıların saçları yok. Bazı tanıklarsa başın tepe bölgesinde hafifçe renkli bir leke gördüklerini söylüyorlar. Bedenin hiç bir bölgesinde tüye rastlanmıyor.

9- Gövdenin tümü zayıf ve küçük olarak tanımlanıyor. Olayların çoğunda gövde bir tür giysi ya da üniforma ile örtülmüş durumda. Karında göbek deliğine rastlanmıyor.

10- Kollar son derece ince ve uzun. Hatta bazen dizlere kadar iniyor.

11- Eller, dört parmaklı. Baş parmak yok. İki parmak diğerlerinden daha uzun. Bazı gözlemciler tırnaklardan söz ederken, başkaları tırnak görmediklerini belirtiyorlar.

12- El ve ayaklan tanımlayacak genel özellikler yok.

13- Cilt rengi tanıkların gözlemlerine göre bej, güneş yanığı, kahverengi ya da gri pembe olarak değişebiliyor. Bazı gözlemlerde ise; loş ışıklar altında maviye kaçan gri ten renginden söz ediliyor.

14- Uzaylıların diş yapısı hakkında hiç bir şey bilinmiyor.

15- Üreme organları ise hala sır niteliğinde. Bazı tanıklar, ne kadın ne de erkek üreme organına sahip olmadıklarını söylüyor. Klonlama ya da dünyada henüz bilinmeyen farklı yöntemlerle üredikleri düşünülebilir.

16- Kimi olaylarda dünya dışı varlıklar sanki aynı kalıptan yapılmışçasına birbirinin eşi, benzer görüntüler ve biyolojik özellikler taşıyorlar.

17- Beyin kapasiteleri bilinmiyor.

18- Kan… Bedenlerinde bir sıvı var ama bildiğimiz kana benzemiyor.

19- Beslenme… Katı ve sıvı besin ürünlerini tanımıyorlar. Ele geçen UFOların hiç birinde gıda maddesine rastlanmadı. Sindirim sistemi ve rektal bölgeye sahip değiller.

20- Söz konusu özellikler taşıyan dünya dışı varlıklara genelde insansı ya da hümonoid adı veriliyor. Ancak hangi güneş sisteminden geldikleri hala bilinmiyor. Bizim güneş sistemimizin farklı bir bölgesine ait olup olmadıkları hakkında da bilgimiz yok.

Evet, bu genel bilgilerden sonra Roswell otopsisi hakkında bazı yorumlarda bulunmak mümkün. Basına yansıyan “Otopsi Filmi” gerçek miydi?

Ayrıntılarını seçmekte zorlandığımız ameliyat salonunun orta yerinde, otopsi masasında yatan cesedin boyu 1.40 civarında. Baş normal insan başının neredeyse iki katı kadar gelişmiş. Gözler tıpkı bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uzaylılarınki gibi kocaman, parlak ve siyah.

Ne başta, ne de bedenin diğer bölümlerinde tek bir tüye bile rastlanmıyor. Buna kaşlar ve kirpikler de dahil. El ve ayak parmaklarının sayısı ise altı. Karın hamile izlenimini verircesine şiş, oysa yapılan araştırmada varlığın içinde gelişmekte olan bir canlıya da rastlanmıyor. Dahası uzaylının cinsiyetini kestirmek de mümkün değil. Erkek ya da dişi olduğunu gösterir üreme organları bulunmuyor çünkü.

Buraya kadar Roswell yaratığının dış görüntüsü 20 maddelik listeyle kıyaslandığında benzer özellikler taşıyor… Ancak sıklıkla vurgulanan zayıf uzaylılar kavramından uzak olduğunu görüyoruz. Çünkü Roswell varlığı oldukça kilolu, yağlı, hatta gelişmiş kasları olan bir bedene sahip. Boyu tanıklıklarda söylendiği gibi kısa, ama bu kadar kısa boyda gelişmiş kas yapısı inandırıcı olamıyor…

Sonra izole edici beyaz giysilere bürünmüş doktorlar, alışılmış bir beceriyle cesedi parçalamaya başlıyorlar. Bisturi (görebildiğimiz kadarıyla) önce göğüs ve karın boşluğunu iki yana açıyor… Bedenden dışarı çıkartılan organlar, siyah beyaz ve titrek kamerayla çekilmiş, filmde dikkatimizi dağıtıyor.

Gerçek mi, yoksa dünyayla alay etmek amacıyla hazırlanmış bir kurgu mu karar veremiyorsunuz. Biraz daha dikkatle bakınca ya da göz ilk sahnelerin heyecanını atınca, bu ölü uzaylının pek de o kadar uzaylı olamayacağını düşünmeye başlıyorsunuz. Ekrandaki görüntü, bir uzaylının bedeninden çok, bir mankene benzemeye başlıyor…

Otopsi uzmanları ve işi iyi bilen patologlar filmi tekrar tekrar incelediklerinde filmin düzmece olma ihtimali üzerinde duruyorlar. Onlara göre dünya dışı bir varlık, iç organları ele alınmadan önce dış yapısıyla incelenmeli. Oysa otopside varlık incelenmiyor, adeta parçalanıyor. Doktorlar sanki cesedi önceden çok iyi tanıyorlarmış gibi hareket edip bedeni açmaya başlıyorlar.

Roswell Otopsisi’nden bir görüntü

Başın büyüklüğüne göre ise kafatasından çıkartılan beyin çok küçük kalıyor. Bu durumda beyinin de uygun büyüklükte olması gerekir. Bu otopsi gerçek patologlar tarafından değil, cerrahlar tarafından yapılmış. Oysa Amerikan Hava Kuvvetleri USAF’ın dünyayı sarsacak bu olay için en iyi patologları çağırması gerekirdi. Neden sıradan cerrahlarla yetindiği düşündürücü.

Otopsi şartları da inandırıcı olamıyor. Çünkü gerçek bir ölüm sonrası incelemede varlığın ağzı açılıp bakılmalıydı, bu yapılmıyor. Ölü olduğu kabul edilen varlığın her iki eli de aynı biçimde duruyor ve parmaklan yukarı doğru açılmış. Böyle bir rastlantı kabul edilemez, ölüm sonrasında eller birbirinin kopyasıymış gibi görüntü alamaz.

Evet… Film sayısız uzman tarafından incelendi. Bu arada Kodak firmasıyla bağlantı kuruldu ve Kodak söz konusu filmin 1927, 1947 ya da 1967 yıllarından birinde üretilmiş olduğu raporunu verdi. En azından uydurma da olsa, sahneler demek ki geçmişte üretilmiş bir filme alınmıştı.

Dünya basını uzaysal otopsi tartışmaları yaparken, bu garip senaryoya, ünlü yönetmen Steven Spielberg ve 1947 kazasıyla ilgili çekeceği yeni filmi de girdi. Spielberg, Hollywood yönetmenlerinin belki de en Ufolojik olanıydı… “Üçüncü Türden Yakın Karşılaşmalar” ve “E.T.” gibi unutulmaz başyapıtlarına, bir sonuncusunu ekleyerek unutulmaz bir üçleme yapmak istiyordu.

Büyük olasılıkla çekeceği son filmin adı da, “Majestic” ya da “Proje X” olacaktı. “Majestic 12″, o yıllarda Başkan Truman’ın UFO olaylarını araştırmak amacıyla kurduğu örgütün adıydı. Bilim ve sanat çevreleri, Spielberg’in yeni filminde gerçek belgesel görüntülerle kendi çekeceği sahneleri birarada kullanacağını konuşur olmuştu… Acaba bu görüntüler Spielberg’in yeni filmi için özenle çekip dikkatle saklayamadığı sahnelerden mi ibaretti?…

Tüm bu sorular UFO çevrelerini kuşkuya düşürürken, yapımcı Ray Santilli’nin temsilcisi Chris Carey ismi kulağa gelmeye başladı. Chris Carey özellikle bilim kurgu filmlerinde kullanılan uzayla ilgili tüm nesnelerin ve uzaylı varlıkların kopyalarını üretmekteki başarısıyla tanınan bir uzmandı. Lasteksten yapılan figürler, usta ışıkçılar ve özel efektler sayesinde inanılmaz derecede gerçek görüntüsünü verebiliyordu…

Olaylar gittikçe dağılırken, parçalanan uzaylı cesedinin ne olduğu ise, gizemini koruyordu… Adli tabipler incelemelerini ancak televizyon ekranından yapabildiler. Ve sonuç bugün bile şüpheli… Bir gurup araştırmacı uzaylı varlığın gerçekliğini savunurken, geri kalanlarsa Amerikan Hükümeti’nin UFO gerçeğini küçültmek, alaya almak ve UFO araştırmacılarını halkın gözünde değersiz kılmak amacıyla bu sahteciliğe girdiklerini iddia ediyorlar.

Amerikan Hava Kuvvetleri 1947 kazasını önce kabullendi, daha sonra ise ellerindeki parçaların bir meteoroloji balonuna ait olduğunu ileri sürdü. Bu ani karar değişikliği huzursuzluk vericiydi. Kaza sonucu parçalanan uzay cismine UFO ya da Uçandaire adı verilse de, Roswell olayında parçalanan cisim üçgen biçimindeydi, yani tıpkı Kenneth Arnold’un gözleminde karşılaştığı üçgen biçimli uçan cisimler filosu gibi. Kimi tanıklarsa, parçalanan UFO’dan çıkan varlıkların yaşadıklarını söylediler…

Siyah beyaz görüntülerinden tanıdığımız ölü uzaylı büyük bir ihtimalle lasteks bebek olabilir. Ama yine de, bir varlığın kopyasını yapabilmek için, mutlaka gerçeğine bakılması gerektiği unutulmamalıdır… Model olmadan kopyası çıkartılamaz… Bu konuyu tek bir cümleyle, belki de en güzel şöyle toparlayabiliriz: Olay gerçek, ancak ekranlara yansıyan görüntüler sahte…

yorumlarınızı bekliyorum.

Galiba Ufolar Gerçek

Arkadaşlar ister inanın ister inanmayın ama ufolar gerçek kiminiz diyecek ki dikkat çekmek için yapıyo filan ama değil arkadaşlar biraz araştırma yaptım dünyanın her tarafından çekilmiş görüntüler var nasa bu konuyu onaylıyor uzayda ve dünyadaçekilen milyonlarca video var bence ufolar gerçek youtubeden bakın inanmıyorsanız youtubeye gelin ve ufo in turkey yazın videosu çıkıyor gerçekten bir sürü video izledim ve hepsindede aynı ufolar var ve bazı videolarda yaşayan canlılaarın varlığı bile gözler önünde ve dikkat çeken dünyanın neresini yazarsanız yazın hepsinde nerdeyse aynı ufo çıkıyorr ve aynı canlılar bu yazıları şu an itreyerek yazıyorum galiba ufolar gerçek Hatta belki gerçekten görenleriniz vardır yıldızların sağa sola gittiğini görenleriniz vardır :uzgun:

Uzaylılar Varmı ? Bir Çok Kanıt İle Karşınızda …

Uzaylılar Varmıdır Yokmudur Asırlardır İnsanı Mesgul Eden Sorulardandır …

ABD’li UFO araştırmacısı Jeff Peckmann, basın toplantısında bir uzaylı videosu gösterdi… Uzmanlar, görüntü için ‘Kesinlikle gerçek’ dedi.

“Evrende yalnız mıyız?” ya da “Aramızda uzaylılar var mı?” gibi insanoğlunun kafasını kurcalayan sorulara cevap, ABD’den geldi. UFO araştırmacısı Jeff Peckmann, düzenlediği basın toplantısında bir uzaylının yer aldığı videoyu gazetecilere gösterdi.
Dünya Dışı Varlıklarla İlişkiler Komisyonu Başkanı Peckmann’ın gösterdiği ve 17 Temmuz 2003 tarihinde Nebraska’da Stan Romanek adlı bir adamın kızıl ötesi kamerayla çektiği görüntülerde, 1 metre 20 santimetre boyunda dünya dışı bir varlık somut olarak görülüyor.

‘ARTIK ALIŞSAK İYİ OLACAK’
Videoda, uzaylı olduğu öne sürülen bir yaratık bir gece yarısı bir evin penceresinden içeri bakıyor. Filmi inceleyen Colorado Film Okulu uzmanları ise görüntülerin kesinlikle gerçek olduğunu, herhangi bir montaj hilesine rastlanmadığını açıkladı. Önümüzdeki günlerde uzaylılarla ilgili başka kanıtlar da yayınlayacağını belirten Peckmann, artık uzaylılarla yaşamaya alışmamız

UFO (Unidentified Flying Objects) yani Türkçe adıyla Tanımlanamayan Uçan Cisimler. Yarım asırdan fazla bir süredir insanların en büyük merak konularından biri ufolar ve yeni bin yılda da en fazla ilgi odağı olacak gibi gözüküyorlar. Gerçek ya da değil; bir tek şey var ki o da UFO’ların güncelliğini hala ilk günkü gibi korumasıdır. Ve bu güncellik hiç bitmeyecek bir sürecin içinde varlığını sürdürecektir.

Bir çok fenomenlerde anlatıldığı üzere, bu tanımlanamayan uçan cisimler kimi zaman bir daire şeklinde, kimi zaman çok büyük boyutlarda bir elips ya da bir puro şeklinde görülmektedirler. Bir zamanlar hayal gücünün ve bilinçaltının insanlara bir oyunu olarak yorumlanan bu olgu, bugün inkar edilememektedir. Televizyon kameraları karşısında bilimselliği ve somut gerçekleri savunan ve bir adım geri basmayan, UFO olayını görmezlikten gelen bilim adamları, profesörler vb. kişiler, televizyon kameraları stop düğmesine bastıkları andan itibaren de bu olguyu onaylayıcı bir tavır sergilemektedirler.
Ama son yıllarda kamuya açılan resmi dosyalar, hükümet bazındaki sözcülerin konuşmalarında UFO’larla alay ettiği dönemlerde bile konunun ne kadar ciddiye alınmış olduğunu göstermektedir. O dosyalar çok şey anlatmakta ve hem görgü tanıklarının, hem de bilinmeyen gök cisimlerinin radarda izleme olaylarının kayıtlarını içermektedir. Bu kayıtlarda askeri jetlerin UFO’ları kovalarken nasıl başarısız olduklarından tutunda, köylerdeki saman yığınlarının üstüne inenlere kadar bir dolu kanıt bulunmaktadır. Bu belgeler çeşitli tanımları içermektedir ve bu tanımlamalar da yanlış olmadığı gibi, hayal ürünü de değildir ve o cisimler dünyadaki hiçbir şeye de benzememektedir.
Bir de son zamanlarda en çok UFO’lar tarafından kaçırılma olaylarının öne çıktığı görülmekte, kişiler yaşadıkları bu olayları anlatabilmek için olmadık yollara başvurmakta ve inandırabilecek birilerini bulabilmek için amansız bir mücadele vermektedirler. Kaçırılma konusu, daha az somut kanıt sunan bir konudur ve araştırmacılara göre, gerçek fiziksel anomalilere dayalı psikolojik olgulardır.

Bunu Adana Uzay Bilimleri Araştırma Derneği ve Müzesi başkanı ve eski Milli İstihbarat Teşkilatı Üyesi Sayın Niyazi Önder Sevin Beyin ağzından zorlama ve sıkıştırmalarım sayesinde aldığımı söyleyerek lafa başlamak isterim.Bu olaylarla çok ilgilendiğim için haftasonları müzeden çıkmıyordum ve Niyazi Bey’de meraklı gençleri bilgilendirmekten hoşnut olduğu için bunu benle paylaşmaktan çekinmedi.Kendisi tüm çevresininde bildiği gibi 1970′lerde devletde önemli görevler almış değerli bir insandı anlattığına göre ozamanlar bütün dünya ABD nin ay’a ayak basmasını ve rusyanın hezimetini konuşuyormuş.Rusya’daki hesaplamalara görede Adana’nın Pozantı ilçesinin karşısında kalan yayla olarak bilinen Bürücek platosundan gönderilecek füze hiçbir engellemeyle karşılaşmayarak rahatlıkla rotası ay olacak şekilde yola çıkabilirmiş.Ozaman türkiye ile rusya arasında geçen gizli anlaşmalarla rusyanın burada bir takım çalışmalar yapmasına izin verilmiş.Rusya bunun karşılığında Türkiye’ye hava savunma sistemi yerleştirmiş ayrıca karadenizde’de ticaret’in geliştirme konusunda güvenceler vermiş ama tabi herşey düşündükleri gibi gitmeyince bunlar balon olmuş.Neyse Rus kozmonotlar ve mekikleri 3 sene içinde Pozantının kuzeyindeki Polatbey adındaki köye konuşlandırılmış.Bütün hazırlıklar tamamlanınca bürücek platosunun Haçin Dağı’nın eteklerinde yaptıkları düzlükte Rus kozmonotları füzeyle atmosfere fırlatılmış ruslar gelişmeleri Moskovadaki yeraltı uzay istasyonlarından izliyorlarmış ve türkiyeye füzenin ay’a doğru emin adımlarla ilerlediğini ve hiç bir problem olmadığını bunu dünya basınına açıklamanın gururunu yaşamayı zevkle beklediklerini bildirmiş.Kozmonotlar Ay’a inmiş gerekli çekimler yapılmış bayrak dikilmiş ve taş toprak ve kristalize olmuş siyah kurşuni halkalardanda almış.Buraya kadar hiç problem yokmuş.Dönüşte Kozmonotlara Sisteme aşırı yüklenildiğini ve en azından atmosfere gireceklerine kadar haberleşemeyeceklerini bildirimiş istasyondaki görevliler.Ama Kozmonotlardan Atmosfere girdikten sonrada haber alınamamış ve araç indiğinde görevlilerin karşılaştığı manzara dehşet vericiymiş sanki Kozmonotların vücütlarında bir takım deneyler yapılmış ve bir takım organları çıkartılmış olarak bulunmuş.Uzmanların dediğine göre 4 Kozmonotunda en sağlıklı ve hayati organı çıkartılmış Operasyon kaptanının ise kafası yokmuş ayrıca dikkat çeken başka bir ayrıntı ise Kozmonotların aldıkları söyledikleri taş ve kristalize halkaların nerede olduğu vede ay’dan sağ salim kalkan kozmonotların başına bunların nasıl geldiğiymiş.Garip olaylar bundan sonrada sürmüş
bu olayların geçtiği düzlük önce tamamen yanmış hatta bu yangın 1980 yılında bürücek büyük orman yangını diye haberlerimizde bile yer almıştır ayrıca hiçbir insan etkisi olmadan aynı yer 4 sene içinde tamamen katran ağaçlarıyla kaplanarak eşsiz bir orman haline gelmiştir orman bakanlığının incelemelerine göre bu ağaçlar tam 30 yıllıktır 10 hektarlık alan tamamen yanmışken nasıl böyle bir hal aldığı hala gizemini korumakta ve medya tarafından örtpas edilmiştir.Ben Niyazi Önder Bey’le oralara gittiğimde cidden değişik bir şeyler olduğu hissediliyordu.Köylülerinde dediğine göre ormanda Ayın durumuna göre belli zamanlarda değişik ışıklar yanıp söner garip elektronik sesler gelirmiş cidden ormanın karşı dağından çekilmiş olan fotoğraflardada bir gariplik olduğu açıkça bellidir.Köylüler bu olayda kime gitmişlerse cewap alamamış en son köyün imamı onlarda allahın yarattığı mahlukat belki onlarda bizim gibi kuldur saygı gösterip onlarla yaşamayı öğrenmeliyiz diyerek köylüleri azda olsa rahatlaştırmıştır.İşte gerçek böyle arkadaşlar gerçekte çevremizdede bu tür gerçek olaylar var olmaktadır.Ben buraya o resimlerdende koymak istedim ama resim koymayı beceremediğimden olmadı kusura bakmayın arkadaşlar.

Uzayda Hayat Var , Peki Neden Gelmiyorlar ?

Discovery’nin ABD’li komutanı Mark Kelly, uzaylıların Dünya’yı ziyaret etmemesinin basit bir sebebi olduğunu açıkladı. Kelly’ye göre sebep “geliş zorluğu”.

Uzaylıların dünyayı ziyaret etmemesinin basit bir sebebinin bulunduğunu, yolculuğun zor olduğunu belirten Kelly, “Deneyimlerimizden uzayda yolculuk çok zor ve ben uzaylıların dünyayı ziyaret etmediğini düşünüyorum” dedi.

Astronot Kelly’nin söz ettiği başka canlıların Dünya’ya “geliş zorluğu”, şundan kaynaklanıyor:

Gözlenen evrende 100 milyar gökada bulunuyor.

Bizim eliptik Samanyolu gök adamızın (galaksi) uzun çapı 110 bin ışık yılı, kısa yarıçapı ise 60 bin ışık yılı. 1 ışık yılı kabaca 9,5 trilyon kilometre.

Kelly’nin konuyla ilgili yorumları, Japonların uzaylılar ve UFO’lar hakkındaki hararetli tartışmalarına eklenmiş oldu. Japon politikacılar, geçen yıl bir muhalefet milletvekilinin konuyu parlamentoya taşımasının ardından uçan dairelerin varlığını tartışmıştı. Kabine Sekreteri Nobutaka Maçimura, UFO’ların varlığına inandığını belirtirken, Başbakan Yasuo Fukuda, bu henüz doğrulanmadığı için daha ihtiyatlı olduğunu söylemişti.

Etiketler:uzaylı varmı uzayda uzaylı varmı amerikaya düşen ufo ufo var mıdır amerikaya düşen uzaylı uzaylılar varmı ayda uzaylı varmı amerikada düşen ufo resımler kaza uzaylılar varmı vikipedi uzaylılar var mıdır amerikada bulunan uzaylı amerikanın elindeki uzaylılar uzayda veya dünyada uzaylılar varmı uzaylıların iç organları dünya dışı varlıklar ayda uzaylılar var uzayda uzaylılar varmı amerikada bulunan uzaylı cesedi amerikanın elinde uzaylı varmı
Uzayda Piknik: Uzayda Piknik (Rusça: Пикник на обочине, Piknik na obochine), Arkady ve Boris Strugatsky kardeşler tarafindan 1971 yılında yazilan bir bilim kurgu romanıdır.
Dünya dışı yaşam: Dünya dışı yaşam, yani Dünya dışındaki gökcisimlerinde herhangi bir canlı formunun varolup olmadığı konusu, astrobiyoloji biliminin alanı dahilindedir ve dünya dışı yaşamın varlığı hala varsayımsaldır.
Tanımlanamayan Uçan Nesne: Tanımlanamayan Uçan Nesne, ya da kısa adıyla UFO ("Unidentified Flying Object"), kimliği teşhis edilememekle birlikte bir ya da birçok tanık tarafından gözlemlendiği doğrulanan veya doğal yapısı ve kökeni bilinmemekle birlikte kamera, fotoğraf makinesi, radar vb.
Uzaylı (şarkı): Hande Yener'in 13 Eylül 2010'da, Hande'ye Neler Oluyor? adlı albümünden sonra çıkardığı Hande'yle Yaz Bitmez adlı single albümünün ilk video klibidir.
Dünya dışı yaşam: Dünya dışı yaşam, yani Dünya dışındaki gökcisimlerinde herhangi bir canlı formunun varolup olmadığı konusu, astrobiyoloji biliminin alanı dahilindedir ve dünya dışı yaşamın varlığı hala varsayımsaldır.
Uzaylı filmleri listesi: Uzaylı filmleri listesi:
Uzaylı Kuklalar: Muppets from Space (Uzaylı Kuklalar) ünlü Susam Sokağı veya Muppet Showdan bilinen bazı karakterlerin hikâyelerinden birini anlatan filmlerden biridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir