Veda Hacı

Sponsorlu Bağlantılar
abbas bu buna daha emin etti hac haram ilk kiram mekke olur oraya peygamber efendimiz peygamberimiz sene uygun veda verip yol Veda Hacı Veda Hacci veda haccı veda hacı veda hacci veda haci veda ha..

Veda Hacı

Veda hacı

Peygamber efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra bir defa Hac etmiştir.

Peygamberimizin bu hacına, ” Hacetülveda”, Hacetül’İslâm”,”Hacetülbelağ”, “Hacetüttemam” gibi isimlerle anılmıştır.

Hz. İbn-i Ömer’e göre: Peygamberimiz, bu hacında, Müslümanlarla vedalaşınca “Bu, Veda hacıdır!” demiştir. Peygamberimiz, bundan sonra hac yapmamış, bu hac, kendisinin Veda hacı olmuştur.

Hz. İbn-i Abbas ise, buna Hacetülveda demeyip Hacetül’İslâm demeyi daha uygun görmüş, “Peygamber aleyhisselam, Veda hacını, Hacetül’İslâm ismiyle anardı.” demiştir.

Peygamberimiz, bu hacda, Müslümanlara hac amellerini bizzat gösterdiği, Vakfeları, Cemreleri, Tavafı öğrettiği, helal ve haram olan şeyleri bildirdiği için, bu hac, Hacetülbelağ olmuştur.

“Bu gün, sizin dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Size, din olarak Müslümanlığı verip ondan hoşnud oldum” ayeti, Veda hacı sırasında nazil olduğu için Veda hacına, Hacetüt’tamam isminin verildiği de, bildirdilmiştir..

İslâm’ın beş şartından biri olan Hac, hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı. Nazil olan ayet-i kerimede buyuruldu ki: “Orada (Kabe’de) apaçık alametler, İbrahim’in makamı varır. Kim oraya girerse, taarruzdan emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) o Beyt’i hac (ve ziyaret) etmesi, Allahü teâlânın insanlar üzerinde bir hakkıdır, farzıdır. Kim bu farzı inkar ederse, şüphesiz ki, Allahü teâlâ bütün alemlerden müstağnidir.” (Al-i İmran suresi: 97)

Resulullah efendimiz, Allahü teâlânın bu emrini Eshabına bildirdi. O sene hazret-i Ebu Bekir’i üç yüz kişilik bir kafileye hac emiri tayin etti. Bu kafilede bulunan Eshab-ı kiram, hazret-i Ebu Bekir’in emirliğinde Mekke’ye gitti. Bu sırada “Berae” suresinin ilk ayet-i kerimeleri nazil oldu. Burada muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi. Sevgili Peygamberimiz bunu bildirmek üzere hazret-i Ali’yi de Mekke’ye gönderdi.

O zaman Arablar arasında yaygın olan bir geleneğe göre, bir antlaşma yapılır veya yapılmış olan bir antlaşma bozulursa, bunu bizzat yapan veya onun tayin ettiği bir akrabası ilan ederdi. Peygamber efendimiz, bu iş için hazret-i Ali’yi, hac kafilesinin arkasından Mekke’ye gönderdi. Hazret-i Ali kafileye yetişip, birlikte Mekke’ye girdiler.

Hazret-i Ebu Bekir bir hutbe okudu ve hac ibadetini anlattı. Eshab-ı kiram, öğretilen esaslara göre hac yaptılar. Hac ibadeti eda edilirken, hazret-i Ali de Mina’da “Cemre-i Akabe” denilen yerde bir hutbe okudu. Bu hutbesinde;

“Ey insanlar! Beni size Resulullah gönderdi” diyerek söze başladı ve Berae suresinin ilk ayet-i kerimesini okudu. Bundan sonra; “Ben, size dört şeyi bildirmeye memurum” dedi. Bu dört husus şunlar idi:

1- Müminlerden başka hiç kimse Cennet’e giremez.

2- Bu seneden sonra hiçbir müşrik, Kabe’ye yaklaşamayacak.

3- Hiçbir kimse Kabe’yi çıplak tavaf etmeyecek (o zaman müşrikler Kabe’yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi.)

4- Her kimin Resulullah ile antlaşması varsa, müddeti bitinceye kadar muteber olacak. Bunun dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır. Bundan sonra hiçbir müşrik için ahd ve himaye yoktur.”

O günden sonra hiçbir müşrik, Kabe’ye gelmedi ve hiç kimse çıplak olarak Kabe’yi tavaf etmedi. Bu hususlar bildirildikten sonra, müşriklerden çoğu Müslüman oldu. Hac farizası yerine getirildikten sonra, hazret-i Ebu Bekir ve hazret-i Ali, Eshab-ı kiram ile beraber Medine’ye döndüler.

Hicretin onuncu yılında İslâmiyet bütün Arab yarımadasına yayıldı. Arabistan’ın her tarafından insanlar Medine’ye geliyor; Müslüman olmakla şereflenmek, ebedi saadete kavuşmak için birbirleriyle yarış ediyorlardı. Artık Arabistan’da Müslümanlara karşı duracak hiçbir kuvvet kalmamış, İslâmiyet her tarafa hakim olmuştu. Sadece bazı Yahudi ve Hıristiyan kabileleri Müslüman olmamıştı.

Sevgili Peygamberimiz hicretin onuncu yılında, Halid bin Velid’i dört yüz mücahid ile Yemen civarında bulunan Haris bin Ka’boğullarını İslâm’a davet etmek üzere gönderdi. Halid bin Velid hazretleri Resulullah efendimizin emri üzerine, bu kabileyi üç gün üst üste İslâm’a davet etti. Onlar da davete icabet ederek Müslüman oldular.

Yine bu yılda Resul-i ekrem efendimiz, Necranlı hıristiyanlar ile sulh antlaşması yaptı. Bunlardan bazıları daha sonra kendiliklerinden Müslüman oldu. Aynı yıl hazret-i Ali de, Eshab-ı kiramdan üç yüz kişi ile birlikte, Yemen’de bulunan Medlec kabilesini İslâm’a davet etmek için gönderildi. Önce karşı çıkmalarına rağmen, daha sonra Müslüman oldular. Peygamber efendimiz, bu sene, İslâmiyet’in yayıldığı bütün beldelere valiler ve zekat toplamak üzere görevliler (amil, sai) gönderdi.

Hicretin onuncu senesinde Peygamber efendimiz, hac için hazırlanıp, Medine’deki Müslümanlara da hac için hazırlanmalarını emir buyurdu. Medine dışında bulunanlara da haber gönderdi. Bunun üzerine, binlerce Müslüman Medine’de toplandı.

Hazırlıklar tamamlanınca, sevgili Peygamberimiz Zilka’da ayının 25. Günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine’den hareket etti. Server-i kainat efendimiz; “Ey Allah’ım! Bunu bana, içinde riya, gösteriş ve şöhret bulunmayan mebrur ve makbul bir hac kıl” diyerek dua eyledi. İhrama girip, Cebrail aleyhisselamın aber vermesiyle yüksek sesle, telbiye getirmeye başladı. Buna, Eshab-ı kiram da katılınca, yer gök telbiye nidaları ile inlemeye başladı. “Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk! Lebbeyk! La şerike leke lebbeyk! İnnelhamde venni’mete leke vel mülke la şerike lek!…”

Sevgili Peygamberimiz, kesilmek üzere 100 kurbanlık deve götürdü. 10 gün süren yolculuktan sonra, Zilhicce’nin 4. Günü Mekke’ye vardılar. Yemen’den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla, Müslümanların sayısı 124 bini aştı.

Sevgili Peygamberimiz, Zilhicce’nin 8. Günü Mina’ya, 9. (Arefe) günü Arafat’a gittiler. Arafat vadisinin ortasında öğleden sonra, Kusva adındaki devesinin üstünde, Veda Hutbesi’ni okuyup Eshab-ı kiram ile vedalaştılar.

Efendimiz, Veda Hutbesi’ni okuduğu gün, Maide suresinin; “Bugün, dininizi sizin için ikmal eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâmiyet’i vermekle razı oldum…” mealindeki 3. Ayet-i kerimesi nazil oldu.

Peygamber efendimiz, bu ayet-i kerimeyi, Eshab-ı kirama okuyunca, hazret-i Ebu Bekir ağlamaya başladı. Eshab-ı kiram, ağlamasının sebebini sorunca; “Bu ayet-i kerime, Resulullah’ın vefatının yakın olduğuna delalet ediyor. Onun için ağlıyorum” buyurdu.

Resulullah efendimiz, Mekke’de 10 gün kalıp, Veda hacını yaptı ve Veda tavafı yaparak, Medine’ye döndü. Veda hacından sonra Eshab-ı kiram geldikleri yerlere gidip, Resulullah’ın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar.

Hicretin onuncu yılında vuku bulan bir hadise de, peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır. Bunlardan birisi Yemen’de ortaya çıkan Esved-i Ansi’dir. Peygamberimizin emri üzerine Esved-i Ansi, Yemen’deki Müslümanlar tarafından evinde öldürüldü. (Diğeri de Müseylemet-ül Kezzab’dır. Peygamber efendimizin vefatından sonra hazret-i Ebu Bekir, Müseyleme üzerine Halid bin Velid kumandasında bir ordu gönderdi. Müseyleme, Vahşi “radıyallahü anh” tarafından öldürüldü.)

Veda Haccı Ve Hz. Muhammed (s.a.v )’in Son Yılları

Hz. Muhammed 632 tarihinde hac görevini yerine getirmek için 125 bin kişilik bir toplulukla Mekke’ye geldi.

peygamber Müslümanlar’a Kur’an’ın tamamlandığını bildirdi.

Hz. Muhammed’in bu haccına “Veda Haccı”, okuduğu hutbeye de “Veda Hutbesi” denir. Hutbede, Peygamber insanlara Allah’tan başka ilah olmadığını, kadınlara ve kölelere iyi muamele edilmesini, Cahiliye Devri’nden kalma kan davalarından vazgeçilmesini söyledi.

Hz Muhammed Medine’ye döndükten sonra hastalanarak 8 Haziran 632′de 63 yaşında vefat etti.

Arap Yarımadası’nda putperestliksona ermiş İslamiyet yayılmış, siyasal birlik sağlanmış, İslam Devleti’nin temelleri de atılmıştı.

Etiketler:veda haccı veda hacı veda hacci veda haci veda haccı nedir veda haccı kısa bilgi veda haccı nedir vikipedi kısaca peygamberimizin kısaca veda haccı veda haccı ne demektir kısa bilgi veda hacı hutbesi veda hacı kimdir veda hacı veda hubbesi vedaa hacı
Hac: Hac dinî sebeplerle, genellikle dinî önemi olan mekân ve yerlere yapılan ziyaret ve gezi. Hac aynı zamanda İslam dinindeki dinî bir ziyaret barındıran hac ibadetinin özel ismidir.
Hacı Bektaş-ı Veli: Hacı Bektâş-ı Velî (Farsça: حاجی بکتاش والی Hācī Bektāş-ı Vālī; 1209 - 1271), Horasan Nişabur doğumlu bir Türkmen olup asıl adı Seyid Muhammed bin Seyyid İbrahim Ata'dır.
Hacıbektaş: Hacıbektaş, Nevşehir İline bağlı bir ilçedir. Kapadokya'nın önemli merkezlerinden biridir. Doğuda Avanos, batıda Mucur, güneyde Gülşehir, kuzeyde Kozaklı ilçeleriyle çevrilidir.
Hacı Bayram-ı Veli: Hacı Bayram-ı Veli, (Ankara, 1352 - Ankara, 1429), Türk mutasavvıf ve şair. Safevî Tarikâtı büyüklerinden [http://tr.wikipedia.org/wiki/Safeviyye#Hoca_Al.C3.A2_ad-D.C3.AEn_Ali Hoca Alâ ad-Dîn Ali]Erdebilî’nin talebelerinden olan Şeyh Hâmid Hâmid’ûd-Dîn-i Veli'nin müridi ve Bayramîyye Tarikâtı'nın kurucusudur.
Hacı Arif Bey: Hacı Arif Bey (d. 1831, İstanbul - ö. 1885), 19. yüzyılın en önemli Klasik Türk Müziği bestekârlarından biri.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir