Yapısına Göre Sözcükler

addan basit bil bilgi daha genel gibi gin kay siz ya yaz yeni bir yolla Yapısına Göre Sözcükler Yapılara Göre Sözcükler yapılarına göre sözcükler yapısına göre sözcükler ..

Yapılarına Göre Sözcükler

YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

Türkçede sözcükler yapılarına göre üçe ayrılır.

1- Basit sözcükler
2- Türemiş cözcükler
3- Bileşik sözcükler

BASİT SÖZCÜKLER (KÖK)

Yapım eki almamış bir başka deyişle kök anlamı değişikliğe uğramamış sözcüklere denir. Bu tür sözcüklere KÖK de denir. : Ağaç taş çiçek oku kadar….
Türkçe yapım eki almamış yabancı sözcüklerde basit sözcüklerdendir. ; Hürriyet asayiş medeniyet.

TÜREMİŞ SÖZCÜKLER (Gövde)

Kök durumundaki sözcüklerin yapım ekleri alarak yeni anlamlar kazanmış biçimidir. Türeyen sözcüğün anlamının yanı sıra türü de değişebilir.

Söz lük
Top çu
Kay gan

Dilimizde bir kökten türetilen yeni anlamdaki sözcüklere o kökün türevleri denir.

Yaz
Yaz-ı
Yaz-man
Yaz-ar
Yaz-ışma

Bir kökten türemiş sözcüklere gövde denir. Kökten gövde türetildiği gibi gövdeden de türetilebilir.

Bil gi (Kökten türedi)
Bilgi-siz (Gövdeden türedi)
Bilgisiz-lik (Gövdeden türedi)

Dilimizde sözcük türetmesi genel olarak dört yolla yapılır.

1- Addan ad türetme ; su-cu göz-lük aş-çı
2- Addan eylem türetme ; söz-leş su-la yaş-a
3- Eylemden ad türetme ; say-gı dal-gıç gez-gin
4- Eylemden eylem türetme ; aç-ıl söyle-t bil-dir

BİLEŞİK SÖZCÜKLER (Gövde)

İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir anlamı karşılamak için birleşip kaynaşmasıyla oluşan sözcüklerdir. Bileşik sözcükler de gövdedir.

Cumartesi bakakalmak boşboğaz…..

Bileşik sözcükleri oluşturan sözcükler iyice kaynaşmış (bitişik) olabilecekleri gibi gereği kadar kaynaşmamış (ayrı) da olabilir.

Göz-at mutlu-ol göç-et

YAPILIŞLARI YÖNÜNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcükler oluşturulurken değişik sözcük türleri kullanılır. Bileşik adları buna göre inceleyelim.

İki yalın addan yapılanlar ; anneanne anayurt demirbaş
Belirtisiz ad tamlaması biçiminde yapılanlar ; hanımeli aslanağzı
Sıfat tamlaması biçiminde yapılanlar ; Kızılırmak karaciğer
İki eylemden yapılanlar ; gelgit uyurgezer
Bir adla bir eylemden yapılanlar ; söz vermek adam olmak
İki sıfattan yapılanlar ; uzun boylu tok gözlü
Bir adla bir çekimli eylemden yapılanlar ; (cümle biçiminde) güngörmüş ayakbastı
Deyim biçiminde yapılanlar ; gözü dönmüş eli uzun
Ses değişikliği ile yapılanlar ; emretmek hissetmek
Bir adla bir eylemsiden yapılanlar ; başbakan cankurtaran

ANLAMSAL YÖNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcük oluşturulurken kullanılan sözcük her zaman gerçek anlamını korumaz. Çoğu zaman sözcükler anlamlarını yitirirler. Böylece anlamlarında bir kayma da oluşabilir.

Anlamsal yönden bileşik sözcükler dört biçimde oluşur.

1- İki sözcüğün de anlamını yitirmesi ; demirbaş hanımeli
2- İki sözcüğün de anlamını koruması ; dilpeyniri kolsaati
3- Birinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; ateş böceği deve kuşu
4- İkinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; cezaevi düzayak

Türleri yönünden bileşik sözcüklere baktığımızda değişik türlerle karşılaşırız.

Onbaşı Ad

Boşboğaz Sıfat

Birdenbire Zarf

Veya Bağlaç

Eyvah Ünlem

Bakakalmak Eylem

Bileşik sözcükler genellikle ses kurallarına uymaz. Özellikle büyük ve küçük ünlü uyumu bu yüzden bileşik sözcüklerde aranmaz.

Yapısına Göre Cümleler

Yapısına göre cümleler

a) Basit Cümle:
Tek yüklemi bulunan, tek yargı bildiren cümleler yapı bakımından basit cümledir. Basit cümleyi belirleyen tek yüklemin, tek yargının bulunmasıdır. Yüklem dışındaki diğer ögelerin sayısı önemli değildir. Basit cümleler hem isim hem fiil cümlesi olabilir. Türkçede cümleler genellikle basit yapılıdır:
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Yapısında fiil ismi, sıfat-fiil, zarf-fiil veya bu tür kelimelerden yapılmış kelime grupları bulunan cümlelerde bu unsurlar bağımsız yargı bildirmedikleri için, böyle cümleler de yapı bakımından basit cümle sayılırlar:
Bu kadar yolu yaya gitmek zor olabilir.
Gülü seven dikenine katlanır.
Ayaklarını sürüyerek yerine geçti.
b) Birleşik Cümle:
İçinde birden fazla yargının bulunduğu cümleler, birleşik cümledir. Bu yapıdaki cümlelerde esas yargıyı üzerinde bulunduran bir temel cümle ve bu temel cümleyi çeşitli yönlerden tamamlayan yan cümleler bulunur.
Türkçede şartlı birleşik cümle, ki’li birleşik cümle ve iç içe birleşik cümle olmak üzere üç çeşit birleşik cümle vardır:
Şartlı birleşik cümle: İçinde şart kipi bulunan cümledir. Şart kipi, diğer fiil çekimlerinden farklı olarak bitmiş bir hareket göstermez, bir yargı ifade etmez. Bu sebeple şart kipiyle bağımsız bir cümle yapılamaz.
Bu yapıdaki cümlede şart kipini taşıyan yardımcı cümle önce, temel cümle sonra gelir. Şart cümlesi temel cümleyi genellikle şart, zaman, sebep, benzetme gibi anlamlarla tamamlar ve temel cümlenin zarfı olur:
Derslerine düzenli çalışırsan sınıfını kolay geçersin.
Pazar günü hava güzel olursa gezmeye gideceğiz.
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.”
(Yahya Kemâl)

Ki’li birleşik cümle: Farsçadan dilimize giren ki bağlama edatıyla yapılan birleşik cümledir. Ki edatı, çekimli bir fiilden sonra gelince bağlama edatı olur. Bu cümlelerde ki edatına kadar olan kısım asıl unsur; ki edatından sonraki unsur yardımcı unsurdur. Bu sıralanış Türkçeye aykırıdır. Ki edatı çıkarılınca cümle Türkçedeki sıralanışa uyar:
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini. (Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.)
Öyle insanlar vardır ki yaptıkları iyilikleri her fırsatta söylemekten zevk duyarlar. (Yaptıkları iyilikleri her fırsatta söylemekten zevk duyan insanlar vardır.)
Ki’den önceki unsurun isim olması hâlinde ki, yardımcı cümleyi asıl cümleye bağlamaz, asıl cümlenin yüklemini onun isim unsuruna bağlar. Böyle cümlelerde söylenmese de anlamda bir değişiklik olmaz:
Limon ki bol vitaminli bir meyvedir, kışın yetişir. (Limon bol vitaminli bir meyvedir, kışın yetişir. / Bol vitaminli bir meyve olan limon kışın yetişir.)

İç içe birleşik cümleir cümlenin herhangi bir görevle başka bir cümlede yer almasıyla meydana gelen birleşik cümledir. Araya giren cümle, temel cümledeki anlamı tamamlayan yardımcı cümle olarak nesne veya diğer unsurlardan birinin parçası olur:
Edebiyat öğretmeni içinizde “Han Duvarları”nı okuyan var mı, dedi.
Hayır, o değil, şu uzun boylu adam, dedi.
c) Bağlı Cümle:
Birden fazla cümlenin fakat, ama, ancak, lâkin, ve, veya gibi edatlarla bir özneye bağlanarak oluşturduğu cümledir. Her biri bağımsız cümle olan bu cümleler arasındaki ilgi, bağlama edatlarıyla kurulmakta ve pekiştirilmektedir:
Konuşmayı erken öğrendim ama susmayı öğrenmem için yaşlanmam gerekti.
Ölmek kaderde var,bize üzüntü vermiyor
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.
ç) Sıralı Cümle:
Tek başına bağımsız yargı bildiren iki veya daha fazla cümlenin bir anlam bütünlüğü içinde sıralanmasıyla kurulan cümlelerdir. Yüklemleri çekimli fiil olan sıralı cümleler, birbirinden virgül veya noktalı virgülle ayrılır:
Alacağını tahsil etmek için önce telefon etmiş, sonra biriyle haber yollamış, olmayınca kendisi gitmek zorunda kalmıştı. Bu sıralı cümlede yargı taşıyan telefon etmiş, haber yollamış, zorunda kalmış yüklemlerini birbirine bağlayan –tı, kip ekidir. Sıralı cümlede önceki yargılarda bu ek tekrarlanmayıp son yargıya doğru bir bağımlılık sağlanır. Böylelikle cümlenin bitmediği de hatırlatılmış olur.
Aradaki ilginin ortak cümle ögeleriyle sağlandığı sıralı cümleler bağımlı sıralı cümle; ilginin sadece anlam yönüyle kurulduğu cümleler bağımsız sıralı cümledir:
Çetin, kantinde bizi bekliyormuş, hemen yanımıza geldi, kolumuzdan tutup masasına götürdü. (Özne, ortaktır.)
Öğretmeni Aysel’i çağırıyordu; Aysel hiç oralı değildi

Yükleminin Türüne göre cümleler
a) Fiil Cümlesi:
Yüklemi çekimli bir fiil veya fiil grubu olan cümle, yükleminin türüne göre fiil cümlesidir. Her türlü hareket, iş, oluş fiil cümleleriyle karşılandığı için fiil cümleleri isim cümlelerine göre daha çok kullanılır.
Yükleminin geçişli fiil olması durumunda, fiil cümlelerinde cümlenin bütün ögeleri bulunabilir. Fiil geçişsiz olursa cümlenin nesnesi olmayacaktır.
“İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda.”
(Orhan Veli)
Başlarını göklere çarpmaktan, genellikle cüceler korkar.
(Cenap Şahabettin)
Allah size bir yüz vermiş; bir tane de siz eklemeyin.
(Shakespeare)
Mum, dibine ışık vermez
(Atasözü)
b) İsim Cümlesi:
Yüklemi ek-fiille çekimlenmiş bir isim veya isim grubu olan cümleler, yükleminin türüne göre isim cümlesidir.
İsim cümleleri, genellikle özne ve yüklemden oluşur. İsim cümlelerinin olumsuzunu yapmak için değil ve yok kelimeleri kullanılır. Ağzı var, dili yok.
“Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır.”
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)
“Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin.
Benim doğduğum köyler de güzeldi.”
(Cahit Külebi)
“Ölmek değildir, ömrümüzün en feci işi
Müşkül budur , ölmeden evvel ölür kişi”
(Yahya Kemal)
Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.

Yükleminin yerine göre cümleler

Yüklemin cümle içindeki yerine göre iki çeşit cümle vardır.
a) Kurallı (Düz) Cümle:
Türkçede asıl unsurlar sonra, yardımcı unsurlar önce geldiği için cümlenin en önemli ve asıl ögesi olan yüklem genellikle cümlenin sonunda yer alır. Yüklemi sonda olan cümle, kurallı cümledir. Cümlede özellikle belirtilmek istenen unsurlar yükleme yaklaştırılır:
Kayıhan, / bu akşam / pencerenin önünde / oturuyordu.
Kayıhan, / pencerenin önünde / bu akşam / oturuyordu.
Bu akşam / pencerenin önünde / Kayıhan / oturuyordu.

b) Devrik Cümle:
Yüklemi sonda olmayan cümle, devrik cümledir. Devrik cümlelere daha çok şiir dilinde rastlanır. Günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve deyimlerde de zaman zaman devrik cümleler görülür. Cümlede yüklemin dışındaki ögelerin yer değiştirmesi durumunda cümlenin kurallılığı bozulmaz. Ancak yüklemin yeri değişirse cümle devrik olur:
“Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel.”
(Âşık Veysel)
“Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.”
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Sensiz kaldım bu yerde.
Gülme komşuna, gelir başına.
Çocuktan al haberi.

Anlamına göre cümleler
Anlamına göre üç çeşit cümle vardır.
a) Olumlu Cümle:
Yargının gerçekleştiğini bildiren cümleler, olumludur. Bu cümlelerin yüklemi varlık, olma veya bulunma bildirir:
Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olur.
(Atasözü)
Gerçek belirince yalan ortadan kalkar.
(Atatürk)
Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır.
(Seneca)
Beklediğimiz haber, nihayet geldi.
Yapısı bakımından olumsuz görünen bazı cümleler anlam bakımından olumludur. Cümlede iki olumsuz unsurun bulunması cümlenin anlamını olumlu yapar:
Nasıl cevap vereceğini bilmiyor değildi.(=biliyordu)
Allah’tan korkmayan yoktur.(=herkes korkar)
Yapı bakımından olumsuz bazı cümleler soru yoluyla olumlu bir anlam kazanabilir:
Siparişlerinizi getirmez olur muyum. (=getiririm)
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan değil midir?
b) Olumsuz Cümle:
Yargının gerçekleşmediğini, yapılmadığını bildiren cümleler, anlam bakımından olumsuzdur.
Fiilden fiil yapan –ma-, -me- olumsuzluk eki, değil edatı ve yok keli*mesi cümleleri olumsuz yapan unsurlardır:
Bundan sonra kimseyi kandırmayacak.
“Bu güler yüzlü adam ben değilim.”
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Cebimde beş kuruş para yok.
Yapı bakımından olumlu olan bazı cümleler soru ekiyle olumsuz bir anlam kazanabilir:
Matematik sınavından 95 almak kolay mı? (Kolay değil.)
Babamın yanında hiç, sigara içebilir miyim? (İçemem.)

ne……ne bağlama edatıyla kurulan cümleler de anlam bakımından olumsuzdur. Cümlede bu unsur varsa yüklem mutlaka olumlu olmalıdır:
“Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar.”
(Necip Fazıl)
Ne sevenim var ne soranım var.
c) Soru Cümlesi:
Herhangi bir şeyi öğrenmek için soru unsurlarıyla kurulan cümleler, soru cümlesidir. Soru cümleleri genellikle, soru eki mı (mi, mu, mü) ile yapılır. Ayrıca hani, hangi, kim, kaç, nasıl, ne, neden, niçin gibi soru kelimeleriyle de soru cümleleri kurulur.Soru cümlesi olumlu veya olumsuz olabilir:
Doktor içeride mi?
Hangi konuyu anlamadınız?
Niçin bu kadar geç kaldınız?
Yeni sınav yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Üniversitemizi nasıl buldunuz?

Cümlede soru eki hangi kelimeden sonra gelirse onu sorar:
Aybars dün arabasıyla geldi mi?
Aybars mı dün arabasıyla geldi?
Aybars dün mü arabasıyla geldi?
Aybars dün arabasıyla mı geldi?

Yapılarına Göre Diller

Yapılarına Göre Diller
yeryüzündeki diller – dillerin sınıflandırılması – dil nasıl doğmuştur – tek heceli diller – çekimli diller – eklemli diller

Her milletin, her kavmin kendine göre bir anlaşma sistemi olduğu gerçeğinden yola çıkarak, dünyada ne kadar kavim varsa o kadar dil vardır diyebiliriz. Nitekim, bugün ölü olan dillerle birlikte yeryüzünde yaklaşık olarak üç bin civarında dilin varlığından bahsedilmektedir. Ancak nüfus itibariyle yüz milyondan fazla kişi tarafından konuşulan dilleri saymak istersek bu sayının parmakla sayılabilecek kadar azalacağı görülecektir.

1. Tek heceli diller

Bu gruptaki dillerde, kelimeler, bir heceden oluşmaktadır. Cümleyi meydana getiren kelimeler, ek almazlar ve şekil değişikliğine uğramazlar. Bu dillerde kelimenin görevi cümle içindeki sırasından ve vurgusundan anlaşıldığı için çok zengin bir vurgu ve tonlama sistemi vardır. Kelime çeşitleri özel seslerle ayırt edilmediği için aynı kelime yerine göre hem isim , hem sıfat, hem fiil, hem edat,… olabilmektedir. Çince ve Tibetçe bu grubun tipik dillerindendir. Bazı Himalaya ve Afrika dilleriyle Endenozya dilleri ve Vietnam dili de bu gruba dahil edilir.

Bu dillerde “birleşik kelimeleri oluşturan kelimeler bile biri birinden ayrı yazılır: Vo yav kan şu. Çince bu cümle kelime kelime şöyle çevrilebilir: Ben istemek bakmak kitap. Bu cümleyi Türkçe olarak söyleyecek olursak şöyle düzenleriz: Ben kitap okumak istiyorum. Dien sı ci: Elektrik görme cihaz. Bu üç kelimeden kurulmuş söz televizyon anlamındadır.”

Anlam Özelliklerine Göre Sözcükler

Anlam Özelliklerine Göre Sözcükler

Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler :

Bir sözcük, duyu organlarından biri yoluyla algılanabilen bir varlığı gösterirse “somut anlamlı”, duyu organları yoluyla algılanamayıp da zihinde var olan kavramları gösterirse “soyut anlamlı” sözcük adını alır. Örnek :


aç, taş, hava, ses, koku, çiçek. (somut anlam)

Mutluluk, Sevgi, korku, kin, dostluk, insanlı
k. (soyut anlam)

Somut ve Soyut Anlamla İ
lgili Uyarılar :

Bir sözcük temel anlamı
yla somutken cümlede kazandığı anlamıyla soyut olabilir.

Bu yüzden sözcükler somutluk soyutluk yönünden değ
erlendirilirken cümle içinde kazandığı anlama göre değerlendirilir. Örnek :

Sözgelimi “hava” sözcüğ
ü dokunma duyusuyla ilgili somut bir anlam taşırken “Eski eşyalar salona ayrı bir hava vermiş.” cümlesinde soyut bir anlam kazanacak şekilde kullanılmıştır.

Aktarma yoluyla somut anlamlı
bir sözcük bir somut anlam daha kazanarak kullanılabilir. Örnek :

Organ adı
olan somut anlamlı “ayak” sözcüğü, “sıranın ayağı, masanın ayağı, köprünün ayağı” gibi kullanımlarda yeni bir somut anlam kazanmıştır.

Soyut bir kavramı
n gözle görünür kılınması için somut anlamlı bir sözcükle anlatılması söz konusu olabilir. Bu duruma somutlama denir. Örnek :

Bu sözlerin onu kı
rmış. (“Üzmek”,”kırmak” la somutlaştırılmıştır.)

Sanki bakış
larıyla bizi eziyordu. (“aşağılayıp, küçümsemek”,”ezmek” le somutlaştırılmıştır.)

Kanunları
çiğnemek suçtur.

(“ihlal edip, uymamak”, “çiğ
nemek” sözcüğüyle somutlaştırılmıştır.)

Deyimlerimizin bir bölümü somutlamaya örnektir. Örnek :
Öküz altı
nda buzağı aramak (Akla uymayan bahanelerle suç ve suçlu bulma çabası)

Öp babanı
n elini (beklenmedik bir durum)

Örümcek kafalı
(geri düşünceli, yenilikleri kabul etmeyen)

Soyut anlamlı
bir sözcük cümle içinde bir soyut anlam daha kazanarak kullanılabilir. Örnek :

Karnı
m henüz doymuş değil. (soyut-temel anlam)

Ömrü boyunca okudu, hala okumaya doydu diyemem. (Soyut-mecaz anlam)
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcükler :

E
ş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaş Sözcükler)

Aynı
varlığı, nesneyi ya da kavramı gösteren sözcüklerdir. Aslında hiçbir dilde birbirinin tıpatıp aynısı olan eş anlamlı sözcük yoktur. Bu tür sözcüklerin ilk bakışta anlamlarının aynı olduğu sanılır. Fakat çok ince bir anlam ayrılığı vardır. Bugün dilimizdeki “çevirmek, döndürmek”, “yollamak, göndermek”, “bıkmak, usanmak” sözcükleri görünüşte eş anlamlı sayılabilir. Fakat aslında bu sözler ayrı köklerden türemiş ve anlamca birbirine çok yaklaşmış olan sözcüklerdir. Örnek : İri – büyük – kocaman / Bitmek – tükenmek / Cihan – dünya – alem
Üzüntü – gam – keder / Diyar – ülke

Yakı
n Anlamlı Sözcükler

Anlamca aynı
değil de birbirine benzer ve yakın olan sözcüklerdir. Dilimizde eş anlamlılıktan çok yakın anlamlılık daha yaygın bir kullanıma sahiptir. Eş anlamlı sözcüklerde anlam eşitliği varken (sesteş-eşsesli, uğraşmak-didinmek vb.) yakın anlamlı sözcüklerde anlamca yakın olma özelliği vardır. Örnek: Sözünü onaylamadığım için bana darıldı.

Toplantı
ya çağrılmazsa bize gücenir.

UYARI
Sözcüklerin e
ş ya da yakın anlamlı olup olmadıkları cümle içindeki kullanımlarıyla belirlenir. Örneğin, “ak-beyaz” ve “siyah-kara” sözcükleri tek başlarına kullanıldıklarında eş anlamlıdırlar. Fakat “Ak akçe kara gün içindir.” gibi bir kullanımda “ak ve kara” sözcüklerinin eş anlamlısı “beyaz ve siyah” değildir.

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler :

Anlamları birbirine karşıt olan kavramları bildiren sözcüklerdir. Birbirine karşıt yargılar verilirken karşıt anlamlı sözcüklerden yararlanılır. Bu açıklamadan şu anlam çıkar. Karşıtlığın oluşabilmesi için, sözcüklerin uç noktalarda bulunma zorunluluğu vardır.

Sözgelimi “ya
şam – ölüm” iki uç noktada bulunduğu için karşıt anlamlıyken “zayıf – dolgun” yaklaşık karşılığı gösterir ve uzak anlamlı olarak kabul edilir. Örnek :

Gülmek – ağ
lamak / Dar – geniş / Er – geç / Alçak – yüksek / Sert – yumuşak

UYARI
Bir sözcüğ
ün olumsuz kullanılmış şekli onun karşıt anlamını oluşturmaz.

Sözgelimi “oturmak” sözcüğ
ünün karşıtı “oturmamak” değil “kalmak” tır.

Bir sözcüğ
ün karşıt anlamlısını o sözcüğün cümle içinde kazandığı anlam belirler.

“zor – kolay”
Midesinden zoru var. (Bu cümlede “kolay” ı
n karşıtı değildir.)

Bu ders oldukça zormu
ş. (Bu cümlede “kolay”ın karşıtıdır.)

Kar
şıt anlamlılık ilişkisi “ad, sıfat, zarf ve eylem” türündeki sözcükler arasında olabilir.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler :

Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere “sesteş” sözcükler denir. Örnek :

Yüzünde kan lekesi vardı
. – Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay’a bu ay yeni bir uzay aracı
gönderilecekmiş. – Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayı
m. – Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Seste
ş Sözcüklerle İlgili Uyarılar :

Seste
ş, sözcüklerde kimi zaman yalnızca anlam ayrılığı, kimi zaman da hem anlam hem de tür ayrılığı söz konusu olur. Örnek :

Saçı
ndaki kır çektiği acıları gösteriyor. Hem anlam, hem de tür

Elindeki bardağı
düşürüp kırdı. farklılığı söz konusudur.

Ayakkabı
sının bağı çözülmüş. Yalnızca anlam farklılığı

Bağ
a girdik, üzüm topladık. söz konusudur.

E
ş seslilik çoğu kez çok anlamlılıkla karıştırılmaktadır. Oysa sesteşlikte, sözcüğün kazandığı her farklı anlam temel anlam olup bu temel anlamlardan birine bağlı olarak ortaya çıkan yan ya da mecaz anlamlar sesteşlik değil çok anlamlılık olarak adlandırılır. Örnek : Gemideki tayfalardan biri kara göründü diye bağırdı.

Kara gecede bir tek yı
ldız bile yoktu.

Cümlelerinde geçen “kara” sözcükleri e
ş seslidir.

“Kara yazı
m gene değişmedi” cümlesinde “kara” sözcüğü bunların sesteşi değil, renk “kara” ya bağlı olarak yapılmış bir çok anlamlılıktır.

E
ş sesli sözcüklerle “ortak kökler” karıştırılmamalıdır. Çünkü ortak kökler arasında bir anlam yakınlığı varken, sesteş sözcükler arasında hiçbir anlam yakınlığı yoktur. Örnek :

boya Renkli boya, Duvarı
boyadı. Al bir ata binmişti.

eski Eski elbise, Araba eskidi. Ortak kök Bana da gömlek al. Seste
ş

Barış
Barış yapıldı, Yakında barışırlar. Kır at yarışmaya giremedi.

Şunu da çöpe at.

Seste
ş bir sözcüğün iki farklı anlamını da düşündürecek biçimde kullanılmasıyla oluşan sanata tevriye denir. Örnek :
Ak gerdana bir ben gerek. (Siyah nokta, I. Tekil kişi)

Ulusun, korkma nası
l böyle bir imanı boğar. (Yüce – büyük, bağırıp ulumak)

Seste
ş sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla oluşan sanata cinas denir. Örnek :
Geçtikçe bembeyaz giyinenler üçer beşer

Gördüm ki ahiret denilen yerdedir be
şer.

Özel ve Genel Anlamlı Sözcükler :

Sözcüklerin özel ve genel anlamlığı karşıladıkları kavramların kapsamlılığıyla ilgilidir. Anlamları sınırlı olan, kavramları tek tek ya da küçük parçalar halinde gösteren sözcükler özel anlamlıyken, aralarındaki ortak özelliklere göre daha çok varlığı gösteren, aynı türden kavramları topluca düşündüren sözcükler genel anlamlıdır.

UYARI
Genel anlamlı
bir sözcük, cümle içinde genel anlamıyla da dar anlamıyla da kullanılabilir.

Çocuğ
un bilinçlenmesinde kitap önemlidir. (genel anlamlı)

Elinde kalı
n bir kitap vardı. (dar anlamlı)

Nicel ve Nitel Anlamlı Sözcükler :

Bir sözcük, herhangi bir şeyin, sayılabilen, ölçülebilen, artıp azalabilen durumunu bildirirse nicelik anlamlı olur.

Sözgelimi “Elinde büyük bir paket vardı
.” cümlesinde “büyük” sözcüğü paketin ölçülebilen durumunu gösterdiği için nicel anlam taşır. Örnek :

Bu i
şten iyi para kazandı. (Paranın miktarını gösterir, nicel anlamlıdır.)

Evin geni
ş bir salonu vardı. (Salonun ölçülebilen özelliğini gösterir.)

Bahçede büyük bir kalabalı
k vardı. (Kalabalığın sayılabilen durumunu gösterir.)

Bir sözcük herhangi bir
şeyin nasıl olduğunu, ne durumda bulunduğunu özelliğini gösterirse nitel anlamlı olur. Örneğin :

“Kapı
da kırmızı bir araba vardı.” cümlesinde ” kırmızı sözcüğü arabanın sayılabilen, ölçülebilen durumunu değil de”nasıl olduğunu, rengini, özelliğini” gösterir, nitel anlam taşır.

UYARI
Aynı
sözcük farklı cümlelerde nicelik ya da nitelik gösterebilir. Bu değişme çok anlamlılığın bir sonucudur.

Kapı
yı küçük bir kız açtı. (nicel anlamlı)

Beni küçük dü
şürmekle ne kazandın? (nitel anlamlı)

Derin bir kuyudan su çekerdik. (nicel anlamlı
)

Edebiyatı
mızın derin bir yazarıydı o. (nitel anlamlı)

Anlam Değişimlerine Göre Sözcükler

Anlam Daralması :

Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğ
ün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi “oğ
ul” sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

“Erik” sözcüğ
ü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi :

Bir varlığı
n bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; “alan” sözcüğü, “düz ve açık yer” anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak “iş, meslek, araştırma-inceleme” anlamlarını da kazanmıştır.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması)

Sözcüğ
ün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

“sakı
nmak” sözcüğü Eski Türkçe de “düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek” anlamını içerirken sonraları “tehlikeden uzak durmak” anlamına geçmiştir.

Ba
şka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir. Örnek :

Kötü İ
yi .
Mareşal (nalbant) Mareşal (Ordudaki en yüksek rütbe)

İ
yi Kötü .

Canavar (Canlı
) Canavar (cana kıyan, yaban hayvanı, acımasız)

Deyim Aktarmaları
Araları
nda çeşitli yönlerden ilgi bulunan iki şey arasında benzerlik ilişkisi yoluyla, birinin adını diğerine veren anlamlandırmaya deyim aktarması denir.

Deyim Aktarması
şu yollarla yapılır :

1. Vücut parçaları
ve organ adlarının doğaya aktarılmasıyla. Örnek :

Ba
ş (vücut parçası, organ adı temel anlam)

Yoku
şun başı – Toplu iğnenin başı – İki baş soğan – Dağ başı – Başa güreşmek

2. İ
nsanla ilgili özelliklerin insan dışındaki varlıklara aktarılması yoluyla. Örnek :


lamak (gözyaşı dökmek temel anlam)

Gökyüzündeki bulutlar, ağ
lıyordu bu ölüme.

3. Doğ
ayla ilgili özelliklerin insana aktarılmasıyla. Örnek :

Değ
nek (bir tür sopa temel anlam)


yman a zalımlar kıyman

Kör karı
nın bir değneği (oğul)

4. Doğ
ayla ilgili özelliklerin yine doğaya aktarılması yoluyla. Örnek :

Minik fare kükredi. (Aslana ait “kükreme” özelliğ
i fareye aktarılmış.)

Deniz bütün gece kudurdu. (Köpeğ
e ait “kudurma” özelliği denize aktarılmış.)

5. Duyu aktarması
yoluyla. Örnek :

Acı
(tadı ağzı yakan, tatma duyusuna ait olan)

acı
soğuk (dokunma duyusuna aktarılmış)

acı
çığlık (işitme duyusuna aktarılmış)


cak (dokunma duyusuyla ilgilidir)


cak bakış (görme duyusuna aktarılmış)


cak konuşma (işitme duyusuna aktarılmış)

Ad Aktarması
Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı
güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, “düz değişmece” de denir. Örnek :

Beyaz Saray bu olaya sı
cak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı
(İçindeki odun – kömür)

Çankaya bu yasayı
onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğ
renciler)

Mozart’ı
severim. (Mozart’ın bestelerini)

Doğ
u kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Argo
Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandı
rarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

Okutmak (elden çı
karıp – satmak)

racon (adet – usül)
şabanlık (aptallık – sersemlik)
keklemek (kandı
rmak – aldatmak)

Erkekler İçin Boylarına Ve Yapılarına Göre Giyim Önerileri.

Erkeklerin Yapılarına Göre Giyim Önerileri
Erkeklerin Boylarına Göre Giyim Önerileri

Uzun boylular
1. Boyuna çizgili takımlar kullanılmamalı.
2. Kurvaze takımlar idealdir.
3. Sivri burunlu ayakkabılar giyilmemeli
4. Serbest giyim günlerinde pötikareli, tüvit ceketler kullanılabilir.
5. Gömlek yakaları sivri ve uzun olmamalı
6. Duble paçalı pantolonlar kullanılmalı
7. 3’lü konbinler kullanılmalı.(Ceket, pantolon ayrı renklerde ve bunlara uyan bir gömlekle kullanılmalı)

Kısa boylular
1. Boyuna ince çizgili takımlar giyilmeli
2. Düz koyu renkler kullanılmalı
3. Ceketler bele oturmalı, kare omuzlar olmalı, ceketler ya 2 ya 3 düğme olmalı.
4. Uzun ceketler giyilmemeli
5. Boyuna ince çizgili gömlekler tercih edilmeli
6. Paçaları aşağı doğru daralan pantolonlar giyilmeli. Duble paça kullanılmamalı.
İri yapılı erkekler
1. Koyu renkte takımlar ve boyuna çizgili takımlar tercih edilmeli
2. Kalın kumaşlardan yapılmış her türlü giysiden uzak durulmalı
3. İstendiği taktirde kemer yerine askı kullanılabilir.

Minyon yapılı erkekler
1. Genelde bele oturan kuplarda ceketler giyilmeli
2. Ceket kolları katiyen uzun olmamalı
3. Bol, dökümlü kazak ve gömleklerden uzak durulmalı
4. Pantolonların paçaları aşağı doğru daralarak inmeli
5. Gömlek yakaları ve manşetleri geniş olmamalı
6. Kravatta çok büyük desen kullanılmamalı

Etiketler:yapılarına göre sözcükler yapısına göre sözcükler yapılara göre sözcükler yapılarına göre cümleler örnekleri yapılarına göre kelimeler gövdeden türemiş ol kökünden birleşik kelime yapilarina göre sözcükler yapılara göre kelimeler cümle biçiminde oluşan birleşik sözcükler yapıların göre sözcükler kelimenin yapısına ayrılmış sözcükler kelimenin yapısına ayrılan kelimeler yapısına göre kelimeler basit türemiş bileşik ile ilgili cümleler bir metin üzerinde basit türemiş sözcükleri inceleyelim yapısına göre sözcüklere cümleler yapısına göre kelimelere örnekler YAPILARINA GÖRE SÖZCÜK TÜRLERİ yapılarına göre türemiş kelimeler cümleler örnekler sözcükleri yapısına göre türlerini
Görele: Görele, Türkiye Cumhuriyeti, Giresun ilinde bir ilçe ve ilçe merkezi olan sahil kasabasının adıdır.
Görelilik kuramı: * Genel görelilik kuramı
Görevimiz: Tehlike (film): Mission: Impossible 1996 yapımı, Türkiye'de Görevimiz Tehlike ismiyle gösterilmiş 60'lı ve 70'li yılların Mission İmpossible isimli televizyon dizisinden yola çıkarak çekilmiştir.
Gore Verbinski: Gregor "Gore" Verbinski (doğum:16 Mart 1964) Amerikalı film yönetmeni ve yazarıdır.
Gore Vidal: Eugene Luther Gore Vidal (d. 3 Ekim 1925 — ö. 31 Temmuz 2012), ABD'li romancı, oyun yazarı, deneme yazarı, senarist ve siyasi aktivist.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir